Haber Detayı

ABD Ulusal Güvenlik Strateji Belgelerindeki masal dünyası -III-
Halil özsaraç aydinlik.com.tr
19/01/2026 00:00 (3 saat önce)

ABD Ulusal Güvenlik Strateji Belgelerindeki masal dünyası -III-

ABD Ulusal Güvenlik Strateji Belgelerindeki masal dünyası -III-

Geçen hafta, Obama’nın 2010 ile 2015’te ve Trump’ın da 2017’de imzaladıkları ABD ulusal güvenlik strateji belgelerinin “inandırıcılık” düzeylerini incelemiştik. 2022 Biden’ı ve yine 2025 Trump’ı ile devam edelim… 2022’de Biden, ABD Ulusal Güvenlik Strateji Belgesi’ni, bir “seçim propagandası” havasından kurtarıp geleneksel “caydırıcı ayar verme” ve “stratejik aldatma” işlevine yeniden kavuşturdu.

Biden’a göre ABD; - Hint-Pasifik Dörtlüsü (ABD, Japonya, Avustralya ve Hindistan), - ABD-AB Ticaret ve Teknoloji Konseyi, - AUKUS (ABD, İngiltere ve Avustralya), - I2-U2 (ABD, İsrail, Hindistan ve BAE) gibi ilişki ağlarından güçlü şekilde faydalanmasını bilen “tartışmasız ve sırtı yere getirilemeyecek” bir küresel güç idi.

BIDEN'IN ÇİN VE RUSYA VURGULARI 2022 Belgesi ile Biden, dünya devletlerine, Çin ve Rusya’nın peşini bırakıp “ABD’nin önderlik ettiği” bu güçlü ilişki ağlarından birine dâhil olmalarını tavsiye etmekteydi.

Bu belgede ABD’nin öncelikli hedeflerinin “Çin karşısında kalıcı rekabet üstünlüğünü sürdürmek” ve “askerî bakımdan hâlâ tehlikesini dürdüren Rusya’yı sınırlandırmak” olduğu ifade edilmekteydi.

Hatta Biden, Çin ile rekabet için, ABD özel sektörünün inisiyatif kullanmaya çekindiği kilit alanlarda devlet yatırımlarının başlatılacağını da bu belge ile duyurmuş oldu.

Çin’i rekabet edemez hâle getirme konusunda gelecek 10 yılın kritikliğine dikkat çekilen 2022 ABD Ulusal Güvenlik Strateji Belgesi’nde en ilginç bölüm, sanıyorum, Rusya’nın ABD içinde bölücülük yaparak emperyalist olduğunu yazan kısmıdır.

Biden’ın imzaladığı 2022 ABD Ulusal Güvenlik Strateji Belgesi ile, öncekilerden farklı olarak, Rusya ve Çin’in Arktik’teki faaliyetlerine izin verilmeyeceği; ABD’nin müttefikleriyle birlikte Arktik’e sahip çıkacağı, ilk defa ilan ediliyordu.

BOP'U TERK ETME YALANI 2022 Ulusal Güvenlik Strateji Belgesi ile ABD, son 20 yıldır Orta Doğu ve Kuzey Afrika’yı yeniden şekillendirme planlarından (yani BOP’tan) vazgeçtiğini açıkladı.

Aynı belgede, ABD’nin hem İsrail’in geleceğini korumaya devam edeceği hem de Filistinlilerin 1967 sınırları içinde, güvenli bir şekilde yaşamalarını sağlayacağı yazılıydı.

BOP’tan vazgeçme yalanı, yeni olmakla beraber; Filistinlilere 1967 sınırlarını vadetme yalanı, ABD’nin 2026’da bile devlet olarak tanımaktan kaçındığı Filistin Devleti için uydurulmuş sahte bir nakarattan başka bir şey değildi. 2025'TE KİBİR ÖNE ÇIKIYOR Sıradaki Trump imzalı 2025 ABD Ulusal Güvenlik Strateji Belgesi, kanımca, ABD’nin “aldatma” kokulu politikaları yerine Trump’ın “kibri”ni ön plana çıkaran sıra dışı bir belge olarak anılmayı daha çok hak ediyor.

Trump imzasını taşıyan 2017 belgesi de dâhil olmak üzere, önceki ulusal güvenlik strateji belgelerinin metinlerinde ABD başkanlarının isimlerine yer verilmez iken; 2025’te imzalanan bu belgenin 29 sayfalık metninde “Trump” kelimesi, 27 defa ve övgüyle yer almıştır.

Trump’un narsizmini sergileyen 2025 ABD Ulusal Güvenlik Strateji Belgesi, “Trump dönemleri hariç, ABD’nin son 30 yılının yanlışlarla dolu olduğu”nu yazarken, özellikle Biden dönemini “4 yıllık zayıflık, aşırılık ve ölümcül hatalar dönemi” olarak tanımlamıştır.

Sert bir seçim bildirgesi gibi yazılmış olan 2025 ABD Ulusal Güvenlik Strateji Belgesi’nin tarzından, son başkanlık döneminde olan Trump’ın tekrar seçilmek üzere ABD Anayasası’nı değiştirmenin, belki de bir darbenin peşinde olduğu izlenimini vermektedir.

ÇEKİLME NİYETİ YOK 2025 Belgesi, Batı Yarımküresi’nin istikrarı için “Trump Politikaları İlaveli Monroe Doktrini”nin uygulanacağından bahsetmektedir. “Monroe Doktrini” kavramının kullanımı, kafa karıştırıcı olmuşsa da; aynı belge, Hint-Pasifik bölgesi başta olmak üzere tüm kritik deniz yollarında seyrüsefer özgürlüğünü korumak ve açık tutmaktan bahseder.

Bundan da, ABD’nin dünya okyanuslarından ve denizlerinden kendi kıyılarına çekilmek niyetinde olmadığı kolayca anlaşılır.

VEKALET SAVAŞLARI MESAJI 2025 ABD Ulusal Güvenlik Strateji Belgesi’nde Trump, enerji kaynaklarının çeşitlenmesi ve ABD’nin de artık enerji ihracatçısı olması nedeniyle, ABD’nin Orta Doğu’daki varlık nedeninin petro-politik çıkarlar yerine pazar rekabetine doğru kaymakta olduğunu ifade etmektedir. 2025 Belgesi’nde Orta Doğu’daki enerji kaynakları ile bunların taşındığı tüm deniz yollarında ABD hâkimiyetinin devamının sağlanacağı, ABD’nin bu bölgelerdeki savaşlara “doğrudan” müdahil olmaktan kaçınacağı, mümkün mertebe geri planda duracağı yazılıdır.

Bu ifadelerden, ABD’nin enerji hâkimiyeti uğruna vekâlet savaşlarını tetikleyeceği anlaşılmalıdır.

Belgede yazılı olan ve Batı Asya topraklarındaki ABD askerî varlığının azaltılacağı yorumlarının yapılmasına yol açan bazı ifadelerin, ustalıkla kullanılan “stratejik aldatma” yöntemlerinden bir yenisi olabileceğini unutmamak gerekir.

Nitekim, aynı belgede Orta Doğu’daki enerji kaynaklarının ABD’nin düşmanlarının kontrolüne girmemesi, Hürmüz Boğazı ile Kızıldeniz’in seyrüsefere açık kalması, bölgenin ABD’ye karşı faaliyette bulunan terörün kuluçka merkezi olmasının önlenmesi ve de İsrail’in güvenliğinin sağlanması için ABD askerî faaliyetlerinin Batı Asya Denizleri’nde yoğun bir şekilde devam edeceği de açıkça yazılıdır. 2025 ABD Ulusal Güvenlik Strateji Belgesi’ne “Esnek Gerçeklik” prensibinin esas alınacağını yazan Trump, belgede ne yazılırsa yazılsın “ABD’nin ne yapacağı belli olmaz” algısını öne çıkararak -aklınca- “psikolojik üstünlük” elde etmeye çalışmıştır.

ASYA'NIN GÜCÜNÜ KARAYA HAPSETMEK ABD’nin bölgesel hedeflerini yazmayı gereksiz bulan Trump, 2025 Belgesi’ne hedefin yalnızca “tüm dünyadaki ABD çıkarlarını korumak” olduğunu yazmıştır.

Anlayacağınız, ABD’nin “Trump Politikaları İlaveli Monroe Doktrini”, -sanılanın aksine- Amerika kıtasına çekilme anlamına gelmemektedir.

Benim anladığıma göre, bu yeni doktrin, Asya kıyılarında sona eren çok geniş bir saha ile ilgilenmekte; Asya’nın potansiyel gücünü karaya hapsetmenin; denizlere taşmasının önlenememesi durumunda, Asya’nın gücünün Atlas Okyanusu, Akdeniz ve Batı Arktik’e ulaşmasını engellemenin peşindedir. 2025 Ulusal Güvenlik Strateji Belgesi’nde, denizaşırı ABD askerî varlığının, değişen ABD çıkarlarına uygun hâle getirileceği ve kademeli olarak yeniden konuşlandıracağı yazılıdır.

Denizaşırı askerî varlıkların yer değiştirmesinden, ABD’nin kıtasına çekileceği değerlendirmesine yapmak zordur.

PEKİN'E KARŞI MÜCADELE Çin’in dünya üzerindeki düşük maliyetli mali yardımlarını casusluk, siber güvenlik ve borçlandırma tuzağı olduğunu ifade eden 2025 Belgesi, Çin varlığını Latin Amerika ve Afrika’dan kovmak üzere mücadeleye girileceğini de yazmıştır.

Aynı belgede, Hint-Pasifik’teki ABD kontrolünü koruma mücadelesinin 21., hatta 22. yüzyıllar boyunca süreğen karakterde olacağı, bu nedenle bölgesel ittifak ve ortaklıkların ABD için zorunlu olduğu da belirtilmiştir.

Öncekilerden farklı olarak, 2025 ABD Ulusal Güvenlik Strateji Belgesi’nde, ”Çin’e karşı ticaret savaşı” ve sonrasında gelişebilecek dünya savaşının hazırlıkları da konsept düzeyinde modellenmiştir. “Trump Politikaları İlaveli Monroe Doktrini” kapsamında ABD’nin, önümüzdeki dönemde hem Avrupa’yı hem de Asya denizlerindeki ortaklarını, Çin mallarını pazarlarına sokmamaya zorlayacağı anlaşılmaktadır.

UZUN VADEDE KAZAN VAADİ Bu belgede Trump, müttefik ve ortaklarına, kısa vadede gelir kaybını göze almayı, ama “ABD ile uyum stratejisi” ile uzun vadede hızlı büyümeyi önermektedir.

Ayrıca, küresel deniz taşımacılığının 1/3’ünün Güney Çin Denizi’nden geçtiği gerçeğini gözden kaçırmayan ABD, bu belgede, Tayvan’da gerginliğin süreğenleşmesi taraftarı olduğunu itiraf ederken, Çin’e karşı birlikte hareket edeceği müttefik ve ortaklarının a1skerî harcamalarını artırmak zorunda olduklarını da yazmıştır.

Savunma harcamalarının artışını istemek, “yaklaşmakta olan savaşa hazırlık yap” anlamına geldiğini unutmamak gerekir.

AVRUPA HAKKINDA ÇARPICI ÖNGÖRÜLER Trump imzalı 2025 Belgesi’ndeki en gerçekçi ifade; “mevcut eğilimlerini devam ettirmesi hâlinde Avrupa’nın 20 yıl içinde gücünü tüketeceği” öngörüsüdür.

Avrupa’nın savunma konusunda kendi ayaklarının üzerinde durmasını istemesi; fazla uzak olmayan bir gelecekte ABD’nin Avrupa’nın savunmasını artık umursamayacağını işaret ediyor olabilir.

Yine aynı belgeden, birkaç on yıl içinde, Avrupa’nın itirazlarına kulak tıkanarak Avrupalı olmayan bazı ülkelerin ABD tarafından NATO’ya dâhil edilmesinin de hedeflendiği anlaşılmaktadır.

Bunların hangi ülkeler oldukları yazılmamış olmakla birlikte, Batı Asya Denizleri Havzası’ndaki ve Hint-Pasifik’teki ABD ortakları akla gelmektedir.

NATO’nun geleceğinde, üye eksilmeleri olabileceğini ve yerlerine yenilerinin gelebileceğini düşünmek gerekir.

Neticede, ABD’nin Avrupa savunmasını umursamama eğilimini mevcut uygulamaları ile şimdiden ifşa eden Trump, 2025 Belgesi’nde “Avrupa’nın güvenliğini destekleyeceğiz” ifadesini bir yerlere sıkıştırarak Avrupa’yı bile aptal yerine koymaya çalışmışa benziyor.

Güvenilirliğini öncekilerden bile şüpheli bulmakla beraber, Trump imzalı 2025 ABD Ulusal Güvenlik Strateji Belgesi üzerinden, bırakın kendi kıtasına çekilmeyi, öncekilerden bile daha hırslı bir ABD ile mücadele etmek zorunda kalacağımız öngörüsüyle; Türkiye’nin savaş hazırlıklarını, daha yoğun ve Asya ile birlikte yapması gerektiği düşüncesindeyim.

İlgili Sitenin Haberleri