Haber Detayı

Biyolojik bir soykırım ve kaybettiğimiz ‘endemik’ evlatlar
özgürlük meydanı aydinlik.com.tr
05/01/2026 00:00 (1 gün önce)

Biyolojik bir soykırım ve kaybettiğimiz ‘endemik’ evlatlar

Dünyada türlerin doğal yok oluş hızı son 500 yılda tam bin kat arttı. Bu durum, Türkiye’nin biyolojik zenginliği için artık bir ‘alarm’ değil, ‘can pazarı’ evresidir. Türkiye genelinde 450’den fazla türümüz ‘Kırmızı Liste’de, yani yok olma tehdidi altındadır.

İnsanoğlu, yeryüzündeki 4,6 milyar yıllık serüvenin son figüranı olmasına rağmen, sahneye çıktığı andan itibaren doğanın dengesini en hızlı bozan aktör oldu.

National Geographic ve TÜBA bünyesinde yayımlanan çalışmalarımızda da vurguladığımız üzere; dünyada türlerin doğal yok oluş hızı son 500 yılda tam bin kat arttı.

Bu durum, Türkiye’nin biyolojik zenginliği için artık bir "alarm" değil, "can pazarı" evresidir.

KIRMIZI LİSTE VE DÖNÜŞÜ OLMAYAN YOL Uluslararası Doğayı Koruma Birliği (IUCN)’nin verilerine göre Türkiye genelinde 450’den fazla türümüz "Kırmızı Liste"de, yani yok olma tehdidi altındadır.

Bu sayı sadece kuşlar ya da memelilerle sınırlı değildir; bitkilerden iç su balıklarına kadar geniş bir yelpazeyi kapsar.

Ancak en acısı, dünyada sadece Türkiye’de yaşayan ve artık tamamen yok olan, "soyu tükenmiş" kabul edilen dört endemik iç su balığımızdır: 1.

Gökçe Balığı (Alburnus akili): Beyşehir Gölü’nün bu nadide üyesi, gölün ekolojik dengesinin bozulması ve yanlış avcılık politikalarıyla artık tarih oldu. 2.

İznik İncibalığı (Alburnus nicaeensis): İznik Gölü'nün hafızasından silindi, artık hiçbir ağda ona rastlanmıyor. 3.

Gölcük Dişlisazancığı (Aphanius splendens): Isparta Gölcük Gölü'nün kuruması ve kirlenmesiyle dünyadaki tek yuvası yok edildi. 4.

Eğirdir İncesaz Balığı (Pseudophoxinus handlirschi): Eğirdir Gölü’nün o meşhur berrak sularının parçasıydı; bugün sadece laboratuvar kavanozlarında birer örnek olarak kaldı.

Prof.

Dr.

Karataş’ın, kuruyan Düden Gölü’nden geçmiş yıllarda fotoğrafını çektiği uçan ördek / Çıkrıkçın (üstte) ve flamingolar. “Artık oralarda çamuru zor görüyoruz!” İNSUYU’NDAKİ SESSİZ ÇIĞLIK: GOBİO İNSUYANUS Bu dört balığa, bugünlerde bir beşincisinin eklendiği gerçeğiyle yüzleşmek zorundayız.

Konya-Cihanbeyli’deki İnsuyu Çayı, dünyada sadece bir balığa ev sahipliği yapıyordu: İnsuyu Kaya Balığı (Gobio insuyanus).

Geçtiğimiz yıl bizzat yaptığım saha kontrollerinde, İnsuyu’nun damarlarının tamamen kesildiğini, kaynağın kuruduğunu gördüm.

Eğer bir canlının dünyadaki tek yaşam alanı kurumuşsa, o canlı artık yoktur.

Resmi kayıtlar henüz bu acı kaybı tescillemese de bilimsel saha gerçeği ne yazık ki budur.

NEDEN KAYBEDİYORUZ?

Bu kayıplar sadece "iklim değişikliği" denilerek geçiştirilemez.

Bu, bir biyolojik soykırımdır ve sebepleri çok nettir: -İstilacı Türler: Ekonomik kaygılarla göllerimize salınan etçil balıklar (levrek, israil sazanı vb.), binlerce yıldır orada yaşayan yerli türlerimizi yiyerek bitirdi. - Hızlandırılmış Küreselleşme: TÜBA makalemizde ele aldığımız üzere, insanların bilinçli veya bilmeyerek taşıdığı istilacı türler ve hastalıklar, yerel biyotayı (flora ve fauna) kökünden sarsıyor. - Habitat Parçalanması: Suların kesilmesi, barajlar ve kurutulan sazlıklar, canlıların üreme ve beslenme yollarını tıkadı.

Bugün Hatay Dağ Ceylanı (Gazella gazella), Apollo Kelebeği (Parnassius apollo) ya da Kelaynaklar (Geronticus eremita) için verilen mücadele çok kıymetlidir.

Ancak unutmamalıyız ki; bir balık türü, kuruyan bir gölle birlikte yok olduğunda, onu bir daha geri getirme şansımız yoktur.

Doğa bir bütün olarak çökmektedir ve biz bu çöküşün tam ortasındayız.

YARIN: GELECEĞİN SAVAŞI: SU STRATEJİSİ VE TASARRUF YALANLARI  

İlgili Sitenin Haberleri