Haber Detayı

Özel, İmamoğlu'nun YouTube kanalına konuk oldu: Aramızda kardeşlik hukuku var
Siyaset odatv.com
04/03/2026 09:35 (5 saat önce)

Özel, İmamoğlu'nun YouTube kanalına konuk oldu: Aramızda kardeşlik hukuku var

Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun YouTube’da başlattığı “19 Mart” serisinin ilk bölümünde CHP lideri Özgür Özel konuştu. Özel, “Aramızda kardeşlik hukuku var” diyerek İmamoğlu’yla kader ortaklığını vurguladı; Saraçhane gecelerini ve “milletin verdiği bayrağı yere atmama” çağrısını anlattı.

Tutuklu bulunan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve CHP'nin Cumhurbaşkanı Adayı Ekrem İmamoğlu, Youtube hesabından "19 Mart" sürecinin dostları, arkadaşları ve ailesi tarafından anlatılacağı bir video serisi başlattı.İmamoğlu, paylaşımına, "Yol arkadaşlarım, dostlarım, ailem 19 Mart darbesini ve bugüne kadar yaşananları anlatıyor.

İlk bölümde Genel Başkanımız Özgür Özel var.

İlk günden itibaren çok önemli bir mücadelenin öncüsü oldu.

Kardeşlik hukukumuzu her fırsatta dile getirdi.

Bu mücadelenin sonu aydınlık" notunu düştü."BİR SAVAŞ ZAFERİ VE SAVAŞ KAYBI GİBİ BİR ŞEY DEĞİL, DEMOKRATİK KAZANÇ"Serinin ilk bölümünde konuşan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İmamoğlu ile olan yol arkadaşlığını anlattı ve yaşanan sürece dair çarpıcı değerlendirmelerde bulundu.Paylaşılan videoda CHP lideri Özel, şunları söyledi:"Tayyip Bey şunu gördü; ben bu adamı Beylikdüzü'nde yenemedim, Beylikdüzü'nü elimden aldı, o günden beri geri alamıyorum.

İstanbul'da 31 Mart'ta yenemedim, seçimleri iptal ettirdim, büyük bir farkla kazandı yine.

Devamında bu sefer her şeyi yaptık, bütün devlet gücünü kullandık, olmadı.

Diğer taraftan bakarsanız karşısına başbakan çıkardım olmadı, meclis başkanı çıkardım olmadı, en güvendiğim bakanı, şehircilik bakanını çıkardım olmadı.

Kendi sesi yani, 'İstanbul'u kazanan Türkiye'yi kazanır, İstanbul'u kaybeden Türkiye'yi kaybeder' sesi, Tayyip Bey'in zihninde, bir siyasetçinin zihninde olmaması gerektiği kadar yüksek bir şekilde sürekli çınladı ve o, Tayyip Bey'e bugün yaptıklarını yaptırıyor.

Oysa demokrasinin güzelliği; biri gelecek, biri gidecek ve bu ihtimal her zaman olacak.

Hem daha iyi hizmet etmek için hem hesap verebilmek için.

Bir savaş zaferi ve savaş kaybı gibi bir şey değil, demokratik kazanç ve demokratik kayıplar.

Ama iş öyle bir yere geldi ki, bir hakim parti ve "kaybedersek her şeyi kaybederiz, kaybedersek mahvoluruz, bunun için her şeyi yapmalıyız, her hileyi yapmalıyız, her baskıyı yapmalıyız..." İşte en son buraya geldi."MİLLETİN VERDİĞİ BAYRAĞI KAYBEDERSEN, MİLLET BİR DAHA VERMEZ"Ben o sabaha hem çok hazırlıksızdım hem çok hazırlıklıydım.

Hazırlıksızlık şöyle bir şey, yakın yere koymayacağım bir şeydir.

Defalarca seçim kazanmış biri, milletin iradesi ortada, bu kadar popüler birisini varıp da gidip alıp da içeri atacak halleri yok ya diye düşünüyorsun ve "o kadar da kötü, o kadar da gözü dönmüş olamazlar" diyorsun.

Sonra görüyorsun ki o kadar da kötülermiş, o kadar da gözü dönmüşler.

Ama bir yandan da çok hazırdım.

Bir siyaset dışı olay nasıl okunur, nasıl tanımlanır ve bununla nasıl mücadele edilir bunu biliyordum.

Ben sabah öğrenir öğrenmez MYK'yı topladım.

MYK'da kısa bir değerlendirmeyle dedim ki; bu bir darbe girişimi.

Darbenin siyasi hedefi var.

Buranın siyasi hedefi, bir sonraki iktidarı felç etmek, paralize etmek.

Bir sonraki cumhurbaşkanını da gözden düşürmek ya da aday olamaz hale getirmek.

Bu siyasi hedefi.

Coğrafi hedefi nedir?

İşte darbeciler ne yapar?

Giderler Ankara'da Çankaya Köşkü'nü kuşatırlar, Meclis'i...

Bunlar da Saraçhane'ye gelecekler.

Büyük ihtimalle kayyum atacaklar ki sonradan terör maddesi ortaya çıkınca bu niyet aşikar oldu.

Saraçhane'ye gittik.

Gidince böyle binada gezdim, dolaştım.

Dedim ki; 'Buraya gelecekler, burayı almaya çalışacaklar.

Kayyum atayabilirler, kayyuma vermemek lazım.' Bakın, buradaki hassas nokta şu; eninde sonunda orduyla gelir alır, polisle gelir alır, o ayrı.

Vermemek değil, onların istediği gibi vermemek...

Vermemek için her şeyi yapmak, gerekirse ölümü göze almak, bu başka bir şey.

Çünkü millet sana bir bayrak vermiş, o bayrağı taşıyacaksın.

O bayrağı yere atarsan bir daha eline vermez.

O bayrağı kaybedersen bir daha vermez.

O bayrağı elinde tut, senin gelip canına okusunlar, üzerinden geçsinler, o bayrağı zorla alsınlar.

Örneğin işte seçimin iptali öyle bir şeydir, millet o bayrağı bir daha veriyor.

O bayrağı bırakıp kaçana vermiyor."110 BİN KİŞİYE VERMEK LAZIM"Saraçhane'ye çağrı yaptık biz, herkes Saraçhane'ye gelsin diye.

O sırada Davut Gül açıklama yaptı.

İstanbul'da 5 gün boyunca her şey yasak, üç kişi bir araya gelmeyecek diye.

Metroları kapattılar, otobüsleri durdurdular, köprüleri kaldırdılar, vapurları da bağladılar.

Bu olunca Saraçhane Meydanı'yla biz bize kaldık. 'Ne olacak şimdi?' dedi Özgür Çelik Başkan, 'Genel Başkanım sizce?' dedi. 'Ne olacaksa bu akşam olacak.' dedim, 'Bu meydan dolarsa bu işi biz kazanacağız, dolmazsa onlar kazanacak.' Haberler geliyor, öğrenciler toplanıyor Beyazıt'ta, İstanbul Üniversitesi'nin önünde falan diye.

O sırada biz çağrıları yeniliyoruz.

Sonra Özgür Başkan gelmişti eş zamanlı olarak.

Vatan Emniyeti'nin önündeki bariyerlerin yıkıldığını ve öğrencilerin Beyazıt'taki bariyerleri aşarak geldiklerini duyduk.

Biz de çıktık.

Hani 3 bin kişi oradan, 2 bin 500 kişi buradan, bir 5 bin kişinin böyle meydanda bir kalabalık var.

Ama 5 bin kişi sonuçta yani. 500 bin kişilik meydan veya en dar bakış açısıyla bir 100 bin kişilik yer.

Ondan sonra ama oradan o bir iki tezahürat falan ettiler, 'Konuş monuş' bana dediler.

Ben de dedim ki, 'Akşam 8.30'da' dedim, 'Bu otobüsün üstüne çıkacağız' dedim.

Bunu çekenler, yayanlar oldu.

Hepsi sosyal medyalarından paylaştılar, yani kendilerinin orada olduğunu söylediler.

Herkes bir diğerinden cesaret alarak, o ilk akşam 110 bin kişi oraya geldi.

Mesela bu muhteşem bir şeydi.

Ben hep söylüyorum; bütün mücadelenin tamamı önemli ama hani bir madalya vereceksek Türkiye demokrasisi adına, o gece oraya gelen 110 bin kişiye vermek lazım.

Yani ilk gelen 2.500 öğrenci de en güzelini hak ediyor, 4 bin CHP'li de hak ediyor Vatan Emniyeti'nin önünden gelen...

Ama kalkıp gelen...

Çünkü ikinci gece 205 bin oldu, sonra 255 bin oldu.

Pazar gecesi, tabii o dayanışma sandıklarının olduğu gün muhteşemdi, 550 bin kişi geldi."EKREM BEY'İN İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR ADAYLIĞI İLE İLGİLİ İLK İHTİMALİ VELİ AĞBABA'NIN DİLLENDİRDİĞİNİ HATIRLIYORUM"Ekrem Başkan Beylikdüzü Belediye Başkanıydı, ben de grup başkan vekiliydim o sırada.

Yanılmıyorsam Zeytinburnu İlçe Örgütümüz, Zeytinburnu'nda bir akşam toplantısı yaptı.

Ana konuşmacı, son konuşmacı bendim.

Ekrem Başkan da davetli belediye başkanı olarak, kendi ilçesinde neler yapıyor onu anlatıyordu ki, Zeytinburnu'ndakiler CHP'li bir belediyenin neler yaptığını görsünler diye akıllıca tasarlanmış bir ilçe programında.

Birlikte daha önce bir merhabalaştığımız falan oluyordu da o gün böyle yan yana birbirimizi dinledik.

O gün bugün çok yakın görüşüyoruz.

Yani o gün bugündür birbirimize...

Çünkü ben böyle, yaptıklarını görünce Beylikdüzü'nde çok etkilenmiştim.

Birbirimizi daha çok arar, sorar olduk.

Bir süre sonra da baktık ki, böyle hayata bakış açımız falan birbirine çok benziyor.

Herhalde yıl olarak baktığımda 2016 yılı falan...

Ben Ekrem Beyin İstanbul Büyükşehir adaylığı ile ilgili ilk ihtimali Veli Ağbaba'nın dillendirdiğini hatırlıyorum.

Şöyle ki, o yerel yönetimlerden sorumlu genel başkan yardımcısıyken, Ekrem Başkanla çalışmış.

O sırada da şöyle bir proje yapmışlar; herkes kendi memleketlerine gidip belediye başkanları bazı ziyaretler yapıyor.

Veli Ağbaba birkaç belediye başkanınınkine katılmış, bir de Ekrem Başkanınkine katılmış.

Bana şunu demişti; 'Ya inanılmaz profesyonel çalışıyorlar, şöyle yapıyorlar, böyle yapıyorlar.

İşte kadınlar için şunu düşünmüşler, toplumun çeşitli kesimleri için bunu düşünmüşler.

Çok iyi çalışmış, müthiş ekip çalışması, çok özenmiş, çok hazırlıklı.' Ve bunun üstüne dedi ki, 'Aslında İstanbul Büyükşehir'e Ekrem Başkan'ı aday yapmak lazım.'"İMAMOĞLU İLE ARAMIZDA KARDEŞLİK HUKUKU VAR"Ziyaretimde, Ekrem Başkan bana dışarıdaki mücadelenin güç verdiğini söylüyor.

Ben de ayrılırken 'Bu duruşunuz bana güç veriyor' diye söylüyorum.

O diyor ki, 'Sizin İstanbul'da geceleri, Anadolu'da yaptığınız o iş ve milletin sahiplenmesi bizi burada ayakta tutan tek şey Genel Başkanım' diyor.

Ben de diyorum ki, 'Sizi böyle gördüm ya, daha çok çalışmak zorunda hissediyorum kendimi' diyorum.

Zaten bizim evvel ezel aramızda bir dostluk var, bir kardeşlik hukuku var, kader ortaklığı var.

Şimdi artık o şöyle bir noktaya gelmiş; biz bu ülkede başarmak ve bu ülkeyi kurtarmak zorunda olan bir büyük mücadelenin iki adanmış neferiyiz.

Ve ben kendimi ondan, o kendini benden daha az sorumlu görmez.

Bizim birbirimize duyduğumuz bağlılık ve inanç her şeyin üstünde.

Çünkü tarihte görülmemiş bir kötülük, dünya üzerinde görülmemiş bir kötülükle karşı karşıyayız.

Buna ancak ve ancak bir kardeşlik hukuku çare olabilir.

O açıdan zaman zaman duygusal anlarımız oluyor, zaman zaman birbirimize moral vermemiz gerektiği zamanlar oluyor.

Biz meydan okuyoruz, diyoruz; yargılanmak değil, yargılamak için iddianame lazım.

Hepsinin iftira olduğunu biliyoruz ve diyoruz ki; 'Hadi yaz bakalım, kalem elinde, gizlilik var.' Sonuç bizim dediğimiz gibi oldu, iddianame çıktı ve millet hani ya dedi, nerede 9 aydır attığınız yalanlar, iftiraları neden buraya yazmadınız?

Buraya yazdıklarınız onlardan farklı.

Buraya yazdıklarınızın yüzde 90'ında zaten tutar yok."BİZ BU ÜLKEYİ KURTARACAĞIZ"Bir 29 Ekim Cumhuriyet Balosu'nda keyifler yerinde...

Bugünleri...

Kimi ikisi köşede duygusal bir sohbet yaparken, kimi burada kahkahalar atarken.

Ama bir yandan bir Cumhuriyet resepsiyonunda; salonun işte yüzde 40'ının falan bizden olduğu, yüzde 50'sinin bizden olduğu, tüm siyasi partilerin olduğu, bu ayıplı günlerin bittiği, keyiflerin yerinde olduğu bir Cumhuriyet resepsiyonunda hepsini görüyorum.

Yani Ekrem Başkan'la Mansur Başkan'ın belki Mansur Başkan papyon takmaz, onda daha çok kravat gözümün önünde, Ekrem Başkan papyon da takmış, kol kola, oradan oraya kahkahalar attıklarını, güldüklerini...

Bu acı günlerin geçtiği...

Ben her sabah yataktan bu fotoğrafa olan inançla kalkıyorum.

Biz bu ülkeyi kurtaracağız, yöneteceğiz ve bizim yönettiğimiz ülkede herkesin keyfi yerinde olacak.

Cumhuriyet; yapısı gereği ve yüz yıllık pratiği gereği kimsenin tek başına kurtulduğu ve bir zümrenin tek başına kazandığı bir rejim değil.

Kurtuluşun hep beraber olduğu ve herkesin birlikte kazandığı...

Cumhuriyet geride kimseyi bırakmaz.

Bakmayın kötü örneklerine şimdi, yani emekliye verilen bu ücrete falan.

Cumhuriyet; salgın hastalıkların olduğu, işgalin olduğu, ekonominin çok kötü olduğu, bir çakacak çivinin bile olmadığı, 5 kuruş paranın olmadığı bir yerde, bir anda bir büyük kalkınmayla geride kimseyi bırakmadan, herkese kazandıran, herkesin yüzünü güldüren, herkesi iyileştiren bir şey."DÜNYA SİYASET TARİHİNE ÇOK ÖNEMLİ KİLOMETRE TAŞLARI DÖŞÜYORUZ"O yüzden şimdi de 100 yıl sonra bir sefer daha bunu başaracağız.

Buna yürekten inanıyorum.

Bütün arkadaşlarımız geride kimseyi bırakmadan, hepimiz birden, o gece neşemiz yerinde, ülkede de herkesin keyfi yerinde bir 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı'nı yaşayacağız.

Kaç bayram sonra?

Bu sene mi?

Herhalde değil.

Gelecek sene mi?

Kuvvetle ihtimal.

En geç ondan sonraki sene.

Ama olacak bu!

Ve ona kadar küçük istasyonlarda durmuyorum, ara sahnelerle ilgilenmiyorum.

Dünya siyaset tarihine de Ekrem Başkan içeriden, biz dışarıdan çok önemli kilometre taşları döşüyoruz, çok önemli çiviler çakıyoruz.

Umarım başarırız.

Başarırsak demokrasi kazanacak.

Başarırsak insanların, dünyadaki pek çok otoritenin karşısında çaresiz hisseden herkese Türkiye bir kez daha örnek olacak. 100 yıl önce nasıl mazlum milletlerin örneği Türkiye'nin kuruluş hikayesiydi ve antiemperyalist mücadelesiydi, bu sefer de yine mağdurlara ve mazlumlara örnek olacak bir iş yapacağız.

Burada hassas olan nokta şu; tarih kazananları yazıyor, hatta kazananlar tarihi yazıyor.

En korktuğum şey bu kadar mücadelenin, bu kadar haklılık zemininin, bu kadar ahlaki üstünlüğün olmaması...

Onun için de her birimize çok fazla görev düşüyor."Odatv.com

İlgili Sitenin Haberleri