Haber Detayı
Savaşın dördüncü yılında Avrupa: Çöküş ve arayış
Savaşın dördüncü yılında Avrupa: Çöküş ve arayış
Rusya’nın Ukrayna’ya askeri müdahalesi dördüncü yılını doldurdu.
Müdahalenin ilk günlerinde birçok Batılı yönetici ve sözüm ona analistin sarf ettiği “Rusya, üç ayda, bilemedin savaşın altıncı ayında çöker” sözleri kulaklarımızda.
Bunun bir yönü propaganda olsa da Avrupalı devletlerin hesaplarını, savaşın Rusya’nın belini bükeceğine göre yaptığına şüphe yok.
Şimdi ise, Rusya’nın savaşı uzatmak istediğini iddia ediyorlar.
Batı’nın kendini dev aynasında gören kibre dayalı önyargısının bir kez daha duvara tosladığı günlerden geçiyoruz.
Çünkü Avrupa’nın yanlış stratejisi en fazla Avrupa’yı vurdu.
EKONOMİDE BAŞ AŞAĞI GİDİŞ Savaşın başlamasından bu yana Avrupa ekonomileri enerji krizi, yüksek enflasyon ve büyümede ciddi yavaşlama ile karşı karşıya kaldı. 2022’de Avrupa’da doğal gaz fiyatları %400-500 arttı. 2022’de Avrupa genelinde büyüme yavaşladı, 2023’te Almanya resesyona girdi.
Özellikle kimya ve metalurjide sanayi üretimi yüksek enerji maliyetinden olumsuz etkilendi.
Almanya başta olmak üzere birçok Avrupa ülkesi İkinci Dünya Savaşı’ndan sonraki en yüksek enflasyon ve dolayısıyla hayat pahalılığı ile karşılaştı.
AB üyesi olmayan İngiltere de aynı şekilde bu süreçten ciddi şekilde etkilendi.
Ekonomide durgunluk riski yükseldi (Dünya Bankası, Sonbahar 2025).
Avrupa genelinde üretim sektörü finansman maliyetleri yükseldi.
İnşaat ve sanayi yatırımları zayıfladı.
Enerji maliyetlerindeki artış nedeniyle uygulanan destek paketleri bütçe açıklarının artmasına yol açtı.
Yine savunma harcamalarında artış kalıcı hale geldi.
Yüksek enerji ve gıda fiyatları yaşam maliyetini artırdı; enflasyonun gerilemesiyle bu etki 2025’ten itibaren kademeli olarak hafifledi ancak reel gelirler halen baskı altında (Dünya Bankası, 6 Nisan 2023 & Dünya Bankası, Sonbahar 2025).
STRATEJİK DÖNÜŞÜM Bunlar, Avrupa’da da bütün dünyada da yazılıp çiziliyor ve bu durumun sorumlusu olarak Rusya gösteriliyor.
Oysa bütün bunlar, Rusya Ukrayna’ya müdahale ettiği için değil, Atlantik İttifakı’nın merkezi kararı sonucunda Avrupa’nın Rusya ile ilişkilerini koparması nedeniyle oldu.
Atlantik, Ukrayna’yı Rusya’ya karşı bir koçbaşı olarak kullanmaya çalışmasaydı bunların hiçbiri olmayacaktı.
ABD, Trump yönetiminin işbaşına gelmesiyle önceki dönemde uygulanan bu siyasetin maliyetinin, karşılayabileceğinden çok daha fazla olduğunu hesaplayarak yeni bir stratejiye yöneldi.
Avrupa ise kendi içinde bocalamaya devam ediyor.
ABD’nin karşılamak istemediği maliyeti Avrupa’nın kendi başına karşılayacak gücünün olmadığı ortadadır.
Dahası bu konuda Avrupa genelinde bir fikir birliğinin de olmadığı görülmektedir.
İKİLEM NASIL ÇÖZÜLECEK?
Avrupa’nın mevcut şartlarda karşı karşıya olduğu en önemli açmaz, güvenlik alanında ortaya çıkmıştır.
ABD’nin desteği olmadan Avrupa’nın güvenliğini sağlayacak strateji nasıl şekillendirilecektir?
Evet Rusya’nın Ukrayna müdahalesinden sonra İsveç ve Finlandiya NATO’ya katılmıştır.
Fakat bugün NATO’nun geleceği sorgulanmaktadır.
Toplam olarak bakıldığında Atlantik İttifakının taktik düzeyde güçlendiği, fakat stratejik yönelim bakımından farklılaşma eğiliminin arttığı görülmektedir.
Dördüncü yılını dolduran Rusya’nın Ukrayna’ya askeri müdahalesi, gelinen noktada Avrupalı yöneticilerin önüne çözmekte zorlandıkları stratejik bir ikilem koyuyor.
Bir yanda ABD’nin yokluğunda Ukrayna’ya destek politikasının sürdürülmesi, diğer yanda Rusya ile dengeli bir istikrar kurmaya dayanan anlaşma.