Haber Detayı
Mezhepçilik İsrail’in silahıdır
Mezhepçilik İsrail’in silahıdır
Hatırlanacağı üzere, 1 Kasım 2025’te 30 ocak, 7 federasyon ve 130 vakıf, dernek ve cemevinin katılımıyla hazırladıkları kapsamlı Alevi Raporu ile büyük ses getiren Alevi-Bektaşi Güç Birliği Platformu, şimdi de bölge barışı ve milli birlik için tarihi bir sorumluluk üstlendi.
Platformun yaptığı son basın açıklaması sadece bir toplumsal kesimin beyanı olarak düşünülmemeli.
Bu çıkış, emperyalist kuşatmaya karşı vatan savunmasında birleşen Türkiye’nin ortak vicdanının ilanıdır.
SİYONİZMİN KANLI PLANI: MEZHEP SAVAŞI İsrail ve onun okyanus ötesindeki hamisi ABD, Batı Asya’yı parçalamak için yıllardır aynı bayat senaryoyu vizyona sokuyor.
İsrail bölgedeki direniş hatlarını zayıflatmak için farklılıklarımızı birer cephe hattına dönüştürmek istiyor.
Alevi-Bektaşi Güç Birliği Platformu’nun açıklaması, bu sinsi planı tam kalbinden vurmuştur.
Platform, devletimizin emperyalist ve siyonist odaklara karşı sergilediği dik duruşu kıymetli bulduğunu belirtirken, mezhepçiliği “hakikati perdeleyen bir körlük” olarak tanımlıyor.
Bugün meseleye mezhepçi bir gözlükle bakmak, doğrudan Tel Aviv’in katliam mekanizmasına yakıt taşımaktır.
BİZİM ÇOCUKLARIMIZ: GAZZE’DEN TAHRAN’A TEK YÜREK Emperyalizm, saldırganlığını “insan hakları” ambalajıyla süslemeyi pek sever.
Bir dönem Mehsa Amini üzerinden “özgürlük” çığlıkları atarak İran’da bir kitle devşirebileceklerini, bu kitleyi yarın bir gün olası bir ABD-İsrail operasyonunda “meşruiyet zemini” yapabileceklerini sandılar.
Hesapları tutmadı!
Çünkü Türk Milleti’nin ferasetini hesaba katmadılar.
Biz, Gazze’de siyonist bombalar altında can veren Sünni ailenin çocuğu ile Tahran’da emperyalist suikastlarla katledilen Şii ailenin çocuğunu birbirinden ayırmayız.
O çocukların hepsi bizim çocuklarımızdır.
Kerbela’dan bugüne taşıdığımız mazlumun yanında olma bilinci, bize zalimin mezhebine bakmamayı öğretmiştir. ‘NE SAM NE SADDAM’ DİYENLERİN İFLASI Düne kadar “Ne Sam ne Saddam” diyerek, güya diktatörlük karşıtlığı adı altında açıkça Amerikancılık yapan, emperyalist operasyonlara “sol” soslu kılıflar uyduranların bugün sesi soluğu kesildi.
Maskeler düştü, sahte demokratların boyası döküldü.
Alevi-Bektaşi kurumları, Sünni canlarımızla omuz omuza vererek ABD-İsrail saldırganlığına karşı tekmili birden “dur” diyor.
Platformun ilanı nettir: İran’ın toprak bütünlüğü, Türkiye’nin güvenliğidir.
Bölge ülkelerinin egemenliği, bizim istikrarımızın sigortasıdır.
SONUÇ: YA İSTİKLAL YA ÖLÜM!
Alevi-Bektaşi Güç Birliği Platformu’nun 18 Mart Çanakkale Zaferi’nin yıl dönümünde yaptığı bu çıkış, birliğimizin yıkılmaz kalesidir.
Hz.
Ali’nin “Bir köyde bir insan açlıktan ölürse, bütün köy katildir” uyarısı, bugün bölgemizdeki yangına sessiz kalanlar için bir vicdan muhasebesidir.
İsrail ve ABD bilmelidir ki ne dijital mecralardaki dezenformasyonlarınız ne de fonladığınız etki ajanlarınız Türk milletini birbirine düşüremeyecek.
Sünni ve Alevi canlar, emperyalizme karşı tek yumruk, siyonizme karşı tek sestir.
Dün Çanakkale’de geçit vermeyen ruh, bugün Batı Asya’da İsrail’in saldırgan planlarını yırtıp atmaktadır.
Biz biriz, beraberiz ve emperyalizmin her türlü fitnesinden daha güçlüyüz.
Aşk ile..