Haber Detayı
Sine-Sen’den Bakanlığa çağrı: Yurt dışına odaklanmak sinemayı daraltıyor
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un satılan dizilere destek verileceğini açıklamasının ardından Sinema Emekçileri Sendikası kaynakların istihdam için kullanılması çağrısında bulundu. Açıklamada, yapımların yurt dışına odaklanmasının sinemayı daralttığı dile getirildi
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, yurt dışına satılan diziler için bölüm başına 33 bin dolara kadar destek sağlayacaklarını açıkladı.
Atatürk Kültür Merkezi’nde düzenlenen “Dünyada Turizm Tanıtımına Katkı Sağlayan Türk Dizilerine Destek” başlıklı programda konuşan Ersoy, “Özellikle dizilerimizin yakaladığı başarı, bugün Türkiye’yi dünyanın en çok dizi ihraç eden ülkelerinden biri konumuna getirmiş ve izlendiği ülkelerde Türkiye’ye dair ciddi bir farkındalık ve merak oluşturmayı başarmıştır.” dedi.
BAKAN ERSOY DESTEK PROGRAMINI AÇIKLADI Dizilerin 170 ülkede 1 milyara yakın insana ulaştığını kaydeden Ersoy, “Türk dizileri bugün aynı zamanda dünyanın en büyük Türkçe kursudur.
Binlerce kilometre uzaktaki farklı kültürden insanların Türkçe kelimeler kullanması, Türkçe öğrenmeye çalışması, çocuklarına Türkçe isimler vermesi, dizilerimizi izleyenlerin ülkemize gelmek istemesi bu sektörün ne denli derin ve kalıcı etkiler oluşturabildiğinin göstergesidir.” ifadelerini kullandı.
Bakan Ersoy, dizilerin yeni nesil tanıtım vizyonunun lokomotifi olacağını kaydetti.
Destek için kıstaslar belirlediklerini belirten Ersoy, ihraç edilen ülke sayısı, toplam satış tutarı, reyting ve izlenme verilerinin dikkate alınacağını belirtti.
İHRACAT SEKTÖRÜ DARALTIYOR Konuyla ilgili Sinema Emekçileri Sendikası (Sine-Sen) bir açıklama yayınladı.
Sendikanın sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda televizyon dizilerinin reklam gelirlerinin azaldığı ve sektörün daralmaya başladığı kaydedildi.
Açıklamada, yapım şirketlerinin yurt dışı pazarına odaklandığı belirtilerek, “Son yıllarda özellikle televizyon dizileri alanında reklam gelirlerinin ciddi biçimde azalması, sektörün iş hacminde daralmaya ve projelerin giderek yurt dışı pazarına odaklanmasına yol açmıştır.
Uluslararası satış beklentileri doğrultusunda,bütçelerin önemli bir bölümü star oyunculara ve yüksek maliyetli mekanlara ayrılmak zorunda bırakılmaktadır.” ifadelerine yer verildi.
SEKTÖRDEKİ İŞSİZLİK ARTTI Açıklamada, yurt dışına satışı yapılamayan dizilerin iptal edildiği hatırlatılarak, Yurt dışı satışlarının gerçekleşmemesi halinde projelerin iptal edilmesi yaygın bir uygulama haline gelmiş,televizyon dizileri fiilen yurt dışı pazarı için üretilen,satılamadığı takdirde sona erdirilen projelere dönüşmüştür.” denildi.
İhracat odaklı yaklaşım nedeniyle set sayısının azaldığı kaydedilen açıklamada, sinema sektöründeki işsizliğin arttığı ifade edildi: “Bu süreç, sektörde üretim hacmini daraltmış, set sayısını azaltmış ve dizi emekçileri açısından işsizliği büyütmüştür.
Böylesi bir dönemde sektör emekçileri, kamusal teşviklerin öncelikle iş hacmini ve istihdamı artırmaya yönelik olarak tasarlanmasını beklerken, açıklanan destek modelinin zaten uluslararası pazarda yer bulmuş projelere yönelmesi hayal kırıklığı yaratmıştır.” KAYNAKLAR İSTİHDAM İÇİN KULLANILMALI Bakanlığa çağrı yapan sendika, kaynakların istihdamın artırılması amacıyla kullanılmasını talep etti: “Kamusal kaynakların, hali hazırda yurt dışına satılmış projelere aktarılması yerine, dizi emekçilerinin haklarının güvence altına alınması, çalışma koşulları iş hukuku gözetilerek yeniden düzenlenmesi ve istihdamın artırılması için kullanılması gerektiğini hatırlatıyor ve ilgili bakanlıkları bu konuda sorumluluk almaya çağırıyoruz.” DİZİLER TÜRK KÜLTÜRÜNÜ YANSITMIYOR Türk dizilerinin yakaladığı bu ticari kazanım her ne kadar bir kültürel gelişim olarak gösterilse de durum pek öyle değil.
Bozuk bir dille yazılan senaryolar, yapılan telaffuz hataları, Türkçenin bozulmasına yol açıyor.
Ayrıca bu durum yabancıların Türkçeyi yanlış öğrenmesine neden oluyor.
Dil sorunlarının başında Türkçenin yapısına uygun olmayan dil kalıplarının kullanılması geliyor.
Dizilerin yabancı yapımlardan uyarlanması ya da senaristlerin ihracatı düşünerek İngilizce kalıplar kullanmaya çalışması dili yozlaştırıyor.
Ayrıca dizilerde işlenen konular, seçilen mekanlar Türkiye’deki yaşantılardan epeyce uzak.