Haber Detayı

Aynı tabak, farklı prim
Dünya+ dunya.com
13/03/2026 00:00 (2 saat önce)

Aynı tabak, farklı prim

Mutfak, sadece malzemelerin bir araya geldiği bir yer de­ğildir; ekonominin, istihdamın ve sosyal adaletin kaynadığı bir ten­ceredir. Ancak bugün, bu tencere­nin altındaki ateşin dengesiyle oy­nanmak üzere.

Gündemde olan 5510 Sayılı Ka­nun’un 80. maddesindeki deği­şiklik hazırlığı, yeme-içme sektö­rü için prim düzenlemesinin çok ötesinde anlamlar taşıyor.

Planla­nan düzenlemeyle, işyeri dışında­ki yemek yardımlarına getirilecek 300 TL’lik SGK prim istisnası sı­nırı, aslında çok temel bir soruyu beraberinde getiriyor: Aynı yemek, lokantada yendiğinde neden farklı muamele görüyor?Rekabette tabak ayrımıTabldot sırasına giren çalışan­la, öğle arasında mahallesindeki esnaf lokantasına giden çalışanın tükettiği "hizmetin özü" aynıdır: Beslenme hakkı.

Ancak yeni dü­zenleme hizmetin temin edildiği yere göre farklı bir prim yükü ön­görüyor.

Çalışan işletmeye ait bir yemek salonunda yemek yerse mu­af tutuyor, "Dışarıda esnaftan ye" derseniz cezalandırıyorsunuz.

Şe­hir ekonomisinin can damarı olan binlerce restoran ve lokanta, bu "tercih yönlendirmesi" karşısında ciro kaybıyla burun buruna kala­caktır.

Sadece öğle yemeği servisi veren, çoğu cirosunu yemek kart­ları ve çekleri ile alan işletmeleri zor günler bekliyor.Yemek yardımı, çalışanın gün içindeki en temel ihtiyacını kar­şılaması için kurgulanmış bir sos­yal haktır.

Bu hakkın kullanımın­da işletme türüne göre bariyerler kurmak, işvereni çalışana karşı "daha az maliyetli" ama "daha kı­sıtlı" seçenekler sunmaya zorlar.

Nakit yemek ödemeleri ile yemek kartlarını aynı limite tabi tutan yeni düzenleme, işverenleri nakit ödemeye teşvik ederek bu kayna­ğın yemek dışı harcamalara kay­masına ve restoran talebinin ciddi oranda daralmasına yol açacak; bu durum özellikle KOBİ niteliğinde­ki işletmelerde telafisi güç ciro ka­yıplarına, nakit akışı bozulmaları­na ve kaçınılmaz istihdam kayıpla­rına zemin hazırlayacaktır.Yemek davetleri trafiğe ve gündeme yenik düşüyor Kalabalık davetlerde davet sahi­bine olumlu dönüş yapan, gelece­ğini bildiren davetli davete icabet etmediğinde hem de kişi sayısına göre hazırlanan yemek çöpe gidi­yor, hem de davet masalarında boş sandalyeler hiç hoş durmuyor.

Bu israfı durdurmak zorundayız.

Bir mazaret bildirmek ayıp değil ama geliyorum deyip katılmamak dün­yanın en büyük saygısızlığı.

Hem davet sahibine, hem diğer katılım­cılara, hem de israf ederek tüm top­luma… Sadece Ramazan ayında da değil restoranlara rezervasyon yaptırıp gitmemek bizim toplu­mun bir alışkanlığı.

Restorana re­zervasyon yaptırıp gitmeyen oranı yüzde 40.

Yapılan hazırlığın nasıl çöpe gittiğini düşünün…Restoranların işi her geçen gün zorlaşıyor, sanılanın aksine…

İlgili Sitenin Haberleri