Haber Detayı
Statü: Anzaklılaştırma bakanlığı
Ey Okur Bu yazı, son yıllardaki akıl almaz trajik olayların yaktığı beynimin ürettiği bir İRONİ yazısıdır.
Ey Okur Bu yazı, son yıllardaki akıl almaz trajik olayların yaktığı beynimin ürettiği bir İRONİ yazısıdır. “Hocaefendi’nin Sandukası” adlı romanımda yaptığım gibi, çok ciddi tarihsel olaylarla gerçek kişilikleri bir hayal âleminde birleştirip ürettiğim, “Gerçeklik Ötesi” (Post Truth) bir yazı! *** Buyruk büyük yerden...
Sanki Emperyalizmin büyük düşünürü, Samuel P.
Huntington emrediyormuş gibi: Türkiye Laiklikten uzaklaştırılmalı, Demokratik olarak (!) Anzaklılaştırılmalıdır! *** ANZAK kelimesi, İngilizcede, Australian and New Zealand Army Corps (Avustralya ve Yeni Zelanda Kolordusu) ifadesinin baş harflerinden oluşturulmuş ANZAC sözcüğünün Türkçeleştirilmiş halidir.
I.
Dünya Savaşı sırasında, “Dünya Hâkimi” İngiltere İmparatorluğu’nun, sömürgeleri olan Avustralya ve Yeni Zelanda ülkelerinden topladığı askerlerle kurulmuş bir ordudur.
Savaşmak için Dünya’nın öbür ucundan Çanakkale’ye getirilmiş ve burada Mustafa Kemal ’in de komutasındaki Türklere yenilmişlerdir! *** Huntington’a göre, Batı uygarlığı dışındaki ülkeler Batı gibi olamazlar.
Bu ülkelerde Batılılaşmaya ve Modernleşmeye karşı üç tepki oluşur: Birinci tepki reddiyecilik: Hem Modernleşmenin hem de Batılılaşmanın yadsınması biçiminde gelişiyor. 16. yüzyıldan 19. yüzyıla kadar Japonya bunun klasik örneği.
İkinci tepki Kemalizm: Hem Modernleşmenin hem Batılılaşmanın kabul edilmesi biçiminde ortaya çıkıyor.
Örnek Türkiye.
Üçüncü tepki reformculuk: Modernleşmenin kabulü fakat Batılılaşmanın yadsınması biçiminde oluşuyor.
Klasik örnek Mısır’da Mehmet Ali Paşa , Çin’de Ching hanedanının son yılları ve 1870-1920 arası Osmanlı İmparatorluğu.
Huntington bu her üç tepkinin de Batı dışındaki toplumların “Batılılaşmasını” sağlayamadığını ve sağlayamayacağını belirtiyor.
Türkiye için, Batı Uygarlığı’nın içinde ikinci sınıf bir ülke olmaktansa, İslam Uygarlığı içinde bir merkez-lider ülke olmanın daha uygun olduğunu söylüyor.
Atatürk’ün toplumu Laikleştirmesinden dolayı, Osmanlı’nın İslam Uygarlığı’nın merkez ülkesi olma rolünü Türkiye’nin devam ettiremediğini ve bu rolü, Laik olduğu için, şimdi de üstlenemeyeceğini belirtiyor ve şöyle diyor: “Batı’nın laik ve demokratik düzeninde yeterince deneyim kazanmış olan Türkiye, artık İslam âleminin lideri olabilir.
Ama bunu yapması için, Rusya’da Lenin ’in reddedildiğinden daha şiddetle Atatürk’ün mirasını yadsımalıdır.
Bu ise ancak hem siyasal hem de dinsel açıdan meşruiyet sahibi olan üstelik de Atatürk kalibresinde bir lider tarafından gerçekleştirilebilir.” *** Dünya İmparatorluğu’nu İngiltere’den devralan ABD, İsrail’in güvenliği bağlamındaki Ortadoğu politikasını, Türkiye’nin, Kürtlerin ve Arapların desteği ile (vekâlet savaşları yoluyla) gerçekleştirmek istemektedir.
Siyasal ömrünün sonuna gelmiş görünen iktidarın bir can simidi olarak sarıldığı PKK ile ilgili “Süreç” , bu politika çerçevesinde işlevsel kılınmış ve Bahçeli ’nin son çıkışıyla baş aktörlerden biri olan PKK Liderine statü aranması aşamasına getirilmiştir! *** ABD Büyükelçisi Tom Barrack , Ortadoğu’da Osmanlı dönemine olan özlemini dile getirince, aklıma ANZAK örneği gelmişti.
Şimdi “İmralı”ya “statü” aranması aşamasında “Anzaklılaştırılabilme” olayını dile getireyim dedim.
Dost düşman, kimse alınmasın; işler öylesine çığrından çıktı ki biraz mizah işe yarar diye düşündüm! *** Küçükken, en uzun Türkçe kelime arayışında dilbilgisi kurallarını da bozarak, “Çekoslovakyalılaştırabilemediklerimizdenmisiniz” diye, ayrı yazılması gerek “misiniz” i da birleştirerek bir sözcük üretmiştik.
Ey Cumhuriyet Okurları Biliyorum, siz: “Anzaklılaştırabilemediklerimizdensiniz!”