Haber Detayı

Tohumların yuvaya dönüşü; kadınların kültürü tohumlarla paylaşması
Gastroda odatv.com
11/03/2026 10:59 (2 saat önce)

Tohumların yuvaya dönüşü; kadınların kültürü tohumlarla paylaşması

Geleneksel tohumlar tarım ürünü olmalarını yanı sıra kadınların bilgeliğini, toplumsal hafızayı ve kültürel mirası taşıyan canlı bağlardır. Arjantin’den Oklahoma’ya, Anadolu’dan Kuzey Amerika’ya tohumlar evine dönüyor.

Jamie Stephens, Oklahoma Seneca-Cayuga kabilesinin üyesi ve modern tohum koruyucusu, “Yiyecek ilaçtır” diyor.

Stephens, kabilesinin törensel şifa pratiklerine dönmeye başladığında ilaç niteliğindeki bitkileri bulamadığını anlatıyor.

Mullein (kedi dili, sahra otu) gibi kolay bulunabilen bitkilerden başladığı bu yolculuk, zamanla tohum paylaşımına ve kültürel geri kazanıma dönüştü.

Stephens şimdi kabilesine özel cedre, tütün, adaçayı ve tatlı ot gibi kutsal bitkileri yalnızca yerli halkla paylaşıyor, diğer tohumları ise isteyen herkes alabiliyor.Kirby-ShooteGeçtiğimiz yıllarda 42 yaşındaki çiftçi, Missouri’deki izole sığır çiftliğinden Minneapolis’e 700 mil yol katederek 60 kilo Jimmy Nardello, cayenne, poblano ve Anaheim biberini yanında götürdü.

Sosyal medyada, bu biberleri, Şef Sean Sherman’ın “Owamni” restoranında yer ayırtmak karşılığında sundu.

Stephens’in hikayesi, gıda ve kültür arasında kurulan bağın ne kadar derin olduğunu gösteriyor.REMATRİASYON, TOHUMLARIN ANAVATANA DÖNÜŞÜKirsten Kirby-Shoote, Tlingit kabilesi üyesi ve Detroit’te pop-up yemekler düzenleyen bir şehir çiftçisi, “Tohum paylaşımı bir eylemdir” diyor. “Rematriasyon, tohumların anavatanına dönmesi demek.

O tohum bankalarında ise tohumlar genellikle hoş karşılanmaz.”Rematriasyon, tohumları bir “güvenlik deposunda” saklamaktan çok farklıdır.

Bu süreç, bitkisel mirası sahiplerine iade etmek ve kültürel sürekliliği sağlamak anlamına gelir.

Dream of Wild Health, Sierra Seeds ve Indigenous SeedKeepers Network gibi girişimler, tohum koruma ve paylaşımını organize ediyor.Kirby-Shoote, büyüdüğü Oregon’da büyükannesinin bahçesinde öğrendiği bilgiyi devam ettiriyor. “Kadınlar, tohumun bilgi bekçileri ve savunucularıdır.

Aktif paylaşım, geçmişi, bugünü ve geleceği birbirine bağlar.”Bu yaklaşım, Anadolu’daki kadınların kuşaktan kuşağa aktardığı tohum ve bitki bilgisiyle doğrudan paralellik taşıyor; örneğin Malatya ve Gaziantep’te kayısı ve biber çeşitlerinin kadınlar aracılığıyla nesiller boyu taşınması gibi.DÖRT KIZIL KARDEŞKirby-Shoote, tohumlarını üç kız kardeş yöntemiyle dikiyor; mısır, fasulye ve kabak.

Bunun yanında dördüncü, beşinci ve hatta altıncı kardeşler de var; ayçiçeği ve amarant gibi.

Bu yöntem, binlerce yıldır yerli çiftçiler tarafından uygulanan birbirini destekleyen ekim pratiği.

Anadolu’da da benzer şekilde, fasulye, buğday ve kabak gibi bitkiler, kırsal ailelerin bahçelerinde birlikte ekilerek verim ve toprağın sağlığı korunuyor.Kirby-Shoote, pandemi sürecinde pop-up yemeklerine ara vermiş olsa da, planları yeni bir “ücretsiz seç-bizim-kadar” bahçe açmak.

Menüleri ise doğal ve yerel malzemelerle dolu: alabalık ve hopniss, sütle karışık yabani otlar, ördek göğsü ve kombu turşusu yapılmış yaban mersini, fındık “buttermilk” ile pürelenmiş yer elması.TOHUM KORUYUCULARIN ZORLU YOLCULUĞUUpingakraq Spring Alaska Schreiner, Oregon Tumalo’daki Sakari Farms’ı işletiyor ve soğuk iklimdeki kabile tohum takasıyla ilgileniyor.

Schreiner, Inupiaq ve Alman kökenli ve karma mirası, atalarından değerli tohumları almak için güven kazanmasını zorlaştırmış.

Çiftliği, Hopi mavi mısır, Oneida yaban fasulyesi, White Buffalo Calf Woman tütünü ve Diné tıbbi çayları gibi kabilelere özgü ürünleri yetiştiriyor.İklim krizinin etkileri, Schreiner’in yetiştirdiği ürünlerde de hissediliyor: dolu, yangınlar ve aşırı sıcaklar verimi düşürüyor, bu da tohum paylaşımını zorlaştırıyor.

Yine de Schreiner, zorluklara rağmen yerel yaşlılara yiyecek sağlıyor ve okul yemek programlarına ürün gönderiyor.ANADOLU’DAN YERLİ TOHUMLARA BAĞLANTIAnadolu’nun çeşitli bölgelerinde de benzer bir “rematriasyon” pratiği görülüyor.

Kayısı, üzüm, biber ve mercimek gibi geleneksel tohumlar, kadınlar aracılığıyla korunuyor ve yerel toplulukların sofralarına geri dönüyor. “Paylaşmak, nezaket göstermek demektir” diyor Jamie Stephens, biberlerini Owamni restoranında paylaştıktan sonra.

Tohumları paylaşmak sadece tarım değil; tarih, kimlik ve kültürel direnişin ta kendisi.Odatv.com

İlgili Sitenin Haberleri