Haber Detayı

Vicdanı altınla değil, hakikatle tartmak - Abdullah Dörtlemez
Yazarlar cumhuriyet.com.tr
06/01/2026 04:00 (1 gün önce)

Vicdanı altınla değil, hakikatle tartmak - Abdullah Dörtlemez

Atinalı Timon, Shakespeare’in kaleminde cömertliğiyle tanınan, dostlarına servetini açan ama karşılığında nankörlük ve ihanet gören bir karakterdir.

Atinal ı Timon, Shakespeare’in kaleminde c ömertli ğiyle tanınan, dostlarına servetini a çan ama kar şılığında nank örlük ve ihanet gören bir karakterdir.

Dr.

İhsan Ünlüer, bu figürü Cumhuriyet gazetesinin arka sayfas ındaki yazılarında g ünün siyaset bezirgânlar ıyla özde şleştirerek altın ve ç ıkar ilişkileri üzerinden keskin bir toplumsal ele ştiri kurar.

Timon fig ürünü yaz ılarında ça ğın siyaset esnafına, makam ve mevki rant ç ılarına ayna tutmak i çin kullan ırken altının insanı nasıl k örle ştirdiğini hi ç sak ınmadan y üzümüze vurur.

Timon’un saray ında d önen dolaplar, asl ında bir ülkenin yönetim koridorlar ında yankılanan yalnızca bir edebi motif olmadığını; altın, yalnızca bir maden değil; insan ilişkilerinin, ahlakın ve vicdanın ölçü birimi haline gelmi ştir.

EĞRİYİ DOĞRUYA, KÖTÜYÜ İYİYE… Ünlüer, Shakespeare’den naklen, Timon’un a ğzından şunları s öyler: “Alt ın para!

Sarı para, pırıl pırıl.

Şu kadarı yeter bunun çevirmeye karay ı aka.

Eğriyi doğruya, k ötüyü iyiye, soysuzu soyluya...” Bu tirat, dönemin siyasetçilerine yöneltilmi ş bir aynadır.

Altının b üyüsüyle kararan gözler, halk ın derdini değil, kendi ç ıkarını g örür.

Timon’un dostlar ı, onun c ömertli ğinden faydalanır ama serveti t ükenince yüzlerini çevirirler.

T ıpkı se çim öncesi halk ın kapısını çalan, vaatler ya ğdıran ama koltuğa oturunca unutan siyaset çiler gibi.

Ünlüer’in anlat ısında Timon, bir trajedi kahramanı değil, bir uyarıcıdır.

Onun d ü ş ü ş ü, yaln ızca bireysel bir çökü ş değil, toplumun değerler sisteminin çürümü şl ü ğ üdür.

Timon’un alt ınla satın aldığı dostluklar, aslında halkın oyuyla satın alınan vaatlerin ne kadar sahte olduğunu g österir.

Timon’un yaln ızlığı ise bir metafora d önü ş ür.

Siyasetçinin halktan uzakla ştığı, saraylarda yankılanan s özlerin sokakta kar şılık bulmadığı bir ça ğın resmi çizilir.

Ünlüer, Timon’un gözünden bakarak şunu sorar: “Altın mı değerli, yoksa insan mı?

Hangisi daha çabuk unutulur: bir iyilik mi, yoksa bir borç mu?” Bu sorular, yaln ızca Timon’a değil, okura da y öneliktir.

Çünkü Ünlüer’in yaz ısı, bir eleştiri olduğu kadar bir ça ğrıdır: Vicdanı altınla değil, hakikatle tartmak gerek.

ADALET NEYDİ?

Atinalı Timon, altının parıltısına kapılmış dostlarının y üzlerindeki sahte gülümsemeleri görürken e şitlik kavramının ne denli yetersiz olduğunu haykırır.

Çünkü e şitlik, herkesin aynı ölçüde alt ınla tartıldığı bir terazidir ama bu terazide insanın ruhu, gereksinimleri ve farklılıkları g öz ard ı edilir.

Timon’un d ünyas ında, eşitlik bir yanılsamadır.

Altınla ölçülen dostluklar, ç ıkarların eşit dağılımı değil, aynı hırsın farklı maskeleridir.

Herkesin aynı hakka sahip olması, herkesin aynı koşullarda olduğu anlamına gelmez; çünkü adalet, sadece “e şit” olmak değil, “hak edenin hakkını almak” tır.

DR.

İHSAN ÜNLÜER’İ ANARKEN… Timon ş öyle der: “E şitlik dedikleri, herkesin aynı kefeye konmasıdır; ama kim bilir, o kefede kimi taşır, kimi y üzer?

Alt ınla tartılan dostluklar, ruhun derinliklerini g öremez.” Bu sözler, e şitliğin y üzeysel bir kavram oldu ğunu, ger çek adaletin ise denge ve ba ğlama duyarlılıkla olanaklı olacağını g österir.

Timon’un ele ştirisi, yalnızca bireysel bir d ü ş kırıklığı değil, toplumsal bir uyarıdır: Eşitlik, farklılıkları yok sayarsa, adalet duygusu k örelir.

Sokakta adalet isteyenle kürsüde adalet anlatan aras ındaki u çurum büyüdükçe, Timon’un öfkesi güncellik kazan ır.

Ünlüer’in “vicdan terazisi” kavram ı ise burada merkezi bir yer tutar: Adalet, dengeyi g özetir; çünkü denge, farkl ılıkların ve gereksinimlerin harmanlandığı bir terazidir.

Timon’un alegorik sesiyle, eşitlik yetersizliğini anlamak, adaletin ger çek yüzünü görmek demektir.

Alt ının parıltısı altında gizlenen bu ger çek ancak vicdan ın ve hakikatin terazisinde ortaya ç ıkar.

D ü ş ünce dünyam ın bi çimlenmesinde önemli bir yer tutan bilge Dr.

İhsan Ünlüer’i adalet duygusunu gönül borcuyla anar, huzur içinde uyumas ını dilerim.

Danıştay Onursal Üyesi ve Tarihçi Abdullah Dörtlemez

İlgili Sitenin Haberleri