Haber Detayı

Arap milletleri ABD'ye öfkeli
Dünya aydinlik.com.tr
08/03/2026 00:00 (2 saat önce)

Arap milletleri ABD'ye öfkeli

ABD-İsrail’in yürüttüğü savaş Körfez ülkelerinde sadece halk tabanında değil yöneticilerde de tepki yaratıyor. ABD’nin ‘Önce İsrail’ politikası Körfez’le ilişkilerde kopuşun zeminini hazırlıyor. ABD-İsrail’e savaşın bitirilmesi için baskı artıyor

Savaşta dokuzuncu güne girilirken Arap Körfezi on yıllardır süregelen jeopolitik ittifakların temelinden sarsıldığı bir dönüm noktasına doğru gidiyor.

Gazze ile başlayan ve İran Lideri Ayetullah Hamaney’in şehit edilmesiyle zirveye ulaşan bölgesel kaos, Körfez başkentlerinde Washington ve Tel Aviv’e karşı eşi benzeri görülmemiş bir öfke ve güvensizlik dalgası yaratmış durumda.

BAHREYN’DE SULAR ISINIYOR Bahreyn, geleneksel olarak muhalefetin sert bir şekilde kısıtlandığı bir monarşi olmasına rağmen, Hamaney’in şehit edilmesinin ardından sokaklardaki sessizlik bozuldu.

Başkent Manama’nın dar sokaklarından yükselen “Şehit Hamaney!” sloganları, adadaki yönetimin İsrail ile imzaladığı İbrahim Anlaşmalarına duyulan uzun süreli tepkinin patlama noktası oldu.

Middle East Eye’a konuşan yerel kaynaklar, protestoların barışçıl başladığını ancak güvenlik güçlerinin göz yaşartıcı gazlı müdahalesiyle yer yer çatışmalara dönüştüğünü aktarıyor.

Bahreyn Haklar ve Demokrasi Enstitüsü (BIRD), aralarında ABD Büyükelçiliğine yürüyen 21 yaşındaki Husain Naji Fateel’in de bulunduğu en az 65 kişinin gözaltına alındığını doğruladı.

Bahreyn’deki yönetime muhalif Maryam al-Khawaja İsrail-ABD’nin saldırıları hakkında şu ifadeleri kullandı: “ABD, Şiilik hakkında en ufak bir şey bilseydi, Hamaney’i Ramazan ayında öldürmenin ona ve takipçilerine verilebilecek en büyük hediye (şehadet) olduğunu anlardı.” Halkın öfkesi sadece dini değil, aynı zamanda güvenlik temelli.

Adada konuşlu ABD 5.

Filosu, artık bir koruma kalkanı değil, Bahreyn’i doğrudan hedef haline getiren bir “çatışma mıknatısı” olarak görülüyor.

Nitekim geçen günlerde İran füzelerinin Salman sanayi bölgesini vurması ve bir sivilin hayatını kaybetmesi, “Amerikan üsleri bizi koruyor mu yoksa yakıyor mu?” sorusunu halkın gündemine taşıdı.

FARKLI İTTİFAKLARA YÖNELİM Protestoların Bahreyn’de yoğunlaştığı bu günlerde, Körfez’in dev ekonomileri Katar ve Suudi Arabistan’da ise daha derin, yapısal bir kopuşun işaretleri var.

Quincy Enstitüsü’nün son raporu, Washington’un en sadık müttefiklerinin “güvenlik stratejilerini son on yılların en önemli yeniden değerlendirmesine” tabi tuttuğunu ortaya koyuyor. 9 Eylül 2025’te İsrail’in Katar’ın başkenti Doha’da bir konut binasını vurması, Körfez için bir milat oldu.

Bir arabulucuya saldırılması, Katar yönetiminde derin bir ihanet hissi yarattı.

Doha, kamuoyu önünde ABD ile bağlarını teyit etse de, kapalı kapılar ardında Amerikan hava savunma sistemlerinin bu saldırıyı neden engelleyemediği yüksek sesle sorgulandı.

Emir Şeyh Tamim’in bu saldırıyı “egemenlik ihlali” olarak nitelemesi, Katar’ın artık güvenliğini sadece Washington’a emanet etmeyeceğinin sinyali.

Riyad da artık yumurtaları aynı sepete koymuyor.

Suudi Arabistan Güney Kore’den hava savunma sistemleri alıyor, Pakistan ile savunma anlaşmaları imzalıyor ve Çin ile ortak silah platformlarını araştırıyor.

Körfez, ABD ve İsrail’in yarattığı türbülanstan kaçmak için rotasını Doğu’ya ve bölgesel iş birliklerine çevirme adımları atıyor.

Bahreyn’deki sokak hareketleri Körfez ülkelerinin tepkileri “Amerikan Barışı”nın (Pax Americana) bir yalan olduğunu gözler önüne serdi.

YÜZDE 77 ABD-İSRAİL’İ TEHDİT OLARAK GÖRÜYOR Körfez’de sokaktaki insanın ve saraydaki bürokratın görüşü birbirine paralel olmaya başladı.

Yeni yapılan anketin sonuçları çarpıcı bir gerçeği haykırıyor.

Arap Kamuoyu Endeksi anketi, bölge halkının yüzde 77’sinin ABD politikalarını bölgesel güvenlik için temel tehdit olarak gördüğünü, yüzde 84’ünün de İsrail’in eylemlerinin bölgeyi felakete sürüklediğini düşündüğünü gösteriyor. ‘NE REJİMİ DEĞİŞTİREBİLİRLER NE DE BİZİ İRAN’LA SAVAŞTIRABİLİRLER’ Katar Üniversitesinden Prof.

Dr.

Ali el-Hail Russia Today’e Körfez’deki tepkilerle ilgili çarpıcı açıklamalarda bulundu.

Netanyahu’nun iki hayalinin olduğunu belirten el-Hail, “Birincisi, Arap Körfezi ülkelerini İran’la bir askeri çatışmaya çekmek istiyor.

Bu hayali gerçekleşmeyecek çünkü Körfez İşbirliği Konseyi’nde (KİK) bunu reddeden bilge ve sağduyulu insanlar var.

İkincisi de İran rejimini değiştirmek ve İsrail yanlısı bir rejim getirmektir.

Bu gerçekleşmeyecek.

Bunu biliyorum çünkü İran iç cephesine aşinayım.

Neden?

Çünkü Netanyahu Arap bölgesini bir İsrail nüfuz alanına dönüştürmeyi hayal ediyor.

Bu arada, Katar Emiri,  Netanyahu’nun Arap bölgesini bir İsrail nüfuz alanına dönüştürmeyi hayal ettiğini söyleyen tek Arap ve İslam lideridir.” ifadelerini kullandı.

Katar ve diğer KİK ülkelerinin son 80 yıldır ABD ile stratejik ilişkiler yürüttüğünü vurgulayan Katarlı profesör, “Şimdi sadece Katar değil, Körfez ülkeleri ABD’nin onlara ihanet ettiğini hissediyor.

Onları İran füzelerine karşı savunmuyorlar, ancak ABD sadece kendi bakış açısına göre İsrail’i savunuyor ve İsrail’i destekliyor.

Bu savaş Amerika’nın savaşı değil, bu savaş daha ziyade Netanyahu’nun savaşıdır.” şeklinde konuştu. ‘TÜRKİYE’Yİ ÇATIŞMANIN İÇİNE ÇEKMEYE ÇALIŞIYORLAR’ El-Hail ayrıca sahte bayrak operasyonlarına da dikkat çekti.

Suudi Arabistan’ın petrol tesisi Aramco’ya saldırılar hakkında “Şüphelerimiz var.” diyen Katarlı profesör, “Aramco’yu vuranın İran füzeleri değil, İsrail olduğuna dair teoriler var.

Umman’da olanlarla aynı şey… Sizin de raporunuzda gösterdiğiniz gibi Körfez ülkelerini İran’a karşı bir savaşa sürüklemeye çalışıyor ve o aynı zamanda Türkiye’yi de bu çatışmanın içine çekmeye çalışıyor.

Bu Körfez ülkelerinin savaşı değil, bu Türkiye’nin savaşı değil, bu sadece ve sadece Netanyahu’nun savaşıdır.” ifadelerini kullandı.

İlgili Sitenin Haberleri