Haber Detayı

Çalışan–işveren ilişkisi yeniden tanımlanıyor
Emek aydinlik.com.tr
02/02/2026 00:00 (1 saat önce)

Çalışan–işveren ilişkisi yeniden tanımlanıyor

Pluxee-Ipsos araştırması, çalışan bağlılığının sanılanın aksine zayıflamadığını, ancak biçim değiştirdiğini ortaya koydu. Çalışanlar, işi hayatın merkezine koymak yerine denge, güven, doğru ekip ve ihtiyaca uygun yan haklarla desteklenen bir çalışma ilişkisi talep ediyor

Pluxee tarafından Ipsos işbirliğiyle Türkiye’nin de aralarında bulunduğu 10 ülkede, 8 bin 700 çalışanın katılımıyla düzenlenen “İş Dünyasında Bağlılığın Yeni Tanımı” araştırması, çalışan bağlılığına dair yeni veriler ortaya çıkardı.

Araştırma, çalışanların işlerini sevdiğini ancak bağlılığı artık koşulsuz sadakat yerine dengeli, bilinçli ve karşılıklı değer üreten bir ilişki olarak tanımladığını ortaya koydu.

Pluxee Türkiye CEO’su Eda Uluca Özcan, iş dünyasında çalışan-işveren ilişkisinin statik değil, yaşayan ve çok katmanlı bir deneyime dönüştüğüne dikkat çekti.

Araştırma sonuçlarına göre Türkiye’de çalışanların yüzde 84’ü çalıştığı şirketi sevdiğini ya da beğendiğini söylüyor.

Bu oran, çalışanların işten tamamen koptuğu yönündeki yaygın algının aksine, bağlılığın hâlâ güçlü olduğunu gösteriyor.

Ancak bu bağlılık, geçmişte olduğu gibi işin hayatın merkezine konulması anlamına gelmiyor.

Türkiye’de çalışanların yüzde 35’i işini hayatının merkezine koyduğunu belirtirken, yüzde 58’i elinden geldiğince çok çalıştığını söylüyor.

Veriler, yoğun çalışma isteğinin; kişisel iyilik hâli, sosyal ilişkiler ve zamanı dengeli kullanma çabasıyla birlikte yürütüldüğünü gösteriyor.

DOĞRU İŞTEN ÇOK DOĞRU İŞ ARKADAŞLARI ÖNEMLİ Araştırmanın öne çıkan bulgularından biri de çalışan mutluluğunun yalnızca “doğru işte” olmaya değil, doğru insanlarla birlikte çalışmaya dayanması.

Türkiye’de çalışanlar için güven duyulan, değer görülen ve sosyal olarak besleyici bir çalışma ortamı, bağlılığın en kritik unsurları arasında yer alıyor.

Çalışanlar işi hayatlarının doğal bir parçası olarak görmek istiyor; ancak hayatın tamamına dönüşmesini de istemiyor.

Pluxee bu yaklaşımı “dengeli bağlılık” kavramıyla tanımladı.

Araştırma, çalışan bağlılığının homojen bir yapı göstermediğini de ortaya koyuyor. “Bağlılığın 8 tonu” olarak tanımlanan bu yaklaşım, bağlılığın; yaşam evresine, kariyer beklentilerine, aile sorumluluklarına ve bireysel önceliklere göre değiştiğini gösteriyor.

Yeni işe başlayan bir çalışanla ebeveyn olmuş bir çalışanın bağlılık biçimleri farklılaşıyor.

Kimileri kariyer ve gelişim odaklı bir bağ kurarken, kimileri işi daha çok hayatı destekleyen bir araç olarak konumlandırıyor.

Bu da tek tip “bağlı çalışan” tanımının geçerliliğini yitirdiğini gösteriyor. ‘ÜCRET HALA EŞİK YAN HAKLAR BELİRLEYİCİ’ Araştırmaya göre işyerini cazip kılan unsurların başında iyi maaş geliyor.

Çalışanların yüzde 48’i ücretin en önemli faktör olduğunu belirtirken, yüzde 36’sı ihtiyaca uygun yan hakları öncelikli görüyor.

Bu sonuçlar, yan hakların artık standart paketler olmaktan çıktığını; çalışanların yaşam evrelerine göre kişiselleştirilmiş çözümler beklediğini ortaya koyuyor.

Bağlılık, yalnızca çalışanın şirkete duyduğu sadakat değil; şirketin çalışana sunduğu deneyimin bir sonucu olarak şekilleniyor.

Pluxee’ye göre bu dönüşüm, iş dünyası için önemli bir yol haritası sunuyor.

Çalışanlar kurumlarından yalnızca performans beklentisi değil; birey olarak görülmeyi, emeklerinin fark edilmesini ve güven duyulan bir ilişki kurulmasını bekliyor.

Pluxee, insan odaklı, dengeli ve sürdürülebilir bir çalışma ekosisteminin hem çalışan hem işveren için kazan-kazan yarattığına dikkat çekti.

Araştırma, çalışan bağlılığını doğru okuyan ve destekleyen kurumların yalnızca daha bağlı ekipler değil, daha güçlü ve sürdürülebilir bir çalışma hayatı inşa ettiğini gösterdi.

İlgili Sitenin Haberleri