Haber Detayı

‘Drone’lar, insansız hava araçları arazi aramalarında hayati rol almaya başladı’
Kelebek hurriyet.com.tr
08/03/2026 07:00 (5 saat önce)

‘Drone’lar, insansız hava araçları arazi aramalarında hayati rol almaya başladı’

Türkiye’nin ilk arama kurtarma derneği 30 yıl önce 14 Mart’ta kuruldu. 1999 Marmara depremiyle hafızamıza kazınan AKUT 5 bin 380 operasyona katıldı. 17 yaşında AKUT’la tanışan Serhat Akbel bugün derneğin yeni başkanı. Akbel 30 yıllık yolculuğu ve son gelişmeleri anlattı.

Üniversiteli iki genç 1994’te Bolkar Dağları’nda kayboldu (Alpaslan Evrensel ve Muzaffer Gerçeker). 14 gün süren ve sonuçsuz kalan arama çalışmasının ardından bir grup dağcı bir araya geldi ve 14 Mart 1996’da Arama Kurtarma Derneği (AKUT) resmen kuruldu. 1999 Marmara depremindeki çalışmalarıyla hafızalarımıza kazındılar.

Hikâyeleri her zaman alkışlardan ibaret olmadı; zaman zaman eleştiri oklarının da hedefi haline geldiler.

Uykuları kaçan, yıpranan, ayrılan gönüllüleri de oldu, “Ben varım” deme- ye devam edenleri de. ‘Devam’ diyenlerden biri de Serhat Akbel. 23 yıl önce AKUT’a üye olan ve ocak ayında AKUT’un yönetim kurulu başkanı seçilen Serhat Akbel’le buluştuk; 30 yılı ve yeni hedeflerini konuştuk.◊ AKUT’la ne zaman tanıştınız? 2003’te, 17 yaşımdaydım. 18 yaşıma basar basmaz üyelik işlemleri yapıldı. 23 yıldır buradayım.

İzcilik yapmaya küçük yaşlarda başladım; ortaokul ve lisede çok daha aktiftim.

AKUT’un kurucu kadrolarında, 1999 depreminde çalışan izci ağabeylerimiz, ablalarımız vardı.

Onlar rol model oldu.◊ 23 yılda neler değişti?Bu artık benim için gönüllülükten öte bir yaşam şekli.

Şimdi genel başkan olarak buradayım.

Çok gurur verici ama bir o kadar yorucu.

Her gittiğiniz bölgede insanların koşarak çıktığı yere siz koşarak yardım etmek için gidiyorsunuz.

Tabii AKUT da bu dönem içinde çok ciddi kurumsal bir yapıya dönüştü.

İçinde farklı organizasyonlar var.

Örneğin AKUT Enstitüsü bizim bilgiyi üreten kısmımız.

Fabrikaların, birçok büyük şirketin acil durum planlarını, risk analizlerini yapıyoruz, arama kurtarma ekiplerini yetiştiriyoruz.

Oradan kazanılan kaynakla da AKUT’un sürdürülebilirliğini sağlıyoruz.

AKUT Enstitüsü İran’da, Suriye’de, Pakistan’da, Hindistan’da, Tayvan’da ve dünyanın çeşitli yerlerinde projeler yönetmiş, arama kurtarma ekipleri yetiştirmiş, Avrupa’nın birçok ülkesiyle işbirlikleri yapmış bir marka.◊ AKUT 30 yılda neler yaptı? 3 bin 68 gönüllüye ulaştık. 5 bin 380 operasyona katıldık ve 5 bin 119 canlıyı kurtardık.

Türkiye genelinde 30 operasyonel ekibimiz var. 6 bin 443 Afet Bilinçlendirme Semineri’yle 1 milyon 16 bin kişiye ulaştık. 30 yılda 20-30 bin kişinin yolu AKUT’tan geçti.

Her gönüllü arama kurtarma personeli değil elbette.

Sıcak bölgede görev alabilmek için 2 ila 5 yıllık eğitimden geçmek gerekiyor.

Çünkü arama kurtarma, ciddi eğitim, ekip uyumu ve hazırlık gerektiriyor.

Fiziksel olduğu kadar psikolojik olarak da zorlayıcı.

Büyük operasyonlardan sonra yıpranan ve ara vermek zorunda kalan gönüllülerimiz oluyor.◊ Yeni başkan olarak öncelikli planlarınız neler?

Hedefimiz AKUT’un daha da büyümesini sağlamak.

Kriz tarafında zaten aktifiz. 30’uncu yılımızla birlikte işin risk yönetimi tarafında yani toplumsal farkındalık konusunda daha aktif olacağız.◊ Uluslararası tarafta hedefleriniz neler?Birleşmiş Milletler bünyesinde INSARAG (Uluslararası Arama ve Kurtarma Danışma Grubu) var ve biz Türkiye’de ilk sınıflandırılmış ekibiz.

Avrupa Sivil Savunma Mekanizması’nın entegre ekipleri içindeyiz.

Asya’da, Filipinler başta olmak üzere çeşitli ülkelerde çalışmalar yürütüyoruz.

Tayvan’la işbirliğimizin özel bir anlamı var. 1999’da bizimle aynı dönemde büyük bir deprem yaşadı.

Tayvan’da 7,6 gibi depremler oluyor ve ciddi yıkımlar yaşanmıyor.

Dünyadaki eğitimleri, örnekleri gözlemleyip ülkemize uyarlamaya çalışıyoruz.‘Robotik bacak çalışmaları yapıyoruz’ ◊ Yapay zekâyla çok şey değişti.

Arama kurtarma operasyonlarında ne gibi yenilikler oldu? 1999’da enkazlarda açılan küçük deliklerden, sopanın ucuna yerleştirilmiş aynayla içeri bakmaya çalışılırdı.

Bugün kamera ve hatta radar teknolojileri var.

Vücut ısısını, betonun arkasında canlı olup olmadığını tespit edebilecek teknolojilerle ilgili çalışılıyor.

Biz de testlerini yapıyoruz.

Drone’lar ve insansız hava araçları özellikle açık alan arazi aramalarında bizim için hayati rol almaya başladı.

Önce köpekleri çok aktif kullanırdık.

Şimdi arama yapmasını istediğiniz koordinatları giriyorsunuz, drone kaldırıyorsunuz.

Bizim de geliştiricilerinden biri olduğumuz yazılımla ‘sarı tişörtü, kırmızı pantolonu var’ gibi özellikleri yazılıma giriyorsunuz ve drone anlık olarak tarama yapıyor.

İstanbul Teknik Üniversitesi, AFAD, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın yaptığı çalışmalar var.

Operasyona çıkış süreleri ve ekipmanlarla ilgili de sürekli bir gelişim var.

Arazideki gönüllülerin yükünü azaltacak robotik bacak destekleriyle ilgili çalışmalar da yapıyoruz.

İlgili Sitenin Haberleri