Haber Detayı
Ekonomide ‘kayıp halka’ düğümü
Türkiye’de kadınların iş gücüne katılımı yüzde 36 ile OECD ortalamasının 25 puan gerisinde. Bu farkın kapanması GSYH’ye yüzde 20 ek katkı potansiyeli taşıyor. Ancak üst yönetimde temsilin yüzde 20’nin altında kalması sürdürülebilir büyüme önünde yapısal bir engel. Karar mekanizmalarındaki bu ‘cam tavan’, ekonomide stratejik bir kayıp yaratıyor.
Başak Nur GÖKÇAMTürkiye ekonomisinin sürdürülebilir büyüme yolculuğunda en stratejik virajlardan biri, nüfusun yarısını oluşturan kadınların ekonomik değer yaratma sürecine tam entegrasyonundan geçiyor.
Bugün Türkiye’de kadınların iş gücüne katılım oranı yaklaşık yüzde 36 iken, bu oran OECD ülkelerinde ortalama yüzde 62- 63 seviyelerinde seyrediyor.
Aradaki bu 25 puanlık uçurum, sadece bir sosyal adalet meselesi değil, aynı zamanda ülkenin kaçırdığı devasa bir ekonomik büyüme fırsatı anlamına geliyor.Bu kritik tabloyu değerlendiren LEAD Network Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Neslihan Nigiz Ulak, konunun salt bir eşitlik söyleminin ötesinde, rasyonel bir ekonomi politikası olduğunu vurguluyor.
Ulak, “Bu farkın kapanması halinde Türkiye ekonomisinin GSYH’sinde uzun vadede yüzde 15–20’ye varan ek katkı potansiyeli olduğu hesaplanıyor.
Kısacası bu sadece bir eşitlik meselesi değil, aynı zamanda çok güçlü bir ekonomik büyüme fırsatı” diyerek tablonun ciddiyetini ortaya koydu.Karar mekanizmalarında ‘cam tavan’ gerçeğiPerakende ve hızlı tüketim gibi kadın istihdamının başlangıç seviyelerinde yoğun olduğu sektörlerde bile, hiyerarşi basamakları yükseldikçe kadın oranının dramatik şekilde düştüğü görülüyor.
OECD ülkelerinde kadınlar toplam istihdamda güçlü görünse de üst yönetimde bu oran yüzde 30 civarında kalırken, Türkiye’de temsil oranı yüzde 20’lerin bile altına iniyor.Ulak, bu düşüşü yalnızca ‘bilinçli tercih’ argümanıyla açıklamanın mümkün olmadığını ifade ediyor.
Kariyer yolculuğundaki görünmez engellere değinen Ulak, “Bu durum yalnızca ‘bilinçli tercih’ ile açıklanamaz.
Cam tavan, görünmez ön yargılar ve kariyer yolculuğundaki yapısal engeller önemli rol oynuyor.
LEAD Network Türkiye perspektifinde odak noktamız, bu ön yargıları kaldırmak ve kadınların karar alma mekanizmalarında sürdürülebilir şekilde temsil edilmesini sağlamak” sözleriyle kurumsal yapılardaki tıkanıklığa dikkat çekti.Sürdürülebilirliğin sadece çevresel faktörlerden ibaret olmadığını hatırlatan bu veriler, şirketlerin giriş ve orta kademelerinde sayısal bir iyileşme olsa da karar alma mekanizmalarının çok daha dar bir havuzdan beslendiğini kanıtlıyor.
Ulak’a göre, terfi süreçlerindeki şeffaflık eksikliği ve rol model azlığı, ‘sayısal artışın’ ‘nitelikli temsile’ dönüşmesini engelliyor.Krizlere karşı çeşitlilik kalkanıAraştırmalar, farklı bakış açılarına sahip liderlik ekiplerinin kriz dönemlerinde çok daha dengeli ve hızlı kararlar alabildiğini kanıtlıyor.
Çeşitlilik; riskleri daha geniş açıdan değerlendirme, alternatif senaryoları görme ve paydaş beklentilerini daha iyi yönetme kapasitesini artırıyor.
Neslihan Nigiz Ulak, bu direnç mekanizmasını şöyle açıklıyor: “Konu ‘kadınlar daha iyi yönetir’ iddiası değil; tek tip yönetim yapılarının daha sınırlı perspektife sahip olabileceği gerçeği; dolayısıyla çeşitlilik kriz dayanıklılığını güçlendiren stratejik bir unsurdur”.Kayıp halka sorunu ve kota tartışmasıBirçok sektörde orta kademe yönetim, kadınlar için ‘kritik eşik’ ya da ‘kayıp halka’ olarak nitelendiriliyor.
Stratejik projelerde yer alamama ve iş-özel hayat dengesinin en yoğun hissedildiği bu dönemde, şeffaf sponsorluk mekanizmaları devreye girmezse üst yönetime geçişler doğal olarak tıkanıyor.
Kota uygulamaları dünyada tartışılsa da Ulak, Türkiye’de gönüllülük temelli uygulamaların, mentorluk programlarının ve performans odaklı DEI (Çeşitlilik, Eşitlik ve Kapsayıcılık) hedeflerinin de büyük bir dönüşüm yaratabileceğine inanıyor.Cinsiyet dengesi bir risk faktörüModern finans dünyasında artık ‘kadınsız bir yönetim kurulu’, yatırımcılar tarafından eksik bir yapı ve potansiyel bir finansal risk olarak kodlanıyor.
Çeşitliliğin sosyal bir başlıktan ziyade sürdürülebilir başarı ve uzun vadeli değer yaratma unsuru olduğunu belirten Neslihan Nigiz Ulak, konuyu şöyle özetliyor: “Bugün birçok yatırımcı için kadın üyesi olmayan bir yönetim kurulu, eksik bir yapı olarak değerlendirilebiliyor.Çünkü çeşitlilik sadece eşitlik meselesi değil; daha dengeli karar alma, farklı bakış açıları ve daha güçlü performans anlamına geliyor”.ESG (Çevresel, Sosyal, Yönetişim) skorlamalarında da artık sadece toplam istihdam sayısına bakılmadığını, karar mekanizmalarındaki etkinliğin sorgulandığını görüyoruz.
Ulak, “Yetenek havuzunun yarısını yeterince değerlendirmemek hem rekabet hem de inovasyon açısından sınırlayıcıdır.
Eşitlik olmadan tam anlamıyla sürdürüle-bilirlikten söz etmek zor” diyerek şirketlere çağrıda bulundu.