Haber Detayı

Türk çeliği AB kotasını Adriyatik’te aşacak
Ekonomi dunya.com
18/02/2026 00:00 (1 saat önce)

Türk çeliği AB kotasını Adriyatik’te aşacak

Geçtiğimiz yılı 19.4 milyon ton ve 16.5 milyar dolarlık ihracatla kapatan Türkiye çelik sektörü, iç pazarda artan ithalat baskısı, dış pazarda ise korumacılık duvarlarıyla mücadele ediyor. AB’nin haziran ayında getireceği yüzde 50’lik kota ile 3 milyar dolara yakın bir kayıp yaşaması beklenen sektör, yeni dönemde ihracatta Adriyatik’e komşu ülkelere odaklanacak.

Nurdoğan A.

ERGÜNnurdogan.arslan@dunya.comYıllık 38.1 milyon tonluk ham çelik üretim kapasi­tesiyle dünya ligini zorla­yan Türkiye çelik sanayi, küresel piyasalardaki daralma ve artan korumacılık önlemlerine karşı büyüme stratejisini yeniden şe­killendiriyor. 1 Haziran’da yürür­lüğe girecek ve ürün grubuna gö­re yüzde 50’leri bulacak olan ko­talarla bu pazarda 3 milyar dolara yakın bir kayıp yaşaması öngörü­len sektör, yeni dönemde Adriya­tik ülkelerinin yanı sıra, Fas, Şili, Romanya, Bulgaristan gibi bölge­lere odaklanacak.

Geçen yıl 19.4 milyon ton ve 16.5 milyar dolarlık ihracatla dünyanın ikinci büyük ihracatçısı olan Türk çelik sektö­rünün 2025’te Avrupa Birliği’ne yapılan ihracatı yüzde 6,2 arta­rak 7 milyon 900 bin ton seviye­sinde gerçekleşti.

AB dışındaki Avrupa ülkelerine yönelik ihra­cat da 3,7 milyon tona ulaştı.

Av­rupa’nın toplam pazardaki payı ise yüzde 60.Çelik sektörü olarak artık böl­gesel büyümeye yöneleceklerini söyleyen Çelik İhracatçıları Bir­liği (ÇİB) Yönetim Kurulu Baş­kanı Adnan Aslan, “Yakın pazar­larda hızlı teslimat avantajımızı kullanacağız, orta vadede ise kat­ma değerli ürünlerle rekabet gü­cümüzü artıracağız.

Küresel çe­lik piyasasında fiyatlar ciddi bas­kı altında.

Çin’in yüksek ihracat hacmi ve dünya genelindeki arz fazlası fiyatları aşağı çekiyor.

Bu ortamda büyümeyi ancak doğru pazarlara odaklanarak ve esnek bir stratejiyle sağlamak müm­kün” dedi.

Geçen yılı ihracatta artışla kapattıklarını, ancak aynı artışın kârlılık rakamlarına yan­sımadığını söyleyen Aslan, ihra­catta artışın sürdürülebilirliği için ürün yapısında dönüşümün kaçınılmaz olduğunu vurguladı.

Çelik sektöründe geçen yıl ton başına ortalama ihracat fiyatı 851 dolar seviyesinde kalmıştı.Bölgesel büyüme tercih değil zorunluluk Küresel ticarette artan kota­lar ve vergilerin, çelik sektörü­nü zorlayan en önemli unsurlar arasında yer aldığını kaydeden Aslan, şöyle devam etti: “Çelik, dünyada en fazla kota ve vergiy­le karşılaşan sektörlerden biri.

Bir pazarda ihracat artışı sağla­dığınızda, çok kısa sürede yeni bir ticaret önlemiyle karşılaşa­biliyorsunuz.

Bu nedenle bölge­sel büyüme ve ürün çeşitliliği ar­tık bir tercih değil, zorunluluk.” 2026 yılına ilişkin beklentilerini de paylaşan Aslan, sektörün to­najda 20 milyon ton seviyesini, değer bazında ise 17 milyar dolar­lık bir hedef belirlediğini söyledi.

Aslan, “Yakın pazarlara odakla­narak ve katma değerli ürünle­rin payını artırarak daha dengeli bir büyüme hedefliyoruz.

Çelik sektörü bundan sonra büyümeyi uzak pazarlarda değil, yakın coğ­rafyada ve nitelikli ürünlerle ara­yacak” diye konuştu.Hızlı teslimat hâlâ büyük avantaj ABD’nin Çin çeli­ğine karşı getirdi­ği kota ve yüksek gümrük vergileri sonrasında Tür­kiye ve Çin’in ay­nı pazarlarda re­kabet ettiğini di­le getiren Aslan, ancak Türkiye’nin coğrafi yakınlık ve hızlı teslimat avantajını hala koruduğunu be­lirtti.

Sektörün bundan sonra­ki dönemde deniz aşırı ve yük­sek maliyetli pazarlardan ziyade, Türkiye’ye coğrafi olarak yakın ülkelere odaklanacağını söyle­yen Aslan, “Çelik sektörü gide­rek bölgeselleşiyor.

Uzak pazar­larda hem lojistik maliyetler ar­tıyor hem de gümrük vergileri ve kotalar ciddi bir engel oluşturu­yor.

Buna karşılık yakın pazarlar­da hızlı teslimat, esnek üretim ve güçlü ticari ilişkiler gibi avantaj­larımız var” diye konuştu.

Türki­ye’yi çelikte ‘çok büyük bir oyun­cu’ olarak tanımlayan Aslan, “An­cak global pazarda Çin gerçeğini de unutmamak gerekiyor.

Çelik her yerde koruma altında, tica­ret zora girdi.

Yeniden yapılanma sürecinde Avrupa’da da çok ciddi teşvikler var” dedi.Dünyanın çeliği İstanbul’da konuşulacak Dünya çelik sektörünün temsilcileri, 25–27 Ekim 2026 tarihlerinde İstanbul’da gerçekleştirilecek Steel Networking Summits 2026’da buluşacak.

Adnan Aslan, “Bu etkinlikle, piyasa trendlerinin ötesine geçerek sektörü şekillendiren politik, ekonomik ve düzenleyici dinamikleri karar vericilerden doğrudan aktarmayı hedefliyoruz. 80 farklı ülkeden 500’ün üzerinde sektör profesyonelinin beklendiği konferansta 40’ı aşkın konuşmacı yer alacak.

Dünya çelik sektörünün liderlerinin bir araya geleceği konferansta sektörün global sorunları tartışılacağı gibi ikili iş görüşmelerinin de yer alacağı bu platformda önemli ölçüde çelik ticaretinin de gerçekleşeceğini düşünüyoruz.

Geleneksel hale getirmeyi hedeflediğimiz bu etkinliklerle dünya çelik sektörünün nabzının Türkiye’de atmasını amaçlıyoruz” dedi.Çelikte ithalat baskısı artıyor İhracatta pazar stratejisini güncelleyen ve 2026’da 20 milyon tonluk ihracat hedefleyen Türkiye çelik sektörü, iç pazarda da ithalat baskısı yaşıyor. 38.1 milyon ton üretim ve 39 milyon ton tüketim bulunan sektörde, 2025 yılında yüzde 13,6’lık ithalat artışı yaşandı.

Geçen yılki ithalat rakamının 23 milyon tona ulaştığını açıklayan ÇİB Başkan Yardımcısı ve Dünya Çelik Birliği Başkanı Uğur Dalbeler, “Tüketimin yarıdan fazlası ithalatla karşılanıyor.

Dünyada 450 milyon tonluk bir çelik ticareti var, bunun 120 milyon tonunu Çin yapıyor.

Bizde ithalat baskısı artıyor.

Bunun sonuçlarına baktığımızda maliyet baskısı artıyor, vardiya kapatıyoruz, işçi çıkarıyoruz” dedi.

Ocak ayı itibariyle 20 bin kişiye yakın istihdam kaybı yaşandığını kaydeden Dalbeler, ithalatın yüzde 80’inin DİR kapsamında geldiğini de belirtti.

Avrupa’da SKDM belirsizliği sürüyorAvrupa pazarındaki sıkıntılardan birinin de Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) olduğuna dikkat çeken Aslan, bu yılın başında yürürlüğe giren uygulama ile belirsizliklerin devam ettiğini belirtti.

Bu nedenle 2026’ya ihracatta düşüşle başladıklarını, ancak sürecin netleşmesiyle birlikte ihracatta yeniden bir ivme beklediklerini dile getiren Aslan, “Avrupa’da alımlar bir süre ertelendi.

Ancak mart ve nisan aylarından itibaren özellikle Avrupa kaynaklı bir toparlanma öngörüyoruz” diye konuştu.

İlgili Sitenin Haberleri