Haber Detayı
Mayının adı yetti
Trump, İran’a Hürmüz’ü açması için 48 saat süre verdi, ‘Açmazsan enerji tesislerini vururuz.’ dedi. İran ise resmi olarak ilk kez herhangi bir saldırının Basra Körfezi’nin mayınlanmasıyla sonuçlanacağını açıkladı. ABD Başkanı, verdiği süre dolmadan saldırıyı erteledi.
Savaşın 24. gününde İran ABD’ye yeni bir geri adım attırdı.
ABD Başkanı Donald Trump’ın, İran’ın enerji altyapısına yönelik “48 saat içinde vururuz!” tehdidinden vazgeçerek saldırıları beş gün süreyle ertelemesi, İran’ın caydırıcılık kapasitesi ve “Hürmüz kartı”nın Beyaz Saray’da yarattığı etkiyi gözler önüne serdi.
İRAN SÜREKLİ EL YÜKSELTİYOR İran Savunma Konseyi tarafından yayınlanan son bildiri, Tahran’ın askeri doktrinindeki “kısasa kısas” (misilleme) ilkesinin ne kadar sertleştiğini kanıtlar nitelikte.
Natanz nükleer tesisine yönelik saldırılara cevaben İsrail’in nükleer kalbi Dimona’nın hedef alınması, İran’ın doğrudan stratejik varlıklarla yanıt verdiğini gösterdi.
Savunma Konseyi, enerji altyapısına yapılacak herhangi bir saldırıya da “gecikmeksizin ve yıkıcı” bir yanıt verileceğini ilan ederek, Trump’ın masadaki askeri seçeneklerini doğrudan felç etmeyi hedefledi.
Bu kararlılık, Washington’un “hızlı bir zafer” hayalini, ucu açık ve maliyeti öngörülemeyen bir bölgesel savaşa dönüştürdü.
Konsey’den yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Düşmanın İran’ın kıyılarına veya adalarına yönelik her türlü saldırı girişiminin, doğal olarak ve yerleşik askeri uygulama gereği, Basra Körfezi’ndeki tüm erişim geçitlerinin ve iletişim hatlarının, kıyılardan bırakılabilen yüzücü mayınlar da dahil olmak üzere her türlü deniz mayınıyla mayınlanmasına yol açacağı hatırlatılır.
Bu durumda, pratikte tüm Basra Körfezi, uzun süreler boyunca Hürmüz Boğazı’na benzer bir duruma gelecek ve bu kez Hürmüz Boğazı’nın yanı sıra tüm Basra Körfezi fiilen kapatılmış olacaktır ve bunun sorumluluğu tehdidi yapana ait olacaktır. 1980’lerde sınırlı sayıda deniz mayınını temizlemek için 100’den fazla mayın tarama gemisinin başarısızlığa uğraması henüz unutulmamıştır.
Savaşmayan ülkelerin Hürmüz Boğazı’ndan geçişinin tek yolu İran’la koordinasyondur.
Tüm İran milleti, silahlı kuvvetler ve yetkililer, İslam Devrimi’nin büyük lideri ve Başkomutan’ın emrini yerine getirmek için canları pahasına direneceklerdir.” ‘TRUMP TEHDİDİN CİDDİYETİNİ KAVRADI’ Fars haber ajansına konuşan üst düzey bir güvenlik yetkilisi, Trump’ın, İran’ın askeri tehditlerinin ciddiyetini kavrayınca hayati altyapılara saldırma planından geri adım attığını söyledi.
Yetkili, finansal piyasalardaki baskının ve ABD ile Batı’da tahvil tehdidinin artmasının da bu geri adımın bir diğer önemli faktörü olduğunu belirtti.
Savaşın başlangıcından bugüne kadar, bazı arabulucular aracılığıyla Tahran’a mesajlar gönderildiğini de aktaran İranlı yetkili, “Bunlara verilen net yanıt, gerekli caydırıcılık sağlanana kadar savunmaya devam edeceğimiz olmuştur.
Ne şu anda ne de öncesinde herhangi bir görüşme yapılmamıştır.
Bu psikolojik savaş yöntemiyle ne Hürmüz Boğazı savaş öncesi koşullarına dönecek, ne de enerji piyasalarında sükunet sağlanacaktır.
Trump’ın 5 günlük ültimatomu, bu rejimin halka karşı suç işleme programının devamı anlamına gelmektedir.
Biz de ülkeyi geniş çapta savunmaya ve gereken karşılığı vermeye devam edeceğiz.” dedi.
HİÇBİR BLÖFÜ TUTMUYOR Hafta başında İran’ın enerji tesislerini vurmak için 48 saatlik ultimatom veren Donald Trump’ın, dün yaptığı açıklamayla saldırıları 5 gün ertelemesi, savaşın gidişatında ABD için yeni bir geri adım.
Trump, bu kararı “verimli görüşmelerin ruhuna” bağlasa da, sahadaki gerçekler farklı bir tablo çiziyor.
Trump’ın geçmişteki gümrük vergisi ve yaptırım tehditleri nedeniyle müttefiklerini (AB ve Körfez ülkeleri) tanker koruma misyonuna tam ikna edememesi, ABD’yi lojistik olarak zorluyor. 2 bin 200 deniz piyadesi ile Hark Adası’nı işgal etme planı, İran’ın “Basra’yı mayınlama” tehdidi karşısında yüksek riskli bir kumara dönüştü.
ABD içinde yükselen benzin fiyatları ve yaklaşan siyasi maliyetler, Trump’ı “tam savaş” yerine “zaman kazanma” stratejisine itmiş görünüyor. ‘BİR MAYIN BİLE BOĞAZI TIKAR’ Savaşta en kritik cephe, küresel petrol sevkiyatının can damarı olan Hürmüz Boğazı oldu.
ABD’nin F-15E bombardıman uçakları ve A-10 Warthog’ları ile İran’ın füze kapasitesini yüzde 90 oranında azalttığı iddialarına rağmen, Tahran’ın elindeki en büyük koz “asimetrik deniz harbi” olarak öne çıkıyor.
İran’ın elindeki gelişmiş; manyetik, ses ve sismik sensörlerle donatılmış dip mayınları, ABD Donanması’nın teknolojik üstünlüğünü “görünmez bir duvar” ile sınırlıyor.
ABD’li Emekli Amiral John F.
Kirby’nin de belirttiği gibi, bölgeden tek bir mayının geçmesi bile sigorta fiyatlarını uçurmaya ve deniz taşımacılığını felç etmeye yetiyor. ‘DAĞLARDA ÇİN FÜZELERİ VAR’ Daha önce Aydınlık gazetesine konuşan Emekli Tümamiral Deniz Kutluk da İran’ın Hürmüz’e deniz mayını döşemesi halinde buraların temizlenmesinin aylar süreceğini belirtmişti.
Kutluk, bu durumda ancak bir kara birliğinin bölgeye çıkıp Hürmüz’ü kontrol altına alması gerekeceğini, bunun için de uzun ve vahşi bir muhaberenin göze alınması gerektiğini vurgulamıştı.
İran’ın 6 bin kadar deniz mayını olduğu bilgisine dikkat çeken Kutluk, şöyle demişti: “Eğer bu kadar mayınınız varsa, Hürmüz’ü kalıcı olarak kapatabilirsiniz.
Hem de yıllarca çünkü mayın temizlemesi çok uğraştırıcı ve zaman isteyen bir operasyondur.
Bunun için güvenli bir bölgeye ihtiyaç duymak zorundasınız.
Ateşkes olursa da aylar sürer temizlenmesi.” Amiral Kutluk ayrıca deniz üstünden yapılan atışların dağlara yerleştirilmiş Çin füzeleri olduğuna dikkat çekerek “Eskiden beri İran’ın elinde Çin füzeleri var.
Şimdi bu füzeler modernize edildi.
Bunlar çok güçlü sistemler.” ifadelerini kullanmıştı.
Mayın temizlemenin zorluğu İran’ın Hürmüz Boğazı’na mayın döşediği bir senaryoda ABD/NATO cephesinin neler yapabileceği tartışılıyor.
Öncelikle mayınla kirletilmiş bir sahada geçişi sağlayabilmek için 20-30 mil genişliğinde koridor oluşturulması gerekiyor.
Bu temizliğin yapılabilmesi içinse kıyıdaki ateş baskının durdurulması şart.
Faaliyetin zorluğunu ise Eski NATO Avrupa Müttefik Kuvvetleri Komutanı ABD’li Amiral James Stavridis, şöyle anlatıyor: - ABD Ordusu, İran Deniz Kuvvetlerinin kapasitesini zayıflatmak için yoğun çaba sarf ediyor.
Ancak bu, göründüğü kadar yıkıcı olmayabilir: İran, hala yüzlerce, hatta binlerce küçük ve “hızlı hareket eden” sürat teknesine sahip.
Ve boğaz kıyılarındaki balistik füzelerin çoğu hala aktif durumda. - İran, 40 yıl önce Saddam Hüseyin’in Irak’ına karşı mayın kullanmıştı.
On yıllardır Hürmüz Boğazı’nı kapatma operasyonu planlıyor ve muhtemelen 5 binden fazla mayına sahip.
Tek bir isabet, ince gövdeli bir tankeri ciddi şekilde yaralayabilir. - İranlılar, mayınları küçük tekneler, dizel denizaltılar ve hatta Körfez’de yaygın olarak kullanılan dhow gibi sivil gemilerle gizlice yerleştirebilir. - ABD’nin Körfez’de yaklaşık üç ila altı mayın tarama gemisi var ve müttefiklerimiz ile ortaklarımız -Suudi Arabistan ve Büyük Britanya dahil- yaklaşık aynı sayıda gemi sağlayabilirler. - Mayın tarama filosu savunmasızdır ve ancak İran’ın deniz tehdidi tamamen etkisiz hale getirildikten sonra kullanılabilir.
Ve inanın bana, en iyi koşullarda bile mayın tarama çok yavaş bir iştir.
Bu alanda en iyisi olan ABD gemilerinin, birkaç yüz mayından oluşan bir mayın tarlasını temizlemek için haftalarca uğraştığını gördüm. - Mayınları bulmak için kullanılan teknoloji (sonar ve manyetik sensörler) hantaldır ve denizin durumuna bağlı olarak güvenilir olmayabilir.
Sürüklenen mayınlar, mayın tarama gemileri için özellikle tehlikeli hale gelir. - Mayın tarama gemileri ilk olarak bir kanal açmaya çalışır, ancak İranlıların çoğunlukla yüzen mayınlar (deniz tabanına sabitlenmemiş) kullandığını varsayarsak, gemiler kanalı neredeyse sürekli olarak temizlemek zorunda kalır.