Haber Detayı
Mum ışığında zamansız müziğin peşinde
Yüzlerce mum eşliğinde özel mekanlarda konserler veren Musicandle Concerts projesi, müziği yalnızca dinlenen değil, geçmişle bugün arasında ‘hissedilen’ bir deneyime dönüştürmeyi amaçlıyor. Yurt içi ve yurt dışında büyük ilgi gören grubun yeni performansı, bu kez kadınlar için yarın Deniz Müzesi’nde yaşanacak.
MELTEM KERRARmeltemkerrar@gmail.com“Müziğin Aydınlığı, Işığın Sesi” mottosuyla iki yıl önce yola çıkan ve St.
Antuan, Binbirdirek Sarnıcı, Londra Westminster Chapel ve St.Mary’s Kilisesi gibi Türkiye ve dünyada ikonik tarihi mekanlarda konserler veren Musicandles projesi Kadınlar Günü için özel olarak tasarladığı yeni konseriyle yarın akşam Deniz Müzesi’nde izleyicisiyle buluşacak.Viyola sanatçısı Özlem Sevil’in kurucusu ve sanatçısı olduğu Musicandle Concerts sanatın ve müziğin evrenselliğinden ilham alıyor.
Ayşe Birden (keman), Aycan Küçüközkan (keman), Özlem Sevil (viyola) ve Funda Altun’dan (çello) oluşan ve 60’ı aşkın kapalı gişe konserler veren kuartet, Mozart, Albinoni, Albeniz, Handel, Bizet, Verdi ve Ravel’in bestelerini Türk eserleri, sevilen tangolar ve unutulmaz film müzikleriyle buluşturuyor.
Mumlarla aydınlanan alışılmışın dışında bir atmosferde sahne alan dörtlüye konuk solistler, bale ve modern dans sanatçıları eşlik ediyor.
Musicandle Concerts kurucusu Özlem Sevil’le bu özel projeyi ve yarın Deniz Müzesi’nde verecekleri konserlerini konuştuk.Musicandle Concerts kuarteti olarak ilk günden beri büyük bir ilgiyle karşılandınız.
Mum ışığında konser verme fikri nasıl oluştu?
Müziği sadece dinlenen değil, hissedilen bir deneyime dönüştürmek istedik.
Mum, tarih boyunca insanları bir araya getiren en yalın ışıktı.
Biz de bu yalınlığı müzikle buluşturduk.
İki yıl önce başlayan bu yolculuk, bugün 60 kapalı gişe konser ile binlerce kişinin aynı duyguda buluştuğu bir deneyime dönüştü.Mum ışığı izleyiciyi nasıl etkiliyor sizce, klasik sahne ile karşılaştırır mısınız?
Mum ışığında konser bambaşka bir deneyim.
Klasik bir sahne düzeninde ışık daha nettir, her şey görünürdür.
Ama mum ışığında görünenden çok hissedilen vardır.
Seyircilerimiz müziği sadece dinlemiyorlar, gerçekten yaşıyorlar.
Ortam daha sakin, daha samimi, daha zamansız bir hale geliyor.
Sanki hep birlikte kısa bir süreliğine günlük hayattan çıkıp başka bir atmosfere geçiyoruz.
Biz sahnede bunu çok net hissediyoruz; alkıştan önce gelen o derin sessizlik aslında en güçlü bağın kurulduğu an oluyor.“Mekanın ruhuna göre çalıyoruz” Geçtiğimiz iki yılda yurt içinde ve yurt dışında özellikle de tarihi ve özel yerlerde pek çok konser verdiniz.
Mekanların müziğinize etkisi nasıl yansıyor sizce?
Geçtiğimiz iki yılda İstanbul St.Antuan Kilisesi, İstanbul Deniz Müzesi, Londra Westminster Chapel, Londra St.Mary’s Kilisesi, Binbirdirek Sarnıcı, Zorlu Platinum Sahnesi ve İzmir Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi’nde konserler verdik.
Bizim için mekân sadece bir sahne değil; müziğin en önemli eşlikçilerinden biri.
Her tarihi yapının kendine ait bir dokusu, hafızası ve akustiği var.
Yüksek tavanlar, taş duvarlar, yüzyılların izini taşıyan detaylar… Tüm bunlar çaldığımız eserlere farklı bir karakter katıyor.
Repertuvarımız, farklı bir mekânda bambaşka bir duyguya dönüşebiliyor.
Biz de sahnede mekânın ruhuna göre çalıyoruz aslında.
Bazen daha görkemli, bazen daha içe dönük, bazen daha mistik… Bu uyum hem bizi hem izleyiciyi etkiliyor.Tarihin içinde, yüzlerce mumun ışığında klasik müzik dinlemek insanlarda zamansız bir his yaratıyor.
Sanki geçmişle bugün aynı anda nefes alıyor.
Ve ortaya sadece bir konser değil, gerçekten unutulmaz bir deneyim çıkıyor.“Her şehir yeni bir hikaye” Türkiye’de ve dünyada konser vermek istediğiniz özel bir mekan var mı?
Londra’da verdiğimiz konserimizde yoğun bir ilgi gördük yurt dışında bu ilgiyi görmek, Musicandle’ın evrensel bir dile sahip olduğunu bize gösterdi.
Türkiye’de de birçok kez yine kapalı gişe konserlerle izleyiciyle buluştuk ve her seferinde aynı heyecanı yeniden yaşadık.
Bizim için artık mesele sadece bir mekânda çalmak değil; doğru atmosferi kurabileceğimiz, müziğin ve mum ışığının büyüsünü taşıyabilecek alanlarda olmak.
Her yeni şehir, her yeni sahne bizim için farklı bir hikâye demek.
Elbette üzerinde düşündüğümüz ve geliştirdiğimiz yeni projeler var.
Musicandle yaşayan ve dönüşen bir marka; biz de her adımı doğru zamanda, doğru atmosferle atmayı önemsiyoruz.Konserlerin repertuvarlarını belirlerken neler öne çıkıyor?
Kadınlar Günü konserinizden de söz eder misiniz?
Repertuvarı belirlerken bizim için en önemli şey duygu ve bütünlük.
Her konserin bir ruhu olsun istiyoruz.
Türk eserleri, sevilen tangolar ve unutulmaz film müziklerine uzanan özenle seçilmiş bir repertuvar hazırlıyoruz.
İzleyici konserden sadece güzel melodilerle değil, bir hisle ayrılmalı… Bizim önceliğimiz hep bu. 7 Mart’ta gerçekleştireceğimiz Kadınlar Günü konserimiz de bu anlamda bizim için çok özel.
O gece repertuvarımızda kadının zarafetini, gücünü, inceliğini ve ilham veren yanını yansıtan eserlere yer vereceğiz.
Daha duygusal, daha naif ama aynı zamanda güçlü bir akış planladık.
Mum ışığının sıcaklığıyla birleşen bu repertuvarın, izleyiciler için unutulmaz bir akşam olacağına inanıyoruz.
Kadının varlığını ve emeğini müzikle selamlayacağımız çok anlamlı bir gece olacak.SANATIN 'ARTI'SI‘Şakkadanak’ bir kadın hikâyesi!“Okulu bitir, işe gir, evlen, çocuk yap.
Bu mu mutlu hayat döngüsü?”Nazan ile Mehmet’in sıradan hayatları bir düğün davetinin gelmesi ile beklenmedik bir yola girer… Toplumsal baskılar, ailevi beklentiler, kişisel arzular ve seçim yapmanın neredeyse imkânsız hale geldiği modern hayatın zorlukları üzerine bir anlatı olan Şakkadanak; “hayatta kalma mücadelesi”ni özellikle kadın üzerinden farklı bir bakış açısıyla yeniden tanımlıyor.
Bu akşam 21.00’de Mayor Sahne’de izleyebileceğiniz Burcu Reşit’in yazıp yönettiği oyunda Cansu Tekoluk ve Sercan Er rol alıyor32.
İFSAK Kısa Film Festivali başlıyorTürkiye'nin en köklü kısa film etkinliklerinden biri olan İFSAK Kısa Film Festivali, 32’nci yılında sinemanın güncel tartışmalarına alan açan güçlü programıyla izleyiciye sunuluyor.
Gösterimler, 9-15 Mart 2026 tarihleri arasında ücretsiz olarak İFSAK, Beyoğlu Sineması, Sahne Pulchérie, Metrohan, Sismanoglio Megaro ve Beylikdüzü Atatürk Kültür ve Sanat Merkezi'nde gerçekleşecek.
Festival, ulusal yarışma finalistlerinin yanı sıra yarışma dışı uluslararası kısa film ve belgeseller, söyleşiler ve masterclass ile sinemacıları ve izleyicileri bir araya getirecek.