Haber Detayı
‘Pazarcıların talebi meşrudur ancak şiddet ve yıkım kabul edilemez.’ Hamaney: Düşmanın kargaşa planı tutmayacak
İran’da barışçıl amaçlı eylemler büyük ölçüde azalırken, silahlı ve örgütlü gruplar taşrada öne çıktı, kamu alanlarına yönelik saldırılar yaşandı. Öte yandan Trump’ın açık müdahale tehdidinde karşılık İran Lideri Ali Hamaney çerçeveyi çizdi
İran İslam Cumhuriyeti Rehberi Ayetullah Seyyid Ali Hamaney, ülkede ekonomik gerekçelerle başlayan protestolar ve son günlerde taşrada ortaya çıkan şiddet olaylarına ilişkin kapsamlı bir değerlendirme yaptı.
Hamaney’in açıklamaları, İran’da yaşanan sürecin meşru protesto ile silahlı kargaşa arasındaki ayrımı en üst düzeyde netleştirdi.
Döviz krizinin gerçek bir sorun olduğunu açık biçimde kabul eden Hamaney, pazarcıların ve tüccarların taleplerini haklı bulurken, bu taleplerin arkasına saklanarak ülkeyi güvensizleştirmeye çalışan gruplara sert tepki gösterdi.
Hamaney’in konuşması, ABD Başkanı Donald Trump’ın açık müdahale tehdidi, taşrada polis karakollarına yönelik saldırılar ve silahlı provokasyonların arttığı bir dönemde geldi.
Bu yönüyle açıklama hem iç kamuoyuna hem de dış aktörlere yönelik siyasal, güvenlik ve stratejik bir çerçeve niteliği taşıdı. ‘PAZAR, İSLAM CUMHURİYETİ’NE EN SADIK KESİMDİR’ Ayetullah Hamaney konuşmasında şu ifadeleri kullandı: “Öncelikle şunu söylemeliyim ki, pazar esnafı ve tüccarlar İslami sisteme ve İslam Devrimi’ne en sadık kesimlerden biridir.
Biz pazarı iyi tanırız.
Pazar ve tüccar adına İslam Cumhuriyeti ve İslami sistemle mücadele edilemez.
Evet, bu toplantılar çoğunlukla pazarcılar tarafından düzenlendi ve söyledikleri de doğruydu.
Ben konuşmalarını hem televizyonda duydum hem de değerlendirmelerimde ve olaylarda gördüm. “Bir pazarcı, ülkenin para değerindeki düşüşü, ülke parasının istikrarsızlığını ve yabancı paranın iş ortamını bozmasını görünce “Ben ticaret yapamam” diyor.
Bu doğru bir sözdür.
Ülke yetkilileri de bunu kabul ediyor.
Sayın Cumhurbaşkanı’nın ve diğer üst düzey yetkililerin bu sorunu çözmek için çaba gösterdiğini biliyorum.
Bu bir sorundur ve düşmanın eli de bunda vardır. “Yabancı paranın bu şekilde yükselmesi, kontrolsüz ve istikrarsız hâle gelmesi; bir yükselip bir alçalması, tüccarın ne yapacağını bilememesi normal değildir.
Bu düşmanın işidir.
Elbette önlenmelidir ve bu yönde çeşitli tedbirler alınmaktadır.
Hem Cumhurbaşkanı hem diğer kuvvetlerin başkanları ve bazı yetkililer bu işi düzeltmek için uğraşıyorlar.
Dolayısıyla pazarcıların protestosu bu konuydu ve bu doğru bir konudur.” ‘PROTESTO HAKTIR’ Hamaney, protesto ile şiddet arasındaki ayrımı net biçimde vurguladı: “Ancak önemli olan şudur: Düşman tarafından kışkırtılmış bir grup ücretli insanın, pazarcıların arkasına saklanarak İslam, İran ve İslam Cumhuriyeti karşıtı sloganlar atmasıdır.
Bu kabul edilemez.’ “Protesto haktır ama protesto ile kargaşa aynı şey değildir.
Biz protestocuyla konuşuruz; yetkililer protestocuyla konuşmalıdır.
Ama kargaşa çıkaranla konuşmanın faydası yoktur.
Kargaşa çıkaran yerine oturtulmalıdır.’ “Bir grup insanın, çeşitli unvanlar ve isimler altında tahrip etmek, ülkeyi güvensiz hâle getirmek amacıyla gelip dürüst ve devrimci pazarcıların arkasına saklanarak onların protestolarını istismar etmesi kesinlikle kabul edilemez.” ‘DÜŞMAN KARŞISINDA GERİ ADIM ATMAYIZ’ Hamaney, konuşmasının son bölümünde dış müdahale vurgusunu öne çıkardı: “Düşmanın işi tanınmalıdır.
Düşman boş durmaz, her fırsatı değerlendirir.
Burada bir fırsat gördüler ve bundan yararlanmak istediler.
Elbette yetkililerimiz sahada oldular ve olacaklar; önemli olan milletin bütünüdür.’ “İnsan, düşmanın bir şeyi ülkeye, yetkililere, hükûmete ve millete dayatmaya çalıştığını hissettiğinde, düşmana karşı tam bir güçle dik durmalı, göğsünü siper etmelidir.
Biz düşman karşısında geri adım atmayız.
Biz Allah’a dayanarak, Allah’a güvenerek ve halkın desteğine güvenerek inşallah ilahi başarıyla düşmanı diz çöktüreceğiz.” SAHADA TABLO: BÜYÜK ŞEHİRLERDE SÜKÛNET, TAŞRADA ŞİDDET Hamaney’in çizdiği bu çerçevenin sahadaki karşılığı, İranlı gazetecilerin ve resmî kaynakların aktardığı bilgilerle büyük ölçüde örtüşüyor.
Fars Haber Ajansı muhabirlerinin ülke genelinden bildirdiğine göre, son günlerde barışçıl protesto amaçlı toplanmalar belirgin biçimde azaldı.
Tahran, İsfahan ve Karaj gibi büyük şehirlerde kalabalık alanlarda slogan girişimleri sınırlı kaldı ve geniş bir karşılık bulmadı.
Buna karşılık küçük şehirler ve taşra bölgelerinde örgütlü ve silahlı grupların öne çıktığı gözlendi.
Bu grupların, kamu binalarını ve özellikle polis karakollarını hedef aldığı, silah ele geçirmeye yönelik girişimlerde bulunduğu bildirildi.
Loristan eyaletine bağlı Azna kentinde polis karakoluna yönelik saldırı girişimi, bu sürecin en dikkat çeken örneklerinden biri oldu.
Maskeli bir grubun karakolun silah deposuna yakın bir noktaya saldırdığı, çok sayıda polis aracını ateşe verdiği ve çatışmaların yaşandığı bildirildi.
Olaylarda ölü ve yaralılar olduğu açıklandı.
İran polisi ayrıca Alborz vilayetinde molotof kokteyli üretimi yapılan bir atölyeye baskın düzenledi.
Atölyede patlayıcı ve molotof kokteyli hazırlayan, organize hâlde hareket eden 14 kişi yakalandı.
Yetkililer, bu malzemelerin isyancı gruplara dağıtılmak üzere üretildiğini duyurdu.
Önceki gece ise İran’ın İlam kentinde silahlı grupların sokakta havaya ve çevreye defalarca ateş açtığı, bazı noktaları ateşe verdiği görüntüler yayımlandı.
Güvenlik güçlerinin müdahalesiyle bu gruplar etkisiz hâle getirildi.
Yakalanan bazı kişilerin ifadelerinde, sosyal medya üzerinden yönlendirildiklerini, kandırıldıklarını ve “organizatörlerin evlerinde otururken kendilerinin sokağa sürüldüğünü” söyledikleri aktarıldı.
TRUMP’TAN AÇIK MÜDAHALE TEHDİDİ Sahadaki bu tabloyla eş zamanlı olarak ABD Başkanı Donald Trump’tan gelen açıklama, Tahran’da sert tepkiyle karşılandı.
Trump, Truth Social hesabından yaptığı paylaşımda, İran yönetimini tehdit ederek “İran barışçıl protestoculara ateş açar ve onları şiddetle öldürürse, Amerika Birleşik Devletleri onların yardımına koşacaktır.
Silahlarımız hazır.” ifadelerini kullandı.
Trump’ın mesajı, İran’daki protestoların ekonomik gerekçelerle başladığı ve büyük şehirlerde sükûnetin hâkim olduğu bir dönemde, doğrudan müdahale iması taşıması nedeniyle dikkat çekti.
Bu süreçte terör örgütü PKK’nın İran kolu PJAK da şiddet eylemlerine destek açıklaması yaptı.
PJAK, protestoları sahiplenmeye çalışarak, İran yönetimine karşı sert ifadeler kullandı.
TAHRAN’DAN ART ARDA YANITLAR Trump’ın açıklamalarına ilk resmî yanıt İran Dışişleri Bakanlığı’ndan geldi.
Bakanlık, ABD’nin tehditkâr dilinin İsrail’in bölgedeki tansiyonu yükseltme politikasının bir parçası olduğunu vurgulayarak, “İran’ın her türlü saldırıya vereceği karşılık hızlı ve kapsamlı olacaktır.” açıklamasını yaptı.
Açıklamada, Trump’ın sözlerinin uluslararası hukuku ihlal ettiği ve şiddeti teşvik ettiği belirtildi.
İran Dışişleri Bakanı Seyyid Abbas Erakçi de Trump’a İngilizce bir mesajla yanıt verdi.
Erakçi, barışçıl protestolar ile şiddet eylemleri arasındaki ayrımı hatırlatarak, “Güçlü silahlı kuvvetlerimiz teyakkuzdadır ve İran’ın egemenliği ihlal edilirse nereye hedef alınacağını tam olarak bilmektedir.” dedi.
İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf ise Trump’ın açıklamalarını “Şeytanın sesi yükseldi” sözleriyle değerlendirdi.
Kalibaf, olası bir maceracı girişim hâlinde bölgedeki Amerikan merkezlerinin meşru hedef olacağını söyledi.
BM’YE MEKTUP: MÜDAHALE UYARISI Tahran, süreci yalnızca sahada ve söylem düzeyinde değil, diplomatik zeminde de yürüttü.
İran’ın BM Daimî Temsilcisi Said İrevani, Trump’ın açıklamalarıyla ilgili BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ve BM Güvenlik Konseyi’ne mektup gönderdi.
Mektupta, ABD’nin “İran halkını destekleme” söylemiyle müdahale ve baskı politikasına dikkat çekildi.
Ayrıca başka bir ülke içindeki yıkıcı ve şiddet içeren faaliyetlerin teşvik edilmesinin uluslararası hukuk açısından haksız bir eylem olduğu da vurgulandı.
İran tarafı, bu tür girişimlerin doğrudan müdahalede bulunan devlete uluslararası sorumluluk yüklediğini kaydetti.
DEVRİM MUHAFIZLARI: HALK PLANLARI BOZDU İran İslam Devrim Muhafızları Ordusu da General Kasım Süleymani’nin şehadetinin yıldönümünde yayımladığı açıklamada Trump’ın tehditlerine yanıt verdi.
Açıklamada, İran halkının “Amerikalı liderlerin ve onlarla birlikte hareket eden paralı unsurların kötü niyetli planlarını boşa çıkardığı” ifade edildi.
Devrim Muhafızları, Washington’un daha önce “dayatılan 12 günlük savaş” olarak tanımlanan süreçte başarısız olduğunu, bunun ardından İran’da istikrarsızlık yaratmaya yöneldiğini savundu.
Açıklamada, gençlerin ve halkın direnişinin, Süleymani çizgisinin toplumsal ve ideolojik gücünü ortaya koyduğu belirtildi.
İRAN–PAKİSTAN SINIRINDA ÇATIŞMA İran’ın Pakistan sınırında, ülkeye sızmaya çalışan silahlı gruplarla sınır muhafızları arasında çatışma çıktığı bildirildi.
İran’ın yarı resmî Mehr Haber Ajansı’na konuşan Sistan-Beluçistan Sınır Muhafızları Komutanı Rıza Şecai, Sistan-Beluçistan eyaletine bağlı Seravan kentinde sınır muhafızlarının, İran topraklarına girmeye çalışan “terörist unsurlarla” silahlı çatışmaya girdiğini açıkladı.
Şecai, çatışma sırasında saldırganların ağır kayıplar verdiğini, kaçanların ise bölgeden çok sayıda silah ve mühimmat bırakarak geri çekildiğini belirtti.
Olay yerinde yapılan aramalarda 4 kalaşnikof, 1 tabanca, 10 SPG-9 mühimmatı, 2 el bombası, 3 RPG-7 mühimmatı, 240 doçka mermisi, 20 keskin nişancı fişeği, 232 Grenov makineli tüfek fişeği, 132 kalaşnikof fişeği, 10 kalaşnikof şarjörü ve 1 tabanca şarjörü ele geçirildiği bildirildi.
İran’ın terör örgütü olarak tanımladığı Ceyşül Adl, “Sünni Beluç halkının haklarını savunduğunu” ileri sürerek özellikle ülkenin güneydoğusunda Tahran yönetimine karşı silahlı eylemler yürütüyor.