Haber Detayı

İmgeler arasında çok katmanlı bir gezinti
Dünya+ dunya.com
13/03/2026 00:00 (2 saat önce)

İmgeler arasında çok katmanlı bir gezinti

İstanbul Modern’in “Panorama: Hayaller ve Yerler” fotoğraf sergisi, farklı teknik ve içerikleri kullanan sanatçılarla gerçekliği yeniden ve bambaşka vizörlerle birlikte düşünmemizi sağlıyor.

Meltem KERRARmeltemkerrar@gmail.comİstanbul Modern’in “Panora­ma: Hayaller ve Yerler” sergisi, fotoğraf alanında son zaman­ların en ufuk açan projelerinden biri olarak karşımıza çıktı.

Fotoğ­rafa ilgisi olan, olmayan her sanat izleyicisi için, belki de birkaç kez görülecek bir vizyon sunuyor sergi.

Farklı kuşaklardan 18 sanatçının 2010’lardan bugüne uzanan üre­timlerini salt ‘yan yana’ getiren bir ‘karma’ değil bu seçki.

Üzerine dü­şünülmüş ve en sonunda fotoğra­fın kendisine odaklanan/odakla­yan bir toplam karşımızdaki.

Öyle ki teknik ve içerik olarak çoğu za­man yan yana gelmez farklılıklar, izleme süresince seyircisine bam­başka sorularla aynı cevabın yanı­tını genişletiyorlar.

Eski ama ye­niden ve hep sorduğumuz soru bu; nedir fotoğraf?

Galeriler boyunca devam ederken, izlemeye/görmeye sorular da eşlik ediyor: Neyi ‘gös­terir’, neyi ‘saklar’, neyi ‘hatırlatır’, nasıl ‘yalan’ söyler, hangi gerçeği ‘gösterir’?

Ve dahası…Müzenin birinci katındaki gale­rileri bir araya getiren ve yeni bi­nasında fotoğraf alanındaki ilk grup sergisi olan seçkide çok ki­şisel düşsel manzaralar da, kur­gusal portreler de, içine seçilmiş objeler ve giren yerleştirmeler de yer alıyor.

İstanbul Modern’in ye­ni müze binasının açılışından bu yana fotoğraf sergilerinin sponso­ru olan Burgan Bank, dijital ban­kacılık markası ON Dijital Banka­cılık ile desteğini sunuyor burada da.

Larissa Araz, İlgen Arzık, Emre Baykal, Silva Bingaz, Hasan Deniz, Umut Erbaş, Cem Ersavcı, Ece Gö­kalp, Cemre Yeşil Gönenli, Ege Ka­nar, Zeynep Kayan, Metehan Öz­can, Yusuf Sevinçli, İrem Sözen, Selim Süme, Kerem Uzel, Begüm Yamanlar ve Cansu Yıldıran’ın ça­lışmalarında yapay zeka uygula­malarından arşivsel malzemelere uzanan çok katmanlı bir üretim çe­şitliliğini izliyoruz.İmgeler arasında gezinmek Müzenin artistik direktörü Çe­lenk Bafra ve fotoğraf küratörü Demet Yıldız Dinçer küratöryel bakışı üstlenmiş.

Bafra, “Panora­ma”ya ilerleyen yıllarda farklı alt temalar etrafında devam edecek araştırma odaklı grup sergileri­nin üst başlık olarak baktıkları­nı söylüyor: “İlk sergimiz, Tür­kiye’de son on yıl ağırlıklı olmak üzere fotoğraf ve mercek temelli üretimlerin panoramasını çıkar­mayı denerken günümüz dünya­sında hayal kurma, mekanla ilişki kurma ve gerçekliği yeniden dü­şünme biçimlerini nasıl dönüş­türdüğünü araştırıyor.

Sergi, aynı zamanda farklı kuşaklardan sa­natçılar için yeni üretim alanla­rı açmayı, farklı sergileme ve an­latım biçimlerini denemeyi teş­vik eden bir yaklaşımın parçası olarak şekillendi.

Bu bağlamda ‘panorama’ kavramı, yekpare bir bakışı değil; kırılgan, parçalı ve sürekli yer değiştiren bakışları çağırıyor.

Sergi, izleyiciyi tamam­lanmış bir bütünle karşı karşıya bırakmak yerine, imgeler arasın­da gezinmeye, duraksamaya ve kendi bakışını yeniden kurmaya çağırıyor.”Sergide yer alan pek çok iş, pro­jeye özel yeni üretimler ve mekana özgü yerleştirmeler olarak ilk kez izleyiciyle buluşuyor.

Fotoğrafı ve mercek tabanlı sanatı bazen de ke­silen, yeniden birleştirilen ve izle­yiciyle tamamlanan bir alan olarak ele alan sanatçılar, kişisel arşiv­lerden yapay zeka tabanlı görüntü üretimlerine, ekolojik perspektif­lerden farklı varoluş biçimleriyle kurulan ilişkilere uzanan geniş bir düşünsel alan açıyor bize.Larissa Araz’ın “Karanlıktan Başla Görmeye” adlı çalışması, içinde fotoğraf olan yerleştirme üretiminin iyi bir örneği olmasının yanı sıra, 1974 Kıbrıs’ından ilham aldığı hikayeyi duyusal ve akılcı biçimlendirmesiyle de etkiliyor.

Serginin en büyük sürprizlerin­den biri özel bir odada deneyimle­diğimiz Cemre Yeşil Gönenli’nin “I Want to Always be with You” ad­lı yerleştirmesi.

Uykunun tatlılığı ile ölümün bilinmezliği içinde kur­guladığı bu hikayede kişisel ve iz bırakan fotoğraflarla bezediği ai­le yatağını, izleyiciyi de ‘o anlar’ın içine sokarak çarpıcı bir biçimde paylaşıyor sanatçı.

Ege Kanar, “Bir Kazı Alanına Yaklaşırken” adlı ça­lışmasında 1924’te Chitawa Hav­zası’na odaklanan kurgusal bir je­olojik keşfi, görüntü ve metinler aracılığıyla çok katmanlı bir anlatı olarak kurgularken, yapay zekayla salt ‘taklit’ değil ve fakat gerçeklik üzerine nasıl bir yeni ‘varoluş’ ya­ratılabileceğinin çok şaşırtıcı bir örneğini gösteriyor.

Serginin ak­lımızda yer eden bir başka ismi de Emre Baykal.

Sanatçının siyah be­yaz serileri, konuşmadan hayatın tesadüfi şiirini yazar gibi, ’yan ya­na’ gelen ve tekrarlanan muzip bir göz kırpma gibi adeta!Sergi 18 Ekim’e dek İstanbul Modern’de görülebilir.Hayal kitaplığı İster serginin başında, ister sonunda müzenin nefis Boğaz manzarasına karşı oturup bir mola vererek inceleyebileceğiniz bir okuma alanı yaratılmış. “Hayal Kitaplığı” adı verilen bu alanda sergi katalogları ve fotoğraf alanından seçilmiş kitaplar yer alıyor.

İzleyiciler için hayal kurmaya destek bir buluşma noktası olarak tasarlanan bu alan, yavaşlamaya, düşünmeye ve anlamaya davet ediyor biraz da gözlerimizi.

İngilizce ve Türkçe basılan Panorama katalog-kitabı da müzenin danışma kurulu üyeleri Refik Akyüz, Serdar Darendeliler ve Orhan Cem Çetin ile birlikte Çelenk Bafra ve fotoğraf bölümü yöneticisi Demet Yıldız Dinçer’in yazılarına yer verirken, serginin sorularını derinleştirmeyi amaçlıyor.SANATIN 'ARTI'SIModern kadının rolü sahneye taşındıTiyatro Bukle, modern kadının toplumdaki rolünü ve ataerkil düzenin kadınlarda yarattığı yalnızlığı sahneye taşıyan Adviye adlı yeni oyunuyla seyirci karşısına çıkıyor.Metni H.

Can Utku tarafından kaleme alınan, yönetmenliğini ise Merve Demirel’in üstlendiği yapım, gerçek ile hayalin iç içe geçtiği sarsıcı bir yüzleşmeyi sahneye taşıyor.Adviye, bir apartman dairesinin dar duvarları arasında geçen çarpıcı bir hikâyeyi merkezine alıyor.

Oyun, aynı adamı, aynı evi ve aynı hatıraları paylaştığını iddia eden iki kadının beklenmedik karşılaşmasını konu alıyor.Her ikisinin de adı Adviye.Paylaşılan yalnızca bir yaşam alanı değil; eşyalar, anılar ve geçmiş de bu evrende iç içe geçiyor.

Mekânın ve zamanın sınırlarının giderek silikleştiği bu atmosferde oyun, seyirciyi gerçek ile hayal arasındaki ince çizgide dolaştırıyor.İronik bir dille örülen hikâye, izleyiciyi bir yandan güldürürken diğer yandan boğazda düğümlenen bir sessizliğe davet ediyor.

Başrollerini Güneş Arabul ve Merve Selbasan’ın paylaştığı oyun, 16 Mart’ta KKTC’de Girne belediyesi Oda Tiyatrosu’nda, 15 Nisan’da ise Kadıköy Boa Sahne’de sergilenecek.Fenerli seçkinlerden Osmanlı sarayına uzanan bağKoç Üniversitesi Anadolu Medeniyetleri Araştırma Merkezi (ANAMED), Osmanlı dünyasında Fenerli Rumların çok katmanlı tarihini ve kültürlerarası yaşam pratiklerini odağına alan “Cümle Fener Burada: Hane, Mahalle, Saray ve Şehir” başlıklı sergiye ev sahipliği yapıyor.Küratörlüğünü Namık Günay Erkal, Firuzan Melike Sümertaş ve Haris Theodorelis-Rigas’ın üstlendiği “Cümle Fener Burada: Hane, Mahalle, Saray ve Şehir” başlıklı sergi, 18. yüzyılda İstanbul’un Fener mahallesi ile Eflak ve Boğdan beylikleri arasında kurulan çok yönlü iktidar ve mekansal ilişki ağlarını; arşiv belgeleri, nadir kitaplar, haritalar, mimari çizimler ve üç boyutlu modeller aracılığıyla inceliyor. 11 Mart 2026–24 Ocak 2027 tarihleri arasında ziyaret edilebilecek sergi, Fenerli seçkinlerin hanelerinden Osmanlı sarayına ve Eflak-Boğdan’a uzanan geniş bir coğrafyada şekillenen toplumsal ve mekânsal dönüşümü görünür kılıyor.1719 yılında Bükreş’te yaşayan bir âlimin mektubunda dile getirdiği “Cümle Fener burada; artık İstanbul’u hatırlamıyorum” ifadesinden ilham alan sergi, İstanbul’un Haliç kıyısındaki Fener mahallesi ile Eflak ve Boğdan beylikleri arasındaki karşılıklı geçişkenliği ele alıyor.

Osmanlı Devleti’nin 18. yüzyıl başından itibaren Fenerli Rum devlet adamlarını Eflak-Boğdan voyvodalığına atamasıyla güçlenen bu çok yönlü ilişkiler, İstanbul’u imparatorluk sınırlarının ötesine bağlayan dinamik ve kırılgan bir ağ oluşturdu.ANAMED’in dört yıllık araştırma programı “Fenerlilerin maddi dünyası” kapsamında hazırlanan sergi, Fenerli seçkinlerin İstanbul’daki hanelerinden Osmanlı sarayına, voyvoda konaklarından Boğaz kıyılarına uzanan yaşam alanlarını; Osmanlı, Yunan ve Romen kültürleri arasındaki etkileşimler çerçevesinde inceliyor.

Nadir albümler ve kitaplar, arşiv belgeleri, haritalar, tablolar, mimari çizimler ve üç boyutlu modeller aracılığıyla yaklaşık bir yüzyıla yayılan bir toplumsal ve mekânsal serüven görünür kılınıyor.Vehbi Koç Vakfı’nın desteğiyle gerçekleşen sergi, TED Üniversitesi Mimarlık Bölümü öğretim üyelerinin tasarlayıp ürettiği üç boyutlu hane ve mahalle modelleri ve Koç Üniversitesi KARMA XR Lab üyelerinin küratörlerle birlikte sanal ortamda canlandırdıkları “Bir Fener Evi” gibi sergi için özel üretilmiş işlerle ziyaretçilerin deneyimini de zenginleştiriyor.

İlgili Sitenin Haberleri