Haber Detayı
ABD’nin Grönland’la, Grönland’ın ABD ile İmtihanı -I-
ABD’nin Grönland’la, Grönland’ın ABD ile İmtihanı -I-
Kuzey Kutup Dairesi’nin buzlarla kaplı bölgelerinde, dünyanın geri kalanından iki kat daha hızlı ısınmaya yol açan iklim değişikliğinin katalizör etkisi, Arktik Okyanusu’ndaki buzların her 10 yılda yüzde 12,85 oranında erimesine yol açıyor.
Bu nedenle, önceleri kırılamayacak kadar kalın buz tabakaları ile kaplı olan Arktik sularının 2040’larda, verimli bir küresel ticaret yoluna dönüşmesi garantilenmiş durumdadır.
Önümüzdeki yıllarda, ABD, Rusya, Çin ve Avrupa arasında, çok sert geçeceğe benzeyen rekabetin silahlı mücadeleye dönüşmesi beklenen -çiçeği burnunda- Arktik ticaret yolları üzerindeki en kilit savaş alanlarına dönüşme olasılığı en yüksek coğrafyalar; Grönland, Alaska ve Murmansk’tır.
Trump’ın “Grönland’ı ABD almazsa Çin ve Rusya alacak!” sözü, bu devletlerin Grönland etrafındaki güncel askerî yetenekleri çerçevesinde abartılı olmakla birlikte; Grönland’sız bir ABD senaryosu, Çin ve Rusya’nın Arktik’te kullanmak için hazır hâle getirdiği yeni nesil savaş yeteneklerini takip eden ABD’nin kabusudur.
Tarih, ABD için Grönland’ın önemini “hiçlik”ten “olmazsa olmazlık” noktasına taşımıştır.
Meselenin nasıl “olmazsa olmazlık” noktasına taşındığını anlamak için tarihin derinliklerinden günümüze gelmekte fayda var… 1721-1917: SÖMÜRGELEŞEN VE SATIŞ/TAKAS PAZARLIKLARINA KONU OLAN GRÖNLAND 1721’de Danimarkalı bir rahibin misyonerlik faaliyeti yapmak için “Eskimo”ların ülkesi Grönland’a giderek yerleşmesi, Danimarka Kralı’nın Grönland’a egemen olmasına giden yolu açtı. 1814’te Grönland, Danimarka’nın kolonisi ilan edildi.
Çarlık Rusyası’ndan 1,7 milyon kilometre karelik Alaska’nın, 1867’de, ABD tarafından 7,2 milyon dolara satın alınmasını sağlayan ABD Dışişleri Bakanı William H.
Seward, aynı yıllarda Grönland ve İzlanda’nın da satın almaya değer olup olmadığının araştırılmasını isteyen bir rapor hazırlattı. 1868’de kendisine sunulan raporda, Grönland’ın balık, av hayvanı ve yer altı kaynakları bakımından zengin olduğu; ilhakının Kanada’yı ABD’ye katılmaya teşvik edebileceği yazılıydı.
ABD Hükûmeti, Grönland’ı Danimarka’dan 5,5 milyon dolara satın almaya çok yaklaşmakla beraber, Kongre’nin bu projeyi desteklememiş olması, Grönland’ın bir ABD eyaletine dönüşmesini önlemiş oldu. 1910’da, ABD’nin Danimarka Büyükelçisi Maurice Francis Egan, Danimarka, ABD ve Almanya’ya, Grönland’ı da içeren karmaşık bir takas önerisinde bulundu.
Öneriye göre; Danimarka, ABD’ye Grönland’ı verecek, ABD ise Danimarka’ya Filipinler’deki bazı adaları verecekti.
Danimarka, daha sonra bu adaları Almanya’ya verecek ve Almanya da Schleswig-Holstein’ı (Almanya’nın en kuzeydeki eyaleti) Danimarka’ya iade edecekti.
Bu karmaşık öneri, epeyce müzakere edilmekle beraber anlaşma zeminine gelemedi. 31 Mart 1917’de ABD, Karayip Denizi’ndeki Danimarka Batı Hint Adaları’nı (Saint John, Saint Croix ve Saint Thomas Adaları) 25 milyon dolar karşılığında Danimarka’dan satın aldı ve ismini ABD Virgin Adaları olarak değiştirdi.
Bu satış antlaşmasında, ABD’nin siyasi ve ekonomik çıkarları için Grönland’dan faydalanmasına Danimarka’nın itiraz etmeyeceğini yazan bir madde de vardı. 1940-1972: ASKERÎ DEĞERİ ARTAN GRÖNLAND’A ABD ASKERLERİNİN KALICI OLARAK YERLEŞMESİ Danimarka’nın 1940’ta Nazi işgaline uğraması üzerine, Danimarka’nın ABD Büyükelçisi’nin Washington’da imzaladığı antlaşma ile Grönland’ın savunması ABD’ye emanet edildi.
II.
Dünya Savaşı’nda ABD, Atlantik’te müttefik konvoy harekâtını Alman denizaltılarından korumak için Grönland’ı etkin olarak kullandı.
II.
Dünya Savaşı’nın bitiminde ABD, güçlü bir askerî rakibe dönüşen Sovyetleri Birliği’ne karşı, Kuzey Atlantik’te yoğunlaştıracağı askerî varlığını destekleyebilmek için Grönland’ı topraklarına katmaya gereksinim duydu.
Aralık 1946’da ABD Dışişleri Bakanı Byrnes, resmî bir ziyaret için Washington’da bulunan Danimarka Dışişleri Bakanı Rasmussen’e Grönland’ın 100 milyon dolara ABD satılmasını isteyen “gizli” bir teklif dosyasını verdi.
Öncelikli isteğin “satın alma” olduğu teklif dosyasında, 2’nci seçenek olarak “Grönland’ın tüm savunmasını ABD’ye emanet eden bir savunma anlaşması” veya 3’üncü seçenek olarak da “genişletilmiş bir üs anlaşması” imzalanması da önerilmişti.
ABD’nin “doğrudan satışı” en öne koyduğu bu zorlayıcı tavrı karşısında bocalayan, ama Grönland’ın kendilerine sağladığı jeopolitik gücün daha çok farkına varan Danimarka, ABD’nin bu teklifini reddetti.
Rasmussen’in ABD’li meslektaşına “red” cevabını iletirken “ABD’ye çok şey borçlu olsak da Grönland Adası’nın tamamını borçlu olduğumuzu düşünmüyorum.” demişti.
Danimarka, 1946-1951 arasında ABD’den istediği ödünleri aldıktan ve 1949’da da NATO’nun kurucu üyesi olmayı başardıktan sonra, Grönland’a dev bir ABD denizaşırı üssünün kurulmasına rıza gösterecekti.
ABD, 120 lojistik destek gemisi ile, 12 bin istihkâmcısı ve 300 bin ton inşaat malzemesini, Temmuz 1951’de Grönland’ın kuzeybatısındaki North Star Körfezi’ne gizlice taşıdı. “Blue Jay” kod adıyla yürütülen bu “gizli” üs kurma gayreti, istihkâmcıların vardiyalı çalışmalarıyla 60 günde sonuca ulaştı.
Eylül 1951 ayının sonunda, Kuzey Kutbu’nun bin 200 km güneyindeki ABD “Thule Hava Üssü”, kargo ve savaş uçaklarına uygun havaalanı pistinden başka 10 bin ABD askerinin barınmasını sağlayacak dev bir tesis olarak ortaya çıkmış oldu.
ABD’nin yeni askerî üssündeki tüm binalar, donmuş toprağın erimesi ihtimaline karşı kazıklar üzerine oturtulmuş idi.
Yani, ABD askerleri, 1951’de Grönland’a, birkaç yıllığına değil, birkaç yüzyıllığına gelmiş gibiydi. 1953’te Danimarka, Grönland’ın “Danimarka kolonisi” statüsünü, Danimarka Krallığının kontluğu, yani “vatan toprağı” olarak değiştirdi.
Bir diğer ifadeyle Danimarka, jeopolitik ve askerî değerinin gittikçe artmakta olduğunu anladığı Grönland’a 1953’ten sonra, “sömürge toprağı” yerine “ayrılmaz vatan toprağı” muamelesi yapma gereksinimi duymuş idi.
Grönland’a üslenen ABD için ise sıra, kuzeyden gelebilecek Rus bombardıman uçakları veya füze saldırılarını tespit edebilme yeteneğini kazanmaya gelmişti.
ABD, Grönland’ın hemen batısında bulunan Kanada’nın Baffin Adası’ndan Alaska’ya kadar 69 K enlemi üzerinde yaklaşık 5 bin 500 kilometrelik bir hat boyunca 63 adet radar ve muharebe istasyonundan oluşan Uzaktan Erken Uyarı (Distant Early Warning) Sistemi’nin inşasına Aralık 1954’te başladı.
ABD, bu dev sistemi, Temmuz 1957’de tümüyle tamamlayıp faal hâle getirmiş olabilmek için hava, deniz ve karadan 460 bin ton malzemeyi taşımak için büyük güçlüklere katlanmıştı. 1993’e kadar ABD hava savunmasının temelini oluşturacak olan bu dev radar zincirinin inşası Arktik’e yayılarak devam ederken, ABD Genelkurmay Başkanlığı’nın 21 Ağustos 1955 tarihli “Çok Gizli” bir memorandumda “Rus Donanması’nın Atlantik’e çıkışını önlemek için Grönland’ın ABD egemenliğine alınması gerektiği” yazılıydı.
Gerçekten de gittikçe güçlenmekte olan Rus Kuzey Donanması’nın Atlantik’e geçmek için Grönland ile İngiltere arasındaki geniş geçidi kullanmaktan başka çaresi yoktu.
O dönemin olası savaş senaryolarında 2 bin kilometre genişliğindeki bu geçidin kanlı deniz savaşlarına sahne olacağı düşünülüyordu. 1955’te, ABD’ye, Grönland’ın ilhakını öneren bu raporun imzacılarının peşinde olduğu şey, Barents Denizi’nden Atlantik’e çıkmaya çalışacak başta denizaltılar olmak üzere tüm Rus savaş gemilerinin tespit, teşhis, izlenmesi ve olası bir harbe, tüm resme hâkim bir şekilde girmek idi.
Ve ABD, -1955’te bile- bunu NATO şapkası altında değil, bizzat kendi şapkasını kullanarak yapmak istiyordu.
ABD’li komutanların bu motivasyonları bugün de devam etmektedir.
Geçmiş yıllarda yaşananlar ile günümüzü aydınlatmaya, haftaya da devam edeceğiz, ama bu defa Grönlandlıların penceresinden bakarak…