Haber Detayı

Prof. Dr. Yapıcı çok kutuplu dünyanın sisteme alternatif yaratmadığını söyledi: 'Çıkışın reçetesi Atatürk ilkeleri'
Siyaset cumhuriyet.com.tr
12/01/2026 04:00 (3 saat önce)

Prof. Dr. Yapıcı çok kutuplu dünyanın sisteme alternatif yaratmadığını söyledi: 'Çıkışın reçetesi Atatürk ilkeleri'

Prof. Dr. Utku Yapıcı Cumhuriyet’in sorularını yanıtladı. Yapıcı İyi yönetim, Batı emperyalizminin etkisinden sıyrılmakla, birlik olmakla mümkün. Atatürk’ün tüm ilkeleri Türkiye’nin mücadelesi için yol gösterici. Çıkışın reçetesi, Atatürk ilkelerinin rehber alınması dedi.

Prof.

Dr.

Utku Yapıcı Cumhuriyet’in sorularını yanıtladı. - Venezuela’ya bir m üdahale bekleniyordu ama Maduro’nun kaç ırılması b üyük sürpriz oldu.

ABD böyle bir operasyonla dünyaya neyi göstermek istedi?

ABD’nin hakim güç olarak kendini gösterme arzusunun tarihi oldukça eski.

ABD’nin, Amerika k ıtalarının t ümünün kendi etki sahas ında olduğunu t üm dünyaya ilan etme dü ş üncesi var.

Di ğer taraftan, Latin Amerika özelinde çok ciddi bir antikolonyal direni şin tarihsel olarak örgütlendi ğini ve bug ün de var oldu ğunu biliyoruz.

Bu coğrafyanın ABD’nin yanı başında olmasının da etkisiyle, ABD i çinde, bu bölgenin ABD’nin “tan ımlanmış ulusal ç ıkarına aykırı hareket etme potansiyeline sahip akt örler içerdi ği” d ü ş üncesi yayg ın.

Ama burada esas mesele devletler arası m ücadele olmaktan ziyade bir sistem mücadelesi.

Kapitalizmin şu an d ünyadaki durumunun ne oldu ğunu bilmeden bu m ücadelenin mant ığını kavramak zor.

S üreci, neoliberalizmin kendi hakimiyet sahas ına m üdahale edilmesine imkan tan ımadığını g östermeye çal ıştığı ve belki de bunun i çin ABD’nin güç unsuru olarak kullan ıldığı bir s üreç olarak de ğerlendiriyorum. - ABD’nin çok zor durumda oldu ğu i çin böyle bir operasyon hatta gövde gösterisi yapt ığı y önündeki yorumlara siz kat ılır mısınız, ABD zorda mı?

ABD’nin g ücü öncelikle ba ğlama, sonra algıya dayalı olarak var.

Toplumsal yaşamda da b öyledir.

Hafif kasl ı bir insan, çok kasl ı bir insan grubunun i çinde güçsüz ama daha az kasl ı bir insan gurubunda g üçlü kabul edilir.

Ama bir insan güçsüzlü ğ ü ça ğrıştıran bir dış g örüntüye sahipse bile propaganda ayg ıtı ile onun g üçlü oldu ğu işlenirse, g üçlü oldu ğuna inananlar ve tavrını buna g öre olu şturanlar olur.

Birincisi, ABD’nin bağlama g öre gerçekten güçlü oldu ğu g örülüyor.

Çünkü ABD neoliberalizme dayal ı sistemin ana taşıyıcı ülkesi.

ABD’nin gücünün olu şumunda algı da önemli.

Bu gücün büyüklü ğ ü dü ş üncesi dünyan ın zihnine yıllarca farklı ara çlarla i şlendi.

Bu arada önemli bir nokta daha var.

Dünya bu neoliberal sistemde beyaz/siyah kar şıtlığı üzerinde durmuyor.

Bu sistemin tamamen kar şıtlarının veya tamamen yanlılarının olduğu bir d ünya şu an i çin yok, gri hatlar boyunca i şleyen bir sistem s öz konusu ve kendi kar şıtlarını dahi farklı tonlarda grileştiriyor.

Sistemin karşıtı g örünen pek çok unsur da bu sistemin bir parças ı durumunda. ‘KUTUPLAR SİSTEMİN GÖBEĞİNDE’ - Bu durumda Rusya ve Çin de neoliberal mi?

Dünya, tek kutuplu bir dünya düzeninden çok kutuplu bir dünya düzenine evriliyor deniyor.

Kutup olarak Çin ve Rusya ön plana ç ıkıyor.

Bu durumda bile Rusya da Çin de neoliberal ekonomik sistemin d ışında değiller.

Hatta sistemin g öbe ğindeler.

Dolayısıyla sisteme y önelik itirazlar ın b üyük k ısmı s öylem düzeyinde kal ıyor.

Yani, çok kutupluluk var olsa bile, sisteme alternatif yaratacak kutuplardan olu şmuyor.

Sadece sistem i çinde ABD’nin konumuna alternatif yaratma gayreti var.

Özetle aktörlerin tümü grinin farkl ı tonlarında yer alıyor.

Bu da sistemin devamlılığını sağlıyor. - ABD’ye ya da sisteme karşı olduğunu s öylenen ülkeler de kapitalist sisteme uyum sa ğlayarak mı ayakta kalıyor, hatta g üçleniyor?

Bence ku şkusuz öyle.

Bugün Rusya, iktidar ıyla muhalefetiyle tam da b öyle bir aktör haline dönü şt ü.

Neoliberal ekonomi modeli ile uyumlu, sistem kar şıtı bir g üç görüntüsü ile sistem içinde yer edinen, sistem ile son tahlilde sorunu olmayan bütünsel bir aktör.

Ama görünürde alternatif, görünürde tepkili...

Çin ise kapitalizmin varl ığı nedeniyle b üyük bir ekonomik güce dönü şt ü.

Dolay ısıyla Çin de kapitalizmi kendi ç ıkarına uygun bir forma d önü şt ürerek güçlendi. - Dünyan ın b üyük güçler taraf ından paylaşıldığına mı tanıklık ediyoruz, yoksa çok kutuplu dünyada bizi daha kaotik bir gelecek mi bekliyor?

Uluslararas ı politik sistemin tarihine baktığımızda akt örler hiçbir durumda ahlaka ayk ırı hareket ettikleri iddiasına sahip olmuyor. “Ben hukuka, kurallara aykırı şekilde bunu yapıyorum” diyen de pek yok.

Problemli nokta şu: Akt örler evrensel olarak tan ımlanmış ahlak d ü ş üncesinin içini bo şaltıyorlar.

Hukuku var olduğunu iddia ettikleri yeni ahlak d ü ş üncesine göre güncellemeye çal ışıyorlar.

Ç ıkar kavramı ya da k üresel hegemonya denen süreç tarihte hep ahlak kavram ı ile var oldu. - Tam bu noktada ABD Başkanı Trump da “Uluslararası hukuka ihtiyacım yok, beni vicdanım ve ahlakım durdurabilir” ifadelerini kullandı...

Tarihte neredeyse hi çbir aktör aç ık ça “Ahlak önemsizdir” demedi.

Tam tersine kendi yapt ıklarını, ahlaki olarak sunmak ve bu y önde toplumsal r ızayı sağlamak i çin enerjisini harcad ı.

Ahlaksızlıkları çok aç ık hale gelince ise yaşadığı değer a çmaz ını “devlet ç ıkarı” olarak sundu ve kendini dokunulmaz kılmaya çal ıştı.

Sonra onu da ahlak ile ilişkilendirdi.

Biz bunu “insani m üdahale” tart ışmalarında, “demokrasi ihracı” s öylemlerinde gördük. - ABD’nin operasyonu nas ıl bir kapıyı a çt ı?

Adam ka ç ırma, bir t ür mafya yöntemi kullanmad ır.

Mafya y öntemlerinin normalle ştirilmeye çal ışıldığı bir d üzendeyiz.

Esasen en büyük tehlike, birinin kaç ırılmış olması değil, bunun ahlaken meşrulaştırılmasının denenmesidir.

Bunun tahrip ediciliği daha b üyüktür. ‘DEVLETLER ÇIKARINA BAKIYOR’ - D ünyadan gelen tepkileri de göz önüne al ındığınızda bu meşrulaştırma destekleniyor mu?

Bir çok devlet buna tepki göstermeyerek ya da tepkisini dü ş ük tonda göstererek “Buradan nas ıl ç ıkar elde ederiz” d üzleminde hareket ediyor.

Bu tav ır, toplumdaki bireylerin davranışlarıyla çok paralel.

Toplum içinde pek çok birey de güç oda ğına tabiri caizse yamanarak, onun yanında olduğunu g östererek sayg ınlığını garanti etmeye çal ışır.

Kendinden g üçlü ile sürekli bir irtibat aray ışında olur, itaatk ârd ır.

Bu bağlantıyı sağlayabildiği ölçüde ç ıkar sağlayabileceğini ö ğrenmiş, mutluluğunun ölçütü sa ğladığı ç ıkara d önü şm ü ş bir karakterdir.

Bunlar g üç oda ğı değiştiğinde de rotasını hemen kırabilecek esnekliktedir.

Bu birey tipi uluslararası sistemde genelde devlet y önetimlerinde de hakim.

De ğiştiremediği zaman ç ıkar sağlamaya bakıyor ve nasıl kullanabileceğini d ü ş ünüyor. - Rusya da bunu Ukrayna’da kendine özgü yorumlayarak m ı kullanacak?

B üyük aktörlerin tümü, bunu yak ın çevrelerindekilerin etkilerini azaltmak için bir örnek olarak de ğerlendirecek.

Ama diğer taraftan k üresel ça ğda akt örlerin ili şkileri çok boyutlu.

Bu süreç içinde ba şka farklı sahalarda akt örlerin kar şı karşıya geliyor g özükmesi de normal. - O zaman bu operasyondan sonra yak ın zamanda Çin’in Tayvan’a müdahalesini beklemeli miyiz?

Tayvan meselesi Çin için çok uzun y ıllardır önemli bir sorun ba şlığı oldu.

Tayvan, Çin’in varolu şsal problemi. “Tek Çin” politikas ı da bu d ü ş üncenin do ğal bir sonucu.

Çin, etki sahas ını artırmak i çin sistemsel bir tepki vermekten ziyade ABD’nin Venezuela müdahalesini bir örnek olarak de ğerlendirme kolaycılığına ka çabilir. - Trump, Grönland konusunda da kararl ı g örünüyor ama AB ülkeleri bu kez tepkisini ortaya koydu.

Orada durum ne olur, Danimarka “dünya bar ışı” i çin kendi eliyle Grönland’ ı satar mı yoksa NATO’nun sonu mu gelir?

ABD, Gr önland’ ı satın almayı Danimarka’ya ilk kez teklif etmedi. 1868’den beri bu girişimler var.

Burada gariplik şu: Danimarka NATO’nun kurucu üyelerinden biri.

ABD de NATO’nun esas büyük gücü.

NATO ise kolektif bir güvenlik te şkilatı.

Kolektif g üvenlik te şkilatları, dışarıdan gelecek bir akt örün müdahalesine kar şı işbirliği i çindedir.

Ama bu yap ılarda kurucu metinlerde, örgüt içinde yer alan bir devletin yine örgüt içinde yer alan di ğer bir devlete silahlı saldırısı durumunda ne yapılacağı yazmaz.

Çünkü bunun olamayaca ğı otomatik olarak kabul edilir.

Ancak ABD, NATO’nun ruhuna aykırı bi çimde bir politika sürdürüyor ve milli ç ıkar kavramını kullanılıyor.

Trump “ABD’nin ulusal ç ıkarı bunu gerektiriyor” dedi.

Gr önland meselesinde de müdahaleyi hakl ı kılabilmek i çin gerekli ahlaki me şruiyet, ulusal ç ıkar kavramı i çinde kullan ılıyor. - NATO’ya üye devletlerin tepkileri ne olur?

Aktörler aras ında çok boyutlu ili şki ağları var.

ABD’nin Avrupa’da kendini daha da etkili bir karar verici konuma getirmeye çal ışması mutlaka reflektif bir tepki yaratır.

Ama hangisinde, ne ölçüde tepki yarataca ğı ayrı ayrı önemli.

O nedenle tümünün birbirleriyle olan etkile şimini ve sistem i çinde yer kapma yar ışının da varlığını g öz önünde bulundurmak gerek. ‘NATO’NUN GELECEĞİ NEOLİBERALİZMİN SİSTEMİN KADERİNE BAĞLI’ - NATO’nun geleceği ile ilgili bir soru işareti ortaya ç ıkıyor mu peki?

NATO pek ço ğumuzun sandığının aksine yalnızca g üvenlik örgütü de ğil, üye devletler ayn ı zamanda kendi aralarındaki ekonomik politika uyumunu da g özetmeyi garanti ediyorlar.

Yani NATO ayn ı zamanda ekonomik anlamda bir işbirliği, bir kapitalizm örgütü.

Bu nedenle kapitalizmin küresel ç ıkarları doğrultusunda hareket etmeyi ön kabul haline getiriyor.

Bu durumda NATO’nun gelece ği de neoliberal sistemin kaderine bağlı. - T ürkiye bu tablonun neresinde?

Ülkeler, çok uzun zamand ır siyah ya da beyaz değil.

Gri.

Devlet y önetimlerini de a şan pek çok s ınır ötesi ba ğ inşa edilmiş durumda.

T üm bu ba ğlar ve t üm bu ba ğlara y önelen tepkiler aktörleri grili ğe y öneltiyor.

Asl ında son on yılın kapitalizmi, griliğin ta kendisi.

Bu grilik T ürkiye taraf ından aşılabilir.

Gri alandan ç ıkmanın re çetesi Türkiye’de var, Türkiye pek ço ğunun sahip olmadığı bir re çeteye sahip. - Nedir sahip oldu ğumuz re çete?

Ba şarının yolu, emperyalizm karşıtlığı ile demokrasiyi birleştirmek, aynı potada eritmek.

İyi y önetim ancak Bat ı emperyalizminin etkisinden sıyrılmakla, birlik olmakla m ümkün.

Çünkü post modern dünyada neoliberal kapitalizm, kimliklerin birlik ruhunu parçalamas ı üzerinden kendini yeniden üretiyor.

Bugün Türkiye özelinde sürecin do ğru y önetimi alt ı okta, Atat ürk’ün dü ş ünce sisteminde gizli.

Atatürk’ün tüm ilkeleri Türkiye’nin mücadelesi için yol gösterici.

Ç ıkışın re çetesi, Atatürk ilkelerinin rehber al ınması. ‘VARLIĞI KORUMANIN YOLU ORTAK KİMLİKTE’ - Ulus devletler tehlikede mi?

K üresel ça ğda bizlere ö ğretilen, kimliklerimiz etrafında d ü ş ünmek, etnik kimliklerimizi merkeze almak.

Böylelikle s ınıfsal kimliklerin par çaland ığı bir sistem i çinde ya şar ve bu sistem i çinde ayn ı sınıfsal ç ıkarlara sahip bireyler olarak ortak hareket edemeyecek konuma geliriz.

Buna alternatif oluşturmak i çin milliyetçilik çok önemli bir faktöre dönü şecek.

Bu noktada Atat ürk’ün millet tan ımı gibi etnik ve dinsel hatları aşan birleştirici tanımlar sistemin en b üyük alternatifi.

Kararl ı bir şekilde bu tanımı sahiplenerek ve etnik-mezhepsel siyasete sırtını d önerek makul ço ğunluk ile buluşabilir ve alternatif oluşturabiliriz.

Etnik ve mezhepsel olmayan ortak bir kimlikte buluşan toplumlar varlıklarını korumayı ve geliştirmeyi başarır.

Bu nedenle Atat ürk’ün Türk milleti kimli ği sahiplenilmeli.

Atat ürk’ün halkç ılığı, devlet çili ği ve devrimciliği tam da bu noktada önem kazan ıyor.

Adım adım beyaza yaklaşmanın re çetesi bunlar.

Laiklik ve cumhuriyetçilik ise ba ğımsızlığı garantileyen diğer ilkelere d önü ş üyor. ‘SEÇENEKLER İKİDEN FAZLA’ - Türkiye, Venezuela ve İran i çin nas ıl bir diplomasi y ürütmeli?

ABD/Venezuela ili şkisinde yaşananlar dış politikada g örünürde iki seçene ği sunuyor önümüze: ABD veya Venezuela yönetimini savunmak.

Oysa gerçekte seçenekler şunlar: Bir tarafta emperyalizme karşı bağımsızlığı ve demokrasiyi savunmak, diğer tarafta emperyalizmin aracı olmak ve demokrasiyi önemsememek.

Yani demokrasiyi savunmak, ABD’nin Venezuela’daki etkisini savunmak de ğil.

Emperyalizme karşı olmak da Maduro’nun yaptığı her şeyi, sırf o yaptı diye olumlamak değil.

Ya da İran ile ilgili ş öyle seçenekler sunuluyor önümüze: ABD’yi; Bat ı’yı savunmak ya da İran y önetimini savunmak.

Oysa demokrasiyi savunmak İran’da Batı etkisini savunmak değil, emperyalizme karşı olmak ise İran’da dogmatik bir y önetimi ko şulsuz desteklemek değil.

Atat ürk dönemi d ış politikası bu konuda da önemli bir rehber.

Emperyalizmin etkisini bölgesinden uzak tutacak, bölgesel i şbirliğini merkeze alan bir rota izlemek gerekli.

Bu rotayı izleyebilmek ise ancak grinin tonlarından sıyrılmak ile m ümkün.

PORTRE 1979’da İzmir’de doğdu.

İzmir Özel Çamlaralt ı Koleji’ni bitirdi.

Dokuz Eyl ül Üniversitesi İşletme Fak ültesi Uluslararas ı İlişkiler B ölümü’nden mezun oldu.

Ayn ı üniversitede Kamu Yönetimi alan ında y üksek lisans yapt ı.

Rusya’da Varonej Devlet Üniversitesi’nde Rus Dili e ğitimi aldı.

Ankara Üniversitesi’nde Uluslararas ı İlişkiler B ölümü’nde doktora e ğitimini tamamladı.

Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Nazilli İİBF Uluslararası İlişkiler B ölümünde profesör olarak görev yap ıyor.

İlgili Sitenin Haberleri