Haber Detayı

Mersin Ticaret Borsası Başkanı Özdemir: Mersin bakliyat sektörü için önemli fırsat sunuyor
Ekonomi dunya.com
18/02/2026 00:00 (1 saat önce)

Mersin Ticaret Borsası Başkanı Özdemir: Mersin bakliyat sektörü için önemli fırsat sunuyor

Gelişmiş ülkelerde bakliyata dayalı katma değerli ürünlerde büyük bir pazarın bulunduğunu söyleyen Mersin Ticaret Borsası Başkanı Ö. Abdullah Özdemir, “Yerel Kalkınma Hamlesi çerçevesinde Mersin için belirlenen ‘Bakliyat Ürünlerinden Katma Değerli Ürün Üretimi” önemli fırsatlar sunuyor” dedi.

Mersin Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Baş­kanı Ö.

Abdullah Özde­mir, Türkiye’nin bakliyat dış tica­ret hacminin 2,7 milyon ton dü­zeyinde olduğunu ve bu hacmin yüzde 85’inin Mersin üzerinden gerçekleştirildiğine dikkat çeke­rek, “Bu güçlü performansın te­mel nedenlerinden biri Mersin’in Avrupa, Ortadoğu, Kuzey Afrika ve Asya arasında küresel bakliyat ticaretinde bir köprü konumun­da bulunması” dedi.

Mersin’in te­darik zincirleri arasındaki güç­lü konumunun yanı sıra bakli­yat üretimi ve paketlenmesinde global bir marka olduğunun al­tını çizen Ö.

Abdullah Özdemir, “Böylesine güçlü bir yapıda iler­leyen Mersin için Yerel Kalkınma Hamlesinin tüm fırsatlarından yararlanıp, bilhassa gelişmiş ülke pazarlarına yüksek katma değer­li ürün gruplarıyla girmemiz, ih­racat ve kapasite bakımından da işletmelerimizi rahatlatacaktır” değerlendirmesini yaptı.“Buradaki kümelenme hiçbir yerde bulunmuyor” Mersin Ticaret Borsası Yöne­tim Kurulu Başkanı Ö.

Abdullah Özdemir, dünyada hiçbir şehir­de, Mersin’deki kadar güçlü bir bakliyat sektörü kümelenmesi­nin bulunmadığına atıfta bulun­du.

Türkiye’de bakliyat ürünle­rinin işlenmesine dayalı sana­yinin yüzde 70’inden fazlasının Mersin’de yer aldığı bilgisini ve­ren Ö.

Abdullah Özdemir, “Kent­te bulunan 40 mercimek işleme tesisinin yıllık toplam kapasitesi 2 milyon tonu buluyor.

Buna ek olarak, 100’e yakın eleme, tasnif­leme ve paketleme tesisinde yılda yaklaşık 2 milyon ton nohut, ku­ru fasulye, yeşil mercimek ve be­zelye işlenebiliyor.

Farklı bir ifa­deyle son derece komplike çalı­şan güçlü bir yapılanmadan söz ediyoruz.

Dolayısıyla Mersin, ül­kemizin şu anki üretim hacminin 4 katını işleyecek kapasiteye sa­hip” diye konuştu.

Bununla bera­ber Mersin’de bakliyat sektörün­de faaliyet gösteren 250’yi aşkın firmanın bulunduğunu kayde­den Ö.

Abdullah Özdemir, çağın gereklerine uygun makine parkı­na sahip olan işletmelerin son de­rece rekabetçi bir görünüm ser­gilediğinin altını çizdi.

Özdemir, “Bu tesislerin tamamı ileri tekno­lojiyle donatıldı.

Bugün Mersin, dünyanın herhangi bir ülkesinde modern bir hububat veya bakli­yat tesisi kurulabilecek düzeyde makine ve ekipman üretim kapa­sitesine sahip” dedi.Öte yandan, 31 Ocak 2026 tarihli Resmî Gaze­te’de yayınlanan ve her il için dört yatırım konusunun belirlendiği karar kapsamında, 2026 yılı esas alınarak Mersin için belirlenen yatırım başlıklarından birinin de “Bakliyat Ürünlerinden Katma Değerli Ürün Üretimi” olduğunu dile getiren Ö.

Abdullah Özdemir, “Bu başlığın, sektörümüz açısın­dan hem il içi yatırımların yön­lendirilmesi hem de il dışından yatırım çekilmesi bakımından etkin şekilde değerlendirilmesi gerektiği kanaatindeyim” açıkla­masında bulundu.Abdullah Özdemir, hızlı kent­leşme, kırsal nüfusun azalması, değişen yaşam koşulları ve yo­ğun çalışma temposunun sağlık­lı, tüketime hazır ve atıştırmalık ürünlere olan talebi artırdığını, bu gelişmelerin, bitki bazlı pro­tein pazarının hızlı bir ivme ka­zanmasına yol açtığını kaydet­ti.

Özdemir, “Son yıllarda vegan ve vejetaryen beslenme eğilim­lerinin yaygınlaşmasıyla birlik­te, et ve süt ürünlerine alternatif, benzer protein seviyelerine sa­hip bitkisel ürünlere yönelim art­maktadır.

Bu çerçevede, protein oranı yüksek, vitamin ve mine­ral içeriği zengin bakliyat; gele­neksel tüketimin yanı sıra katma değerli ürünler aracılığıyla da gi­derek daha fazla tercih edilmek­tedir.

Bu durum, bakliyatı gıda sa­nayinin en önemli hammaddele­rinden biri haline getirmektedir” ifadesini kullandı.“Bakliyatın gen merkezi Türkiye, pazarı büyütmeli” ABD, Kanada ve Avustralya gibi ülkelerde bakliyatın Türkiye’deki geleneksel yemeklik tüketimden daha çok, konserve ürünler, ba­haratlarla zenginleştirilmiş hazır humus, farklı soslarla hazırlanan cipsler, bakliyat unundan üreti­len ekmek, kek, pasta, kraker, ku­rabiye gibi fırıncılık ürünleri ile burger, köfte, nuggets, sosis ve çe­şitli atıştırmalıklar şeklinde tü­ketildiğini söyleyen Ö.

Abdullah Özdemir, özellikle gelişmiş ülke­lerde bakliyata dayalı katma de­ğerli ürünler için büyük bir paza­rın bulunduğuna vurgu yaptı.Bakliyatın gen merkezi olan Türkiye’nin ise bu pazardan ye­terli payı alamadığını; hatta ül­ke içinde dahi bu pazarın henüz gelişmediği eleştirisini yapan Ö.

Abdullah Özdemir, bu doğrultu­da, yalnızca ayıklama ve paketle­meyi içeren işleme süreçlerinin Ar-Ge temelli bir yaklaşımla dö­nüştürülmesi önerisinde bulun­du.

İnovatif, katma değeri yüksek ve niş bakliyat ürünlerinin geliş­tirilmesiyle; nihai tüketicilerin sağlıklı, tüketime hazır, lezzetli ve ekonomik ürün beklentileri­ne cevap verecek bir yapının ku­rulabileceğine değinen Özdemir, “Bu kapsamda, Yerel Kalkınma Hamlesi çerçevesinde Mersin için belirlenen ‘Bakliyat Ürünle­rinden Katma Değerli Ürün Üre­timi’ başlığı; yalnızca bakliyat ti­caretinin merkezi konumunda­ki Mersin için değil, ülkemiz ve sektörümüz açısından da önemli bir yatırım ve gelişim alanı olarak değerlendiriliyor” dedi."Bakliyat üretimini ve tüketimini artırmalıyız"Birleşmiş Milletler'in, 2016 yılını “Dünya Bakliyat Yılı” ilan ettiğini, 2019 yılından itibaren ise her yılın 10 Şubat gününün “Dünya Bakliyat Günü” olarak kutlandığını sözlerine ekleyen Mersin Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Ö.

Abdullah Özdemir, şunları kaydetti: “Son 10 yıllık süreçte, dünyada bakliyat ekili alanlar yüzde 13 artarken, verimlilikle beraber üretim de yüzde 25 yükseldi.

Buna karşın, ülkemizde bakliyat üretimi 1 milyon ton seviyesine geriledi.

Anavatanı içinde bulunduğumuz coğrafya olan bakliyatın, Türkiye’de üretiminin yeniden artması sektörümüzün ortak temennisi.

Özellikle genç nesiller başta olmak üzere toplumun tüm kesimlerinde bakliyat tüketiminin teşvik edilmesi; sağlıklı beslenme alışkanlıklarının yaygınlaştırılması, hayvansal proteine bağımlılığın azaltılması ve doğal kaynakların korunması açısından kritik önem taşıyor.

Bakliyatın yüksek besin değeri, uygun maliyeti ve iklim değişikliğiyle mücadelede sunduğu avantajı dikkate alındığında; üreticilere yönelik desteklerin artırılması ve tüketici farkındalığının güçlendirilmesiyle, 1980’li yıllarda olduğu gibi kendi ürününü üreten, bu ürünlerle ihracat yapan ve dünya pazarlarında rekabet gücü yüksek bir ülke konumuna yeniden ulaşmamız mümkün olacak.”

İlgili Sitenin Haberleri