Haber Detayı

‘İran’a saldırıyı önlemek için bütün imkanları kullanıyoruz’
Gündem aydinlik.com.tr
21/02/2026 22:00 (3 saat önce)

‘İran’a saldırıyı önlemek için bütün imkanları kullanıyoruz’

Dünyanın sistem arayışında olduğunu belirten TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş ‘Amerikan hegemonyası, kanaatimce geride kaldı.’ dedi. Gazetecilerle buluşan Kurtulmuş, bölgedeki ve dünyadaki gelişmelerden, Komisyon Raporu’na kadar birçok konuda soruları yanıtladı

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, medya kuruluşlarının genel yayın yönetmenleriyle İstanbul’daki Filizi Köşk’te düzenlenen iftar programında bir araya geldi.

Suriye’deki gelişmelerin olumlu yönde ilerlediğini vurgulayan Numan Kurtulmuş, konuşmasının önemli bir kısmını Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu çalışmalarına ayırdı.

Komisyon’un nihai raporu hazırlayarak çalışmalarını tamamladığını söyleyen Kurtulmuş “Öncelikle şunu ifade etmek isterim ki çok kolay bir süreç değildi. 5 Ağustos’tan itibaren 21 toplantı yaptık.

Bu toplantıların hepsinde partilerin oldukça yapıcı bir şekilde hareket ettiğini ifade etmek isterim.

Her toplantı öncesinde yoğun arka kapı diplomasisiyle toplantılar gerçekleştirildi.” dedi.

Raporun bundan sonra atılacak adımlar için mihenk taşı, bir çerçeve olacağını belirten Kurtulmuş, “Özellikle 6. ve 7. bölümde ortaya konulan teklifler tamamıyla tavsiye niteliğindedir ve bundan sonra buna imza atmış olan siyasi partiler bir araya gelerek, özellikle yasal düzenlemeler konusunda neler yapılabileceğini oturup müzakere edecekler, konuşacaklar ve sonuçta yine ümit ederim ki bütün partilerin altına imza atacağı düzenlemeler gerçekleşir.” diye konuştu.

Sürecin sonuca ulaşmasının, bölgemizin ve dünyanın içinde bulunduğu dönem açısından önemli olduğunu vurgulayan Kurtulmuş, şöyle sürdürdü: ‘VENEZUELA’DA YAŞANANLAR ALARM ZİLLERİ ÇALDIRMALI’ “Amerika ile İran arasındaki sürtüşme belli.

Amerika, her an saldırır-saldırmaz yorumları yapılıyor.

Ama bütün bu gelişmeler, Gazze’deki gelişmeler, başka ülkelerdeki gelişmeler ve özellikle Venezuela Devlet Başkanının bir gece yatağından kaldırılarak başka bir ülkeye götürülmesiyle birlikte başlayan süreç, hepimize alarm zillerini çaldırması lazım.

Aslında dünya, kural bazlı, ilkelerin olduğu bir uluslararası sistemden, sadece güçlünün, kuvvetlinin sözünün geçtiği bir dünyaya doğru gidiyor.

Bu son derece tehlikeli, zaten kırılgan olan dünya sisteminin daha da kırılgan hale gelmesini mümkün kılacak bir gelişmedir.

Artık gelişmeler sadece dünyanın bir tek yerinde değil, en sakin yerlerden birisi olduğunu düşündüğümüz Grönland’ı bile etkileyecek, onlara bile birtakım tesiri olabilecek bir çerçeveye oturdu.

Onun için bu süreçlerde Türkiye hem kendi ayaklarını sağlam bir şekilde yere basmak zorunda, içerideki bütün farklılıklarını ortak bir anlayışla bütünleştirmek durumunda hem de bölgesinde var olan çatışmaları ortadan kaldırmak için güçlü inisiyatifler kullanmak mecburiyetindedir.” ‘BÜTÜN DÜNYA YENİ SİSTEM ARAYIŞINDA' Dünya ölçeğinde mevcut sistemin bittiğine yönelik yapılan tartışmalar sorulan Kurtulmuş, şunları söyledi: “Esas mesele, güç dengeleri meselesi. 1991 sonrası Soğuk Savaş’ın sona ermesiyle birlikte Vestfalya sistemi tarihe geçti. 1991’den sonra kurulan sistem, Sovyetlerin çökmesiyle birlikte kurulan sistem, Amerikan hegemonyası, kanaatimce o da geride kaldı.

Bakmayın bu kadar yüksek sözle konuştuklarına.

Şimdi yeni bir sistem arayışı içerisinde bütün dünya.

Zaten bu kadar üst perdeden tartışmaların olması, bu kadar kural dışı sözlerin ortaya konulmasının sebeplerinden birisi de bu.

Dünyada birden fazla güç merkezi ve öyle geçmiş dönemlerle kıyasladığınızda da çok daha güçlenmiş olan merkezler var.

Örneğin Çin, Hindistan, bütün savaş dolayısıyla gücü kırılmış görülse de Rusya, Türkiye’nin de merkezinde olduğu bu coğrafya, Afrika’da bazı ülkeler. ‘BÜYÜK GÜÇ DEĞİŞİMLERİNDE BÜYÜK HARPLER OLUYOR’ “Dolayısıyla herhangi bir bölgenin, herhangi bir kıtanın tek başına yönetebileceği bir dünyanın olmadığı kanaatindeyim.

Çok zor...

Büyük güç değişimlerinde büyük harpler, darplar oluyor.

Demokrasi ve demokrasi karşıtlığı arasındaki bir başka paralellik de şudur.

Bir akıl bütün bu gerilimleri savaşsız çözmeye çalışıyor.

Bir akıl da ‘hazır buraya kadar geldi, savaşla çözelim, elimizde ne kalırsa, hatta aramızda bazı yerleri paylaşalım eski dönemlerde olduğu gibi, bir bölüşüm siyaseti olsun.’ Benim kanaatim esas bunun üzerinde demokrasi ve otokrasi üzerinde bir çatışma, önümüzdeki dönemin belirleyicisi olacaktır.

Bizim de hele hele bugünkü dünya sistemi içerisinde güçlü demokrasileri savunmaktan başka bir şansımız yoktur.” ‘GÜVENLİK  KUVVETLERİNİN KARARLILIĞIYLA BU NOKTAYA GELDİ’ Süreçte ne kadar yol alındığı, ne kadar yol kaldığı sorulan Kurtulmuş, “Çok mesafe aldık.

Anadolu’nun her yeri, Doğu Anadolu’nun en ücra köşelerinde bile insanlar daha evvel çıkamadıkları, gidemedikleri yaylalarına, mezralarına çok rahat gidiyorlar.

Bütün bunlar çok şükür sahada uzun bir süredir, güvenlik kuvvetlerinin de böyle cesareti, dirayeti, kararlılığıyla bir noktaya geldi.” dedi.

KRİTİK EŞİK: TESPİT En önemli konulardan birinin terör örgütünün İmralı’dan gelen açıklamaya uyması olduğuna dikkat çeken Kurtulmuş, şöyle devam etti: “Silahların hepsinin teslim edilmediğini biliyoruz, örgüt elemanlarının bir kısmı başka yerlere belki geçtiler ama onun için biz raporumuza ‘kritik eşik’ diye bir ifade koyduk.

Örgütün tamamıyla, hakikaten kendisini tasfiye ettiğinin, silahları tamamıyla bıraktığının tespit edilmesi Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin işi değil.

Bu, devletin güvenlik birimlerinin yapacağı bir şey ve bunu raporlayarak, bununla ilgili de yürütmenin içerisinde bunu takip edecek bir organizasyonun olmasını tavsiye ettik.

Bunların da gözetimiyle birlikte sürecin iyi bir şekilde işleyeceğini düşünüyorum.

Kaldı ki steril bir ortamda bu konuyu konuşmuyoruz, hiçbir zaman steril bir ortamda konuşmadık. 50 yıldır bu mücadele verilirken, bu mücadele içerisinde terör gruplarına, sadece PKK’yı kastetmiyorum, IŞİD’inden bilmem kimine kadar bütün bu terör gruplarına kimlerin ne silahlar verdiği, kimlerin ne istihbarat destekleri verdiği, kimlerin lojistik destekler verdiğini çok iyi biliyoruz. ‘SURİYE’DE AKSİ GELİŞME OLSAYDI BAŞKA ŞEYLER KONUŞURDUK’ “Şimdi Suriye’de yeni bir denklem kuruluyor ve bu denklem içerisinde çok şükür entegrasyon, bizim için en hayati konu olan entegrasyon meselesi iyi bir şekilde işliyor.

Bundan birkaç hafta evvel, komisyonu da toplamadık.

Suriye’de ne olacağının çok belli olmadığı, çok diken üstünde oturulan bir dönemde, Allah muhafaza, Suriye’de aksi bir gelişme olsaydı, bugün Türkiye’de biz belki başka bir şey konuşuyor olacaktık.” Yeni Anayasa sorusu üzerine Kurtulmuş “Daha özgürlükçü, daha demokrat, daha katılımcı, kapsayıcı, kuşatıcı bir anayasanın yapılmasının ben de şart olduğu kanaatindeyim.” görüşünü bildirdi. ‘YASAL DÜZENLEME ÇALIŞMALARI RAMAZAN SONRASI BAŞLAMALI’ Komisyon Raporu’nun ardından yasal düzenlemeler için sürecin sorulması üzerine Kurtulmuş, “Ben hemen Ramazan sonrasında bu yasal düzenlemelerin gündeme gelmesinin şart olduğu kanaatindeyim.

Bizim Türkçede güzel bir laf var, ‘Hayırlı işlerinizde acele ediniz.’ Bir yere kadar geldikten sonra böyle bir ittifak ortaya çıktıktan sonra bunun gereğini yerine getirmek lazım.” diye konuştu.

ÖRGÜT ÜYELERİNİN TESCİLİ VE YASAL DÜZENLEME Buluşmada Kurtulmuş’a suçlu-suçsuz ayrımı ve tek tek yargılama konusunda şu soruyu yönelttik: “Komisyon sürecinde, raporlarını sunan siyasi partiler, özellikle iktidar kanadı, yapılacak yasal düzenlemelerde suçlu-suçsuz ya da yönetici-üye gibi ayrımların olmasını önermişti.

Fakat Komisyon sonunda çıkan ortak raporda böyle bir ayrımdan bahsedilmediği görülüyor.

Bu ayrımdan vazgeçildi mi?“Bir de Komisyon Raporu açıklandığı gün bir açıklama yaptınız.

Orada da bunun bir af anlamına gelmediğini ifade ettiniz.

Raporun kendisinde de her bir PKK’lının, teslim olanların ayrı ayrı adli süreçlerden geçirilmesi öngörülüyor.

Bu adli süreçten ne anlamalıyız?

Yani bu insanların suçlarının tespiti, delillerin bulunması, yargılanması, savunmalarını yapmaları, iddianame hazırlanması vesaire 5-10 seneyi bulan süreçler bunlar.

Dolayısıyla süreç, böyle bir zamanı kaldırabilir mi?

Yoksa adli süreçlerden daha çok idari tasarruflarla mı ilerlenecek?” GEÇİCİ VE ÖZEL BİR YASA Kurtulmuş’un yanıtı şöyle oldu: “Bunların hepsi konuşuldu.

Buradaki esas olan şey, bu hazırlanacak yasanın geçici ve özel bir yasa olması.

Yani bundan neyi kastediyoruz? ‘Ben silahlarımı bıraktım.’ diyen bir örgüt var.

İlan ediyor, silahlarımı bıraktım… Şimdi biz devlet olarak ‘Hayır, silahlarını bırakma’ diyemeyiz.

Bu iradeyi ortaya koyduysa, bunun gereği, bu söylediğiniz hususlar, raporda ana başlık olarak yer alan, henüz oralarda partilerin bir uzlaşısı olmadığı için ortak bir kanaati söyleyemem.

Burada geçici ve özel olarak, bu örgütle ilgili bir yasanın çıkması… ‘KOŞULLU SALIVERİLME ŞARTLARI İLE BIRAKILABİLİR’ “Şu bakımdan önemli.

Bu bütün örgütlere, başka örgütlere de şamil bir uygulama olmasın.

Kendisini tasfiye ettiğini, silahlarını bıraktığını, feshettiğini ilan eden örgüt bu.

Dolayısıyla bu yasal çalışma kısmı yani iyi niyetle, kararlılıkla işin üstüne gidilirse çok kısa süre içerisinde toparlanır ve uzlaşılır.

Oradaki kritik hususlardan birisi de bu af algısıydı.

Kamuoyundaki ‘Burada siz örgütün adamlarını affediyorsunuz!’ algısı ortaya çıkmasın.

Örgütün elemanı da geliyor, ben pişmanım demeyeceğine göre, yani örgüt mantığına aykırı, bu silahları bırakma durumuna aykırı olduğuna göre, onunla ilgili de bir yasal işlemin yapılması, örgüt üyelerinin tescil edilmesi ve ondan sonra zaten Türk Ceza Kanunu’nda bulunan ilgili düzenleme, mesela koşullu salıverilme şartları dahil olmak üzere, onlar düzenlenir ve serbest bırakılabilir.

Ama yine bir mahkeme kaydı ve bir adli kaydın altına alınmak şartıyla.” ‘KİMSE DAVUT KORİDORU HAYALİ GÖRMESİN’ Raporda yapılan Türk, Kürt, Arap vurgusuyla ilgili “yurttaşlık kavramı etnik çerçevede görülüyor” eleştirileri hatırlatılan Kurtulmuş, şu ifadeleri kullandı: “Türk-Kürt-Arap meselesinin yazılmış olmasının Türkiye’nin üniter yapısını bozacağına ilişkin kuşkuyu, endişeyi son derece yersiz olarak görüyorum.

Çünkü raporda çok açık, iki yerde, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin üniter yapısı, anayasal düzeni, bölünmez bütünlüğü, laik devlet yapısı çok açık bir şekilde vurgulanmış ve bir kere daha deklare edilmiştir. “Bir asır evvel bu coğrafyada yine ağırlıklı olarak, diğer etnisiteler de var, diğer gruplar da var ama ağırlıklı olarak Türkler, Kürtler, Araplar bu coğrafyada var ve adamlar geldiler birinci Sykes-Picot’da sınırları çektiler aynı aşiretin yarısı Irak’ta, yarısı Suriye’de, yarısı Türkiye’de kaldı.

Türklerin, Arapların, Kürtlerin arasına sınır koymalarına rağmen birbirine düşman yapamadılar.

Kastettiğimiz şey budur.

Emperyalistlerin birbirine düşman yapamadığı bu bölgenin ağırlıklı nüfusuna sahip olan halklarını asla düşmanlaştıracak bir anlayışın içine girmeyin.

Bu düşmanlaştırıcı anlayıştan kurtaracak olan şey, bu üç temel halkın bir arada, dayanışma içerisinde yaşaması; ortak projelerle, ortak anlayışlarla bu bölgede bir barış iklimini oluşturmasıdır.

Emperyalizmin çanına ot tıkayacak olan budur.

Ondan sonra herhangi birisi de bilmem ne, ‘Davut koridoru, buradan şunu açarım da yukarıya giderim, Türkiye’yi bölerim’ diye bir rüya görmesin.

Bizim söylediğimiz budur.

Tabi ki bunun içinde Nusayri’si, Alevi’si, Ezidi’si, Dürzi’si, bütün bu bölge halkları var.

Bu bölge halkları bundan 120 sene evvel bu tabirlerin hiçbirisini kullanmıyordu.

Ne oldu da böyle kullanır hale ve bunu ayrıştırıcı hale getirdiler?

Bu eleştiriyi yapanların önce bunu bir anlamaları lazım.” ‘TÜRKİYE İRAN’A SALDIRIYA KARŞI ELİNDEN GELENİ YAPIYOR’ Ulusal Kanal Genel Yayın Yönetmeni Nadir Temeloğlu da ABD’nin olası İran saldırısıyla ilgili “ABD’nin Venezuela’daki saldırısından sonra bölgemize de bir askeri yığınak yaptığı ve İran’a karşı bir saldırı ihtimali konuşuluyor.

Bu saldırının Türkiye ve bölgemiz için riskleri sizce ne olur?

Türkiye burada nasıl bir tavır takınır?

Biliyorsunuz Türkiye’de ABD’nin çeşitli üsleri var.

Böyle bir saldırıda Türkiye bunların kullanılmasına izin verir mi, vermez mi?” sorusunu yöneltti.

Türkiye’nin bu konudaki tavrının net olduğunu ifade eden Kurtulmuş, şu yanıtı verdi: “Taraflara bunu sürekli telkin ediyoruz.

Burada Amerika Birleşik Devletleri’nin İran’a yapacağı bir saldırı bölge için bir felaket olur.

Dolayısıyla burada yeni istikrarsızlıklar ortaya çıkar ve Allah korusun, kısa süreli bir saldırı diye başlasalar bile uzun sürebilecek ve nerede duracağının da belli olmayacağı çok büyük kırılganlıklara, çok büyük alt üst oluşlara vesile olur.

Bunu her vesileyle muhataplarımıza anlatıyoruz. ‘AFGANİSTAN VE IRAK’TA ABD İSTEDİĞİNİ ALAMADI’ “Kaldı ki Amerikalıların da şunu görmesi lazım.

Amerika Birleşik Devletleri daha evvel uzun süreli işgal ettikleri ülkelerin hiçbirisinden kendi milli menfaatleri bakımından da yararlanmamıştır.

Ne Afganistan işgalinden ne Irak işgalinden ne diğer işgallerden Amerika istediğini alamadı, çok büyük bedeller ödedi.

Ben böyle bir yola tevessül etmeyeceklerini, yani siyasi aklın bunu gerektirdiğini düşünüyorum.

Ama Amerikan yönetimi sadece kendisinden de ibaret değil.

Oradaki siyonist lobinin ne kadar etkili olduğunu biliyoruz.

Özellikle Netanyahu’yu kurtarmak isteyen siyonist lobinin Amerikan’ın İran siyaseti üzerinde ne kadar etkili olacağı, Amerika’nın saldırıp saldırmayacağını, eğer saldırırsa, boyutlarının ne olacağını da belirleyecek ana faktördür.

Ümit ederim böyle bir şey yapmazlar.

Bu bölge için büyük bir felaket olur.

Türkiye de bunu önlemek için elinden gelen her türlü imkanı ortaya koyuyor.”

İlgili Sitenin Haberleri