Haber Detayı

Yeni kaynakları kapışmak için güç kavgası – 2 Grönland
Avrupa aydinlik.com.tr
19/01/2026 00:00 (2 saat önce)

Yeni kaynakları kapışmak için güç kavgası – 2 Grönland

Grönland, ABD Başkanı Trump’ın pervasızca “istiyorum” çıkışının ardından bir anda dünyanın gündemine oturdu.

İsveç ve Danimarka’nın askeri birlik gönderme kararının ardından Fransa ve Almanya da adaya asker göndereceğini açıkladı.

Geçen hafta Danimarka’ya bağlı özerk bir ada Grönland’ın sömürgeden vilayete değiştirilen statüsünü, özerkliğe giden yolculuğunu genel hatlarıyla değerlendirmiş, seçimlere katılan tüm partilerin bağımsızlık yanlısı olduğunu belirtmiştik.

Partilerin Danimarka’ya yaklaşımı biraz faklı.

Bağımsızlığın ardından ortaya çıkacak mali kaynak sorununu önemli görüyorlar.

Danimarka ve Grönland arasındaki yüzyıllara dayanan sorunlu insan ilişkilerine de kısaca değinmiştik.

Danimarka egemenliği altındaki Grönlandlılara uyguladığı asimilasyon politikaları ve sosyal deneyler nedeniyle şiddetle eleştirilmiş ve 2020 yılında Grönlandlılardan özür dilemek zorunda kalmıştı.

Bugün Grönland’ın ve Kuzey Buz Denizi’nin yeni kaynaklarını talan etmek için bir güç kavgası var, sıcak bir savaşın da uzağında değiliz.

Çünkü Grönland dünyanın fosil deposu, birçok zenginliğe sahip.

Aşağıda ele alacağız.

Ama kavganın boyutunu görmek, karşılaştırma yapabilmek için 1600 yıllarından başlayarak bugüne kadar süregelen sömürgecilik ve emperyalizm çağını iyi kavramak gerekir.

Biz güç kavgasına başka memelilere yapılanlar açısından bakarak emperyalistlerin kendi çıkarları söz konusu olduğunda ne kadar acımasız olabileceklerini görelim.

KUZEY BUZ DENİZİ’NİN ZENGİNLİKLERİNDEN GRÖNLAND BALİNALARI Sömürgecilik çağında güney denizlerine yapılan seferler kadar zorlu kuzey denizlerine de seferler yapılmış.

Amaç Kuzey Buz Denizi’ni aşarak ticarette tarihi İpek Yolu tekelini kırmak.

Willem Barents Hollandalı bir denizci, “kaşif” diye anlatılanlardan.

Üç kez Kuzey Buz Denizi sularında yol arayarak Pasifik Okyanusu’na ve Çin’e ulaşmaya çalışmış.

Grönland sularında geçit ararken 1596 yılında, Svalbard’a ulaşmış.

Barents, Svalbard’ı da resmi olarak keşfettiği kabul edilen denizci.

Halbuki kendisinden önce bu adalara Norveç’ten gelen Vikinglerin ve Rusya’dan gelen Pomorların çıktığı biliniyor.

Svalbard şimdi Norveç’e ait.

Barents’in raporları bu sulardaki büyük Grönland balinalarının neredeyse neslini kurutmuş.

Yağ deposu olan bu balinalar, bir anda Avrupalı balıkçıların yeni bir ticaret kaynağı için Kuzey Buz Denizi’ne üşüşmelerine sebep olmuş. 1000 yıllarından beri Avrupa’da balina avlayan Basklar, esas olarak Fransa’nın Biskay Körfezi’nde ve İzlanda açıklarında avlanmaktaydı.

Ama denizciler balinaların derisinin altındaki kalın tabaka halindeki balina yağının ticari bir ürün olarak gelir getireceğini keşfedince bu sömürgecilik çağında tam bir katliama dönüştü.

Balinalar insan gibi, sıcakkanlı, akciğerleriyle nefes alan, bebeklerini yumurtadan değil canlı doğuran, onları sütle besleyen memeliler.

Balina kocaman gövdesine rağmen öldürülünce suya batmıyor.

Suyun yüzeyinde kalıyor ve kolayca kıyıya çekilebiliyor.

Derilerinin altı onları buzlu sularda koruyan kalın bir yağ tabakasıyla kaplı.

İşte bu yağ tabakası onların ölüm fermanı olur.

Avrupa’nın sokak aydınlatmaları, endüstri ve sabun yapımı için yağ ihtiyacı vardır.

Barets’in raporlardan sonra Kuzey Buz Denizi’nde sistematik balina katliamı başlar.

Bu sularda bolca bulunan ve boyu 18 metreye kadar ulaşan Grönland balinaları için hemen Svalbard’ın kuzeybatısında Smeerenburg kıyısında fırınlar kurular.

Balinalar avlanır, karaya çekilir, parçalanır, ayıklanan yağlar kaynatılır, eritilir, fıçılanıp Avrupa’ya götürülür.

O dönem balina yağının değeri altınla ölçülür.

Balina katliamı öyle hızlanır ki Hollanda bu sularda en acımasızca ve en uzun süre avlanan ülke olur.

İngiltere, Danimarka, Fransa, Alman şehirleri de geri kalmaz.

Birbirleriyle yarışarak müthiş bir katliama imza atarlar.

Balina avı 1700 yıllarında Grönland’ın da en temel endüstrisi olur.

Buharlı gemiler yaygınlaştıkça gemiler güçlenir.

Atölyeler artık gemilerde kurulur.

Balinalar gemide parçalanır.

Eritilmeden fıçılanır.

Eritme işi Avrupa şehirlerinde yapılır.

Balina dişleri de işe yarar.

İnceltilerek kadınların giydiği korselerin içine dikilir.

Kadınlar “kum saati” gibi görünmek için nefes almakta güçlük çekseler de bu korseleri giyerler.

Ayrıca keratin içeren ve ısıtılınca yumuşayan bu dişlerden saç fırçaları dahil her türlü fırça, süpürge yapılır. 1600-1850 yılları arasında balina katliamı vahşice sürer.

Daha sonra azalır.

Çünkü petrol bulunur.

Petrol bazlı ince bir yağ olan fotojen, balina yağının yerine geçer.

Yine de 1900-1960 yıllarında balina katliamı devam eder.

Yağın kullanım alanları değişir.

Örneğin I.

Dünya Savaşı’nda balina yağından elde edilen gliserin, patlayıcı madde nitrogliserin üretmek için kullanılır.

Atlantik Okyanusu ve Grönland’daki katliam daha sonra Antarktika’ya da taşınır.

O kadar çok ülke bu katliamın aktörü olur ki saymakla bitmez. 1986 yılına kadar devam eden bu dehşet, Uluslararası Balina Avı Komisyonu’nun ticari gerekçelerle balina avını yasaklamasıyla azalır.

Zaten neredeyse avlanacak balina dahi kalmaz.

Norveç, Danimarka, İzlanda ve Japonya halen balina avlıyor ama artık eti için.

GRÖNLAND’IN ZENGİNLİKLERİ İklim değişiklikleri nedeniyle tüm dünyada buzullar erimekte.

Bu, sömürgecilik çağından itibaren alternatif İpek Yolu bulmak uğruna nice gemilerin buzlar tarafından sıkıştırılıp parçalandığı, gemicilerin buzlar üzerinde donarak hayatını kaybettiği Arktik Okyanusu (Kuzey Buz Denizi) için de geçerli, Grönland için de.

Dolayısıyla bu bölgede yeni kaynaklar ortaya çıkmakta.

Yeni kaynaklar “hepsi benim” demeye alışmış emperyalist güçler için yeni paylaşım kavgası anlamına gelmekte.

Grönland’ı düşünürken sakın “altı üstü buzul, buzla kaplı” demeyin.

Çünkü Grönland’da çöl de var.

Bu bildiğiniz kum çöllerinden değil, kutup çölü.

Kuzey Grönland’da neredeyse hiç kar yağmayan ve ama hava sıcaklığının 0 derecenin çok altında olduğu bir çöl.

İşte burada bilimsel bir araştırma istasyonu var.

Kara buzulunun en tepe noktasında ve çölün tepesinde! 1990 yılında 3000 metre derinlikten 2 buz karotu alınmış.

Bilim insanları bu karotları inceleyerek içindeki hava kabarcıklarından, tozlardan, kimyasallardan iklim değişikliklerini ve dünyanın en az 100 bin yıl öncesini inceleyebilmişler.

Günlük incelemeler devam ediyor.

Güney Amerika’da yanardağ patlamasının ya da Sibirya’da ormanlar yangılarının birkaç gün sonra Grönland’da görülen etkisini de kayıt altına alıyorlar.

Sürekli yeni veri toplayarak geleceğe ait öngörülerini güçlendiriyorlar.

TEMİZ, TAZE SU VE YEŞİL HİDROJEN GAZI Öncelikle su savaşlarının kapımızda olduğu bir dönemde Grönland’ın en önemli zenginliklerinden biri temiz, taze su!

Dünyanın temiz su rezervlerinin %10’u Grönland’da bulunuyor.

Bizim çocukluğumuzda su zengini Türkiye’de “bir şişe su ver, bir şişe petrol al” stratejik bir slogan olarak popülerdi.

O devirler geçti, suya hasret kalma riskimiz artıyor.

Uzak, taşıması zor vs demeden Grönland’ın kara buzulu buzu ve buzuldan elde edilmiş suyu şimdiden lüks ürün olarak örneğin Dubai barlarına pazarlanıyor.

Buzul buzu bir prizma gibi müthiş bir pırıltıya sahip ve normal buzdan geç eriyor, bunu Arjantin gezimizde Arjantin Gölü (Lago Argentina)’ne dökülen Upsala buzulu parçalarını çekiçle kırarak servis yapan tekne kaptanımız göstermişti.

Grönland’ın tertemiz buzul suyuyla imal edilen birasının da daha aromatik ve lezzetli olduğu söyleniyor.

Kara buzullarının sularından elde edilen hidroelektrik güç şu an Grönland’ın elektrik ihtiyacının %70’ini karşılıyor.

Ayrıca “yeşil hidrojen gazı” ve “amonyak” ihraç edebilmek için yatırımlar yapılmakta.

Grönland, inanılmaz büyük su kapasitesi ve rüzgâr gücüyle dünyanın en büyük yeşil hidrojen gazı ihracatçısı olmaya aday.

Tabii nakliye zorlukları var ama teknolojinin müthiş bir hızla geliştiği dünyamızda bu sorunun da bir cevabı bulunacaktır.

Ayrıca hidrojeni amonyak haline çevirerek taşımak için yatırımlar yapılmakta.

DENİZDE PETROL, GAZ VE NADİR TOPRAK ELEMENTLERİ Grönland dünyanın fosil kaynak deposu gibi.

Danimarka’nın Grönland’ın batı ve kuzey kıyılarında ve kıta sahanlığında yaptığı araştırma sonuçlarına göre çıkarılmayı bekleyen büyük petrol ve doğal gaz kaynakları var.

Ancak Grönland hükümeti 2021 yılında “doğaya saygı” gerekçesiyle bu zenginliklerin çıkarılmasını engelledi.

Gerçek gerekçe hakkında sadece varsayımlarda bulunabiliriz.

Grönland’ın önemli bir zenginliği de deniz dibindeki nadir toprak elementleri.

Henüz çıkarılmayan, çıkarılacakları zaman belki çevresel sorunlar yaratabilecek olan bu stratejik önemdeki elementler Grönland’ın cazibesini artırıyor.

MADENLER Grönland’da halen aktif olan iki maden var.

Qaqortorsuaq (Beyaz Dağ) madeninde Ukrayna, Finlandiya ve Kanada’da da bulunan, çok yönlü kullanımı olan, cam yünü ve dolgu malzemesi olarak kullanılan anortozit çıkarılıyor.

Bu madde sadece modern endüstri için değil, savunma sanayi ve uçak- uzay teknolojisi için de önemli.

Alüminyum elde etmekte kullanılıyor, hafifliği ve dayanıklılığı ile önemli bir element.

Araçları daha hafif, daha hızlı ve daha az yakıt kullanabilir hale getiriyor.

Ayın dağlık bölgelerinde de bolca bulunuyormuş.

Grönland’ın şu anda kullanılan diğer madeni, yüksek yoğunluklu bir altın madeni.

İzlanda-Kanada ortaklığında bir şirket Nalunaq (Aldatan Yer) madeninde bu altınları çıkarmakla meşgul.

Altın siyanürle çıkarılıyor ama Grönland’ın güçlü korumacı çevre yasaları nedeniyle tüm üretim süreci yer altında yapılmakta.

Böylece Arktik çevreye siyanür sızması engelleniyormuş.

Yeni altın damarları da bulunmuş.

Ayrıca bir de Aappilattoq (Kırmızı) yakut ve pembe safir madeni var.

Ancak yeterince satış yapılamadığı için bu maden işletmesi yeni yatırımcı bekleyişinde.

Grönland’da çinko, kurşun, demir cevheri ve bakır da bulunmakta. 2026’da yeni projelerle çelik endüstrisinde, havacılık ve savunma sanayinde kullanılan molibden ve elektrikli arabaların pilleri için kritik bir malzeme olan amitsok çıkarılacak.

Grönland aynı zamanda uranyum zengini ama 2021 yılında uranyum çıkarılması yasaklandı.

Karadaki nadir toprak elementleri de çıkarılmayı bekliyor, projeler hazırlanıyor.

Nadir toprak elementleri deposu gibi görünen Grönland, Çin’in dünyadaki nadir toprak elementlerinin %60-90’ının hakimiyetine sahip olduğunu iddia eden ABD ve AB’yi müthiş heyecanlandırmakta.

BALİNA AVI VE BALIKÇILIK Grönland’da bir kota çerçevesinde halen balina avlanıyor.

Bir gelenek olarak Grönland yerlileri balina eti yiyor ama yerli halk doğaya da canlıya da saygılı, ihtiyaçları kadar doğadan alıp, bu imkânı kendilerine sağladığı için doğaya da teşekkür ediyorlar, tıpkı İsveç-Norveç-Finlandiya’nın Same halkı gibi.

Talan yok!

İsraf yok!

İhtiyaç için avlanma var!

Buna karşılık dev karides ve devasa Atlantik kalkanı Grönland denizlerinde şimdilik bolca bulunan balıklardan. %90’ı ihraç ediliyor.

Ayrıca Grönlandlılar balık avlama hakkı da satıyorlar AB ülkelerine.

AB ülkeleri derken bir parantez açmalıyız.

Grönland, AB üyesi Danimarka’nın egemenliği altında özerk bir ada. 1973 yılında Danimarka ile birlikte AB üyesi olmuşlar ama Grönland halkının çoğunluğu “hayır” oyu kullanmış. 1979 yılında Danimarka parlamentosunun kararıyla özerklik yolunda önemli bir adım atan Grönlandlılar 1985 yılında yeni bir halk oylamasıyla AB’den ayrılma kararı almış.

Şu an garip bir statü var.

Danimarka AB üyesi, Danimarka’nın egemenliğindeki Grönland AB üyesi değil ama özel bir anlaşmayla AB ile ekonomik ve ticari bağları var.

Grönlandlılar Danimarka vatandaşı ve bu vatandaşlık yoluyla aynı zamanda AB vatandaşı.

İstedikleri AB ülkesinde yaşayıp çalışabilirler.

AB’nin, Grönland’da bir temsilciliği var.

AB ülkeleri vatandaşları da Grönland’a yaşayabilir, çalışabilir.

Trump’ın Grönland’ı istemesinden sonra halkın yeniden AB üyesi olma talebinin arttığı söylenmekte.

Grönland Danimarka dolayısıyla NATO üyesi ama NATO’nun Grönland’da doğrudan bir üssü yok.

ABD’nin Pituffik Uzay İstasyonu (eski adı Thule Üssü) 200 ABD askerinin görev yaptığı, ABD ve NATO güvenliği adına balistik füzeler ve uzay hareketliliğinin kontrol atında tutulduğu bir üs.

Tabii dünyanın tepesinde bir buzul adasıyken bir anda gündeme oturan Grönland’ın zenginliklerinin dile getirilmesi birçok ülkeyi heyecanlandırıyor.

Grönland’da bunun farkında ve çevre konusunda hassas olunması ve halkın onaylaması şartıyla stratejik metaller konusunda yabancı yatırımcılarla işbirliğine açık olduklarını vurguluyorlar.

Buzul fiyortlarını, buzdağları yüzen denizini, balinalarını ve Grönland’ın yerli halkını tanıtmak için düzenlenen lüks turizm paketleri de giderek gelişen kaynaklardan.

Ama hepsinden önemlisi Grönland’ın stratejik jeopolitik konumu.

Stratejik güvenlik tartışmalarının baş aktörleri ABD ve AB buzlar eridiğinde ve yeni deniz yolları açıldığında ya bambaşka bir ilişki içerisinde olacaklar ya da hep birlikte yok olacağız.

Haftaya yine Grönland’dayız.

Bu kez Yunus Emre deyişiyle “mal sahibi mülk sahibi hani bunun ilk sahibi” diyeceğiz.

Sağlıkla kalın.

İlgili Sitenin Haberleri