Haber Detayı

Küresel talep artışı beklenirken üretim modeli geliştirilmeli
Ekonomi dunya.com
18/02/2026 00:00 (1 saat önce)

Küresel talep artışı beklenirken üretim modeli geliştirilmeli

Gıda güvenliğini sağlama, sürdürülebilir tarım ve sağlıklı beslenme eğilimleri nedeniyle küresel bakliyat üretiminin gelecek 10 yılda yüzde 25 artması beklenirken 1990’lı yıllardan itibaren Türkiye’de bakliyat ekim alanları azalıyor. Bitkisel üretim modeli geliştirilerek nadasa bırakılan alanların ve atıl tarım arazilerinin değerlendirilmesi ise üretim gücünü artırır.

Hüseyin VATANSEVERGünümüzde 100 milyon tona yakın üretim ger­çekleştiği tahmin edilen küresel bakliyat üretiminin ge­lecek 10 yılda, yüzde 25 artış gös­tererek, 126 milyon tona ulaşa­cağı öngörülüyor.

Aynı dönemde küresel bakliyat ticaret hacminin 23 milyon tona, kişi başı yıllık tü­ketiminin ise 8,6 kilograma yük­seleceği tahmin ediyor.

Söz konu­su öngörüler, bakliyatın üretim­den tüketime uzanan zincirde stratejik bir ürün grubu olarak konumunu pekiştirdiğini göste­riyor.

Bununla birlikte dünya ge­nelinde bakliyat üretimi, tüke­timi ve ticaretinde istikrarlı bir gelişim gözleniyor.

Sağlıklı bes­lenme ve bitki bazlı beslenmeyi önemseyen tüketim alışkanlık­larının gelişmesi de bu eğilimi destekliyor.

Ayrıca bakliyat üre­timi yapılan bitkilerin daha az su­ya ihtiyaç duyması, toprağı bitki besleyiciliği yönünden geliştir­mesi hem sürdürülebilirlik açı­sından hem de tarımsal işletme­ler tarafından tercih edilmesini yaygınlaştırıyor.

Bununla birlik­te acil durumlar ve doğal afetle­ri yönetmek ile gıda güvenliğini sağlamak amacıyla hükümetler bakliyat üretimini teşvik ediyor.Ekim alanı 2008’den itibaren 10 milyon dekarın altında Baklagillerin gen merkezi ola­rak kabul edilen ‘Bereketli Hi­lal’in merkezinde yer alan Tür­kiye, aynı zamanda bu ürünle­rin işlenerek ihracatını da yapan bir merkez.

Küresel bakliyat en­düstrisinde önemli bir konumu olsa da ülkede bakliyat ekimine ayrılan alanlar gün geçtikçe aza­lıyor.

Türkiye’de baklagiller için ayrılan tarım alanları 1990 yılın­da toplam 20,2 milyon dekar iken 2008 yılında 9,7 milyon dekarlık toplam alana geriledi ve bu tarih­ten sonra bakliyat ekim alanı 10 milyon dekarın altında kaldı.Türkiye’de bakliyat ekiminin azalmasına karşın yaşanan kü­resel gelişmeler ve küresel tica­ret büyüklüğünün 17 milyar dolar seviyesinde gerçekleşmesi bazı adımların atılmasını gündeme getiriyor.

Ülke tarım arazilerinin yaklaşık 3,1 milyon hektarı nadas alanıyken, 2 milyon hektarının ise atıl durumda olduğu tahmin ediliyor.

Ülke genelinde bu alan­ların bitkisel üretime açılması ve planlı üretim modeliyle bakliyat üretiminin 2,5 milyon tonun üze­rinde gerçekleşme potansiyeli söz konusu.

Tarım ve Orman Ba­kanlığı’nın Bitkisel Üretim İsta­tistikleri bültenine göre 2025 yı­lında Türkiye’de bakliyat üretimi 953.1 bin ton oldu. 2024 yılında kaydedilen 1,3 milyon ton sevi­yesi ile kıyaslandığında üretimin yüzde 29,2 oranında azaldığı gö­rülüyor.

Bununla birlikte Türki­ye’nin 2025 yılı bakliyat ihraca­tı ise 640 bin tona ulaştı.

Türki­ye bugün bakliyatta büyük ölçüde kendine yeten bir üretim yapı­sına sahip olduğunu dile getiren TİM Hububat Bakliyat Yağlı To­humlar ve Mamulleri Sektör Ku­rulu Başkanı Ahmet Tiryakioğ­lu, 2025 yılında 640 bin ton kar­şılığı 480 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirilmiş olmasının, üre­tim kapasitesinin ticaretle des­teklendiğini gösterdiğini kaydet­ti.

Nohut, kırmızı mercimek ve bezelyede dünya sıralamasında ilk dört içinde Türkiye’nin yer al­masının tesadüf olmadığını vur­gulayan Tiryakioğlu, “Bazı ürün­lerde ithalatın yüksek görünme­si ise yapısal bir zafiyetten değil, dahilde işleme rejimi kapsamın­da yürütülen ticaret modelinden kaynaklanıyor.

Türkiye bu alan­da bağımlı değil; işleyen bir tica­ret merkez” dedi.Küresel risk çağında avan­taj kadar, kırılganlığın da doğru okunması gerektiğini ifade eden Ahmet Tiryakioğlu, “Ülkemizde 2025/26 sezonunda ana kalem­lerde ortalamada üçte birin üze­rinde üretim daralması yaşanmış olması, iklim baskısının üretime doğrudan yansıdığını gösteriyor.

Kırmızı mercimek üretiminin yüzde 90’dan fazlasının Güney­doğu Anadolu’da yoğunlaşması, kuraklık dönemlerinde rekolteyi aşağı çekiyor.

Bu durum yeterli­lik oranlarına da yansıyor.

Tüm bakliyatta yüzde 83 olan yeter­lilik, kırmızı mercimekte yüz­de 57, yeşil mercimekte yüzde 51 seviyesinde kalıyor.

Dolayı­sıyla mesele yalnızca üretim de­ğil, üretimin coğrafi dağılımı ve sürdürülebilirliğidir” ifadelerini kullandı.Gelişmiş ülke pazarlarına ulaşılabilirBakliyat stratejik değerinin yanı sıra işlenmiş ürünler ile de tüketiciyi cezbediyor.

ABD, Kanada ve Avustralya gibi ülkelerde bakliyat ürünleri Türkiye’deki geleneksel yemeklik tüketimden daha çok, konserve ürünler, baharatlarla zenginleştirilmiş hazır humus, farklı soslarla hazırlanan cipsler, bakliyat unundan üretilen ekmek, kek, pasta, kraker, kurabiye gibi ürünler halinde market raflarında yer alıyor.

Özellikle gelişmiş ülkelerde bakliyata dayalı katma değerli ürünler için büyük bir pazar bulunuyor.

Türkiye ise bu pazardan yeterli payı almıyor.

Ayıklama ve paketlemeyi içeren işleme süreçlerinin beraberinde Ar-Ge temelli bir yaklaşımla katma değerli ürün dönüşümüyle sektörün gelişimi için daha geniş bir saha oluşturulabilir.

İlgili Sitenin Haberleri