Haber Detayı

Ankara Barosu Başkanı Köroğlu, hukukun siyasete hatta dini tavra göre uygulandığını söyledi: 'Bağımsız olmayan yargı yozlaşmanın parçası olur'
Siyaset cumhuriyet.com.tr
05/01/2026 04:00 (1 gün önce)

Ankara Barosu Başkanı Köroğlu, hukukun siyasete hatta dini tavra göre uygulandığını söyledi: 'Bağımsız olmayan yargı yozlaşmanın parçası olur'

Ankara Barosu Başkanı Mustafa Köroğlu Cumhuriyet’in sorularını yanıtladı. Köroğlu Yozlaşma salt ahlaki bir mesele değil, kurumsal bir çöküş göstergesidir. Yozlaşma şu an ülkenin her yerinde. Yargı bağımsız değilse, yozlaşmanın çözümü değil parçası olur ve yozlaşmayı meşrulaştırır dedi.

Ankara Barosu Başkanı Mustafa K öro ğlu Cumhuriyet’in sorularını yanıtladı. - Yalova’da 3 polisimizin şehit olduğu operasyondaki 2 IŞİD’linin daha önce 7 ay tutuklu kal ıp tahliye edildikleri ortaya ç ıktı.

İfadelerinde de devletin askerine, polisine, Cumhurbaşkanına kafir dedikleri belirtiliyor.

Bu insanlar nasıl serbest kaldı?

Belirttiğiniz husus adı ge çen terör örgütünün Türkiye Cumhuriyeti’ne, yöneticilerine, bürokrat ve memurlar ına bakış a ç ısını ortaya koyuyor.

A ç ık ve net bir tehdit, tavizsiz m ücadele edilmesi gerekiyor.

Teröristlerden ikisinin daha önce terör faaliyetleri nedeniyle geçen y ıl tutuklanıp, 7 ay sonra salıverilmeleri, ceza ve infaz rejimi bağlamında hukuk devletine ilişkin sorunları ve bunun olası risklerini ortaya koyuyor.

Etkin soruşturma, adil yargılama s üreci olmadan, günü kurtaran foto ğraflarla ter örle mücadele edilemez.

Burada ya delillendirme ve vas ıflandırmada ya da yargılamada bir eksiklik ve hata var.

Her iki durumda da bedeli toplum ödüyor.

Burada hukuk devleti zafiyeti, güvenlik zafiyetine dönü ş üyor.

Terörle mücadelede hukukun eksiksiz, tavizsiz ve etkin şekilde uygulanması gerek. - “M üslüman görünüyorsa terörist olamaz” gibi bir ön kabul mü söz konusu?

İnsanların dini inan çlar ı, hi çbir şekilde bir ter ör yap ısıyla ilişkilendirilemez.

Aksine, dini ter ör faaliyetine referans yapan herkes, en büyük zarar ı o dine verir.

Soruyu ilkesel ve soyut bir d üzlemde cevaplamak isterim: Hukuk, yarg ılama ve infaz s üreci; ki şinin kimliğine, inancına, aidiyetine bakılmaksızın herkes i çin ayn ı kurallar çerçevesinde, tavizsiz şekilde uygulanmak zorundadır.

Odaklanmamız gereken yer burasıdır. ‘EVRENSEL İLKELERE DÖNÜLMELİ’ Terörün, teröristin seni , beni olmaz.

Yarg ılamalarda, ter ör eylemine, teröristin kim oldu ğuna, dinine veya başka aidiyetlerine g öre bir süreç mi ilerledi, çifte standart m ı oluştu sorusu akla hi ç gelmemeli.

E ğer bu s üreçlerde bir zafiyet, bir e şitsizlik ya da bir çifte standart varsa, bunun çözümü kavramsal tart ışmalar değil; hukuki yolların işletilmesi ve yargının evrensel ilkelerine d önülmesidir. - Yaln ızca 5 ay önce Yalova’da “tevhid bayra ğı” olduğu belirtilen siyah bayraklar konvoy yapıldığı bir video ile kamuoyuna yansıyor...

Yalova’da o g örüntüler ortaya ç ıkmış, g örüntülerde neler oldu ğu belli.

Biz bile bir basın a ç ıklaması yaparken polis kameraları geliyor, t üm konu şmalarımız kayda alınıyor.

Her şeyin izlenebildiği bir d ünyada birilerinin bu tarz eylemleri hala yapabilmesi o görüntülerdeki insanlar ın neden takip edilmediği sorusunu ortaya ç ıkartıyor. - O g örüntülerden sonra savc ılar harekete ge çemez miydi?

Cumhuriyet ba şsavcılıkları talimatla harekete ge çmez.

Bu ülkenin herhangi bir yerinde hukuka ayk ırı g ördükleri bir eylem ve durumda soru şturma başlatabilirler.

Ne yazık ki bug ün kamuoyunda, soru şturmaların başlatılıp başlatılmamasının siyasal iklimden bağımsız olmadığı y önünde ciddi bir alg ı oluşmuş durumda.

Yalova’daki konvoy g örüntülerini izleyen bir savc ı mutlaka soruşturma başlatmalıydı. - Uzun s üredir gündemde olan bir ba şka konu da uyuşturucu operasyonları.

Operasyonlar s ürerken insanlar ın yazışmaları ortaya d öküldü.

Bunlar ın gazetelerde basılması, TV’lerde üzerine saatlerce konu şulması hukuka ne kadar uygun?

Bunun hukukla bağdaşır yanı yok.

Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) çok net.

Soru şturmanın gizliliği ve kişisel verilerin korunması herkes i çindir.

Özel konu şmaların sızdırılmasıyla hukukun ifşa mekanizması olarak kullanıldığını g örüyoruz.

Ki şisel Verileri Koruma Kanunu (KVKK) var.

Bizim avukat olarak faaliyetlerde bulunmamız dahi bu kanunla engellenirken, soruşturma dosyası i çerisinde gizli olmas ı gerekenler basına sızdırılıyor.

Binlerce insan özel yaz ışmaları okuyor.

Magazin ortamı yaratılmaya çal ışıldığı gibi bir durum s öz konusu.

İnsanların özel ya şamlarının soruşturma dışına taşırılarak servis edilmesi itibar zedeleyici a ç ık bir çifte standart.

Soru şturmanın gizliliği herkes i çindir.

Burada çok net seçici if şa rejimi uygulanıyor ve hukukun temeli olan masumiyet karinesini yok ediliyor.

İnsanları toplumun önüne atma, itibars ızlaştırma, insan onuru yok etme üzerine bir hukuk mekanizmas ı işletiliyor.

Hukuk, kimin konuşup kimin susacağını belirleyen bir baskı aracı değildir.

Hukuk; ilkelerle, kurallarla işleyen, yargıyı algı operasyonlarının aparatı haline getirmeden uygulaması gereken bir şeydir. ‘YAYIN YASAĞI GÜNDEMDEN KALKMALI’ - Toplumun ilgilendiren bir çok olayda direkt yay ın yasağı uygulanırken, burada yok.

Yayın yasağı neye g öre konuyor?

Bir yandan toplumu do ğrudan ilgilendiren konularda yayın yasaklarıyla sessizlik sağlanmaya çal ışılıyor diğer yandan soruşturma konusu dahi olmayacak özel yaz ışmalar servis ediliyor, ifadeler yayınlanıyor.

Bu net bir çifte standart.

Örne ğin Kartalkaya gibi 78 kişinin yanarak can verdiği bir katliamda önce sessizlik sonra belirsizlik ve yay ın yasağı geldi.

Bu olaylar kamu vicdanını direkt ilgilendiriyor.

Burada yargı devreye girmezse sorumluluk g örünmez hale gelir.

Yarg ının g örevi olay ı soğutmak değil topluma hesap verilebilirliği sağlamaktır. “Bakanlık istiyor” diye yayın yasağı konulamaz.

Yayın yasağı konusu g ündemden kalkmal ı.

İnsanlar artık her t ürlü bilgiye rahatl ıkla ulaşabiliyor.

Bug ünün dünyas ında “yayın yasağı” ile hakikatin üzerini örtemezsiniz, hakikati gizleyemez, insanlardan kaç ıramazsınız. - Fenerbah çe Kulübü Ba şkanı Sadettin Saran da uyuşturucu operasyonuna dahil edilen isimlerden ve kendisi bağımsız bir kurumda tekrar test yaptırdı.

Adli Tıp’ta test sonu çlar ı yanlış ç ıkabilir mi?

Adli Tıp resmi bir kurum.

D üzenledi ği raporlar delil niteliğinde.

Ama t üm incelemeleri için “kesin do ğru” denemez.

Nitekim sonu çlara itiraz hakk ı var.

Y üksek dairelerine itiraz edilebiliyor, ba ğımsız kuruluşlarca örnek al ınabiliyor.

Sonu çta bu bir bilim ve “tek yetkili buras ıdır” denemez.

Alternatif bir test sonucu varsa, ATK testleri üzerindeki tüm ş üpheler ortadan kald ırılmalı. - Yine uyuşturucu operasyonları çerçevesinde “ahlaki yozla şma” “ çürümü şl ük” gibi ifadeler s ık ça kullan ılıyor.

Ahlaki yozlaşmayla yargı ve emniyet eliyle m ücadele edilebilir mi?

Yozla şmayı sadece bir boyutuyla ele almanın hatalı olduğunu d ü ş ünüyorum.

Yozla şma salt ahlaki bir mesele değil, pek çok yönü olan kurumsal bir çökü ş g östergesidir.

Yozla şma şu an ülkenin her yerinde, özellikle kurumlarda.

Siyasette, bas ında, yargıda...

Bug ün bireylerin kim ile ne yapt ığı, nasıl bir cinsel hayatları olduğu tartışmaya a ç ılıyor.

Bu dikkat çekiyor, ra ğbet g örüyor ama dedikodudan öteye gitmeyecek bir şey.

Yozlaşma ortaya d ökülen özel hayatlar de ğil, bunların ortaya d ökülmesinde ortaya ç ıkıyor.

Ben yozlaşmayı ahlaki bir mesele değil, kurumsal bir çökü ş ün göstergesi olarak görüyorum.

Yarg ı kurumsal yozlaşma ile m ücadelede en güçlü araç olmal ı ama yargı bağımsız değilse, siyasal iklime g öre pozisyon al ırsa yozlaşmanın çözümü de ğil par ças ı olur.

O durumda hem yozlaşmayı temizleyemez hem de yozlaşmayı meşrulaştıran bir mekanizma durumuna gelir. ‘AHLAK YASASI’ TEHLİKESİ! - Hazır “ahlaki çürümü şl ük” bu kadar dile dolanm ışken yakın zamanda yargı paketlerinde “ahlak”la ilgili yasal d üzenlemeler görür müyüz?

Evet görebiliriz. “Ahlaka ayk ırı davranış, topumun ahlaki değerlerini zedeleyen fiiller” gibi ifadeler, tanımı belirsiz, sınırı çizilmemi ş çok tehlikeli kavramlar.

Bu gibi mu ğlak ifadeler yasaya konursa, ceza hukukunda altın kural olan su ç ve cezan ın a ç ık, öngörülebilir ve belirli olmas ı ilkesinin ardından rahmet okuruz.

Eğer yargı paketine bu gibi ifadeler girerse Anayasa 38’deki “kanunilik” ilkesi de ihlal edilir.

K ürsüde oturan hakime göre karar de ğişir.

Ceza hukuku norm olmaktan ç ıkar ahlaki yargıya d önü ş ür.

Bizim ahlak yarg ısına ihtiyacımız yok, bizim hukuku uygulayan yargıya ihtiyacımız var.

Bu t ür düzenlemeler, Atatürk’ün kurdu ğu Cumhuriyetin temel hukuk anlayışıyla bağdaşmaz.

Anayasa ve ceza hukuku hi çe say ılarak oluşturulacak bir ahlak yargısı, Cumhuriyetin hukuk devleti niteliğini ağır bi çimde zedeler. - “Temizeller operasyonu” da deniyor...

İtalya’dan gelen bir kavram.

O d önem İtalya’da savcı ve ekibine b üyük yetkiler verildi ve en önemlisi siyasiler hiçbir şeye karışmadı.

Bug ünkü operasyonlarda bunu söyleyebiliyor muyuz...

Toplum, savc ıların işlerini yaparken bağımsız olduğuna inanmıyor.

Sıklıkla “Hukuk kalmadı” deniyor.

Hukuk var ama ya uygulanmıyor ya da kişiye, siyasete, siyasi d ü ş ünceye, hatta dini tavra göre uygulan ıyor.

İnsanların önüne her gün birileri at ılıyor.

Meseleyi kendi i çimizde, ba ğımsız bir yargı ve eşit uygulanan hukukla sağlayabiliriz. - Bahis operasyonlarında hukuk eşit uygulanıyor mu?

Mesele sadece bahis değil.

T ürkiye’de yetkisi olmayan genelde yurt d ışı merkezli siteler üzerinden bir kara para düzeni kuruldu ğu g örülüyor.

Yani bahis görünen yüz ama as ıl olay kara para, örgüt ve vergi kaçakç ılığı.

Yasa dışı bahis zaten su ç.

Bu i ş milyarlarca liralık bir ekonomi.

Paranın izi siyaset, spor, medya gibi her yere dağılmış durumda.

Kimin ger çekten suçlu oldu ğu noktasında emin olamıyorsunuz.

Su ç ki şiseldir, delil şarttır.

Soruşturmaların gizli tanıklar üzerinden yürütülmesi tek ba şına delil olmaz.

Bazı dosyalarda hızlı hareket edilirken, bazılarında yavaştan alınamaz.

Bahis operasyonu doğru y ürütülürse büyük bir kamu yarar ı var ama yanlış y ürütülürse bir hukuk facias ına d önü ş ür.

Bahisle mücadele şart T ürkiye, kara paran ın aklandığı bir cennet olmamalı. - Kafalardaki sorulardan biri de operasyonlarda jandarmanın kullanılması.

Neden hep jandarmayı g örüyoruz?

Eskiden ba şsavcılıklar soruşturma s üreçlerini emniyet ile yürütürdü.

Ama şu anda özellikle İstanbul’da bunun jandarma ile yapıldığını g örüyoruz.

Jandarma eskiden jandarma bölgesi olan, emniyet te şkilatlanmasının olmadığı, kırsal yerlerde g örev al ırdı.

Bug ünkü durum, yarg ı makamlarıyla emniyet arasında yaşanan gerilim, g örü ş ayrılığı olup olmadığıyla ilgili soru işaretleri doğuruyor.

O nedenle bir adli kolluk mekanizmasının d ü ş ünülmesi ve buna göre çal ışma yapılması gerekiyor. - Son yargı paketiyle tahliyeler oldu.

Hemen ardından bir kadın katledildi.

H üküm giymi ş insanlar neden salınıyor?

Tercihte sorun var.

Hukuki değil siyasi bir denge kuruluyor.

Bir yandan şiddet faillerini salıp diğer yandan gazeteci, siyaset çi, avukatlar ı i çeride tutuyorsan ız bu hukuki değil siyasi bir tercihtir. “Ceza evleri dolu” gibi bir gerek çe olamaz.

Dolu oldu ğu doğru, 15 kişilik yerlerde 50 kişi yatıyor.

Bu kadar insanın cezaevine girmesi de T ürkiye’de suçla ilgili sorun oldu ğunu g österiyor.

Son yarg ı paketinde deprem su çlular ı dahi dışarı ç ıkacaktı.

Onları da “2 yıl tutukluluk yeter” mantığıyla ç ıkarmaya çal ıştılar. ‘İNFAZ REJİMİ SUÇLULARI CESARETLENDİRİYOR’ - Cezasızlık su ça te şvik eder mi?

Cezanın özel önleme ve genel önleme amac ı vardır.

Cezasızlık algısı elbette su ç i şleme motivasyonunu g üçlendirir.

Bir şekilde af veya cezasızlık sonucunu doğuran her uygulama, su ç i şleyen insanları daha da cesaretlendirir.

Kişi defalarca su ç i şlemiş, her seferinde de dışarı ç ıkmış...

Su çun niteli ğine, ağırlığına bakmadan insanları dışarı ç ıkardığınızda başka bir insanın hayatı bitiyor. “Kadın cinayetleri bitsin” demek kolay.

Asıl mesele olmamasını sağlamak i çin ne yap ıldığıdır.

Su çlular ı cesaretlendiren bir infaz rejimi var. “İ çeri girer, yatar ç ıkarım” diye d ü ş ünüyorlar.

İşin bir de mağdur y önü var, suçun ma ğdurunda hakkının aranmadığı, yapılanın yapanın yanına k âr kald ığı inancıyla ortaya ç ıkan bir kırgınlık ve öfke de var. - 19 Mart ile ba şlayan operasyonlar t üm y ıl farklı alanlarda devam etti ve 2025 yılına “yargı” damga vurdu. 2026 i çin beklenti ve öngörüleriniz nedir?

Hukuk uygulanmad ığı ve herkese eşit uygulanmadığı s ürece ne güvenli ği ne de toplumsal barışı sağlayabiliriz.

Biz barolar olarak bu ısrarımızdan 2026’da da vazge çmeyece ğiz.

Bu ülkenin anayasal bir devlet olmas ı, anayasanın ilk d ört maddesine ba ğlı kalınması ve Atat ürk’ün kurdu ğu Cumhuriyetin ilelebet payidar kalması i çin mücadele etmeye devam edece ğiz.

Biz hukuku bir tercih değil, bir zorunluluk olarak g örüyoruz.

Hukuk ask ıya alındığında, adalet değil keyfilik çal ışır.

Hukuk susarsa, toplum konuşamaz ve biz, hukukun susturulmasına razı olmayacağız.

PORTRE 1978’de Ordu’da doğdu.

Ordu Atat ürk İlkokulu ve Ordu Anadolu Lisesi’ni bitirdi.

Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun oldu.

Meslek ya şamı boyunca savunma hakkı, hukuk devleti, yargı bağımsızlığı ve insan hakları alanlarında aktif çal ışmalar y ürüttü.

Uzun y ıllardır Ankara Barosu’na kayıtlı olarak avukatlık mesleğini yapan K öro ğlu, 2022 ve 2024'te se çildi ği Ankara Barosu başkanlığı g örevini sürdürüyor.

İlgili Sitenin Haberleri

Anadolu 2 Yazarlar cumhuriyet.com.tr
4 saat önce

Anadolu 2

FAFO Yazarlar cumhuriyet.com.tr
4 saat önce

FAFO

Finalist Yazarlar cumhuriyet.com.tr
4 saat önce

Finalist