Haber Detayı

Enerji krizinin Türkiye’ye söyledikleri
Uğur güven aydinlik.com.tr
24/03/2026 00:00 (3 saat önce)

Enerji krizinin Türkiye’ye söyledikleri

Enerji krizinin Türkiye’ye söyledikleri

Özellikle son 3 haftadır hepimiz ekranlara kilitlenmiş vaziyette İsrail ve ABD’nin İran’a karşı yürüttüğü operasyonu ve tabii savaşın sonuçlarını izliyoruz.

Dünyanın en büyük enerji koridoru olan Hürmüz Boğazı’nın kapanması tamamen dünyadaki enerji fiyatlarını etkilemiş vaziyette.

Enerji piyasalarının en önemli göstergesi olan ham petrol varil fiyatı ise her geçen gün artıyor.

Eskiden 70 dolar civarında fiyatlandırılan varil petrol şu an 112 dolara dayanmış vaziyette.

Bir varil petrol ortalama 159 litre petrol içeriyor.

Genelde bu fiyatlandırmada Brent ham petrolünün fiyatı kullanılıyor.

Brent petrolü dünyada çıkan petrolün hafif ve tatlı olanına denir.

Petrol içerdiği kükürt oranına ve yoğunluğuna göre farklı sınıflara ayrılır.

Eğer petrolün kükürt oranı az ise tatlı petrol olarak nitelendirilir ve eğer kükürt oranı yüksek ise ekşi petrol olarak adlandırılır.

Ayrıca yoğunluğu az ve daha sıvı ise hafif petrol olarak bilinir ama yoğunluğu yüksek ise ve daha koyu ise ağır petrol olarak sınıflandırılır.

Venezuela ve Rusya gibi ülkelerden gelen petrol ağır ve ekşi petrol olarak bilinir ve kullanımı daha zordur ancak asfalt, plastik yapımı ve ağır akaryakıt kullanımı gerektiren durumlarda kullanılır.

ABD ve Arabistan Yarımadası’ndan gelen petrol ise kükürt oranı az ve daha sıvı olduğu için hafif ve tatlı petrol olarak bilinir ve araçlarda benzin olarak kullanılmaya çok daha uygundur.

Bu iki tip petrolü arıtmak için farklı rafineler gereklidir.

Ağır ve kükürtlü ekşi petrolün rafine süreciyle, hafif ve az kükürtlü (tatlı) petrolün rafine işlemi farklıdır ve aynı tesiste yapılamaz.

PETROLÜN VAZGEÇİLMEZ ROLÜ Hâlen dünyada araçların büyük çoğunluğu benzin veya dizel ile çalışmaktadır.

Buna ek olarak hâlen Küba gibi bazı ülkeler petrol kullanarak elektrik üretmektedir.

Nitekim ABD’nin yoğun ambargosu neticesinde Küba’da şu anda hastaneler bile elektrik olmadığı için tam kapasite işletilememektedir.

Ek olarak uçak yakıtı, asfalt, plastik gibi maddelerde petrolden yapılmaktadır.

Yani petrol şu an dünyada sadece enerji anlamında değil aynı zamanda endüstriyel anlamda bile her yere nüfuz etmiştir.

ARTAN MALİYETLER VE ENFLASYON BASKISI Ancak bu petrolün ağırlıklı olarak enerji sektöründe kullanıldığı gerçeğini değiştirmez.

Petrole bağlı olarak ulaşım maliyetleri artacağından dolayı gıdadan lojistik hizmetlerine kadar her şey olağanüstü şekilde pahalı hale gelecek ve hâlen de bu durum devam ediyor.

Özellikle ülkemizde enflasyon oranı zaten zorlayıcı bir unsur olduğundan, petrol fiyatları artışı enflasyon oranına ciddi bir olumsuz katkıda bulunmaktadır.

Ayrıca bu savaşın ne kadar süreceği bilinmediğinden bu zorlayıcı şartların ne kadar süreceği de bilinmiyor.

Eğer bu savaş birkaç ay sürerse ham petrol fiyatının 200 doları bulması işten bile değil ve bu her şeyi ekonomik olarak hem ülkemizde hem de tüm dünyada daha da zor hale getirir.

KRİZDEN DOĞAN FIRSAT: ENERJİ DÖNÜŞÜMÜ Bu aynı zamanda ciddi bir fırsat demek.

Son yüzyıldır petrol lobisinin de etkisiyle tüm dünya ekonomisi ve ulaşım petrole dayandırıldı.

Hatta ilk icat edilen otomobil elektrikli olmasına rağmen petrol lobisinin yüz yıllık faaliyetiyle ancak son 10 yıldır elektrikli araçlar gözde olmaya başladı.

Özellikle artık elektrik üretmek için çok daha iyi ve ucuz yöntemler var.

Nükleer enerji, yenilenebilir enerji (Güneş, Rüzgâr, Hidroelektrik vs.) artık çok daha fazla paya sahip.

Yenilenebilir enerji santralleri artık daha çok yaygınlaşıyor ve özel sektör tarafından paylaşım modeliyle her yere yaygınlaşıyor.

Mesela artık yatırım yapıp kendi güneş panel sisteminizi kurmanız mümkün, hatta var olan rüzgâr türbinlerinden birine yatırım yapıp ortak olmak mümkün.

Bu aynı zamanda güzel bir yatırım fırsatı.

Tüm bunlar dünya enerji piyasasını da şekillendiriyor.

FÜZYON ENERJİSİNDE KRİTİK EŞİK Tabii dünyada çok ciddi gelişmeler de var.

Elektrik üretiminin imparatoru sayılan füzyon enerjisinde gerek Çin gerek Avrupa çok ciddi ilerlemeler kaydedildi.

Füzyon enerjisi dünyada yapay güneş oluşturmak anlamına geliyor ve nerede ise sınırsız enerji üretme kapasitesine sahip.

Şu an yaşanan en önemli teknik sorun bu yüksek enerji ve ısıyı hapsedebilmek ve bunun için manyetik şişeleme denilen bir yöntem kullanılıyor.

Yoksa reaktörlerin çeperleri bu sıcaklığa ve basınca dayanamaz.

Bu yöntemin 2030’lu yıllara kadar aktif olması bekleniyor.

Füzyon reaktörleri ticari olarak kullanılmaya başlandığında petrolün krallığı tamamen bitecek diyebiliriz.

TÜRKİYE İÇİN ENERJİ BAĞIMSIZLIĞI PERSPEKTİFİ En önemli endüstriyel dönüşümler tarihte genelde böyle sancılı zamanlarda yapılmıştır.

Her ne kadar zor olsa da bu savaştan bir fırsat çıkarıp tüm enerji döngüsünü artık petrol ve doğalgaza dayanmayan ve tamamen nükleer enerji, füzyon enerjisi ve yenilebilir enerji üçgeninde çok daha ucuza üretilen enerji sistemlerine dönüştürebiliriz.

Ayrıca hanelerde ve endüstride kullanılabilen elektrik ve bu elektrik enerjisinin araçlarda ucuz bir şekilde depolanmasına yol açacak akü ve batarya teknolojisiyle petrolden kaçınmak ve bağımsız bir enerji döngüsüne ulaşmak mümkündür.

Özellikle ülkemiz gibi enerji darboğazında olup sürekli enerji ithal eden bir ülke olarak bağımsızlığımız ve ekonomik başarı için bu dönüşüm muhteşem olabilir.

Ülkemizin bu sayede diğer ülkelerden enerji ithalatı anlamında bağımsız olmasına yol açarak ülke, millet ve devlet olarak ulusal ferahımıza katkıda bulunabilir.

Bu yüzden Bilim Vatan çerçevesinde hızla bir enerji kalkınma ve dönüşüm planı hazırlanmalı ve devlet-özel sektör-üniversite üçgeninde yürürlüğe konmalıdır.

İlgili Sitenin Haberleri