Haber Detayı

‘En büyük aptallıklardan biri’
Avrupa aydinlik.com.tr
01/02/2026 17:00 (1 saat önce)

‘En büyük aptallıklardan biri’

ABD, hem zorunlu hem de gönüllü katkılarıyla tarihsel olarak DSÖ'nün en büyük fon sağlayıcısı olmuştur; bu nedenle bu ayrılık hem küresel hem de yerel sağlık alanında ciddi sorunlara yol açabilir.

Minnesota Üniversitesi Bulaşıcı Hastalık Araştırma ve Politika Merkezi Direktörü Michael Osterholm, "Bu, en cimri ve en büyük aptallıklardan biri" diyor.

DSÖ'nün tüzüğünde üye devletlerin çekilmesine izin veren bir madde bulunmamaktadır.

Ancak ABD Kongresi, on yıllar önce üye olmayı kabul ederken, ABD'nin bir yıl önceden bildirimde bulunması ve aidatlarını eksiksiz ödeyerek mali yükümlülüklerini yerine getirmesi koşuluyla, örgütten ayrılma seçeneğini de eklemiştir.

İlk koşul yerine getirilmiş gibi görünüyor: Bir yıl önce Başkan Donald Trump, ABD'nin çekileceğini bildirmişti.

Ancak ABD, Biden yönetiminin son yılından kalanlar da dahil olmak üzere, ödenmemiş borçlarını ödemedi.

MASADAKİ YERİMİZİ KAYBEDİYORUZ ABD'li bilim insanları için değişebilecek ilk şeylerden biri, grip gibi bulaşıcı hastalıkların yanı sıra COVID gibi Amerikalıların sağlığını etkileyebilecek yeni tehditleri izlemek için önemli olan veri tabanlarına erişimleri olabilir.

Johns Hopkins Bloomberg Halk Sağlığı Okulu'nda Uluslararası Sağlık Bölüm Başkanı Dr.

Judd Walson'a göre, bu veri kaynaklarının çoğu kamuya açık olsa ve ABD'li bilim insanları bunlara erişmeye devam edecek olsa da, ham verilerin nasıl toplandığı ve işlendiği konusunda daha az bilgiye sahip olabilirler.

Bu, bilgilerin nasıl yorumlanacağını anlamak ve potansiyel olarak tehlikeli yeni bulaşıcı hastalık salgınlarına karşı önlem almak için önemli olabilir.

ABD'nin DSÖ'den önce bu verilere ne kadar erişiminin olacağı belirsiz.

Dr.

Walson, küresel sağlık üzerindeki etkilerin "yavaş yavaş kan kaybı şeklinde" olacağını söylüyor. "Çoğu Amerikalı 23 Ocak'ta uyanıp 'ABD'nin DSÖ'den çekilmesinin sonuçlarına bakın' demeyecek.

Ancak sorun şu ki, etkiler bir kez ortaya çıktıktan sonra geri döndürülmesi zor olacak." Amerika Bulaşıcı Hastalıklar Derneği CEO'su ve Ulusal Alerji ve Bulaşıcı Hastalıklar Enstitüsü'nün önceki Direktörü Dr.

Jeanne Marrazzo ise, "Çekilerek sadece veri sağlama yeteneğimizi değil, aynı zamanda diyaloğa katkıda bulunma ve grip aşısının her yıl neden bu şekilde formüle edildiğini anlamada söz sahibi olma yeteneğimizi de kaybediyoruz" diyor ve ekliyor: "Bu, masadaki yerimizi elimizden alıyor.

Ve küresel sağlık kararları bu masalarda alınıyor." Marrazzo, “Bir sonraki endişe verici zatürre salgınının ne zaman olacağını bilemeyeceğiz ve bir ilaç, aşı veya uygun olan herhangi bir yanıtla hazırlık yapamayacağız.

Geri çekildiğimiz için kritik olayları kaçırmaktan endişeleniyorum.” Diye konuşuyor.

DIŞİŞLERİ BAKANI SAVUNDU Dışişleri Bakanı Marco Rubio ise, bu kararları yalnızca Amerikan vergi mükelleflerinin parasını tasarruf etmek olarak değil, aynı zamanda uluslararası forumlarda anlamsız bir enerji harcaması olarak da nitelendirdi.

Rubio yaptığı açıklamada , "Amerikan halkının kanını, terini ve servetini bu kurumlara göndermek ve karşılığında neredeyse hiçbir şey elde edememek artık kabul edilemez" dedi ve bu kuruluşların "kötü yönetildiğini, gereksiz, israfçı ve yetersiz işletildiğini" sözlerine ekledi.

Trump'ın bu kuruluşların çıkarlarının ABD çıkarlarına "aykırı" olduğu yönündeki açıklamasına da katıldı.

İnsan Hakları İçin Hekimler örgütünün Araştırma ve Hukuk İşleri Direktörü Payal Shah ise kararı şaşkınlıkla karşılayarak "Eğer eşitliği teşvik etmeyi ve savunmasız nüfusları korumayı amaçlayan bu kurumların çıkarlarımıza aykırı olduğunu söylüyorsak, ülkemiz neyi temsil ediyor?" diye soruyor.

Georgetown Küresel Sağlık Politikası ve Siyaseti Merkezi'nde kıdemli araştırmacı Nina Schwalbe de, "Bu  tehlikeli, düşüncesiz ve ard niyetli bir eylem" diyor ve şu yorumu yapıyor: "Dünya Sağlık Örgütü'nden çekildi, bu da çok taraflılıktan çekilmesinin ilk işaretiydi.

Bir ağacı kesti.

Şimdi de bütün ormanı kesiyor," HARB TIBBI SANATINA İHTİYACI ABD’nin DSÖ’de Parlamento kararı olmadan, üye ülkelerle görüşmelerde bulunmadan ve Çin’i gerekçe göstererek ayrılması, kendi içine kapanması, kapitalizmin kendisini kaybettirdiği avantajları yeniden kazanmak için bir atılıma girdiğini göstermekte.

Yeniden süper güç olabilmek için tüm kaynaklarını seferber ederek bir biyo-termonükleer savaşa hazırlandığı görülmektedir.

Bu savaş dünyadaki diğer ülkelerinkinden daha fazlasına sahip olmak için güç topladıktan sonra ortaya çıkacak bir kalkışma olacaktır.

Yukarıdaki bilgiler ışığında ülkemizin hızlı bir şekilde kaybettiği kurumların, kuruluş koşullarına uygun olarak yeniden düzenlemesi ve harb tıbbı sanatının her alanda etkin kılınması, toplumun kurtuluş savaşına uygun koşullarda bilinçlendiği gibi yeniden bilinç kazanması, Türk ulusunun geleceğinin güvence altına alınabilmesi için yaşamsal gerekliliktir.

Bu anlamda ulusal sağlık politikaları önem kazanmakta, ulusal tıbbi malzeme ve ilaç üretimine yeni bir ivme kazandırılmalıdır.

İlgili Sitenin Haberleri