Haber Detayı
“Süt fiyatı doğru belirlenmezse gıda enflasyonu daha da artar”
Tarımsal Bilgi Platformu, Ulusal Çiğ Süt Konseyi tarafından belirlenen çiğ süt fiyatının üreticiyi üretimden çekmeyecek ölçüde oluşması gerektiğine dikkat çekerek, aksi takdirde gıda enflasyonunu daha da azdıracak sonuçlara ulaşılabileceği uyarısında bulundu.
HÜSEYİN GÖKÇE / ANKARA Tarım alanında çalışma yapan akademisyenlerin oluşturduğu Tarımsal Bilgi Platformu, çiğ süt fiyatlarının belirlenme yöntemini ve bunun Türk tarımına ve gıda enflasyonuna etkilerini değerlendirdi.
Ulusal Süt Konseyi’nin fiyatları maliyet odaklı bir yaklaşımla belirlediğine vurgu yapılan değerlendirmede, maliyetin en büyük unsurunu dışa bağımlı olunan yemin oluşturduğu bildirildi.
Aracı firmaların sütü üreticiden düşük fiyattan alması, süt sanayicisinin bir bölümünün yem karşılığı ürün alarak fiyatı doğrudan belirlemesi gibi unsurların süt fiyatının hak ettiği seviyeyi görmemesini sağladığı belirtilen açıklamada, “Evet Türkiye’de bir referans fiyat var.
Ama maliyet güncellemesi gecikiyor, bölgesel farklar yok, süt piyasasında kooperatifler zayıf kalıyor.
Böyle olunca da sürekli polemiğe ve belirsizliğe açık bir fiyatlandırma ortaya çıkıyor” denildi. “Süt fiyatının artması üreticiye kazanç sağlamıyor” Sürdürülebilir ve sağlıklı üretim modeli oluşturulabilmesi için öncelikle fiyat belirleme modelinin tartışmaya açılması gerektiğine değinilen açıklamada, “Mevcut birim fiyat belirleme modeli tamamen girdi odaklı olduğundan girdi maliyetlerindeki değişim süt fiyatlarında da değişime yol açmaktadır.
Dolayısıyla, çiğ süt birim fiyatının artırılması pratikte süt üreticisine bir kazanç sağlamamaktadır.
Süt üretimi konusunda gelişmiş ülkelerin (ABD, Hollanda, İtalya, Almanya vb.) fiyatlama modelleri incelendiğinde ağırlıklı olarak “Gelir Tabanlı Fiyatlama Modeli” uygulandığı görülmektedir” denildi.
Son yıllarda sütün protein ve yağ içeriği odaklı bir prim sistemi uygulamaya konulsa da pratikte bu sistemin yeterince etkin ve üretici lehine çalışmadığı ortada olduğuna dikkat çekilen açıklamada, “Yüksek protein ve yağ içeriğine sahip sütler, içme sütü, yoğurt, ayran gibi protein içeriği çiğ sütten daha düşük işlenmiş süt ürünlerine dönüştürüldüğünden, kullanılmayan protein eşdeğeri süt, fabrikalar açısından ilave bir avantaj doğurmaktadır” ifadeleri kullanıldı. “Küçük süt üreticileri tedarik zinciri içinde tutulmalı” Türkiye’de süt üretimi ağırlıklı olarak küçük aile işletmeleri tarafından gerçekleştirildiği kaydedilen açıklamada, “Küçük süt üreticilerinin süt tedarik zinciri içerisinde tutulabilmesi için sürdürülebilir ve tatminkâr düzeyde gelir elde etmelerinin sağlanması elzemdir.
Mevcut çiğ süt birim fiyatı belirleme modelinin adil olmadığı ve süt fabrikaları ile aracılar lehine işlediği çok uzun yıllardır deneyimlenmektedir.
Mevcut üretici örgütlenme modellerinin de bu sürece yeterince olumlu katkı sağlayamadığı da açıktır” denildi. “Adil çiğ süt fiyatı” modeline geçilmeli Çiğ süt fiyatının belirlenmesi sadece bir maliyet hesabı değil, aynı zamanda kırsal yaşamda ve hayvancılıkta sürdürülebilirlik, gıda güvenliği ve sosyal denge meselesi olduğuna değinilen açıklamada, “Fiyat doğru bir biçimde belirlenmezse; ya üretici zarar eder-sürüyü keser, ya tüketici pahalı gıda ile karşılaşır.
Bu yüzden “adil çiğ süt fiyatı” dengeli bir modelle hesaplanmalıdır.
Burada da temel ilke maliyet + refah + istikrar bileşeninde oluşmalıdır” değerlendirmesinde bulunuldu.
Açıklamanın öneri bölümünde ayrıca; maliyet, refah, istikrarı gözeten gelir tabanlı çiğ süt belirleme modeline geçilmesi önerildi.