Haber Detayı
Yeni kaynakları kapışmak için güç kavgası-4 Grönland
Son haftaların gerginliği şimdilik rafa kaldırıldı. ABD, kenarından, köşesinden stratejik jeopolitik konumu nedeniyle önemli Grönland’a yerleşiyor.
Tarih, Danimarka’nın kendisine ait olmayan toprakları bir mirasyedi gibi harcamasına da ABD- Danimarka arasındaki “al gülüm ver gülüm” ilişkilerine de şahit.
Geçen hafta Norveçlilerin Grönland’da gerçekleştirdikleri dünya tarihinde pek görülmemiş eylemlerinden bahsetmiştik.
Şimdi hem bu eylemlerin sebeplerine bakalım hem de ABD-Danimarka ilişkilerine.
Ama önce Batı’nın korsanlığına.
Sassuma Arnaa ya da Sedna (Denizin Anası) Nuuk'ta deniz kıyısındaki mitolojik temeli olan bir heykel KANUNSUZLUK VE KORSANLIK 1600-1900 yılları arasında dünyanın buzlarla kaplı tepelerinde öyle bir kanunsuzluk ve korsanlık yaşanmıştı ki “vahşi Batı” sözü yetersiz kalır!
Hollandalılar ve İngilizler arasında balina avı nedeniyle vahşet yaşanmaktaydı.
Deniz savaşları, kara korsanlıkları derken kavgaya Fransızlar da dahil olmuşlardı.
Birbirlerinin gemilerini ya kaçırıyor ya da batırıyorlardı.
Ölen balıkçıların adı yok!
Balina yağı savaşına ramak kalmıştı.
Askeri gemiler balıkçılara koruma sağlıyordu.
Bahar aylarında balina avlamak için Svalbard’a gelen İngiliz balıkçılar fırınlarının yıkıldığını, bakır kazanlarının parçalandığını görüyorlardı.
Kendilerinden önce gelen Hollandalılar ortalığı tarumar ederek İngilizleri engellerken kendileri daha çok avlanıyordu ya da tam tersi oluyordu.
Zamanın Danimarka-Norveç Birliği ise hakimiyet iddia ettikleri sularda avlanan gemilere yanaşıp “hani bize vergi” diyorlardı ama silahlı direnişle karşılaşıyorlardı.
Sınırların belirsizliği korsanlığı körüklemişti.
Skrydstrup askeri havaalanında F-35 YENİLGİNİN CEZASI Bugün içtikleri su ayrı gitmiyor gibi görünse de geçmişte birbirleriyle çok savaşmış, birbirlerinin topraklarına el koymuş Danimarka-İsveç- Norveç’in ortak tarihi ve “al ver” ilişkileri çok eskilere dayanıyor.
Bu ilişkiler, kraliyet çatısında kız alıp vermekten toprak değişimine kadar geniş bir yelpazeyi kapsıyor.
Grönland da yelpazenin bir dilimi.
Grönland’ın ilk fatihi Norveçliler.
Bu yüzden arada parmak kaldırıp “biz de buradayız” diye hatırlatıyorlar.
Hatta eski Norveç Başbakanı, eski NATO Genel Sekreteri, şimdiki Norveç Maliye Bakanı Jens Stoltenberg de NATO tecrübesini anlattığı anılarında “Grönland’ın esas sahibi bizdik (Norveç)” diyor.
Trump’ın Grönland’ın egemenliğine göz diken ilk devlet başkanı olmadığını hatırlatıyor.
Pek konuşulmayan Norveç’i de sahneye biz çıkaralım.
Norveç, eski Norveç dilinde “Kuzey Yolu” demek.
Viking Kralı Norveçli Ottar, İngiltere’de Wessex Kralı Alfred’i ziyaret ettiğinde “kuzeyli adamların ülkesinden” olduğunu ve “kuzey yolundan” geldiğini söylemiş.
Onlar da kitaplarına böylece kaydetmişler.
Karayip'lerde ABD'nin Danimarka'dan satın aldığı, Kristof Kolomb tarafından Hristiyanların bir azizesine ithafen Bakire Adaları olarak adlandırdığı üç ada YAYILMACI VİKİNG KRALLIĞI NORVEÇ’İN DÜŞÜŞÜ Norveç, Viking çağının en yayılmacı ve vurucu krallığı. 11 000 yıl önceden beri yaşam olduğu bilinen Norveç toprakları hem kuzeyden Rusya üzerinden hem de güneyden Almanya ve Danimarka üzerinden göç almış.
Zamanla bu topraklarda birbiriyle savaşan küçük krallıklar doğar. 800 yıllarında irili ufaklı tam 31 Viking krallığı Kral Harald Harfager’in bayrağı altında toplanır.
Kral Harald Harfager, tüm Norveç’i, bugün İngiltere’ye ait olan Shetland ve Orkney Adalarını egemenliği altına alır. 870 yılında Ingolfur Arnarson öncülüğünde Norveçli Vikingler İzlanda’ya yerleşirler.
Daha önce adaya birkaç İrlandalı papaz gelmiştir ama İzlanda’nın sömürgeleştirilmesi Norveçli Vikinglerin eseri. 960 yılında Kızıl Erik’in babası, Norveç’te cinayet işleyip yasal haklarından mahrum edilince çareyi ailesiyle birlikte İzlanda’ya göçmekte bulur.
İzlanda’da büyüyen Kızıl Erik de 982 yılında bir cinayete karışır.
O da İzlanda’da tüm yasal haklarını kaybeder ve kovulur.
Gemisine atlar, pupa yelken batıya doğru yollara düşer.
Grönland’a ulaşır. 3 yıl orada yaşar.
Adını “yeşil ada” koyar bu toprakların ki başkalarına cazip gelsin, adaya gelip yerleşen çok olsun.
Nitekim daha sonra İzlanda’ya dönüp 25 gemi dolusu insan, hayvan toparlayıp Grönland’da ilk yerleşim yerini kurar.
Yıl 985.
Norveç Vikingleri 1200 yıllarında öylesine yayılırlar ki İngiltere ve İrlanda arasındaki Isle of Man Adalarını ve Hebrid Adalarından Rusya’da Kola Yarımadasına kadar her yeri hakimiyeti altına alırlar. 1261 yılında Grönland’ı, 1262 yılında da İzlanda’yı Norveç’in topraklarına katarlar.
Ancak Norveç’in yükselişi sona erer.
Taht entrikaları, gözü Norveç tahtında olan Danimarkalı güç odakları, kilisenin müdahalesi, gerçek varisler ve evlilik dışı çocuklar derken yönetim gücünü kaybeder.
Veba salgınının sonuçları da çok ağır olur.
Sonunda Norveç, yükselen güç Danimarka’ya boyun eğer. 1380 yılında Danimarka -Norveç Birliği kurulur.
Zamanla “Birlik” içerisinde eşit krallık statüsünü giderek kaybeden Norveç, Danimarka’nın bir eyaleti haline gelir.
Tam 434 yıl Danimarka tarafından yönetilir.
Ardından 1814 yılında Kiel Barışı’yla İsveç’e devredilir. 1905 yılına kadar da İsveç-Norveç Birliği’nde varlığını sürdürür.
Norveç’in Danimarka egemenliğinde kalmasının sonuçlarından biri Danimarka Kralı I.Kristian’ın bir mirasyedi gibi Norveç’e ait Hebrid Adaları’nı, Shetland ve Orkney Adalarını kaybetmesi olur.
İskoçlarla Hebrid Adaları’nda yaşanan sorunu çözmek için evlilik diplomasisi yoluna başvuran kral, kızını İskoç Kralı III.
Jacob ile evlendirmeye kalkar ama bomboş saray kasasında kızına verecek çeyiz parası bulamaz.
Shetland ve Orkney Adalarını teminat olarak İskoç kralına verir, karşılığında kızına vereceği çeyiz parasını alır.
Kızı da babasından aldığı bu paraları gelin gittiği İskoç sarayına götürür.
Ama Danimarka Kralı ne daha sonra İskoç kralına parayı ödeyip adaların teminatını kaldırabilir ne de Hebrid Adaları sorununu çözebilir.
Olan Norveç’e olur, İngiltere’nin burnunun dibinde kan dökerek aldığı adaları kaybeder!
Kuzey ülkeleri ve Grönland NORVEÇ, DANİMARKA’NIN GRÖNLAND’A YERLEŞMESİNDEN HOŞNUTSUZ Etnik olarak Norveçli olan Papaz Hans Egede, 1721 yılında Danimarka-Norveç Birliği adına Grönland’ın batı kıyısında Hapets’e ayak basar.
Kızıl Erik’in adasını yeniden keşfeder.
Bugünkü Nuuk dahil, kuzeyden güneye doğru kıyı boyunca yeni yerleşim yerleri, ticaret merkezleri kurulur.
Grönland bir dönem balina yağı ticaretinin de önemli bir merkezi olur.
Danimarka 1776’da yaklaşık 5 bin kişinin yaşadığı Batı Grönland’da ticaret monopolü kurar.
Danimarka 1814 Kiel Barışı’nda elinden çıkarmadığı Grönland’ın tümünde hak iddia etmekteydi.
Ama ne Doğu Grönland’ı ne de Kuzey Grönland’ı hiç bilmiyorlardı.
Doğu Grönland’da, Batılılardan çok uzakta adanın yerlileri (Tunumiit) yaşamaktaydı.
Bu yerlilerle ilk temas ancak 1884 yılında sağlanabildi.
Kuzey Grönland (Thule)’da ise Inughit denilen yerliler yaşamaktaydı.
Doğu ve Kuzey Grönland esas olarak nomad/İnuit grupların geleneksel avcılıkla yaşamını sürdürdüğü bölgeler olarak kaldı.
Zıpkınla ve kayakla denizde avlanma ustası olan yerliler, karada da köpeklerin çektiği kızakları kullanmaktaydı. 1910 yıllarına kadar Danimarka’nın bu bölgelerde hiçbir kontrolü yoktu. 1814’te bir paket gibi İsveç’e devredilmekten hiç hoşlanmayan Norveç, kendi toprakları olarak gördüğü Grönland, İzlanda ve Koyun Adaları’nı elinden kaçırmış olmayı kabul edemiyordu. 1819-1821 yıllarında Kiel Barışı’nın meşruiyetini tartışmaya açtı ama İsveç’in egemenliği altındaydı.
Başarılı olamadı.
Norveç parlamentosu 1821’de Kiel Barışı’nı onaylamak zorunda kaldı. 1905 yılında İsveç-Norveç Birliği’nden ayrılan bağımsız bir krallık olarak yeniden tarih sahnesine çıkan Norveç, Danimarka’nın Grönland’ın tümünde hak iddia etmesine karşı bir kez daha sesini yükseltti.
En temel gerekçesi Grönland/Danimarka kara sularında avlanamayan Norveç balina ve balık avcılarının bu işten zarar görmesiydi.
Norveç’e göre Danimarka Grönland’ın tümünde değil, sadece batı kıyılarında hâkim olabilirdi.
Danimarka sus payı olarak 1934 yılına kadar Norveç’in Grönland sularında balina ve balık avlamasına izin verdi.
Norveçliler halâ memnun değildi.
Bu defa Svalbard’ın Norveç’e ait olduğu ileri sürdüler.
Svalbard, Arktik Okyanusu’nda yerlisi olmayan, yarısından çoğu buzullarla kaplı, 9’u büyük yaklaşık 1000 irili ufaklı adadan oluşan “kimseye ait olmayan -terra nullius” bir ada topluluğuydu. 1596 yılında Hollandalı Willem Barentsz tarafından bulunduğu ve Sivri Tepe/Spetsbergen adı verildiği kabul edilen Svalbard balina katliamının merkezi olmuştu.
Ama Norveçli Vikingler 1194 yılında Soğuk Kıyılar/ Svalbard adıyla tam da buradan bahsetmişlerdi.
Üstelik Rusya’da Buz Denizi kıyılarında yaşayan Pomorlar da 1596’dan çok önce balık avlarken bu adaları keşfetmişti.
NORVEÇ-DANİMARKA İLİŞKİLERİNDE VİKİNG RUHU Geçen haftaki yazımızda 1919 yılında Paris Barış Konferansı öncesi Norveç Dışişleri Bakanı Nils Claus Ihlen ve Danimarka Dış İşleri “Ihlen Deklarasyonu” olarak bilinen diplomatik bir takas anlaşması (quid pro quo- iki tarafında memnun kaldığı takas) yaptıklarından bahsetmiştik.
Paris Konferansında Danimarka, Norveç’in Svalbard’ı sahiplenmesine onay vermişti.
Norveç de Grönland da hak iddia etmekten vazgeçmişti.
Ama 1917 Rus Devrimi sonrasında işler değişmişti.
Sosyalizmin yükselişi emperyalist güçlerin gözünde bu çıplak kayaları müthiş değerli kılmıştı.
Hatırlayalım 1920 yılında bu adalar topluluğu için özel bir anlaşma yapılmıştı, Uluslararası Svalbard Antlaşması.
Kuzey ülkeleri Norveç, İsveç, Danimarka dışında bu adalarla aslında hiçbir bağı olmayan İngiltere, ABD, Fransa, İtalya, Japonya ve Hollanda da imzalamıştı bu anlaşmayı. 1924 yılında SSCB, 1925 yılında Almanya ve daha sonra birçok devletin imzaladığı bu anlaşmayı Türkiye de 2024 yılında imzalamıştı.
Norveç, Grönland’ı unutamıyordu.
Norveç hükümetinin desteklediği ve dünya siyasi tarihinde hiç örneği olmayan tek kişilik işgal olayları yaşanmıştı.
Bunları geçen hafta geniş bir biçimde yazmıştık.
Norveç’in hoşnutsuzluğu farklı bir boyuta gelmişti.
Sanki Norveç’te yeniden Viking ruhu canlanmıştı.
Aslında Nazilerin Almanya’da yükselişine paralel olarak Norveç’te de milliyetçilik yükselmekte, Mussolini’nin tüm Akdeniz’i sahiplenmek için “Mare Nostrum/Bizim Deniz” demesi gibi Norveç’te de Kuzey Buz Denizi’nden “Mare Norvegium/Norveç Denizi” olarak bahsediliyordu.
Dönemin Savunma Bakanı Vidkun Quisling eylemleri desteklerken yalnız değildi.
Norveç Kralı VII.
Hakan dahi Vikingvari işgallerden hoşnuttu.
Danimarka şaşkındı ama silaha sarılmamıştı.
Lahey Sürekli Uluslararası Adalet Divanı’na başvurmuştu. 1933 yılında sonuç Danimarka lehine çıkınca Norveçli Vikingler evlerine dönmüştü.
Küçük devlet emperyalizminin bir örneği olan Danimarka ise Grönland-İzlanda-Koyun Adaları’ndan asla vazgeçmek yanlısı değildi.
Norveç'in kıta sahalığı ve o bölgede deniz dibi maden aramaları haritası Firefly Upscaler 2x ölçek ABD- DANİMARKA İLİŞKİLERİ ABD’nin Grönland ilgisi oldukça eski. 1867 yılında ABD Başkanı Andrew Johnson zamanında Dışişleri Bakanı William Seward Alaska’yı Rus Çarından satın almıştı.
İngilizlerin Alaska’ya bedava el koymasından korkan Rus Çarı 7,2 milyon dolara (şimdiki değeriyle 125 milyon dolar) ABD’ye satmıştı.
Seward basında epey eleştirilmiş ama yılmamıştı. 1868 yılında Grönland ve İzlanda’yı da satın almak istemiş, konuyu Kongre’ye taşımıştı ama yeterli desteği bulamamıştı. 1910 yılında Başkan Howard Taft zamanında yeniden Grönland’ın peşine düşen ABD, Grönland karşılığında Danimarka’ya Filipinler’de kendi kontrolünde olan Minadanao ve Palawan adalarını etraflarındaki küçük adalarla birlikte vermeyi önerir.
Danimarka kabul etmez.
ABD 1916 yılında, Başkan Woodrow Wilson zamanında, bir kez daha Danimarka’nın kapısını çalar.
Almanya’nın Danimarka’yı işgal edeceğinden korkan ABD, bu işgalin Panama Kanalı’na etkisini hesaplamaktadır.
Almanya, Danimarka’yı işgal ederse Panama’nın burnunun dibindeki Danimarka sömürgesi adaları da ele geçirebilirdi.
Karayiplerdeki Batı Hint Adaları denilen St.
Thomas, St.
John ve St.
Croix Adaları 250 yıldır Danimarka’nın sömürgesiydi.
Adaların stratejik konumu ABD’nin Panama kanalını koruyabilmesi için önemliydi.
Danimarka artık yük gibi gördüğü adaları 25 milyon dolar karşılığı altına ABD’ye sattı.
Ayrıca tüm Grönland’da ilan edeceği ticaret monopolü için ABD’den onay aldı. 1941 yılında Danimarka’nın ABD’de Büyükelçisi Henrik Kauffmann, hükümetin bilgisi dışında, Almanya’nın işgaline karşı Grönland’a askeri birlikler yerleştirmesi için ABD Dışişleri Bakanı Cordell Hull ile bir anlaşma yaptı.
Roossevelt’in başkanlığı döneminde uçak yapımında önemli olan kryolit madenlerini korumak ve Avrupa yolundaki ABD uçaklarının ikmal istasyonlarını kurmak için binlerce ABD askeri Grönland’a konuşlandı. 1946 yılında ABD, Başkan Harry Truman zamanında, Grönland’ın artan stratejik önemini belirterek Danimarka’ya 100 milyon dolar karşılığı altın önerdi ve Grönland’ı istedi.
Danimarka bu teklifi de reddetti. 1951 yılında Roosevelt zamanında geçici bir ilişki gibi kurulan üs bir savunma anlaşmasıyla kalıcı hale getirildi.
ABD adada neredeyse hiç sınırlama olmaksızın serbestçe hareket edebilecek ve üsler kurabilecekti.
Bugün de kullanılan Thule Hava Üssü (yeni adıyla Pituffik Uzay Üssü) bu dönemde yapıldı.
Hatta 1951-1953 yıllarında buraya öylesine yatırım yapıldı ki ABD’nin SSCB’ne karşı nükleer silah programında önemli bir üs haline getirildi.
Nükleer başlıklı ABD uçakları bu üsten Moskova’ya birkaç saatte ulaşabilecek hale getirildi. 1955 yılında Soğuk Savaş döneminde USA Genel Kurmayı Grönland’ın satın alınmasını istedi ama Eisenhower yönetimi öneriye sıcak bakmadığı için resmi teklif yapılmadı.
ABD’nin Danimarka’yla yaptığı askeri anlaşmaya göre “ABD’nin askeri olarak Grönland’ın her köşesinde her istediğini yapabiliyor” olması nedeniyle resmi teklife gerek duyulmadığı belirtilmişti.
ABD’nin 1950 yılları sonlarında yüzlerce nükleer başlıklı füzeyi Grönland’ın karabuzulunun altına yerleştirmek üzere yeraltı üsleri kurma planları olduğu ve hatta çeşitli denemeler yaptığı da bilinmekte.
Kısacası Trump’ın son çıkışı ABD’nin Grönland’ı sahiplenmek için 1867’den bu yana verdiği mücadelenin sadece yeni bir adımı.
Bu adım Danimarka’yı öylesine ürküttü ki savunmasını güçlendirmek için koşup ABD’den 16 F-35 daha almayı, filosunu 43’e çıkarmayı planlıyor!
İklim değişiklikleri, değişen dünyanın değişen güç dengeleri bu adımların devamını da göreceğimizin garantisi!
Ama biz ne ABD ne Danimarka diyoruz.
Grönland (asıl adı Kalaallit Nunaat-insanların yurdu) gerçek sahiplerine, yerlilere ait olmalıdır.