Haber Detayı

İnsanlığın gelecek arayışı
Avrupa aydinlik.com.tr
01/02/2026 17:51 (1 saat önce)

İnsanlığın gelecek arayışı

Türkiye Yapay Zeka Girişim Haritası bu yıl Ocak ayında güncellendi. Türkiye Yapay Zeka İnisiyatifi (TRAI) tarafından yılda dört kez güncellenen haritaya göre, geçen yılın son çeyreğinde 40 yeni girişim eklendi, Yapay Zeka girişimi (startup) sayısı 457’ye ulaştı.

Nasıl bir işletmenin yıllık bilançosu çıkartılır, TRAI, aynen bilanço çıkartır gibi her çeyrek yılda bir Türkiye’nin “Yapay Zeka Girişimleri Haritası” yayınlıyor.

Kim ne kadar “startup” girişiminde bulundu, yüzde olarak ne kadar arttı, ne kadar eksildi, içerik hangi tarafa yöneldi, hepsini haritada görebiliyorsunuz.

Ocak 2025’te 379 olarak başlayan girişim sayısı, her 3 ayda bir yapılan ölçümlerde sırasıyla 393, 411, 419 ve son çeyrekte 457 olarak kaydedildi.

TRAI ekibi, bu gelişim tablosunu şöyle yorumluyor: “Türkiye yapay zeka ekosisteminin istikrarlı ve ölçülebilir bir büyüme ritmine girdiğini gösterdi.

Türkiye’de yapay zeka girişimciliğinin ‘tek seferlik bir dalga’ olmadığını; düzenli güncellemelerle takip edilebilen, yeni oyuncularla genişleyen sürdürülebilir bir ekosistem dinamiği yakaladığını gösteriyor.” KÜRESEL İŞBİRLİĞİ 2017 yılında kurulan TRAI, yapay zekanın iş dünyasındaki serüvenini yansıtması bakımından önemli ipuçları veriyor.

İşlevlerini “Türkiye’nin yapay zeka alanında ekonomik değer üreten, rekabetçi ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşmasına katkı sağlıyoruz” olarak tanımlıyorlar.

Tabii küresel boyutu da ihmal etmiyorlar.

Dünya genelinde 21 ülkeyi stratejik hedefler olarak belirlemişler.

Hangi ülkeler?

Bu hedeflere ulaşma yolunda, zaten halihazırda Singapur, İsrail, Almanya, Kanada ve ABD ile güçlü işbirlikleri kurmuşlar.

Sırada Hollanda, Çek Cumhuriyeti, İngiltere, İspanya ve İsveç gibi yeni ortaklarla işbirlikleri geliştirilmek var!

Kamu ya da özel kuruluş, akademi, yapay zekayı iş süreçlerine uyarlarız, bize danışabilirsiniz, diyorlar.

İş ortaklarına bakınca tarımda, bankacılık ve sigortacılıkta, enerjide, tekstilde, otomotivde, perakendede, mobilyada, elektrikli ev eşyasında, yiyecekte, içecekte, ilaç-kimya endüstrisi ve elbette teknolojide görülen geniş bir yelpaze görülüyor.

Çalıştaylar, zirveler, projeler geliştiriyorlar, her yıl ‘Yapay Zeka Haftası’ düzenliyorlar.

YENİ İLAÇLAR YENİ MOLEKÜLLER Kurucusu Halil Aksu, yeni yıl için kaleme aldığı “Yapay Zeka, Genetik ve Yaşam Bilimlerinin Hızlanan Dansı” başlıklı yazıda, yapay zekanın son 20-30 yıldaki hızına dikkat çekiyor.

Aksu, özetle aşağıdaki değerlendirmeleri yapmış.   “İnsan Genom Projesi’yle başlayan büyük veri devrimi, bugün yapay zeka ile bambaşka bir seviyeye taşındı.

Artık laboratuvarlar sadece deney tüpleri, mikroskoplar ve klasik laboratuvar ekipmanlarından ibaret değil; GPU kümeleri, modeller ve algoritmalar da en az onlar kadar kritik. “Protein katlanması problemi bunun sembol örneklerinden biri.

Yıllarca bilim dünyasının ‘kutsal kâse’lerinden biri sayılan bu problem, AlphaFold gibi sistemlerle büyük ölçüde çözüldü: Aminoasit diziliminden, proteinin üç boyutlu yapısını tahmin edebilmek, ilaç keşfinden genetik hastalıkların anlaşılmasına kadar devasa bir kapı araladı.

Bu daha başlangıç.

Yeni ilaçların keşfi, yapay zeka ile tasarlanan moleküller sayesinde hızlanıyor. … İNSAN KİMLİĞİ LABORATUVARDA “Hastalıkların erken teşhisi için görüntü işleme modelleri, radyologların göremeyeceği kadar küçük anomalileri yakalayabiliyor.

Kişiselleştirilmiş tıp, yani ‘herkese aynı ilaç’ yerine ‘senin DNA’na, senin metabolizmana, senin yaşam tarzına özel tedavi’ çağının kapısındayız.

Öte yandan, beyin ve sinir bilimleri de sessiz ve derinden bir devrim yaşıyor.

Beyin-bilgisayar arayüzleri, dış iskeletleri kontrol etmekten, felçli hastalara yeniden hareket kabiliyeti kazandırmaya kadar pek çok alanda deneniyor.

Bugün sadece laboratuvar deneyleri gibi dursa da, yarın: *Beyne ve sinir sistemine yerleştirilen çiplerle internete bağlanmak, *Düşünce gücüyle cihazları, yazılımları, belki yapay zekâ asistanlarını kontrol etmek, *Hatıraları ve düşünceleri yedeklemek, analiz etmek, hatta paylaşmak artık bilim kurgunun değil, potansiyel bir gelecek senaryosunun konusu. “Bu teknoloji dalgası, sadece hastalıkları iyileştirmekle kalmayacak; ‘İnsan nedir?’ sorusunu da masaya yatıracak.

Çünkü bu kez, sadece çevremizi dönüştürmüyoruz; doğrudan kendi biyolojimize, zihnimize ve kimliğimize müdahale ediyoruz.” BİYO-DİJİTAL VARLIK TRAI kurucusu Aksu, yapay zeka asistanı desteğiyle gelecekte ortaya çıkacak insan tipini ‘biyo-dijital varlık’ olarak kurguluyor ve şu soruyu ortaya atıyor: Bu biyo-dijital varlık, nerede başlar ve nerede biter?

Ben dediğimiz şey, etten ve kemikten beden mi; yoksa veriyle beslenen, algoritmalarla desteklenen daha geniş bir sistem mi?

Ve şu uyarıda bulunuyor: Bugün bile sosyal medya profillerimiz, dijital izlerimiz, e-posta arşivlerimiz, kim olduğumuzun bir yansıması.

Yarın bu yansımaya sağlık kayıtlarımız, genom haritamız, beyin aktivitelerimizin kodları, duygusal durumlarımızın tarihçesi eklenebilir.

Aksu, yapay zeka gelişiminin olası sonuçlarını eşitsizlik, kimlik ve mahremiyet/güven alt başlıklarıyla inceledikten sonra, olumlu ve olumsuz yanlarını irdeliyor.

Şu çıkarsamayı yapıyor: “Yapay zeka, insan emeğini tamamlayan, zenginleştiren bir araç; insanların yerine geçen bir tehdit değil!

Ona göre, yapay zeka, hem bireysel hem toplumsal anlamda ‘iyi yaşam’ sağlayabileceği gibi, olumsuz senaryolar da doğurabilir: “Sosyal huzursuzluklar, ayaklanmalar, dijital ve fiziksel kaos dalgaları oluşur.

Toplum güven duygusunu kaybeder; insanlar hem devletlerine hem şirketlere hem de birbirlerine karşı paranoyak hâle gelir.

Mahremiyet ortadan kalkar.

Bu karanlık tabloda “iyi yaşam” bir azınlığın lüksü; çoğunluk için ise erişilemez bir hayal olur.

Gerçek muhtemelen bu iki uç senaryo arasında bir yerde olacak.

Ama nereye daha çok yaklaşacağımız, bugünden alacağımız kararlara bağlı.”

İlgili Sitenin Haberleri