Haber Detayı

Venezuela ve Küba’dan çıktı yola! Doğu Akdeniz’de işler zor
şule perinçek aydinlik.com.tr
22/02/2026 00:00 (2 saat önce)

Venezuela ve Küba’dan çıktı yola! Doğu Akdeniz’de işler zor

Venezuela ve Küba’dan çıktı yola! Doğu Akdeniz’de işler zor

Venezuela…Küba…İran… Venezuela unutuldu.

Küba’da neler yaşanıyor bilinmiyor.

Halk perişan durumda.

Hayat durdu.

Elektrik yok.

Hastanelerde büyük acılar yaşanıyor.

Ama basının umurunda mı… İran’a ne zaman saldıracak ona kilitlendik.

ABD yeniden büyük ABD olma çabasında.

Adım adım… Esas hedef petrol mü?

Kendisi için mi… Venezuela’da Çin’e ve dünyaya giden petrolü kesti.

ABD şirketleri Venezuela’ya girdi.

Petrolün denetimi önemli.

Bir ihtiyaç halinde kullanabilir.

Ama ABD’nin şimdilik zaten anlamlı bir ihtiyacı yok.

Ancak Çin’in Latin Amerika ülkeleriyle hem ekonomik hem de siyasi birlikteliğinin önünün kesilmesi yeterli.

Venezuela da kazansın, sussun otursun, göç etmesin… Hem dışta hem içte kazançlı.

Üstelik bu işler asker göndermeden çözüldü.

Yaklaşan seçimlere önemli mesajlar bunlar.

TÜRKİYE VE İRAN NASIL AŞILACAK Eli değmişken burnunun dibinde Rusya ve Çin’in koruyucu olduğu, zaten iç sorunlar ve ambargoyla boğuşan Küba’nın Latin Amerika’yla bağını kesmesi iyice muhtaç duruma düşmesi bir kâr.

Esas hesaplaşma alanına doğru ilerliyor.

Doğu Akdeniz!

Burada işler zor.

Türkiye ve İran!

Nasıl aşacak.

İran’da bir iktidar değişikliği aslında ona yeter.

Esas hedef değil ki… “Saldırırım haaa!” sürecinin bu kadar uzun sürmesi ondan… Bir iç savaş denemesi yaptı zaten… kazanamadı.

Çin’le hesaplaşacak.

Ekonomik açıdan en büyük olacağım diyor ya… planlı programlı bu hedefe ilerliyor. “En büyükle” hesaplaşacak.

İRAN DEMEK YALNIZCA İRAN DEMEK DEĞİL İran demek yalnızca İran demek değil.

ABD sonuçta büyük devlet; elbette biliyor, görünürde olmasa da arkasında Rusya var, Çin var… keşke Türkiye de zaman zaman değil, kararlı bir şekilde birlikte olsa.

Bir de AB ülkelerinde dengeler değişiyor.

Eski çamlar devrilme sürecinde… bardak olabilirler mi… o bile soru işaretleri barındırabilir.

Arkasından ne yaparlar belli değil.

Geçen hafta yazdım, artık 15 yılda bir bina inşaatını bitiremeyen bir Almanya var.

Ne var Rusya’yla anlaşalım enerji sorunumuzu çözelim…sanayilerimiz de bastırıyor… bütün bunlar neden başımıza gelsin…silahlanmayla bu işten çıkabilecek miyiz… sesleri yükseliyor…iktidar değişiklikleri hemen hepsinde daha yüksek sesle kapıları çalıyor.

ABD’NİN İRAN’DAN İSTEDİĞİ NE Gelelim İran’a.

Ne alıp veremediği var ABD’nin.

Evet yine Çin ekonomisi ve onunla ilişkili petrol… Ayrıca İran, bir eşik…ticaret, enerji ve haberleşme yollarının kesiştiği bir bölgenin güçlü bir yönetimi ve geleneksel milli duyguların yüksek olduğu, devrim deneyimleri olan bir ülke.

Yükselen Asya’nın can damarlarının düğüm noktaları BİR DE ŞU TÜRK MİLLETİ OLMASA Bir de burada Türkiye var.

Üstelik onun bütün diğer bölge ülkelerinden farklı 200 yıllık emperyalizme karşı Cumhuriyet devrimi mirası işleri ABD açısından iyice zorlaştırıyor… Ah şu Türk milleti olmasa nasıl kolaylaşacak işler.

Öte yandan onu aşmak da bir mecburiyet.

TÜRKİYE’NİN CHEVRON, SHELL, BP İLE DANSI Anadolu Ajansı haberi “Türkiye, petrol ve doğal gazda sınır ötesi ortaklıklarını güçlendiriyor”, “Türkiye, petrol ve doğal gazda üretim hedeflerini yükseltirken küresel enerji şirketleriyle yaptığı anlaşmalarla sınır ötesi arama ve üretim sahalarında etkinliğini artırıyor” başlıklarıyla verdi.

Chevron, Shell, BP…ile mi??

Kimle dans ediyoruz… ABD KAZANMA İLİŞKİSİNİ  FARKLI KURUYOR Venezuela’dan kalktık geldik… adım adım…enerji ve yükselen Asya izini sürerek…Türkiye ve İran’a… ABD “kazanma” ilişkisini farklı kuruyor.

Benim kazanmam için sana da birkaç lokma vereceğim…ki…bana engel olma… kapıyı tutma…üzerinden atlayıp esas hedefime varayım.

Venezuela ve İran’a yaptığını Türkiye’ye de dayatıyor… ABD Deniz Kuvvetleri Lisansüstü Okulu’ndan Profesör Brenda Shaffer’in, Anadolu Ajansı muhabirine yaptığı açıklama aslında tehlikenin işaretlerini veriyor.

Görmek zorundayız.

Öyle günlerden geçiyoruz ki seçeneğimiz yok.

BATI’NIN DEV PETROL ŞİRKETLERİNDEN HAYIR BEKLENİR Mİ ABD Deniz Kuvvetleri Lisansüstü Okulu’ndan Profesör Brenda Shaffer, AA muhabirine, Türkiye’nin uluslararası enerji şirketleriyle yaptığı anlaşmaların, arz güvenliği politikalarındaki “çeşitlendirme” ilkesinin bir yansıması olduğunu söyledi.

Shaffer, birden fazla büyük şirketi kendi pazarına çeken ve yurt dışındaki ortak projelere dahil eden Türkiye’nin, bu sayede farklı ve ileri teknolojilere erişim sağlamanın yanı sıra tek bir şirkete bağımlı olma riskini de azalttığına dikkati çekti.

TÜRKİYE ZORLU COĞRAFYADA ULUSLARARASI ŞİRKETLERE YOL AÇACAKMIŞ Türkiye’nin bu tür işbirlikleriyle ulusal şirketlerinin küresel ölçekte faaliyet göstermesine katkı sağladığını anlatan Shaffer, şunları kaydetti: “Ankara, ulusal enerji şirketlerini farklı coğrafyalarda faaliyet gösteren uluslararası şirketlere dönüştürmek istiyor.

Uluslararası enerji şirketleriyle kurulan işbirlikleri, bu hedefin gerçekleştirilmesini kolaylaştırmakta.

Türkiye, güçlü bir diplomatik veya askeri varlığa sahip olduğu zorlu coğrafyalarda, uluslararası şirketlerin tek başlarına yapabileceklerinden daha etkili şekilde faaliyet alanları açabilmekte ve bu alanları yönetebilmekte.” Shaffer, bu anlaşmaların yurt içi faaliyetlere etkisine ilişkin de “Önde gelen uluslararası enerji şirketleriyle kurulan ortaklıklar, Türkiye’de arama faaliyetlerinin artmasına ve dolayısıyla yeni doğal gaz ve petrol keşiflerinin yapılmasına da yol açabilir.” dedi.

BİZİ İSRAİL’LE BARIŞTIRACAKMIŞ Söz konusu anlaşmalar kapsamında farklı coğrafyalardaki potansiyel ortaklıklara da değinen Shaffer, “Suriye dahil olmak üzere Doğu Akdeniz’de Chevron ile birlikte çalışmak Türkiye açısından birçok avantaj yaratmakta.

Birincisi, Chevron son derece ileri bir teknolojik kapasiteye sahip.

İkincisi, Chevron’un İsrail gibi Doğu Akdeniz’deki birçok ülkede projeleri var.

Bu durum, arama faaliyetlerini ilerletirken çatışmadan kaçınma imkânı sunuyor.” ifadelerini kullandı.

TEHLİKELİ GİDİŞ Anadolu Ajansı’ndaki haberin ilgili bölümünü olduğu gibi aktardım.

Yoruma bile ihtiyacı yok.

Batı’nın dev petrol şirketlerinden hayır bekleyeceğiz.

Ve İsrail’le vb. çatışmadan kaçınma imkanına kavuşacağız… Özeti bu.

Buyurun buradan!

SÜNNET VE ABD EFENDİLİĞİ ABD’nin Belçika Büyükelçisi Bill White, Antwerp’te yaşanan ve sünnet işlemlerini doktor bulunmadan gerçekleştirdikleri iddiasıyla adli soruşturma altında bulunan üç Yahudi erkeğin davasını Belçika’nın ele alış biçimini sert bir dille eleştirdi.

X adlı platformda yayınladığı uzun bir yazıda White, Belçika Sağlık Bakanı Frank Vandenbroucke’nin davaya müdahale etmesini talep etti.

Bill White White, “Belçika’ya, özellikle de Antwerp’teki üç Yahudi din adamı hakkındaki saçma ve antisemit ‘yargılama’ işlemini hemen sonlandırmalısınız!

Binlerce yıldır eğitildikleri şeyi yapıyorlar.” diye yazdı.

Vandenbroucke’yi “çok kaba” olarak nitelendiren White, Bakan’ın kendisiyle el sıkışmayı veya fotoğraf çektirmeyi reddettiğini iddia etti.

White, “Amerika’dan hoşlanmadığınız açıktı; bu ülke, Belçika’nın özgürlüğü için iki kez savaşmış ve on binlerce ulusumuzun evladı burada ölmüştü.” dedi.

Belçika Dışişleri Bakanı Maxime Prévot, White’ın önerisinin “yanlış, hakaret içeren ve kabul edilemez” olduğunu söyleyerek karşılık verdi.

Belçika’nın “uzman bir hekim tarafından sıkı sağlık ve güvenlik standartları altında gerçekleştirildiğinde” sünnete izin verdiğini açıklayan Prévot, White’ın bu çıkışı nedeniyle salı günü bir görüşmeye çağrıldığını belirtti.

Prévot, “Belçika’ya akredite edilmiş bir büyükelçinin kurumlarımıza, seçilmiş temsilcilerimize ve yargı sistemimizin bağımsızlığına saygı duyma sorumluluğu vardır.” dedi. “Bir Belçika bakanına yönelik kişisel saldırılar ve yargısal konulara müdahale, temel diplomatik normları ihlal eder.” ABD kendini hâlâ dünyanın efendisi sanıyor.

Birilerinin artık iyice bir hatırlatması gerekiyor.

İş başa düşüyor.

İlgili Sitenin Haberleri