Haber Detayı
Çalışma hayatı karnesi açıklandı: Yapısal sorunlar devam ediyor
Bakanlığın ‘Çalışma Hayatı İstatistikleri’, istihdamdaki artışa rağmen genç işsizliğin kalıcılaştığını, özel sektörde sendikal örgütlenmenin zayıf kaldığını ve artan işgücü maliyetleriyle sosyal güvenlik sistemindeki dengenin giderek kırılganlaştığını ortaya koydu.
T.C.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından yayımlanan “Çalışma Hayatı İstatistikleri”, istihdam ve işgücüne katılımda artış yaşandığını ortaya koyarken, çalışma yaşamında kronikleşen yapısal sorunların büyük ölçüde devam ettiğini de gözler önüne serdi.
Veriler, büyüyen bir işgücü piyasasına işaret etse de genç işsizlikteki yüksek oranlar, özel sektörde düşük sendikalaşma düzeyi, artan asgari ücret maliyetleri ve sosyal güvenlik sistemindeki kırılgan denge, çalışma hayatında nicel genişlemenin nitel bir iyileşmeye dönüşmekte zorlandığını gösterdi.
GENÇ İŞSİZLİK ALARM VERMEYİ SÜRDÜRÜYOR Bakanlık verilerine göre, 15 yaş ve üzeri nüfusta işgücüne katılma oranı yüzde 53,8’e yükselirken, toplam işgücü 35 milyon 834 bin kişiye ulaştı.
İstihdam edilenlerin sayısı 32 milyon 737 bin olarak kaydedildi.
İstihdamın sektörel dağılımı ise hizmet sektörü odaklı ekonominin yansıması oldu.
Çalışanların yüzde 57,2’si hizmetlerde, yüzde 30,4’ü sanayide, yüzde 12,4’ü ise inşaat sektöründe yer aldı.
Sanayinin payı görece sınırlı kalırken, yüksek katma değerli üretime geçiş tartışmaları verilerle gündeme geldi.
Mevsim etkisinden arındırılmış işsizlik oranı yüzde 8,6 ile 3 milyon 98 bin kişiye karşılık gelirken, genç işsizlik oranının yüzde 15,4 seviyesinde seyretmesi, istihdam artışının genç nüfus için yeterince kapsayıcı olmadığını gösterdi.
ASGARİ ÜCRETTE ÇİFT TARAFLI BASKI Ocak 2026 itibarıyla yürürlüğe giren yeni asgari ücret hem çalışan hem de işveren cephesinde tartışma konusu olmaya devam ediyor.
Brüt 33 bin 30 TL olarak belirlenen asgari ücret, kesintiler sonrası çalışanın eline 28 bin 75,50 TL net gelir olarak yansıyor.
İşveren açısından da bir asgari ücretlinin toplam maliyeti 39 bin 223,13 TL’ye ulaşırken, bunun 5 bin 119,65 TL’si SGK primi, 660,60 TL’si ise işveren işsizlik sigortası payından oluşuyor.
Artan maliyetler, özellikle küçük ve orta ölçekli işletmelerin rekabet gücü üzerindeki baskıyı artırıyor.
Öte yandan 2026 yılının ilk yarısı için belirlenen kıdem tazminatı tavanı 64 bin 948,77 TL oldu.
Bu rakam, yüksek ücretli çalışanlar açısından bir güvence unsuru olmaya devam ederken, işverenler için potansiyel bir yük olarak görülüyor.
KAMU VE ÖZEL SEKTÖR ARASINDA UÇURUM VAR Raporda en çarpıcı başlıklardan biri sendikalaşma oranları oldu.
Türkiye’de 17 milyon 339 bin işçiye karşılık, sendikalı işçi sayısı sadece 2 milyon 420 bin ile sınırlı kaldı.
Genel sendikalaşma oranı yüzde 13,96’da kaldı.
Kamu ve özel sektör arasındaki fark ise dikkat çekici boyutta.
Kamuda sendikalaşma oranı yüzde 75,57’ye ulaşırken, özel sektörde bu oran yalnızca yüzde 6,83.
Bu tablo, özel sektörde örgütlenmenin önündeki yapısal ve fiili engelleri bir kez daha gündeme taşıdı.
Konfederasyonlar bazında TÜRK-İŞ 968 bin üye ile ilk sırada yer alırken, HAK-İŞ 817 bin, DİSK ise 244 bin üye ile onu izledi.
Kamu görevlilerinde sendikalaşma oranı yüzde 69,28’e ulaşırken, MEMUR-SEN 1 milyon 78 bin üye ile en büyük konfederasyon konumunu korudu.
SOSYAL GÜVENLİKTE DENGE TARTIŞMASI SGK verileri, sistemin sürdürülebilirliği açısından kritik olan aktif/pasif oranındaki gerilemeyi gözler önüne serdi.
Türkiye nüfusunun yüzde 90,38’i sosyal güvenlik kapsamındayken, 26,3 milyon aktif sigortalı, 16,9 milyon pasif sigortalının yükünü taşıyor.
Aktif/pasif oranı 1,63 seviyesinde.
Bu oran, bir emeklinin maaş ve sağlık giderlerinin yalnızca 1,6 çalışan tarafından finanse edildiğini gösteriyor.
Uzmanlara göre bu tablo, uzun vadede sosyal güvenlik sisteminin finansmanı açısından ciddi riskler barındırıyor.
Genel Sağlık Sigortası kapsamında tescil edilen ancak prim ödemeyen kişi sayısının 9,2 milyona ulaşması da sistem üzerindeki baskıyı artıran bir diğer unsur olarak öne çıkıyor.
Uzlaşmalar zorlaşıyor grevler artıyor Raporda çalışma hayatındaki uyuşmazlıklar ve grev verileri de yer aldı. 2025 yılında arabulucuya taşınan bin 562 dosyanın bin 328’inde uyuşmazlık tutanağı tutulması, toplu iş sözleşmesi süreçlerinde uzlaşmanın giderek zorlaştığını ortaya koydu.
Geçen yıl 44 grev uygulaması yaşanırken, 12 bin 271 işçi grevlere katıldı.
Grevler nedeniyle toplam 254 bin iş günü kaybedildi.
En fazla grev uygulamasının görüldüğü sektör ise 13 grevle metal işkolu oldu.
Anlaşmazlıkların son aşaması olan Yüksek Hakem Kurulu, 2025 yılında 582 toplu iş sözleşmesini karara bağladı.
Bu kararlar, 47 bin 203 çalışanın ücret ve çalışma koşullarını doğrudan belirledi.