Haber Detayı

Şahname’den kahramanlık hikayeleri! Doğu’nun taşıdığı savaş ahlakı
Kültür sanat aydinlik.com.tr
08/03/2026 00:00 (2 saat önce)

Şahname’den kahramanlık hikayeleri! Doğu’nun taşıdığı savaş ahlakı

Emperyalizmin saldırılarına direnen İran, gücünü köklü tarihinden ve destanlarından alıyor. Firdevsi’nin kaleme aldığı Şahname’de babasının kanlı emrine direnen Siyavuş’un ahlaki duruşu, bugün de ABD ve İsrail zorbalığıyla mücadele edenlere ilham veriyor

Dünyanın en köklü tarih ve medeniyet mirasını taşıyan ülkelerinden İran, insanlığın ön cephesinde yer alıyor.

ABD ve İsrail’in tehditlerine ve saldırılarına boyun eğmeyen İran’ın gösterdiği iradenin kaynağı ise tarihi mirası.

Şahname’deki kahramanlık hikâyeleri yalnızca kılıçla değil, vicdanla yapılan direnişleri de gözler önüne serdi.

Bunlardan biri, genç prens Siyavuş’un kendi babası Şah Keykavus’a karşı sergilediği ahlaki direnişti.

KANLI BİR EMİR VE KİBİR İktidar hırsı ve kibrine yenik düşen Keykavus’un sahte adaletine boyun eğmeyen Siyavuş’un bıraktığı mücadele kararlılığı bugün de yaşıyor.

Siyavuş’un zulme karşı gösterdiği direniş aslında Batı Asya halklarının onurlu duruşunun edebi bir yansıması.

Destanda, İran Şahı Keykavus kendi oğlu Siyavuş’u Turan Kralı Efrasiyab ile savaşmaya gönderdi.

Ancak Siyavuş, dökülecek kanı durdurmak için Efrasiyab ile barış yaptı ve Turan’dan 100 asilzadeyi rehine aldı.

Kendi kibrine yenik düşen Keykavus, bu barışa öfkelenerek Siyavuş’a derhal antlaşmayı bozmasını ve elindeki 100 suçsuz rehinenin boynunu kesip ateşe atmasını emretti.

SİYAVUŞ’UN İSYANI VE VİCDANIN SESİ Genç ve erdemli Siyavuş, babasının bu kanlı emrine boyun eğmedi.

Verilen sözü bozmanın ve suçsuz insanları öldürmenin adalete sığmayacağını savundu.

Cinayet işlemeyi reddeden kahraman, padişahın karşısına dikilerek hakkı ve adaleti şu sözlerle haykırdı: “Padişahın buyruğu güneşten de, aydan da yücedir.

Ama bir çöpten tut da bir aslana ve bir file kadar kimse Tanrı’nın buyruğuna karşı koyamaz!

Tanrı’nın buyruğuna karşı koyan bir kimse doğru yoldan ayrılmış olur.” ATEŞTEN GEÇEN MASUMİYET Siyavuş, iktidar uğruna masum kanı dökmeyi reddederek vatanından sürülmeyi göze aldı.

Onun ahlaki üstünlüğü, saraydaki yozlaşmaya ve üvey annesi Südabe’nin iftiralarına karşı da devam etti.

Onurunu temizlemek için devasa bir ateşin içinden geçmesi gerektiğinde zerre tereddüt etmedi ve adaletin şaşmazlığına olan inancını şu dizeyle özetledi: “Dağ kadar ateşe bile kendimi atar, böyle utanarak yaşamaktansa ölmeyi tercih ederim!” Ateşin içinden yara almadan çıkan Siyavuş, güce tapanların değil, onurlu direnişin sembolü haline geldi.

Padişahın şatafatlı tahtı ahlaki bir dik duruşun karşısında sarsıldı.

KISSADAN HİSSE Bugün emperyalizmin demokrasi, adalet ve dünyanın güvenliği kılıfıyla meşrulaştırmaya çalıştığı katliamlara karşı Siyavuş’un duruşu çok şey anlatıyor.

ABD ve İsrail’in Batı Asya’da dayattığı kanlı politikalara çıkar uğruna sessiz kalanlar bir yana; Siyavuş, gücün tek başına meşruiyet sağlamadığını asırlar öncesinden kanıtladı.

Rehineleri katletme emrini reddedip kirlenmiş bir tahtı elinin tersiyle iten bu kahramanlık, Batı’nın sömürüyü ve işgali şirin gösteren edebiyatına karşılık Doğu’nun erdem ve direniş mayasını temsil ediyor.

Ateşe atılma pahasına masumiyetini savunan bu vicdan, bugün de emperyalist zorbalığa karşı bölge halklarının asıl yenilmez gücünü oluşturuyor.

İlgili Sitenin Haberleri