Haber Detayı
Uluslararası Darwin Günü’nün ardından ekonomi ve dijitalleşme
Uluslararası Darwin Günü’nün ardından ekonomi ve dijitalleşme
12 Şubat Uluslararası Darwin Günü, dünya genelindeki insanlara Charles Darwin’in somutlaştırdığı entelektüel cesaret, sürekli merak, bilimsel düşünme ve gerçek arayışı ilkeleri üzerine düşünmeye ve harekete geçmeye esin vermesi için düzenlenmektedir.
O gün bilim, eğitim ve insan gönencinin ilerlemesi için işletmeler, demokratik kitle örgütleri, hükümetler ulusal ve uluslararası işbirliği ile bir kutlama ve aktivizm günü olmaktadır.
Darwin Günü, Birleşmiş Milletler ve üyeleri tarafından, herkesin ortak iyiliği için bilim ortak dili aracılığıyla uluslararası ortaklıklar kurma fırsatı olarak kutlanmaktadır.
EVRİM KURAMI Evrim cansız maddede, canlılarda, toplumda görülen, yalın yapılardan karmaşık yapılara doğru örgütlü, belli bir düzen gösteren değişmelerdir.
Bu geniş anlamıyla evrim, birden bire oluşan veya zamana yayılan ve büyük değişikliklere yol açan devrimci sıçramaları da içerir.
Karmaşıklaşma cansız doğada nedensel, canlı doğada işlevsel, toplumda ereksel niteliktedir.
Evrim, varlığın üç görünümünden cansız doğada maddenin evrimi ile başlar (inorganik evrim); canlı doğada canlının evrimi (organik evrim) ile belirginleşir; insanlı doğada toplumsal evrim (kültürel evrim) ile sürer.
Bu üç süreçten oluşan evrimin bir olguyu yansıtan gerçek olduğundan yola çıkarsak evrim düşüncesinin artık bir kuram değil olgu olduğu rahatça söylenebilir.
Evrim kuramı ile eşdeğerde yaratılışçı kuramların yarıştırılmaları ve yeni ortaçağ dediğimiz yapıda emperyalizmin ikincisini öne çıkardığı düşünülürse bunun önemli olduğunu vurgulayabiliriz.
Konunun laiklik açısından öneminin ötesinde ekonomik düşünce bağlamında da önemi vardır.
EVRİM DÜŞÜNCESİNİN SEYRİ Evrim Eski Yunan’da izlerine rastlayabildiğimiz erken evrim kuramları ile başlar; Ortaçağ’daki feodal yapıda unutulur ama filiz verip yükselen yeni sınıf olan burjuvaziyle yeni çağda (aydınlanma düşüncesinin ardından) tekrar gündeme gelir.
Doğa bilgini Charles Darwin (1809-1892) ve J.B.
Lamarck evrim düşüncesinde çağdaş evrim kuramının kurucularıdır.
Darwinciliğe göre çeşitli ‘türlerin kökeni’, ortak atalardan gelip varolma (yaşarkalma) savaşımına en iyi uyarlanabilmiş olan soyların doğal ayıklanması yönünde işleyen bir kalıtımla farklılaşmalarıdır.
Giderek Yeni Darwincilik kapsamında (bkz.
Mendel, Hugo de Vries vd.) kalıtsal özelliklerin genlerle aktarıldığı ve evrim düzeneğinin ise bu genlerde görülen değişmeyle olduğu yaklaşımıyla genetik bilimiyle evrim kuramı kanıtlanmış oldu.
Yeni isimler de görüyoruz: E.O.
Wilson, M.
Sahlins, S.
J.
Gould, R.
Dawkins, R.
Lewontin vd.
Bu yazarların çoğunun yapıtları Türkçe’ye çevrildiyse de en çok ses getiren Dawkins’in Gen Bencildir adlı yapıtı oldu.
Son dönemde epigenetik kavramı da oldukça önemli hale geldi.
İlk olarak, 1950’lerde Conrad Waddington tarafından önerilen Epigenetik terimi günümüzde “DNA dizisindeki değişimlerle açıklanamayan, mitoz ve/veya mayoz bölünme ile kalıtılabilinen, gen fonksiyonundaki değişiklikler” olarak tanımlanmaktadır.
Son on yılda yapılan araştırmalar sonucu, epigenetik olaylarin, özellikle yüksek organizasyonlu canlılarda oldukça önemli etkileri olduğu anlaşılmıştır.
EVRİM VE EVRİMSEL İKTİSAT Evrim düşüncesinin toplumsal bilimlere uyarlanması tartışmaları bağlamında ekonomiyle ilişkisi de gündeme gelir.
Meraklısı için, bkz.
Hacettepe Üniversitesi, Darwin ve Evrimsel İktisat Sempozyumu Bildiriler kitabı; R.
Frank’ın Darwin Ekonomisi kitabı.
Bu bağlamda, Darwin’in klasik ekonomi politiğin felsefesini somutlaştıran Adam Smith’in sempati merkezli yaklaşımından etkilendiği savlanmaktadır.
Darwin, İnsanın Türeyişi adlı yapıtında (Türlerin Kökeni adlı yapıtında ele aldığı doğadaki değişimi açıklarken kullandığı doğal ayıklanma tezini değil), insanın ve uygarlığın gelişiminde sosyal güdü ve dayanışmanın önemini öne çıkarmıştır.
Bu anlamda gerçek Darwinciliğin sonradan yozlaşmayla üretilmiş sosyobiyoloji, sosyal Darwincilik akımları ile ilişkisi tartışmalıdır.
Darwin’e göre, insan uygarlık alanında ilerledikçe, her birey sosyal güdülerini ve sempatisini tanımasa dahi ulusun her üyesine yöneltecektir….sosyal güdünün gençlerde gelişmesini doğal ayıklanmaya bağlıyabiliriz…sosyali başaranlar doğal ayıklanma sürecinde ayakta kalmayı başarmışlardır…doğal ayıklanmada elenmekten kurtulan hayvanlar birbirlerinin savunmasında birbirlerine yardıma koşanlar olmuşlardır.
DİJİTAL DARWİNİZM Son dönemde ‘dijital Darwincilik’ kavramı da gündeme geldi.
Dijital Darwincilik, doğal seçilim teorisini dijital ekonomideki değişimi yönetmeye uygulanmasıdır. ‘Dijital Darwincilik’ ifadesi, 2011 yılında The Washington Post’ta yazan dijital analist Brian Solis tarafından popülerleştirilmiştir: ‘Dijital Darwincilik, toplum ve teknoloji bazı şirketlerin uyum sağlama yeteneğinden daha hızlı geliştiğinde tüketici davranışının evrimidir.
Doğal seçilim sürecinde yalnızca bazı işletmeler hayatta kalacaktır.
İşletmeler ya yıkıcı yeniliklere uyum sağlayacak ve gelişen teknolojileri benimseyecek ya da işinizi kaybedecektir.’ Dijital işe geçmişten bir örnek vermek gerekirse, dijital müzik ve akışın (spotify) geleneksel müzik formlarını (CD vs.) tümdem köktenci biçimde değiştirmesini anımsatabiliriz.
Bu konuda Tom Goodwin’in “Dijital Darwincilik: İş Dünyasında Yıkım Yeni Çağında Hayatta Kalması” adlı kitabı da çoksatarlar arasında yerini aldı ve 2.
Baskı da yaptı. (Kitabın ilk baskısı Türkçe’ye de çevrildi).
Hatta Goodwin 2025 yılında Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği’nin (TSPB) düzenlediği ‘Etkileşim’ temalı 9.
Sermaye Piyasaları Kongresi’ne davetli ana konuşmacı olarak Türkiye’ye geldi.
Goodwin Kongre’de dijital işler, yapay zekâ, chatbotlar, kişisel ekranların rol aldığı dünyada pazarlamanın geleceğine, dönüşümüne yönelik gelişmeleri ve düşüncelerini paylaştı.
Dijital Darwincilik, özünde, iş dünyasında “en güçlünün hayatta kalması”, sadece değişime ayak uydurmaktan daha fazlasıdır; amansız bir değişim çağında başarılı olmakla ilgilidir.
Goodwin’in vurguladığı gibi, başarı sadece en son teknolojiyi benimsemekle ilgili değildir; çeviklik ve direnç zihniyetini geliştirmekle ilgilidir.
Ancak hayatta ve iş dünyasında sadece telafi etmek yeterli değil.
Gerçek değişim, bağlılık gerektirir ve bu da eski alışkanlıklardan, süreçlerden ve evet, modası geçmiş teknolojiden vazgeçmek anlamına gelir.
Goodwin’in kitabında özellikle dikkat çeken bir düşünce “sonradan eklenen yaklaşım”dır, çünkü bu kavram hala hak ettiği ilgiyi görmüyor.
Bu yaklaşımla yaygın bir tuzak tanımlanıyor: işletmelerin altta yatan süreçleri yeniden düşünmeden, mevcut çerçevelerine modern teknolojiler ekleyerek değişime yanıt vermeleri’.
Bunun en önemli örneği geleneksel bankalardır.
Bankacılığın eski süreçler olmadan nasıl işleyebileceğini yeniden tasarlamak yerine, eski bir sisteme teknoloji eklediler ve bu da sistemik değişim yerine yüzeysel bir yeniliğe yol açtı.
SONSÖZ Ya malını ya canını diyen kapitalizmin karşısına ya sosyalizm ya barbarlık sözüyle çıkılırken, Darwin’in ekonomik bağlamda da yaratılışçılığa karşı savaşımda önemi var.
Yaratılışçılık ekonomide şunlar gibi kapitalist yönsemelere olanak sağlar çünkü: Yaratılışçı Yazgıcılık (örneğin gönüllü kulluk) / Yarışmacı Savaşçılık (ataerkil ekonominin kaçınılmazlığı gibi) / Ben Odaklı Çıkarcılık (çevreyi tahrip eden kovboy ekonomisi gibi).
Darwin’i tekil olarak hayatta kalmak olarak anlamak yerine dayanışmacı türlerin ayakta kalması olarak anlamak çok yerinde olacaktır.
İşte o yüzden işletmeler de ‘stratejik işbirlikleri’ne (strategic alliance) yöneliyorlar.
İşte o yüzden ülkemizde küçük işletmelere ‘kümelenme’ modeli geldi.
Böylece birlikte rekabet eşdeyişle rekaberlik (cooptetion) olanaklı hale geliyor.
Elbette bu işin de temeli işbirliği (cooperation)!
İmece kavramımızı da unutmayalım ve hayde dinleyelim: Lazcanın en güzel türkülerinden ‘Kadınların imece şarkısı He yamo’yu bir de Gürcü Sanat Evi Çok Sesli Korosu kadınlarından dinleyin: https://ekmekvegul.net/sectiklerimiz/gunun-sarkisi-kadinlarin-imece-sarkisi.