Haber Detayı
İkiz dönüşümün kilidi kadın girişimciliği ile açılacak
Yapılan uluslararası araştırmalar, kadınları eşit fırsatları yakalaması durumunda 2030 yılına kadar küresel ekonomiye 13 trilyon dolar ek katkı sağlama potansiyeli bulunduğuna işaret ediyor. İş dünyasını etkileyen dönüşüm, Türkiye'de kadınların işgücüne katılımını artırıyor. Ayrıca Türkiye'de kadın girişimcilerin projelerine yapılan her yatırım, 5 kata yakın sosyal fayda üretiyor.
Hüseyin VATANSEVERSeçme ve seçilme hakkı başta olmak üzere kadınlar; eşit haklar ya da fırsat eşitliği ve özgürlük için her zaman mücadele etmek zorunda kaldı.
Hiçbir şeyi kolaylıkla kazanmadıkları gibi oy hakkı savunucusu kadınlardan günümüzün dijital aktivistlerine kadar yaşanan dönüşümde her nesilden kadın, çeşitli alanlarda kendilerine layık görülen sınırları zorladı ve engelleri aştı.Alt edilen her bir zorluğun sonrasında kadınlar, kazanımlarını sahiplenerek geri adım atmayı her zaman reddetti.
Onların mücadelesini tarif etmekte bu çerçeve yetersiz kalsa da küresel boyutta elde ettikleri kazanımlar, aynı zamanda daha iyi çalışma şartlarının oluşması ve barış hareketlerinin hedefine varması gibi insanlığı olumlu etkileyen ve özgürleştiren bir boyut taşıdı.
Başka bir deyişle kadın hareketi, aydınlığı daha da belirginleştirdi.Bu nedenle Birleşmiş Milletler (BM) tarafından Dünya Kadınlar Günü olarak tanımlanan 8 Mart, gerek gelişmiş ülkelerde gerekse gelişmekte olan ülkelerde her yıl umutla kutlanıyor.
Bu anlamlı gün, kadınların insan hakları temelinde sağladıkları katkılar ile birlikte oluşturdukları siyasal ve sosyal bilinç sayesinde toplumların gelişimindeki rolünü gündeme taşıyor.
Ayrıca kadınların yaşadıkları sorunlar ve çözüm önerileri daha geniş kitlelere ulaştırılıyor.Finansman, pazar erişimi ve eğitim desteği şartUluslararası araştırmalar, kadınların eşit temsilinin milli gelir üzerinde doğrudan pozitif etkisi olduğunu ortaya koyuyor.
McKinsey&Company tarafından paylaşılan analize göre kadınların erkeklerle eşit fırsatlara sahip olduğu senaryoda 2030 yılına kadar küresel ekonomiye 13 trilyon dolar ek katkı sağlamaları mümkün.
Bu öngörü aynı zamanda kadın emeği ve liderliğinin yalnızca niceliksel değil, niteliksel büyümenin de anahtarı olarak öne çıktığı şeklinde yorumlanmakta.
Yani kadılar ekonomi ya da iş dünyasında kota açılmasını bekleyen veya desteklenmesi, teşvik edilmesi gereken kişiler değil; bizzat oyunu kuran, yöneten ve sistem geliştiren ana oyuncular arasına katılması bir zorunluluk.Oyunun kurallarının değiştiğinin farkına vararak; adil olanın yanı sıra çok daha çevik, sezgisel ve sarsılmaz bir ekonomi için kadınların ruhunu kattığı girişimlerin desteklenmesi elzem.
Çünkü kadın girişimcilerin sadece istihdam oluşturmakla kalmadığı, dokunduğu her iş modelini bir kaldıraç etkisiyle toplumsal dönüşüme çevirdiği göz ardı edilemez.
Bu perspektiften bakıldığında sürdürülebilir büyüme hedefleri bulunan Türkiye’de kadınların iş gücüne daha yüksek oranlarda ve daha güçlü pozisyonlarda katılımı kritik önem taşıyor.Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre Ocak 2026 itibarıyla 31 milyon 953 bin kişi istihdam ediliyor.
Bu dönemde işgücüne katılma oranı ise erkeklerde yüzde 70 olarak belirtilirken, bu oran kadınlarda yüzde 34,7 şeklinde kayıtlara geçti.
Türkiye’de kadınların işgücüne ve istihdama katılımı son yıllarda anlamlı bir artış gösterse de bölgesel, yapısal ve toplumsal engeller kadınları hala sınırlandırıyor.Aynı şekilde kadın girişimciliğinde de artış eğilimi görülüyor.
Finansman, pazar erişimi ve eğitim gibi destek unsurlarının artırılması kadın girişimciliğinin gelişiminde önemini korumayı sürdürüyor.
Türkiye Kadın Girişimciler Derneği (KAGİDER) tarafından yayımlanan Türkiye Kadın Girişimciliği İzleme Raporuna göre 2019 yılında kadın girişimciler arasında kredi kullanma oranı yüzde 45 iken, 2025 itibarıyla bu oran yüzde 86’ya yükseldi.
BDDK verilerine göre kadın girişimcilerin yaklaşık yüzde 80’i bankalardan kredi kullanıyor.Kadın girişimcilerin yatırımları 5 kat sosyal fayda üretiyorKAGİDER’in bir başka çalışması olan 2020–2025 Sosyal Etki Raporu, kadın girişimciliğini yalnızca finansmanla sınırlamayan ekosistem temelli ve çok boyutlu destek anlayışının somut sonuçlarını gösteriyor.
Yatırımın Sosyal Getirisi (SROI) yöntemiyle hazırlanan araştırmaya göre kadın girişimcilerin projelerine yapılan her 1 TL’lik yatırım, 4,80 TL değerinde sosyal fayda üretiyor.
Ancak yalnızca krediye erişim değil; finansmanın kadın girişimcinin iş modeline, sektörüne ve büyüme potansiyeline uygun biçimde tasarlanması da önem taşıyor.
Kaynağa erişim kadar, o kaynağın doğru zamanda ve doğru araçlarla sunulması da belirleyici oluyor.“Eşitliği doğal standart haline getireceğiz”KAGİDER Yönetim Kurulu Başkanı Esra Bezircioğlu, Türkiye’de kadınların ekonomik hayattaki varlığının daha görünür, güçlü ve dönüştürücü nitelik kazandığını söyledi.
Kadınların katılımını makroekonomik büyümenin, rekabet gücünün ve kurumsal dayanıklılığın temel unsurları arasında gösteren Bezircioğlu, “Kadın girişimciliği yalnızca bireysel başarı hikâyeleriyle değil; ekonomik büyüme, toplumsal kalkınma ve kurumsal dönüşüm perspektifiyle ele alınan stratejik bir alan olarak değerlendiriliyor.
Ancak bu ivmenin sürdürülebilir ve kapsayıcı bir yapıya dönüşmesi için ekosistemin bütüncül biçimde güçlendirilmesi gerekiyor” dedi.Kadınların eşit fırsatlara eriştiği ve karar mekanizmalarına güçlü biçimde katıldığı bir ekonomiyi Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınma stratejisinin temeli olduğunu belirten Bezircioğlu, “Eşitliği iş dünyasının doğal standardı haline getirmeye kararlılıkla devam edeceğiz” ifadesini kullandı.