Haber Detayı
Londra Başkanı uyardı: Büyük işsizlik geliyor
Londra Belediye Başkanı Sadık Khan, 14 Ocak’ta Belediye Başkanlığı binasında yaptığı açıklama ile yapay zekânın “işgücünün toplu imha silâhı” olabileceğini ve acil önlem alınması gerektiğini vurguladı.
Khan, özellikle Londra’daki profesyonel hizmetler, finans, yaratıcı endüstriler gibi büyük istihdam yaratan alanların topun ucunda olduğunu belirtti.
Önceden olmayan ölçüde servet eşitsizliğini artırabileceğini söyledi.
Geçtiğimiz kasım ayında belediye tarafından yapılan ankette, Londra’daki çalışanların %56’sı yapay zekânın işlerini önümüzdeki bir yıl içinde etkilemesini beklediklerini belirtmişler.
Ortalama işlerde gerekli yetkinliklerin 2030 yılına kadar %70 kadar oranında değişmesi beklenmekteymiş.
Khan, nisan ayında işletmelere dijital ve yapay zekâ alanlarında eğitim vermeyi planladıklarını belirtti.
Hükûmetin bu konuda uzman ekipleri Londra’ya tahsis ettiğini ve sektör bazında yapay zekânın etkileri konusunda çalıştıklarını söyledi.
Bu uyarının Londra Belediye Başkanı’ndan gelmesi anlamlı çünkü en büyük darbeyi Londra alacak.
BİR ÖN UYARI OLARAK ELE ALINMALI Genelleyecek olursak büyük şehirlerde çalışan beyaz yakalılar alacak.
Bu durum gayet belli oldu ve zaten bu alanda işsizlik artışı başladı bile.
İstanbul genelde bu tür konularda Londra’yı geriden takip ediyor, bu bizim için bir ön uyarı olarak ele alınmalıdır.
Yapay zekânın işgücü piyasasındaki dönüştürücü ve büyük ölçüde yıkıcı etkisinden kaçış kolay olmayacak ancak en azından bu dönüşümü akıllı şekilde yönetebilmek ve hasarı sınırlayacak politikaları üretebilmek gerekli.
Türkiye’nin avantajı, İngiltere’nin aksine büyüyen bir ekonomiye sahip olmasıdır fakat mevcut büyüme hızımız bu hasarı karşılayabilecek seviyede yüksek değildir.
Türkiye ekonomisini kalıcı istihdam yaratan ve üretken alanlarda hızla büyütmeye odaklanmalıdır.
LONDRA BAŞKONSOLOSLUĞU NİHAYET TAŞINIYOR İngiltere’de yaşayan Türkler için sevindirici haberi Başkonsolosumuz Hasan Ulusoy açıkladı.
Çok yetersiz, kesinlikle gurur duyamayacağımız, sıkış tepiş bir başkonsolosluk binamız vardı ve burada vize, pasaport, noter vb. resmî hizmetler sunulmaktaydı.
Londra’nın yağmurlu havasında tepesi açık bahçede sıra beklemek, Türkiye’de kamu kurumlarında arayıp da bulamadığımız (!) bir tecrübe oluyordu.
Neyse, geç olsun güç olmasın, nihayet yeni bir yere taşınma kararı verilmiş, hazırlıklar başlamış.
Umarım Londra’da dağınık olan çeşitli Türkiye bağlantılı kurumları tek bir kampüs altında derli toplu toplayabilen, dağ başında olmayan modern bir mekâna geçilir.
Henüz nereye, ne zaman geçilecek belli değil, göreceğiz.
MEHMET ŞİMŞEK LONDRA’DA YİNE PARA PEŞİNDE Elbette Ekonomi Bakanı Mehmet Şimşek’in vatandaşı olduğu İngiltere’yi sık sık ziyaret etmesini eleştirmek bize düşmez.
Ziyaretin resmî gerekçesi finans kurumlarıyla görüşme yapmakmış.
Eskiden bu tür ziyaretler şöyle haberleştirilirdi: “Bilmem kaç milyar dolar fon yöneten firmalar ile görüşmeler yapıldı, Türkiye’ye bilmem kaç milyar dolar yatırım gelecek” filan.
Herhalde artık haberi yazan editörler de utanmış olacak ki pek böyle geçmiyorlar haberleri.
İşin Türkçesi şu: Sn.
Şimşek pek güzel olarak Zoom üzerinden sıfır maliyetle yapabileceği ve muhtemelen daha çok finans yöneticisinin katılacağı toplantıyı Londra’da yapmak istemiş.
Canı mekân değişikliği istemiş veya belki balık-patates yemeği özlemiş olabilir, bilemiyoruz.
Yoksa neden yüz yüze toplantı istesin ki?
Bize enflasyon, faiz, kur öngörüleri hakkında ne söylüyorsa, Londra’da aynı şeyleri söylüyor olmalı değil mi?
Yoksa oraya ayrı, buraya ayrı konuşmak bilgi asimetrisi yaratır ve Allah muhafaza birilerine büyük finansal rant aktarımı yaratabilir.
SİZ CEBİNİZDEKİ PARAYA DİKKAT EDİN Şimşek 14-17 Ocak’ta Londra’da yatırımcı buluşmalarını yapmış. 2025 değerlendirmesini, 2026 öngörülerini paylaşmış.
Mali disiplin ve yatırım fırsatları anlatmış.
Oradan New York’a geçmiş.
Başarılı çalışmalarına ve toplantılarına devam etmiş.
Bu yatırım görüşmelerinin sonucunda ne olur?
Valla Sn.
Şimşek kaç senedir bakan, bu kaçıncı Londra’da yatırımcı sunumu.
Önceki toplantılardan ne kadar yatırım geldiyse gene o kadar gelir.
Ne bir kuruş eksik ne bir kuruş fazla.
İngiltere’nin bu kadar ekonomik problemi, büyüme ve işsizlik sorunu varken, paraları Türkiye’ye aktaracakları konusunda benim inancım tam, sizin de tamdır herhalde?
Benden tavsiye: Siz cebinizdeki paraya dikkat edin!
TRUMP - AB AYRIMI DERİNLEŞİYOR Trump ile küreselciler arasındaki soğuk savaş neredeyse sıcak savaşa dönmek üzere.
Bu çatışmanın vitrindeki örneği Grönland konusu.
Trump, Grönland’in kâğıt üzerinde dahi olsa sahibi olan Danimarka Krallığı’na her fırsatta çakıyor.
Üstelik ekonomi alanında bel altı vuruşlar da yapıyor.
Misal geçenlerde Trump, sanki çok önemli konuymuş gibi bir arkadaşının Ozempic ilacı ile ilgili yaşadıklarını marka ismini de söyleyerek anlattı.
Neymiş efendim?
Trump’ın çok şişman ama çok zengin bir arkadaşı varmış, milyarlarca doları varmış ama zor yürüyormuş.
Ozempic zayıflama ilacından kullanmış, bir süre zayıflamış, sonra daha da şişmanlamış.
Trump aslında bu hikâyeyi Danimarka’ya vurmak için anlatıyor, belki de uyduruyor.
Danimarka’nın en büyük firması Novo Nordisk ilaç firması.
Bu firmanın en büyük gelir kaynağı ise zayıflama ilacı olan Ozempic ilacı.
Trump aslında Grönland konusunda direnen Danimarka’ya ilaç sanayisi üzerinden vuruyor.
Neymiş, ilaç hem işe yaramamış üstelik ilaç ABD’de İngiltere’deki satış fiyatının iki katından pahalıya satılıyormuş.
Buradan da konuyu ABD’deki ilaçların ucuzlatılmasına ve sigorta sektörüne getiriyor.
Trump’a göre artık ilaç konusunda ‘en ucuz ülke kuralı’ kullanılacak ve ABD’ye gelen ilaç fiyatları dramatik şekilde ucuzlayacakmış.
TRUMP İLAÇ VE SİGORTA SEKTÖRÜNÜ HEDEF ALDI Sigorta firmaları da halkı soyuyormuş, onlara da yeni regülasyon gelecekmiş.
Tahmin edersiniz, bu mesajlar küreselcileri oturdukları koltuktan iki metre zıplatacak hareketler.
Bütün batılı ilaç firmalarının en büyük pazarı ABD pazarı çünkü fiyatlar çok yüksek.
Hem sigorta hem ilaç sanayileri belirli ülkelerde el üstünde tutulan hem insan kaynağı ile hem ekosistemi ile çok özel yönetilen sektörler.
Neredeyse modern kapitülasyon sistemleri denebilir bu sektörlere.
Kapitülasyonları kaldırmak kolay mı?
Trump, arı kovanına isteyerek ve kasıtlı olarak çomak sokuyor.
Savaş çıkartmanın en hızlı yolları doğrusu.
Kanada, İngiltere, Fransa ve elbette Danimarka gibi ülkeler, Trump’ın bu tavırlarına kesin ve net olarak karşılar.
Bırakın sol partileri, İngiltere’nin en sağcı, en Trump seven ve muhtemel gelecek başbakanı Nigel Farage dahi Trump’ın tavırlarının karşısında konumlandı.
BAŞBAKAN STARMER’DAN ÖLÇÜLÜ AÇIKLAMA Trump hem toprak istiyor hem sigorta ve ilaç sektörleri üzerinden para istiyor.
Grönland konusunda gümrük vergisi artışı ile de ilave tehditler savuruyor.
Trump’ın saldırıları karşısında İngiltere Başbakanı Starmer, çok ölçülü ve hayli korkakça bulunan bir açıklama yaptı ve vergi artışını ve Grönland tavırlarını doğru bulmadığını ve Avrupa liderleri ile ortak bir cevap konusunda çalıştıklarını belirtti.
Anlaşılan, Trump iktidarı boyunca İngiltere, dış politika konusunda AB ile hayli yakın davranacak ve olası Trump hasarını asgariye indirmeye çalışacak.
İngiltere ve Avrupa ülkelerinde Trump’ın yakın müttefiki olan Elon Musk’ın Twitter ve Tesla gibi şirketlerine açık veya kapalı kısıtlamalar gelmesini bekleyebiliriz.
Ayrıca Amerikan askerî üslerinin Avrupa kıtasında kapatılma spekülasyonları şimdiden yapılmaya başlandı.
Bu sene Davos toplantıları ilginç geçiyor.
Düzinelerce küreselleşmeci arasında bakalım Trump ne yapacak?
KANADA FELEĞİNİ ŞAŞIRDI Bu köşede İngiltere’den haberleri yazıyorum ama araya Kanada’yı da sıkıştıralım.
Malum pek yabancı sayılmaz, İngiltere’nin yancı ülkesi diyebiliriz.
Kanada’nın mevcut başbakanı Mark Carney zaten eski İngiltere Merkez Bankası başkanı.
Yeni görev yeri olarak Kanada başbakanlığını uygun görmüşler, seçim işleri de ayarlanmış ve Kanada başbakanı yapılıverdi.
Çılgın Trump ile uğraşmak da ona düştü.
Son dönemde Carney, Kanada’nın hiç alışık olmadığı ziyaretler ve ittifak arayışları içine girmiş durumda.
Geçen hafta hangi ülke ile stratejik iş birliği yaptılar dersiniz?
Katar ile… Evet yanlış duymadınız.
Kanada Krallığı ve Katar, stratejik iş birliğini Carney’in Katar ziyareti sırasında imzaladı.
Haklı olarak soracaksınız… Tarihte hiç bir Kanada başbakanı Katar’ı ziyaret etti de mi stratejik ilişki seviyesine çıkıyorlar?
Hayır, ne münasebet.
Bu tarihteki ilk ziyaret.
Kanada’da ‘Katar’ diye bir ülkenin ismini duyan yoktur.
Ve daha ilk ziyarette stratejik iş birliği yapılıyor, askerî ataşeler atanıyor, Katar’a ilave direkt Kanada uçuş slotları açılıyor filan… Ayrıca Kanada’nın Katar’ın talebi üzerine Gazze konusuyla daha yakın ilgilenmesini ve İsrail’e karşı tutumunu kısmen dahi olsa sertleştirmesini de bekleyebiliriz.
Peki Carney öncesinde nereye gitti?
Öncesinde Çin Halk Cumhuriyeti’ne gitti ve bir sürü anlaşma imzaladı.
Belirli kota dâhilinde Kanada’ya Çin’den araba ithal edilecekmiş.
Çin firmaları Kanada’ya araba fabrikası kuracaklarmış.
Yani Kanada, ABD’ye olan ekonomik bağımlılığını hızla diğer ülkelere kaydırma peşinde.
Bizim Kayseri Sanayi Odası Carney’isanayi bölgesi görüşmeleri için davet etse muhtemelen koşa koşa gelecektir.