Haber Detayı
IMF’den Türkiye’ye yüksek faiz baskısı
Uluslararası Para Fonu, Türkiye’ye politika faizinin yeniden yüzde 48’e yaklaştırılması ve maaş artışlarının hedef enflasyonla sınırlandırılması çağrısı yaptı. Yüksek faiz ve sınırlı zam önerisi, üretim, yatırım ve alım gücü üzerindeki etkileri açısından yeni bir tartışma başlattı.
Uluslararası Para Fonu (IMF)’nun Şubat 2026 tarihli Türkiye raporu, ekonomi yönetimine yönelik açık bir “kemer sıkma” reçetesi sundu.
Raporda, politika faizinin yeniden 2024’te ulaşılan yaklaşık yüzde 48 seviyelerine yaklaştırılması gerektiği belirtilirken, maaş artışlarının da geçmiş enflasyona göre değil “hedef enflasyona” göre yapılması istendi.
IMF, kredi büyümesinin güçlü seyrini gerekçe göstererek para politikasının hâlâ yeterince sıkı olmadığını savundu.
Merkez Bankasının enflasyon hedeflerine yaklaşılana kadar reel faizin yüksek tutulması gerektiği ifade edilirken, daha yüksek bir politika faizi patikasının “daha hızlı dezenflasyon” sağlayacağı ileri sürüldü.
Açık mesaj şu: Faiz yeniden yüzde 48’e çıkarılmalı ve uzun süre yüksek kalmalı.
Bu öneri, üretim, yatırım ve iç talep üzerindeki baskıyı artırma riskine rağmen raporda “zorunlu” bir adım olarak sunuldu.
MAAŞLARA HEDEF ENFLASYON SINIRI IMF’nin bir diğer dikkat çeken önerisi ise ücret politikalarına ilişkin.
Raporda, memur maaşları dahil tüm ücret artışlarının geçmiş enflasyona endekslenmemesi, bunun yerine hedeflenen enflasyon oranına göre belirlenmesi gerektiği savunuldu.
Kamu toplu sözleşmelerindeki geriye dönük endeksleme uygulamasının kaldırılması çağrısı yapıldı.
Bu yaklaşım, fiili enflasyonun altında zam anlamına geliyor.
Özellikle alım gücünün ciddi biçimde gerilediği bir dönemde ücret artışlarının hedef enflasyona bağlanması, çalışan kesimler açısından reel kaybın kalıcı hale gelmesi riskini barındırıyor.
Raporda ayrıca Türkiye’deki yüksek asgari ücret seviyelerinin orta vadede istihdamı baskılayabileceği değerlendirmesi yer aldı.
Asgari ücretin tahmini enflasyona paralel artırılması gerektiği belirtilirken, sosyal desteklerin genişletilmesiyle bu politikanın “kolaylaştırılabileceği” ifade edildi.
IMF, çocuklu haneler üzerindeki vergi yükünün yüksek olduğuna dikkat çekerek çocuk bakımına yönelik vergi kredileri ve düşük gelirli çalışanlara ücret sübvansiyonu önerdi.
Kadın istihdamını artıracak düzenlemeler ve hedefli sosyal yardımların güçlendirilmesi gerektiği kaydedildi.
Ancak rapordaki bu sosyal politika önerileri, yüksek faiz ve sınırlı ücret artışı politikasının yaratacağı sosyal maliyeti dengelemeye dönük tamamlayıcı araçlar olarak öne çıktı.
ÜRETİM YERİNE SIKI PARA POLİTİKASI Raporda finansal sektörün dayanıklılığına vurgu yapılırken, yüksek dolarizasyon ve artan şirket döviz borcunun risk oluşturduğu belirtildi.
Brüt rezervlerin IMF ölçütlerinin altında kaldığı ifade edildi, finansal gözetim mekanizmalarının güçlendirilmesi çağrısı yapıldı.
IMF, büyümenin sürdürülebilirliği için işgücü, eğitim ve hukuk alanında reform çağrısı yaparken, KOBİ’lerin finansmana erişiminin iyileştirilmesini önerdi.
Yenilenebilir enerji yatırımlarının artırılmasıyla dış kırılganlıkların azaltılabileceği belirtildi.
Özetle IMF, Türkiye’ye enflasyonla mücadele adına faizleri yeniden yüzde 48’e çıkarma ve maaş artışlarını hedef enflasyonla sınırlama çağrısı yapıyor.
Bu reçete, fiyat istikrarını önceleyen bir çerçeve sunsa da üretim, istihdam ve emek gelirleri üzerindeki etkileri bakımından tartışmaları da beraberinde getirdi.