Haber Detayı

Uyuyan dev Liverpool nasıl uyandı?
Dünya+ dunya.com
13/03/2026 00:00 (2 saat önce)

Uyuyan dev Liverpool nasıl uyandı?

Liverpool bugün İngiltere’nin en zengin takımı olabilir ama 2010’da bu dev kulüp sportif olarak başarısız ve mali olarak da müsrifti. ABD’den gelen akıllı bir patron önce onları düştükleri kuyudan çıkardı sonradan kurdukları yapıyla yeniden zirveye taşıdı…

Bu hafta Galatasaray eşleş­mesi vesilesiyle bol bol ko­nuştuğumuz Liverpool aynı zamanda İngiltere futbolu­nun en büyük iki kulübünden bi­risi.

Son yıllarda Premier Lig’de hep şampiyonluk yarışının için­de yer alan, Şampiyonlar Ligi’nin gediklisi bir kulüp Liverpool.

Ama 2010’lara girilirken vaziyet hiç de böyle değildi.

Öncelikle şampi­yonluk hasreti 20 yıla dayanmış­tı.

Özellikle 1992’de başlayan Pre­mier Lig döneminde her açıdan Manchester United’ın gölgesin­de kalmışlardı.

United hem daha zengin kulüptü hem ülkedeki en büyük stadyuma sahipti hem de sahada kazanıyordu.

United şam­piyonluk sayısında Liverpool’u ge­ride bırakıp 20-18 öne geçmişti.

Avrupa kupalarında da Liverpo­ol’un şaşalı günleri geride kalmış­tı. 2005’te İstanbul’da kazanılan mucizevi şampiyonluk haricinde elde avuçta bir şey yoktu.Tam o dönemde bir de kötü pat­ronlarla uğraşmak zorundaydı Li­verpool. 2007’de kulübü kaldıraçlı bir yöntemle satın alan Amerika­lı işadamları Tom Hicks ve Geor­ge Gillett öylesine kötü bir yönetim modeli sürdürdü ki üç yıl içinde ku­lüp kayyuma devredilmenin eşiği­ne geldi. 2010’un yaz aylarında baş­ta Royal Bank of Scotland olmak üzere alıcılar kapıya dayanmış­tı.

İşte bu hengameden bir başka Amerikalı grup Liverpool’u çekip aldı.

Milyarder John W.

Henry’nin başını çektiği, o zamanlar New England Sports Ventures adını ta­şıyan bugün Fenway Sports Group (FSG) adındaki grup 2010’un ekim ayında Liverpool’u 300 milyon sterline satın aldı.Büyük dönüşüm Bundan sonra büyük dönüşümü başlatacak adımları attılar.

Amaç­ları önce Liverpool’un sportif yö­netiminin arkaik yapısını değiştir­mekti.

Bir yandan da ticari açıdan kulübün potansiyelini çok daha iyi kullanmak istiyorlardı. 2010’da Li­verpool’un bir sezonluk toplam ge­liri yalnızca 184 milyon sterlindi ve Manchester United’dan yaklaşık 150 milyon sterlin daha düşüktü.Önce sportif tarafta kolları sıva­dılar.

ABD’de ‘Moneyball’ adıyla bi­linen spordaki karar mekanizma­sında verinin daha fazla kullanıl­masına dayanan yöntemi Premier Lig’e taşımaya giriştiler.

Ama ilk yıllarda işler umdukları gibi gitme­di.

Halen Juventus’ta görev yapan, bir dönem Fenerbahçe’de görev al­mış Damien Comolli’yi bu opera­yonun başına geçirdiler.

Ancak, sa­hada sonuçlar iyi değildi.

Comolli ayrıldı ve 2012’de bugün de süren modelin temeli atıldı.2012’de Liverpool’da kurulma­ya başlanan yapıyı anlamak için bi­raz kulübün eski araştırma direk­törü Ian Graham’ın 2024’te yazdığı ‘How to Win the Premier League’ (Premier Lig Nasıl Kazanılır?) ad­lı kitaba bakalım.

Öncelikle, fut­bolun dışında gelen yetkin bir pro­fesyonel ekip ve yeni bir anlayış o dönemki temel yenilik oldu.

Önce, işletme ve enformatik mezunu Mi­chael Edwards’ı sportif direktör­lüğe getirdiler.

Sonra Cambridge Üniversitesi’nden fizik doktoralı Graham’ı veri ve araştırma direk­törü olarak işe aldılar.Yine de yeni yönetim anlayışını eski bir kulüp kültürünün yerine oturtmak, bir taraftan da bitmek bilmeyen bir medya baskısıyla uğ­raşmak kolay değildi.

Ian Graham ve ekibi iki yıl boyunca ellerindeki veri yığınını nasıl daha verimli kul­lanabilecekleri üzerine kafa yordu. 2014’te özellikle oyuncu transfe­rinde kullanmaya hazır algoritma­yı hazırlamışlardı.İşte tam bu noktada Liverpool başka bir engele takıldı: Teknik di­rektöre ya da İngiltere’de bilinen terimle menajere.

Liverpo­ol’un o dönemki menajeri Brendan Rodgers hiçbir şe­kilde araştırma departmanıyla işbirliğine yanaşmıyordu.

Sadece kendi istediği Benteke gibi oyun­cular transfer edilmeliydi.

Rodgers takımı şampiyonluğun eşiğine de getirdi aslında ama hedeflenen yö­netim modeline tamamen tersti yaptıkları.Transferdeki prensip 2015’in sonbaharında üst üs­te gelen kötü sonuçların ardından Liverpool Rodgers’ı yolladı.

Onun yerine hem kulübe yakışır futbo­lu oynatacak hem de diğer depart­manlarla uyumlu çalışacak lide­ri buldular: Jurgen Klopp.

Klopp, Almanya’daki kulüp kültürün­den alıştığı üzere işbirliğine ve ta­kım çalışmasına son derece açıktı.

Başta tüm transferler olmak üze­re verilerle çalışmaya son derece teşneydi.

Ian Graham’ın aktardı­ğına göre 2016 yazından itibaren Liverpool’un yaptığı transferlerde şu prensip yerleşti: Veri departma­nı, oyuncu izleme departmanı ve teknik kadronun ortak ona­yı olmadan herhangi bir transfer yapı­lamaz.2016’da Mané, Ma­tip ve Wij­naldum transferle­rinde kul­lanılmaya başlanan bu prensip er­tesi yıl Salah ve Robert­son, 2018’in başında Van Dijk ve daha sonra da Alisson, Fabinho, Keita gi­bi oyuncularla sürdü.

Bu yöntemle değerinin altında transfer ettikleri birçok oyuncudan çok yüksek ve­rim almayı başardılar.Böylece adım adım oluşturulan takım sahada da bunun karşılığı­nı vermeye başladı zaten. 2018’de Real Madrid’le Şampiyonlar Ligi finali oynadılar.

Ertesi sezon Pre­mier Lig şampiyonluğunu bir pu­anla kaçırmalarına karşın bu kez Şampiyonlar Ligi’ni kazandılar. 2020’de de 30 yıldır beklenen o lig şampiyonluğuna nihayet ulaştı­lar.

Michael Edwards, Ian Graham ve de Klopp’un ayrılmasına karşın kurdukları yapı sapasağlam ayakta.

Geçen sezon neredeyse hiç trans­fer yapmadan bir kez daha PL şam­piyonu oldular.

Bu sezon ligde dal­galı bir performans var ama Şam­piyonlar Ligi’nde devam ediyorlar.Ticari gelirlerde büyük sıçrama Elbette tüm bu idari ve sportif yapılanmanın yanı sıra Liverpool’u işin ticari ve mali tarafını da çok iyi götürdü yıllar içinde.

Sahadaki sonuçlara paralel olarak ekonomik olarak hızla büyüdü Liverpool.

On yıl önce 300 milyon sterlin seviyesindeki toplam gelirler 702 milyona ulaşmış durumda.

Anfield Road Stadyumu’ndaki geliştirmeler sayesinde bilet gelirinde artış oldu.

Yayın hakları başarıla paralel şekilde yüzde yüz arttı son 10 yılda.

Ama en büyük sıçramayı ticari gelirlerde yani sponsorluk ve ürün satışı tarafında yaptılar. 2015- 16 sezonunda 116 milyon sterlin olan ticari gelirler geçen sezonun rakamlarına göre 323 milyona yükseldi.

Üstelik tüm giderlere karşın 15 milyon sterlinlik de bir kâr var.

Bu sayede Liverpool, ilk kez iki Manchester’lı rakibinin önünde İngiltere’nin en çok para kazanan kulübü haline geldi.

İlgili Sitenin Haberleri