Haber Detayı

1945 YILI SONRASI AVUSTURYA Savaşın yıkımı ve Viyana’nın durumu (1945–1946)
Kadim ülker aydinlik.com.tr
26/01/2026 00:00 (2 saat önce)

1945 YILI SONRASI AVUSTURYA Savaşın yıkımı ve Viyana’nın durumu (1945–1946)

1945 YILI SONRASI AVUSTURYA Savaşın yıkımı ve Viyana’nın durumu (1945–1946)

1945 yılında Alman Nazilerinin yenilgisinin ardından Viyana işgalden kurtulmuştu.

Ancak Naziler geri çekilirken kenti yakıp yıkarak terk etmişlerdi.

Binaların üçte biri ağır hasar almış, köprüler yıkılmış, altyapı çökmüştü.

Elektrik, su ve ulaşım neredeyse yoktu; insanlar yiyecek için karaborsaya veya müttefiklerin yardımlarına başvuruyordu.

Kızıl Ordu’nun gelişiyle özellikle ilk aylarda yağma, tecavüz ve şiddet olayları yaşandı.

Sovyet askerlerinin disiplini sonradan sıkılaştırıldı, fakat bu dönem halkın hafızasında derin izler bıraktı.

SOSYAL DEMOKRAT ETKİLER VE KIZIL VİYANA Aslında Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra sosyal demokratlar, konut sorunu, sosyal haklar, sağlık sistemi, eğitim ve kültür alanlarında önemli çalışmalar başlatmıştı.

Bu çalışmalar, 1938’deki Nazi işgaliyle kesintiye uğramış olsa da kentte belirgin izler bırakmıştı.

Birçok Marksist aydın, yalnızca kapitalist üretim ilişkilerinde değil, toplumsal yapının bütününde köklü değişiklikler yapmayı hedeflemişti.

Max Adler’in bir makalesinde belirttiği gibi, yaşamın her alanında “Yeni İnsan”ı yaratmak gerekiyordu.

Bu fikir, kentsoylu Marksist düşünürler arasında şekillenmişti.

Birinci ve İkinci Avusturya Cumhuriyeti’nin kurucularından Karl Renner, Max Adler, Rudolf Hilferding, Otto Bauer ve Victor Adler’in oğlu Friedrich Adler gibi isimler bu düşünsel çabanın öncülerindendi.

Bu kuşak, Marksist toplum teorisi temelinde Viyana’yı “Kızıl Viyana” kimliğiyle yeniden inşa etti.

Nazi işgali öncesinde kentte söz sahibi olan sosyal demokrat belediyeciler, günümüzde hâlâ meydan, sokak ve sosyal konutlarda yaşatılmaktadır.

Bunlar arasında Viyana’nın ilk sosyal demokrat belediye başkanı Jakob Reumann, sağlık alanındaki çalışmalarıyla tanınan Julius Tandler ve sosyal konut politikalarıyla özdeşleşmiş Anton Weber bulunur.

SINIF GÜÇLERİNİN DENGESİ VE SİYASAL YENİDEN YAPILANMA Otto Bauer’in “Sınıf güçlerinin toplum içindeki dengesi” teorisi, bu dönemdeki çalışmalarda etkili oldu.

Bauer’e göre ne burjuvazi ne de proletarya tek başına tüm gücü elinde bulundurmamalıdır; devlet yönetiminde güçler dengeli dağılmalıdır.

Aksi hâlde iç çatışmalar kaçınılmaz olur.

Bu anlayış, proletaryanın sosyalist bir sistemi örgütlü yapılar aracılığıyla hayata geçirmesini mümkün kılmıştır.

Savaş sonrası Avusturya’da iki ana siyasal güç öne çıktı: işçi sınıfı ile köylüler Sosyal Demokrat İşçi Partisi (SDAP) çatısı altında; burjuvazi ve kırsal kesim ise Hristiyan Demokrat çizgideki Halk Partisi (ÖVP) bünyesinde temsil edildi.

Farklı ideolojik kökenlere sahip bu iki grup, ülkenin yeniden ayağa kalkması için iş birliği yapmak zorunda kaldı; bu zorunluluk kısa sürede Avusturya siyasetinde kalıcı bir denge kültürüne dönüştü.

MÜTTEFİK İŞGALİ VE AVUSTURYA’NIN TARAFSIZLIK POLİTİKASI 1945 Nisan ayında Sovyetler Birliği Kızıl Ordusu, şiddetli sokak çatışmalarının ardından Viyana’yı Nazi kuvvetlerinden kurtardı. 13 Nisan’da şehir tamamen Sovyetler’in kontrolüne geçti.

Ancak kısa süre sonra, Viyana da Berlin gibi dört sektöre ayrıldı: doğu ve kuzey bölgeleri Sovyet, batı Amerikan, güneybatı İngiliz ve kuzeybatı Fransız sektörleriydi.

Viyana’nın merkez bölgesi (Innere Stadt) ise dört müttefikin dönüşümlü olarak yönettiği ortak kontrol alanı (Allied Control Council) altında kaldı.

Mahalleler arası geçişte pasaport veya kimlik göstermek zorunluydu.

Sovyetlerin desteğiyle Nisan 1945’te Karl Renner başkanlığında geçici bir Avusturya hükümeti kuruldu. 1945’ten 1955’e kadar Avusturya, müttefik işgali altında kaldı. 1955 yılında imzalanan Avusturya Devlet Antlaşması (Österreichischer Staatsvertrag) ile Sovyetler Birliği, Amerika Birleşik Devletleri, Birleşik Krallık ve Fransa ile Avusturya Cumhuriyeti arasında ülkenin bağımsızlığı güvence altına alındı.

Türklerin hediye ettiği devasa bir halı üzerinde Belvedere Sarayında bağımsuzluk antlaşması imzalanır.

Üzerinde Avusturya’nın bağımsızlığının imzalandığı bu halı halen Türkiye Cumhuriyeti Viyana Büyükelçiliği binasının büyük salonunda bulunmaktadır.

Bu antlaşma ile: ·        Müttefik kuvvetlerin Avusturya’dan tamamen çekilmesi, ·        Avusturya’nın bağımsız ve egemen bir devlet olarak yeniden kurulması, ·        Ülkenin ebedi tarafsızlık politikası izlemesi, ·        Almanya ile yeniden birleşmenin yasaklanması, ·        Nazizm’in her biçiminin yasadışı sayılması sağlandı. 26 Ekim 1955’te Avusturya Parlamentosu tarafsızlık yasasını kabul etti.

Bu tarih hâlen Avusturya Ulusal Günü (Nationalfeiertag) olarak kutlanmaktadır.

GÜNLÜK HAYAT VE KÜLTÜREL CANLANMA Savaş sonrası dönemde açlık çok yaygındı; Amerikan CARE paketleri halk için büyük moral kaynağıydı.

Kadınlar, savaşta kaybedilen erkeklerin yerine geçerek kent temizliği, tramvay işletmesi ve hastaneler gibi alanlarda çalıştı.

Tiyatro, müzik ve edebiyat yavaş yavaş yeniden canlanmaya başladı.

Viyana Filarmoni Orkestrası kısa sürede konserlerine başladı; bu, halkın kültürel kimliğini yeniden kurmasının ve moral bulmasının sembolü oldu.

SOSYAL ORTAKLIK VE EKONOMİK DENGE 1945 sonrası Avusturya’da “sosyal ortaklık (Sozialpartnerschaft)” sistemi benimsendi.

Sanayicilerin meslek örgütü olan İşveren ve Sanayiciler Odası ile çalışanların örgütü İşçi Odası, devletin arabuluculuğunda toplu pazarlık süreçleri yürüttü.

Bu sistem, ücret, çalışma koşulları ve ekonomik politikalar üzerinde çatışmak yerine uzlaşı sağladı; toplumsal huzurun korunmasına ve ekonomik toparlanmanın hızlanmasına katkıda bulundu.

İlgili Sitenin Haberleri