Haber Detayı
Küresel talep artışı beklenirken üretim modeli geliştirilmeli
Gıda güvenliğini sağlama, sürdürülebilir tarım ve sağlıklı beslenme eğilimleri nedeniyle küresel bakliyat üretiminin gelecek 10 yılda yüzde 25 artması beklenirken 1990’lı yıllardan itibaren Türkiye’de bakliyat ekim alanları azalıyor. Bitkisel üretim modeli geliştirilerek nadasa bırakılan alanların ve atıl tarım arazilerinin değerlendirilmesi ise üretim gücünü artırır.
Hüseyin VATANSEVERGünümüzde 100 milyon tona yakın üretim gerçekleştiği tahmin edilen küresel bakliyat üretiminin gelecek 10 yılda, yüzde 25 artış göstererek, 126 milyon tona ulaşacağı öngörülüyor.
Aynı dönemde küresel bakliyat ticaret hacminin 23 milyon tona, kişi başı yıllık tüketiminin ise 8,6 kilograma yükseleceği tahmin ediyor.
Söz konusu öngörüler, bakliyatın üretimden tüketime uzanan zincirde stratejik bir ürün grubu olarak konumunu pekiştirdiğini gösteriyor.
Bununla birlikte dünya genelinde bakliyat üretimi, tüketimi ve ticaretinde istikrarlı bir gelişim gözleniyor.
Sağlıklı beslenme ve bitki bazlı beslenmeyi önemseyen tüketim alışkanlıklarının gelişmesi de bu eğilimi destekliyor.
Ayrıca bakliyat üretimi yapılan bitkilerin daha az suya ihtiyaç duyması, toprağı bitki besleyiciliği yönünden geliştirmesi hem sürdürülebilirlik açısından hem de tarımsal işletmeler tarafından tercih edilmesini yaygınlaştırıyor.
Bununla birlikte acil durumlar ve doğal afetleri yönetmek ile gıda güvenliğini sağlamak amacıyla hükümetler bakliyat üretimini teşvik ediyor.Ekim alanı 2008’den itibaren 10 milyon dekarın altında Baklagillerin gen merkezi olarak kabul edilen ‘Bereketli Hilal’in merkezinde yer alan Türkiye, aynı zamanda bu ürünlerin işlenerek ihracatını da yapan bir merkez.
Küresel bakliyat endüstrisinde önemli bir konumu olsa da ülkede bakliyat ekimine ayrılan alanlar gün geçtikçe azalıyor.
Türkiye’de baklagiller için ayrılan tarım alanları 1990 yılında toplam 20,2 milyon dekar iken 2008 yılında 9,7 milyon dekarlık toplam alana geriledi ve bu tarihten sonra bakliyat ekim alanı 10 milyon dekarın altında kaldı.Türkiye’de bakliyat ekiminin azalmasına karşın yaşanan küresel gelişmeler ve küresel ticaret büyüklüğünün 17 milyar dolar seviyesinde gerçekleşmesi bazı adımların atılmasını gündeme getiriyor.
Ülke tarım arazilerinin yaklaşık 3,1 milyon hektarı nadas alanıyken, 2 milyon hektarının ise atıl durumda olduğu tahmin ediliyor.
Ülke genelinde bu alanların bitkisel üretime açılması ve planlı üretim modeliyle bakliyat üretiminin 2,5 milyon tonun üzerinde gerçekleşme potansiyeli söz konusu.
Tarım ve Orman Bakanlığı’nın Bitkisel Üretim İstatistikleri bültenine göre 2025 yılında Türkiye’de bakliyat üretimi 953.1 bin ton oldu. 2024 yılında kaydedilen 1,3 milyon ton seviyesi ile kıyaslandığında üretimin yüzde 29,2 oranında azaldığı görülüyor.
Bununla birlikte Türkiye’nin 2025 yılı bakliyat ihracatı ise 640 bin tona ulaştı.
Türkiye bugün bakliyatta büyük ölçüde kendine yeten bir üretim yapısına sahip olduğunu dile getiren TİM Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri Sektör Kurulu Başkanı Ahmet Tiryakioğlu, 2025 yılında 640 bin ton karşılığı 480 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirilmiş olmasının, üretim kapasitesinin ticaretle desteklendiğini gösterdiğini kaydetti.
Nohut, kırmızı mercimek ve bezelyede dünya sıralamasında ilk dört içinde Türkiye’nin yer almasının tesadüf olmadığını vurgulayan Tiryakioğlu, “Bazı ürünlerde ithalatın yüksek görünmesi ise yapısal bir zafiyetten değil, dahilde işleme rejimi kapsamında yürütülen ticaret modelinden kaynaklanıyor.
Türkiye bu alanda bağımlı değil; işleyen bir ticaret merkez” dedi.Küresel risk çağında avantaj kadar, kırılganlığın da doğru okunması gerektiğini ifade eden Ahmet Tiryakioğlu, “Ülkemizde 2025/26 sezonunda ana kalemlerde ortalamada üçte birin üzerinde üretim daralması yaşanmış olması, iklim baskısının üretime doğrudan yansıdığını gösteriyor.
Kırmızı mercimek üretiminin yüzde 90’dan fazlasının Güneydoğu Anadolu’da yoğunlaşması, kuraklık dönemlerinde rekolteyi aşağı çekiyor.
Bu durum yeterlilik oranlarına da yansıyor.
Tüm bakliyatta yüzde 83 olan yeterlilik, kırmızı mercimekte yüzde 57, yeşil mercimekte yüzde 51 seviyesinde kalıyor.
Dolayısıyla mesele yalnızca üretim değil, üretimin coğrafi dağılımı ve sürdürülebilirliğidir” ifadelerini kullandı.Gelişmiş ülke pazarlarına ulaşılabilirBakliyat stratejik değerinin yanı sıra işlenmiş ürünler ile de tüketiciyi cezbediyor.
ABD, Kanada ve Avustralya gibi ülkelerde bakliyat ürünleri Türkiye’deki geleneksel yemeklik tüketimden daha çok, konserve ürünler, baharatlarla zenginleştirilmiş hazır humus, farklı soslarla hazırlanan cipsler, bakliyat unundan üretilen ekmek, kek, pasta, kraker, kurabiye gibi ürünler halinde market raflarında yer alıyor.
Özellikle gelişmiş ülkelerde bakliyata dayalı katma değerli ürünler için büyük bir pazar bulunuyor.
Türkiye ise bu pazardan yeterli payı almıyor.
Ayıklama ve paketlemeyi içeren işleme süreçlerinin beraberinde Ar-Ge temelli bir yaklaşımla katma değerli ürün dönüşümüyle sektörün gelişimi için daha geniş bir saha oluşturulabilir.