Haber Detayı

Viyana’nın kültürel hafızasına bütçe makası
Kadim ülker aydinlik.com.tr
01/02/2026 17:15 (3 saat önce)

Viyana’nın kültürel hafızasına bütçe makası

Viyana’nın kültürel hafızasına bütçe makası

Bir an bir ülke düşünün; sadece bir kente gelen turist sayısı, ülkenin toplam nüfusuna eşit olsun.

Üstelik bu turistler deniz, güneş ya da kum için değil; o kentin hikâyesini, kimliğini ve kültürel mirasını görmek için gelsinler.

Avusturya’nın başkenti Viyana bunun en somut örneklerinden biridir.

Buraya gelenler bir tatilden çok, yüzyılların birikimine temas etmeye ve o kentin dokusunu sindirmeye gelirler. 2024 yılında Viyana’ya 8,2 milyon turist gelmiş.

Avusturya’nın nüfusu yaklaşık 8,6 milyon.

Kentteki geceleme sayısı 18,9 milyona ulaşmış ve bu rakam bir önceki yıla göre yüzde 11 artış göstermiş.

Avusturya genelinde turist sayısı ise 32 milyonu bulmuş.

Viyana’nın turizm girdisi 1,2 milyar avro civarındayken, ülkenin toplam turizm geliri 38,8 milyar avro olmuş; bunun 30,3 milyar avrosu doğrudan ekonomiye katkı sağlamış.

Viyana’nın klasik müzikle anılması, bu yüksek turist ilgisinin temel nedeni denilebilir.

Kent, turistler için opera, müzeler, saraylar, kendine özgü mimari yapıları ve sanat tarihi şehri olarak çekim merkezidir.

Klasik müziğin en büyüklerinden sayılan Mozart, Beethoven, Schubert ve daha niceleri Viyana’yla doğrudan ilişkilidir.

O büyük klasik müzik ustalarından dolayı kültür kentte lüks değil, kentin kimliğidir ve şehir, dünyanın kültürel hafızasında da çok özel bir yere sahiptir.

Ancak son dönemde bütçe açığını kapatmak ve bütçede bir denge sağlayabilmek için çeşitli alanlarda tasarrufa gidilmektedir.

Bu tasarruf alanlarından biri de kültürel harcamalardır.

Harcamaların kısıtlanmasına, kente ruhunu veren, bestecilerin yaşamış oldukları ve bestelerini yaptıkları müze hâline getirilen evlerden başlanmaktadır.

Onların adıyla anılan müzeler birer birer geçici olarak kapatılıyor, bazılarının ise açılış saatleri azaltılıyor.

Bu durum yalnızca turistleri değil, kentte yaşayan halkı da etkileyecektir.

Çünkü büyük bestecileri yaşadıkları ortamda tanımaya hizmet eden müzelerle, bestecilerin yaşamıyla bugünü buluşturan canlı bağlar koparılıyor.

Müzelerin kapılarının kapanmasıyla sadece bir bina değil, şehrin müzik damarı da kapanmış olacaktır.

Kentte müzik öğrenimi uluslararası alanda önemlidir.

Kentteki müzik üniversitesi ve okullarının binlerce öğrencisine de bu kapılar kapatılmış olacaktır.

Kapıları kapatılan veya açılış saatleri kısıtlanan müzelerin başında Franz Schubert’in son evi bulunmaktadır.

Bestecinin yaşadığı ve müzeye dönüştürülmüş olan evi, 2026 yılının başından itibaren kapatılmıştır.

Schubert’in doğduğu ev de yeniden açılış yerine yenileme çalışmaları ve 2028’deki ölümünün 200. yıl dönümü etkinlikleri için kapalı kalacaktır. ‘Mavi Tuna’nın bestecisi ve valsleriyle tanınan Johann Strauss’un müze olan evi kapatılacaktır.

Yine klasik müziğin devlerinden olan Joseph Haydn’ın evi tasarruf nedeniyle kapatılıyor.

Bu müzelerin kapatılması geçici olarak düşünülmektedir; ancak kapalılık süresi iki yıl kadar sürecektir.

Sonrası bilinmemektedir.

Klasik müziğin ustalarının adıyla anılan müzelerin dışında büyük müzelerde de kısıtlamalara gidileceği bilinmektedir. 2025’te başlayan kültürel harcama kısıntıları yalnızca kültür alanını değil, 2026 ve 2027’de hayatın her alanını etkileyen tasarrufları da beraberinde getirmektedir. 2026 yılından itibaren tasarrufa gidilen bir başka alan ise dar gelirli emekçileri doğrudan ilgilendirmektedir: O alan da işsizlik sigortası kapsamıdır.

İşsizlik sigortası kapsamındaki yardımların azaltılması ve çeşitli sosyal dernek ile danışma merkezlerine verilen maddi desteklerin kısıtlanması emekçileri doğrudan olumsuz etkileyecektir.

Bu tasarruflar devlet bütçesine kısa vadede katkı sağlayabilir; ancak kültür, turizm ve sosyal devletin varlığına olumlu katkıda bulunacağını söylemek zordur.

Emekçilerin, kültürün, sanatın ve turizmin en fazla etkileneceği bu tasarrufların uygulayıcısı, koalisyon hükümetinin işçi örgütlerinin desteklediği, Marksist olarak tanınan maliye bakanıdır.

Koalisyon hükümetinin Marksist maliye bakanı, uzun bir dönem aynı iş yerinde çalıştığımızdan dolayı kendisini daha yakından tanıma ve takip etme fırsatı bulduğum bir ekonomisttir.

Bakan Bey hükümet içinde o kadar yalnız kalmış olmalı ki bütçe açığını kapatma sorununa çözümü kültür, sanat ve emekçilerin faydalandığı alanlarda tasarrufa gitmekte bulması adeta kara mizah niteliğindedir.

Zira o, hep zenginlerden ek vergi alınmasını yıllar yılı savunmaktaydı.

Sonuç olarak Viyana’da kültür bütçesinden yapılan kesintiler, kâğıt üzerinde bir tasarruf gibi görünse de kapatılan her müze ve eksilen her ziyaret saati şehrin ruhundan verilen küçük bir tavizdir.

Viyana’yı Viyana yapan şey, Mozart’ın notalarının sokakta hissedilmesi ve Schubert’in hikâyesinin bir kapının ardında yaşamaya devam etmesidir.

Eğer bu kapılar uzun süre kapalı kalırsa, kaybolan yalnızca turist sayısı değil, kentin hafızasında da yaralar açılacaktır.

Kültürden yapılan tasarruf, sonunda turizmden ve kimlikten yapılan kayba dönüşecektir.

İlgili Sitenin Haberleri