Haber Detayı

Cereyanlar’da donmuş entelektüel kibir. Özgün düşüncenin kuşatılması...
Güncel odatv.com
06/03/2026 11:10 (4 saat önce)

Cereyanlar’da donmuş entelektüel kibir. Özgün düşüncenin kuşatılması...

Bu yazıyı yazmak zorunda kalmanın nedeni var. “Cereyanlar” kitabının ana omurgasını Soner Yalçın ve Mustafa İlker Yücel yazdı, tekrara gerek yok. Akademisyen Tanıl Bora’nın kitabının içeriğinden çok yazın yöntemi dikkatimi çekti.

Soner Yalçın, Odatv’de Tanıl Bora’nın “Cereyanlar” kitabını eleştirdi. (Bakınız: https://www.odatv.com/yazarlar/soner-yalcin/ayni-kitap-ayni-zaman-tesaduf-mu-basucundaki-cereyan-120136996)Mustafa İlker Yücel, sanki Soner Yalçın’ın yazdıkları gerçek değilmiş gibi yapılan yaygaralara kitaptaki somut yazılar üzerinden yanıt verdi. (Bakınız: https://www.odatv.com/guncel/odatv-iletisim-polemigi-kim-gercegi-yaziyor-120137619)Tartışma Cumhuriyet, BirGün gibi mecralarda da sürdü.İster istemez “Cereyanlar” kitabını okudum...

Gerek Soner Yalçın ve gerek Mustafa İlker Yücel’e hak verdim.Bu yazıyı yazmak zorunda kalmanın nedeni var. “Cereyanlar” kitabının ana omurgasını Yalçın ve Yücel yazdı, tekrara gerek yok.

Akademisyen Tanıl Bora’nın kitabının içeriğinden çok yazın yöntemi dikkatimi çekti.ATIF ENFLASYONUNUN SEBEBİ Nokta 1:Son yıllarda akademide sıkça eleştirilen sorunlardan biri atıf enflasyonu.

Bu durum, bir çalışmanın özgün analiz üretmekten ziyade çok sayıda kaynağı arka arkaya sıralamasıyla ortaya çıkar.Böyle metinlerde ortaya çıkan metin, yeni düşünce üretmekten çok mevcut literatürün dökümü haline gelir.Bazı akademisyenler, modern akademik yazının giderek yorum ve düşünce üretme yerine, literatür gösterme yarışına dönüştüğünü savunur.Pierre Bourdieu bunu, akademik alanın kendi içinde “sembolik sermaye” sistemi oluşturduğu şeklinde yorumladı.

Bu yüzden araştırmacılar bazen düşüncelerini geliştirmekten çok, belirli isimlere atıf yaparak kendi çalışmalarını akademik ağ içinde konumlandırmaya çalışıyor.

Böyle bir ortamda metnin özgün değeri yok aslında.Benzer biçimde Bruno Latour da bilimsel metinlerdeki atıf pratiklerini inceleyerek atıfların yalnızca bilgi aktarımı değil, aynı zamanda bilimsel otorite kurma stratejisi olduğunu belirtti.

Bir araştırmacı ne kadar çok güçlü kaynağa dayanırsa, metni de o kadar “sağlam” görünür.

Ancak bu durum bazen metnin kendi düşünsel katkısını geri plana iter.

Metin, argüman üretmek yerine başkalarının otoritesini çağıran yapı haline gelir.Bu eleştirilerin ortak noktası şudur: Akademik yazının temel amacı mevcut bilgiyi tekrar etmek değil, onu sorgulamak ve yeni bir yorum üretmek olmalı...Atıf elbette bilimsel çalışmanın vazgeçilmez parçası fakat atıflar düşüncenin yerine geçtiğinde, akademik metinler giderek derleme kataloglarına dönüşme riski taşıyor.Bu nedenle birçok düşünür, akademide gerçek entelektüel katkının ancak eleştirel analiz, yorum ve özgün görüş geliştirme ile mümkün olduğunu vurguluyor…ATIFIN BİR DİĞER KONUSU İSE CIMBIZLAMANokta 2:Bu akademik sorunun başka boyutu ise atıfların bağlamından koparılarak kullanılması.

Araştırmacı bazen yazarın - düşünürün eserinden yalnızca kendi görüşünü destekleyen kısa bölümü seçer ve onu metnin geri kalanından bağımsız şekilde sunar.Böyle bir “cımbızlama” yöntemi, aslında ilgili yazarın - düşünürün bütünlüklü yaklaşımını yansıtmaz.

Yalnızca alıntıyı yapan yazarı destekler!

Bu durumda atıf, tartışmayı derinleştiren araç olmaktan çıkar ve retorik bir meşrulaştırma aracına dönüşür…VE SONUÇ: ENTELEKTÜEL KİBİRTanıl Bora “Cereyanlar” kitabına yapılan eleştirilere, somut yanıt verme yerine üstten bakan anlayışla küçümsedi.Şaşırtıcı değil, sebebi var:Entelektüel kibir, kişinin kendi düşüncesini ve bilgisini olduğundan çok daha üstün görmesi ve başkalarının fikirlerini küçümsemesi durumu...Bu davranışın nedenleri psikoloji, sosyoloji ve felsefede birkaç farklı açıdan açıklanabilir…Bazı insanlar için bilmek eşittir değerli olmaktır.

Onlar için bilgi toplumda statü aracıdır.

Bilgiyi gerçekten öğrenmek için değil, üstünlük göstermek için kullanır.

Bu yüzden biri onun fikrine karşı çıktığında bunu tartışma değil kişisel tehdit algılar.

Böylece:Fikirlerini savunmak yerine egosunu savunur...Tartışmayı öğrenme değil salt haklı çıkma olarak görür...Bu davranışın arkasında çoğu zaman kişinin psikolojik yaraları vardır.

Tartışmayı öğrenme fırsatı olarak değil, kendini kanıtlama yolu olarak görür.

Çünkü içinde derin bir yetersizlik ya da değersizlik hissi taşır ve bunu telafi etmeye çabalar durur.

Bu durumda kendini sürekli bilgili gösterme ihtiyacı duyar.

Ve başkalarını küçümseyerek kendi değerini yükseltmeye çalışır.Tanıl Bora çıksın kitabını savunsun niye kaçak güreşiyor ki?

Bu arada Tanıl Bora’nın “baba” kompleksi sorunu bizi ilgilendirmez.

Ancak, Atatürk’ü “devlet baba” görüp saldırırsa bu psikolojinin konusuna girer. “Cereyanlar” kitabına dair bir tespitim de budur; psikologlar incelesin kitabı...Özgün düşünürler ülkemizde hep hedef alındı, işsiz kaldı, yolu hapse düştü.

Nedense Tanıl Bora’ya hiç dokunulmadı.

Bu da ayrı yazı konusu olur ama değmez boş verelim...

Cemile Y.

ÇetinOdatv.com

İlgili Sitenin Haberleri