Haber Detayı
2026’nın ilk beş gününde en az dört kadın öldürüldü, bir çocuk da katledildi: Çöküşün özeti
Yeni yılın ilk günlerinde Mardin, Antalya ve Balıkesir’den gelen kadın cinayeti haberleri kamuoyunda infial yarattı. Avukat Türkan Kara, yaşananların münferit değil, önlenebilir ve yapısal bir sorun olduğuna dikkat çekti.
2026 yılına gireli daha bir hafta olmazken kadına şiddet haberleri durmuyor.
Mardin’de Süheyla ve Sümeyye adlı iki kardeş, evde silahla vurulmuş halde bulundu.
Antalya Serik’te Z.C., eşi Songül Canatan (43) ile kızı Sena Canatan’ı (7) boğazlarını keserek öldürdü.
Antalya’nın Manavgat İlçesinde Nora Dzuliashvili, boşandığı Ömer Yıldız’ın kardeşi Hasan Ali Yıldız tarafından evinde silahla vurularak katledildi.
Balıkesir’de ise gittikleri kamp alanında erkek arkadaşıyla tartıştıktan sonra kamp alanını terk eden ve sekiz gün sonra cansız bedenine ulaşılan Elif Kumal’ın ön otopsi sonuçları belli oldu.
Ön otopside kesici alet ve ateşli silah izine rastlanmazken Kumal’ın ölümü “suda boğulma” olarak değerlendirildi. ‘ASLINDA ÖNLENEBİLİR BİR SORUN’ Cumhuriyet’e konuşan avukat Türkan Kara, “2026’nın ilk beş gününde basına yansıdığı kadarıyla yaklaşık altı kadın şiddet sonucu öldürülmüş durumda.
Bu rakam bana göre sadece bir istatistik değil, aynı zamanda toplumdaki bir çöküşün, kanunların uygulanmasındaki yetersizliğin ve kültürel bir kabullenişin üzücü bir özeti sayılabilir.
Kadınlara yönelik şiddet maalesef münferit değil.
Çünkü süreklilik gösteren ve büyük ölçüde aslında da önlenebilir bir sorun olarak görüyorum” dedi.
Kara, “Şiddetin kaynağı nedir diye araştırdığımızda, kadına yönelik şiddetin temelinde biz en çok güç ve kontrol ihtiyacı görüyoruz.
Kadınların kendi hayatlarına dair karar alma isteği; ayrılmak, boşanmak, çalışmak, kendi giyinme tarzına karar vermek gibi ya da istemediği şeye kolayca hayır demek gibi..
Failin motivasyonu genellikle öfke değil, aslında altta yatan itaat beklentisinin boşa çıkmasıyla ilgili bir durum.
Bu durum ülkemizde hâlâ güçlü şekilde devam eden ataerkil kültürle besleniyor” vurgusu yaptı.
Koruyucu mekanizmaların yetersizliğine vurgu yapan Kara, “Uzaklaştırma kararlarının sorunsuz ve etkin uygulanmaması, elektronik kelepçe gibi önlemlerin kullanımının daha sınırlı tutulması, şiddetin genellikle ölümle sonuçlanması noktasına bir zemin hazırlıyor.
Çoğu zaman aslında bu cinayetlerin ani değil, önceden sinyallerinin verildiğini de üzülerek görüyoruz.
Çünkü tehdit ve darpla ile süreçlerin son halkası artık önlenemez değil, önlenmeyen cinayete dönüşüyor” ifadelerini kullandı.
Sorunun pek çok ayağı olduğuna işaret eden Kara, “Toplumsal bir konu olduğu için hem erkek hem kadın açısından yetiştirilmeden, okullarda veya eğitim kurulumundaki eğitim ve toplumsal davranış biçimlerimiz de dahil olmak üzere eşit bir mecradan bakılması gerekiyor.
Yapısal sorunlar görmezden gelinerek değil yüzleştirerek çözülür.
Kadınların ve erkeklerin temelinde cinsiyetten bağımsız insan dediğimiz varlığın yaşama hakkı kutsaldır ve anayasal bir güvence altına alınmıştır.
Devletin ve toplumun da en temel sorumluluğu ve birinci görevidir” değerlendirmesinde bulundu.