Haber Detayı

Mum ışığında zamansız müziğin peşinde
Dünya+ dunya.com
06/03/2026 00:00 (2 saat önce)

Mum ışığında zamansız müziğin peşinde

Yüzlerce mum eşliğinde özel mekanlarda konserler veren Musicandle Concerts projesi, müziği yalnızca dinlenen değil, geçmişle bugün arasında ‘hissedilen’ bir deneyime dönüştürmeyi amaçlıyor. Yurt içi ve yurt dışında büyük ilgi gören grubun yeni performansı, bu kez kadınlar için yarın Deniz Müzesi’nde yaşanacak.

MELTEM KERRARmeltemkerrar@gmail.com“Müziğin Aydınlığı, Işı­ğın Sesi” mottosuy­la iki yıl önce yola çı­kan ve St.

Antuan, Binbirdirek Sar­nıcı, Londra Westminster Chapel ve St.Mary’s Kilisesi gibi Türkiye ve dünyada ikonik tarihi mekan­larda konserler veren Musicand­les projesi Kadınlar Günü için özel olarak tasarladığı yeni konseriyle yarın akşam Deniz Müzesi’nde iz­leyicisiyle buluşacak.Viyola sanatçısı Özlem Sevil’in kurucusu ve sanatçısı olduğu Mu­sicandle Concerts sanatın ve mü­ziğin evrenselliğinden ilham alı­yor.

Ayşe Birden (keman), Aycan Küçüközkan (keman), Özlem Sevil (viyola) ve Funda Altun’dan (çello) oluşan ve 60’ı aşkın kapalı gişe kon­serler veren kuartet, Mozart, Albi­noni, Albeniz, Handel, Bizet, Verdi ve Ravel’in bestelerini Türk eser­leri, sevilen tangolar ve unutulmaz film müzikleriyle buluşturuyor.

Mumlarla aydınlanan alışılmışın dışında bir atmosferde sahne alan dörtlüye konuk solistler, bale ve modern dans sanatçıları eşlik edi­yor.

Musicandle Concerts kurucu­su Özlem Sevil’le bu özel projeyi ve yarın Deniz Müzesi’nde verecekle­ri konserlerini konuştuk.Musicandle Concerts kuarte­ti olarak ilk günden beri büyük bir ilgiyle karşılandınız.

Mum ışığında konser verme fikri na­sıl oluştu?

Müziği sadece dinlenen değil, hissedilen bir deneyime dönüş­türmek istedik.

Mum, tarih bo­yunca insanları bir araya getiren en yalın ışıktı.

Biz de bu yalınlığı müzikle buluşturduk.

İki yıl ön­ce başlayan bu yolculuk, bugün 60 kapalı gişe konser ile binlerce ki­şinin aynı duyguda buluştuğu bir deneyime dönüştü.Mum ışığı izleyiciyi nasıl et­kiliyor sizce, klasik sahne ile karşılaştırır mısınız?

Mum ışığında konser bambaş­ka bir deneyim.

Klasik bir sah­ne düzeninde ışık daha nettir, her şey görünürdür.

Ama mum ışığın­da görünenden çok hissedilen var­dır.

Seyircilerimiz müziği sadece dinlemiyorlar, gerçekten yaşıyor­lar.

Ortam daha sakin, daha sami­mi, daha zamansız bir hale geliyor.

Sanki hep birlikte kısa bir süreliği­ne günlük hayattan çıkıp başka bir atmosfere geçiyoruz.

Biz sahnede bunu çok net hissediyoruz; alkış­tan önce gelen o derin sessizlik as­lında en güçlü bağın kurulduğu an oluyor.“Mekanın ruhuna göre çalıyoruz” Geçtiğimiz iki yılda yurt için­de ve yurt dışında özellikle de tarihi ve özel yerlerde pek çok konser verdiniz.

Mekanların müziğinize etkisi nasıl yansı­yor sizce?

Geçtiğimiz iki yılda İstanbul St.Antuan Kilisesi, İstanbul De­niz Müzesi, Londra Westminster Chapel, Londra St.Mary’s Kilise­si, Binbirdirek Sarnıcı, Zorlu Pla­tinum Sahnesi ve İzmir Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi’n­de konserler verdik.

Bizim için mekân sadece bir sahne değil; mü­ziğin en önemli eşlikçilerinden bi­ri.

Her tarihi yapının kendine ait bir dokusu, hafızası ve akustiği var.

Yüksek tavanlar, taş duvarlar, yüzyılların izini taşıyan detaylar… Tüm bunlar çaldığımız eserle­re farklı bir karakter katıyor.

Re­pertuvarımız, farklı bir mekânda bambaşka bir duyguya dönüşebili­yor.

Biz de sahnede mekânın ruhu­na göre çalıyoruz aslında.

Bazen daha görkemli, bazen daha içe dö­nük, bazen daha mistik… Bu uyum hem bizi hem izleyiciyi etkiliyor.Tarihin içinde, yüzlerce mumun ışığında klasik müzik dinlemek in­sanlarda zamansız bir his yaratı­yor.

Sanki geçmişle bugün aynı an­da nefes alıyor.

Ve ortaya sadece bir konser değil, gerçekten unutul­maz bir deneyim çıkıyor.“Her şehir yeni bir hikaye” Türkiye’de ve dünyada kon­ser vermek istediğiniz özel bir mekan var mı?

Londra’da verdiğimiz konseri­mizde yoğun bir ilgi gördük yurt dı­şında bu ilgiyi görmek, Musicand­le’ın evrensel bir dile sahip oldu­ğunu bize gösterdi.

Türkiye’de de birçok kez yine kapalı gişe konser­lerle izleyiciyle buluştuk ve her se­ferinde aynı heyecanı yeniden ya­şadık.

Bizim için artık mesele sade­ce bir mekânda çalmak değil; doğru atmosferi kurabileceğimiz, müzi­ğin ve mum ışığının büyüsünü ta­şıyabilecek alanlarda olmak.

Her yeni şehir, her yeni sahne bizim için farklı bir hikâye demek.

El­bette üzerinde düşündüğümüz ve geliştirdiğimiz yeni projeler var.

Musicandle yaşayan ve dönüşen bir marka; biz de her adımı doğru zamanda, doğru atmosferle atma­yı önemsiyoruz.Konserlerin repertuvarla­rını belirlerken neler öne çı­kıyor?

Kadınlar Günü konse­rinizden de söz eder misiniz?

Repertuvarı belirlerken bizim için en önemli şey duygu ve bü­tünlük.

Her konserin bir ruhu ol­sun istiyoruz.

Türk eserleri, se­vilen tangolar ve unutulmaz film müziklerine uzanan özenle seçil­miş bir repertuvar hazırlıyoruz.

İzleyici konserden sadece güzel melodilerle değil, bir hisle ayrıl­malı… Bizim önceliğimiz hep bu. 7 Mart’ta gerçekleştireceğimiz Ka­dınlar Günü konserimiz de bu an­lamda bizim için çok özel.

O gece repertuvarımızda kadının zara­fetini, gücünü, inceliğini ve ilham veren yanını yansıtan eserlere yer vereceğiz.

Daha duygusal, daha naif ama aynı zamanda güçlü bir akış planladık.

Mum ışığının sı­caklığıyla birleşen bu repertuva­rın, izleyiciler için unutulmaz bir akşam olacağına inanıyoruz.

Ka­dının varlığını ve emeğini müzik­le selamlayacağımız çok anlamlı bir gece olacak.SANATIN 'ARTI'SI‘Şakkadanak’ bir kadın hikâyesi!“Okulu bitir, işe gir, evlen, çocuk yap.

Bu mu mutlu hayat döngüsü?”Nazan ile Mehmet’in sıradan hayatları bir düğün davetinin gelmesi ile beklenmedik bir yola girer… Toplumsal baskılar, ailevi beklentiler, kişisel arzular ve seçim yapmanın neredeyse imkânsız hale geldiği modern hayatın zorlukları üzerine bir anlatı olan Şakkadanak; “hayatta kalma mücadelesi”ni özellikle kadın üzerinden farklı bir bakış açısıyla yeniden tanımlıyor.

Bu akşam 21.00’de Mayor Sahne’de izleyebileceğiniz Burcu Reşit’in yazıp yönettiği oyunda Cansu Tekoluk ve Sercan Er rol alıyor32.

İFSAK Kısa Film Festivali başlıyorTürkiye'nin en köklü kısa film etkinliklerinden biri olan İFSAK Kısa Film Festivali, 32’nci yılında sinemanın güncel tartışmalarına alan açan güçlü programıyla izleyiciye sunuluyor.

Gösterimler, 9-15 Mart 2026 tarihleri arasında ücretsiz olarak İFSAK, Beyoğlu Sineması, Sahne Pulchérie, Metrohan, Sismanoglio Megaro ve Beylikdüzü Atatürk Kültür ve Sanat Merkezi'nde gerçekleşecek.

Festival, ulusal yarışma finalistlerinin yanı sıra yarışma dışı uluslararası kısa film ve belgeseller, söyleşiler ve masterclass ile sinemacıları ve izleyicileri bir araya getirecek.

İlgili Sitenin Haberleri