Haber Detayı
FDD Ankara’nın Doğu Akdeniz hamlelerini hedef aldı: Mavi Vatan, Batı için tehdit
Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki adımları Batı’da yeniden tartışma konusu oldu. Özellikle Libya ile temasların yoğunlaşması ve Piri Reis araştırma gemisinin Ege’deki yeni görevlendirmesi, Yunanistan’ın tepkilerine yol açarken Washington ve Brüksel’de de dikkatle izleniyor.
Atina, Ankara’nın NAVTEX ilanını “kendi egemenlik alanlarına müdahale” olarak nitelendirirken, Türkiye bu faaliyetlerin uluslararası hukuka uygun olduğunu vurguluyor.
En son Türkiye ve Mısır 13 yıl aradan sonra ilk kez Doğu Akdeniz'de ortak tatbikat yapma kararı aldı ve önceki gün Türkiye-Mısır Dostluk Denizi-2025 (Bahr El Sadaka) Tatbikatı Muğla'nın Aksaz ilçesinde başladı.
Tam da bu tartışmalar sürerken, ABD merkezli Demokrasileri Savunma Vakfı (FDD) tarafından yayınlanan bir analizde, Ankara’nın Doğu Akdeniz politikaları doğrudan hedef alındı.
Türkiye karşıtı yayınlarıyla bilinen ABD merkezli düşünce kuruluşu Demokrasileri Savunma Vakfı (FDD), “Türkiye, Akdeniz’de Gerilimi Yeniden Tırmandırıyor” başlıklı bir analiz yayımladı.
FDD’nin kıdemli araştırmacısı Sinan Ciddi’nin imzasıyla yayınlanan makalede, Ankara’nın Libya, Somali, Kıbrıs ve Suriye’deki politikaları hedef alındı, Türkiye’nin “Mavi Vatan” politikası Batı için tehdit olarak nitelendi.
Makalede, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Doğu Akdeniz’deki adımlarının yalnızca enerji kaynaklarıyla ilgili olmadığını söyleyen Ciddi şu ifadeleri kullandı: “Bu, NATO müttefikleri, uluslararası hukuk ve Akdeniz’deki istikrar pahasına yürütülen bir bölgesel hâkimiyet arayışıdır.
Brüksel ve Washington’un görmezden geldiği bu provokasyonlar, yalnızca yeni tırmanışları davet edecektir.” 2019’da Trablus merkezli Fayiz es-Serrac yönetimiyle imzalanan deniz yetki anlaşmasının yeniden gündeme getirildiği makalede, Türkiye’nin Libya’ya askerî danışman ve ekipman desteği verdiği, bunun karşılığında deniz yetki alanlarını genişlettiği yer aldı.
Sinan Ciddi, bugün de Ankara’nın Libya’nın doğusundaki Halife Hafter ile temas kurduğunu hatırlattı.
MİT Başkanı İbrahim Kalın’ın Bingazi ziyaretine dikkat çeken Ciddi, Türk savaş gemilerinin Trablus ve Bingazi’de ağırlandığını, Türk Hava Yolları’nın Bingazi seferlerinin de “manevra” olarak yorumlandığını yazdı.
Analizde şu ifadeler yer aldı: “Erdoğan, bu girişimlerin istikrara hizmet ettiğini, rakip Libya yönetimleri arasında BM’nin sağlayamadığı iletişim kanalları açtığını savunuyor.
Ancak asıl amaç farklı: Ankara, yasadışı deniz yetki anlaşmasını kökleştirmek ve bölünmüş Libya’nın her iki tarafına da kabul ettirmek istiyor.” ‘İSRAİL’E KARŞI OPERASYON ÜSSÜ’ Türkiye’nin Afrika’daki faaliyetlerini de hedef alan makalede, Somali’deki üs ve yatırımlar “İsrail’e karşı operasyon üssü” olarak tanımlandı.
Makalede, “Türkiye’nin Somali’deki varlığı, altyapı, eğitim ve sağlık yatırımlarının ötesinde, Ankara’ya Afrika Boynuzu’nda stratejik bir sıçrama tahtası sunuyor.
Türk güçleri burayı İsrail’e karşı operasyon üssü olarak kullanabilir” denildi.
Ciddi, Türkiye’nin balistik kapasite kazanması halinde İsrail’in büyük şehirlerini hedef alabileceğini belirtti.
Kıbrıs’ı da Ankara’nın hedefleri arasında gösteren Ciddi, Türkiye’nin adanın kuzeyini “işgal altında tuttuğunu” iddia etti. 2021’den bu yana Bayraktar ve Akıncı SİHA’ların, ATMACA gemisavar füzelerinin konuşlandırıldığını hatırlatan yazar, bu sistemlerin İsrail’in gaz platformları ve donanma unsurlarını vurabileceğini savundu.
Ciddi, 2025 Uluslararası Savunma Sanayii Fuarı’nda tanıtılan Tayfun 4 balistik füzesi ve Gazap bombasından rahatsızlığını da “İsrail’i vurma kapasitesi” üzerinden dile getirdi.
Makalede, “Somali’de üsler, Kıbrıs’ta SİHA ve füzeler, içeride gelişen balistik kapasiteyle Ankara, revizyonist iddialarını dayatabilecek askerî yapıyı kuruyor.” denildi.
Doğu Akdeniz’de Kahire ve Ankara ‘Dostluğu’ Mısır ve Türkiye 13 yıl aradan sonra Doğu Akdeniz’de ortak deniz tatbikatlarına yeniden başladı. “Dostluk Denizi” adı verilen tatbikatlar 26 Eylül’e kadar sürecek; Türk Savunma Bakanlığı, etkinliğin “ikili ilişkileri güçlendirmek ve müşterek harekât kabiliyetini artırmak” amacıyla düzenlendiğini bildirdi.
Son ortak tatbikat 2013’te yapılmıştı; aradaki kopukluk diplomatik gerilimin uzamasıyla sürmüştü.
Tatbikata TCG Oruçreis ve TCG Gediz fırkateynleri, TCG İmbat ve TCG Bora hücumbotları, TCG Gür denizaltısı ile iki F-16 dahil Türk unsurları katılıyor; Mısır donanması da geniş bir kuvvetle yer alıyor. 25 Eylül’de her iki ülkenin donanma komutanlarının bulunduğu “Seçkin Gözlemciler Günü” düzenlenecek; Mısır’a ait ENS Tahya Misr ve ENS Fouad Zekry gemileri Aksaz Limanı’nı ziyaret edecek.
Tatbikatlar, İstanbul ile Kahire arasındaki yumuşamayı gösteriyor.
Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, ilişkileri “modern tarihin en iyi seviyeleri” olarak nitelendirmişti.
Askerî işbirliği Ağustos’ta Havelsan ile Mısır’ın Arap Sanayileşme Örgütü arasında VTOL-UAV üretimi anlaşmasıyla pekişti; Türkiye’nin Kahire Büyükelçisi Salih Mutlu Şen bu adımı “yeni bir dönüm noktası” olarak tanımladı. ‘Türkiye’nin resmi devlet politikası’ FDD raporunda Türkiye’nin “Mavi Vatan” doktrini doğrudan hedef alındı.
Doktrin, “Yunanistan ve Kıbrıs’ın deniz yetki alanlarını daraltma” girişimi olarak tanımlanırken, resmî devlet politikası hâline geldiği kaydedildi.
Ayrıca TEKNOFEST’25’in ana temasının “Mavi Vatan” olması, Türkiye’nin bu stratejiyi kurumsallaştırmasının göstergesi olarak sunuldu.
Türkiye, Nijer ordusuna eğitim için asker gönderecek Türkiye, Afrika’daki varlığını güçlendirme stratejisi kapsamında Nijer ordusuna askeri eğitim desteği verecek.
Middle East Eye’ın haberine göre, Suriye ve Irak’ta görev yapmış Türk komando ve özel kuvvet personeli “ziyaretçi statüsünde” Niamey’e konuşlandırılacak.
Ankara ile Nijer arasındaki güvenlik iş birliği 2020’de imzalanan anlaşmayla başlamıştı. 2023’teki darbenin ardından Batılı ortaklarla bağlarını koparan Nijer yönetimi, Türkiye ve Rusya’ya yönelmişti.
Bu yıl yapılan askeri mali iş birliği anlaşmasıyla ilişkiler pekişti; Nijer’in modern silah ve insansız hava araçlarına erişmesi bekleniyor.
Türk askerleri Nijer ordusuna DEAŞ ve El Kaide bağlantılı gruplara karşı eğitim ve danışmanlık sağlayacak ancak çatışmalara doğrudan katılmayacak.
Konuşlandırma “ziyaretçi kapasitesi” kapsamında yapılacağı için parlamentonun onayı gerekmiyor.