Haber Detayı
Batı köşeye sıkışınca Çin’e yöneldi
Batı köşeye sıkışınca Çin’e yöneldi
ABD ile Avrupa Birliği (AB) arasında yaşanan ekonomik, siyasi ve askeri çelişki ve çatışmaların Donald Trump ile zirveye çıkması, Avrupalı liderlerin genel olarak Asya’ya özel olarak Çin ve Hindistan’a yöneldiğini görüyoruz.
Aynı zamanda Avrupa’nın Rusya ile diyaloğa geçmesi savunuluyor.
Euronews’in Fransızca haber sitesinde konuyla ilgili haberi şöyle başlıyor: “ABD Başkanı Donald Trump’ın değişken kararlarından etkilenen Batılı bir liderseniz, büyük olasılıkla Pekin’e gitmeyi düşünüyorsunuzdur.” Son iki ayda Avrupa ve Kanada liderlerinin Çin’e yaptığı ziyaretler bunun göstergesi: İlk olarak, 4 Aralık 2025’te Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, üç günlük bir devlet ziyareti için Çin’e gitti.
Ardından, 4 Ocak’ta AB başkanlığını üstlenen İrlanda Başbakanı ülkesini temsilen 14 yıl sonra ilk kez Pekin’e resmi bir ziyaret gerçekleştirdi.
Bunu 14 Ocak’ta, 10 yıl sonra ilk kez Çin’i ziyaret eden Kanada Başbakanı izledi. 24 Ocak’ta Finlandiya Başbakanı, dört günlük resmi bir ziyaret için Çin’e gitti.
Son olarak, 28 Ocak’ta 8 yıl sonra ilk kez bir İngiliz başbakanı Çin’i ziyaret etti.
Bu ay içinde de Almanya Başbakanı Merz, Çin’e gidecek.
Ayrıca Almanya Başbakanı geçen ay da Hindistan’daydı.
Avrupa ve uluslararası politika ve jeopolitik uzmanı Ricardo Martins, journal-neo.su internet sitesinde “Orta güçler Çin’in yanında yer alıyor: Hayatta kalma, koruma stratejisi ve stratejik hayallerin sonu” başlıklı yazısında yukarıdaki ziyaretleri sıraladıktan sonra bu ziyaretlerin sonucunu yazdı: “İngiltere Başbakanı Keir Starmer, gümrük vergilerinde indirim, vize kolaylıkları, sağlık ve ticaret alanlarında anlaşmalar ve yatırımların yeniden canlanması elde etti.
Kanada Başbakanı Mark Carney, ticaret kanallarının genişletilmesini, elektrikli araçlar konusunda işbirliğinin güçlendirilmesini ve ABD’ye yapılan ihracata aşırı bağımlılığın azaltılmasını sağladı.
Sembolik olarak, Kanada’nın ABD’nin ekonomik baskısına boyun eğmeyi reddettiğini teyit etti.
Paris endüstriyel erişim, iklim işbirliği ve teknoloji ortaklıkları ararken, aynı zamanda ABD’nin öngörülemezliğinden gizlice korunmaya çalışıyor.” ‘BATI, ABD KARŞISINDA ÇİN’İN KORUMASINI ARIYOR’ Alexandre Lemoine, observateur-continental.fr sitesinde “Batı, ABD karşısında Çin’in korumasını arıyor” başlıklı yazısında “Uluslararası ilişkiler sisteminin işleyişinde süregelen belirsizlik ve özellikle ABD yönetiminin öngörülemezliği bağlamında, Batı ülkeleri liderleri dış politika ve dış ekonomilerini Doğu’ya yöneltiyor.” diyor.
Lemoine bu yönelişi şöyle izah ediyor: “Batı liderlerinin Pekin’deki temel amacı, ABD ile ilişkilerin bozulmasına karşı kendilerini korumaktı.
Bu hem ekonomik sektörü hem de Çin ile siyasi ilişkileri ilgilendiriyordu.” Sonuç olarak durumu veciz bir şekilde özetliyor: “Zorunlu jeopolitik pragmatizm, Batı ülkelerini ‘gerçekliğin aynasına’ bakmaya zorluyor.” ‘ÇİN, ÖNGÖRÜLEMEZ BİR ABD’DEN DAHA İSTİKRARLI’ Avrupa ve uluslararası politika ve jeopolitik uzmanı Ricardo Martins, yazısında ayrıca “Donald Trump’ın dengesiz ve saldırgan dış politikası ve Avrupa’nın iç krizleri karşısında Çin, artık sadece Batı’nın rakibi olarak değil, gerekli bir ortak ve birçokları için daha güvenli bir liman olarak görülüyor” diyor.
Martins orta güçleri Kanada, Avustralya, İngiltere, Fransa ve Almanya olmak üzere Avrupa ülkeleri olarak görüyor.
Bu ülkeler için “Çin ile diyalog, ideolojik bir yakınlaşma olmaktan çok, jeopolitik bir hayatta kalma zorunluluğudur.
Pekin, pazarına erişim, yatırımlar, teknolojik işbirliği ve en önemlisi bir tür öngörülebilirlik sunmaktadır.
Birçok Batılı başkent gözünde Çin, müttefiklerini giderek ortak olmaktan çok kaldıraç olarak gören, öngörülemez bir ABD’den daha istikrarlı bir ülke olarak görülüyor.” diyor. ‘RUSYA İLE AVRUPA’DA YENİ BİR GÜVENLİK MİMARİSİ’ ABD’nin “Ukrayna ve Avrupa’yı stratejik bir odak noktası olmaktan çıkarması”, Ukrayna savaşını Rusya ile anlaşarak bitirme tutumu ve Avrupa’nın küreselci liderlerini telaşlandırdı.
İçine düştükleri çukurdan ancak ABD’nin desteği ile çıkabileceklerini düşünüyorlardı.
Ama artık ABD de yoktu.
Ekonomik açıdan Çin’e yönelen Avrupa Ukrayna çukurundan da ancak Rusya ile diyalog içinde çıkabileceklerini gördüler.
Pekin’e ilk yolculuğu yapan Fransa Cumhurbaşkanı Macron bu konuda da ilk adımı atarak Avrupa’nın Rusya ile diyalog başlatmasını istedi.
İspanyol El Pais gazetesine verdiği röportajda, “Rusya ile birlikte Avrupa’da yeni bir güvenlik mimarisi inşa etmemiz gerekecek…Coğrafyamız değişmeyecek.
Hoşumuza gitse de gitmese de Rusya yarın da orada olacak.
Ve kapımızın önünde bulunuyor.” dedi.
RTL’e göre Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, “istenirse ve gerekirse, en üst düzeyde oldukça işlevsel bir diyalog kurulmasına yardımcı olabilecek” Fransa ile “temasların” yakın zamanda gerçekleştiğini doğruladı.