Haber Detayı

Yol-İş’ten hükümete uyarı: Altın yumurtlayan tavuğu vermeyelim
Emek aydinlik.com.tr
23/02/2026 00:00 (1 saat önce)

Yol-İş’ten hükümete uyarı: Altın yumurtlayan tavuğu vermeyelim

Stratejik varlıkların devrine karşı uyarıda bulunan Yol-İş Şube Başkanı Ahmet Uçar, köprü ve otoyolların özelleştirilmesinin uzun vadede kamu gelirlerini azaltacağını ve emekçiler açısından hak kayıplarını derinleştireceğini belirtti.

Yol-İş Sendikası İstanbul 1 No’lu Şube Başkanı Ahmet Uçar, köprü ve otoyolların özelleştirilmesine yönelik iddia edilen çalışmaların kamu yararı açısından riskler barındırdığını ifade etti.

Yüksek kârlılık oranına sahip bu stratejik varlıkların devrinin işsizlik, gelir kaybı ve emek aleyhine sonuçlar doğuracağını söyledi.

Özelleştirme politikalarının yıllar içinde emeğin millî gelirden aldığı payı düşürdüğünü vurgulayan Uçar, köprü ve otoyolların kamuda kalması gerektiğini belirtti.

Uçar şu değerlendirmeleri yaptı: “Özelleştirme ülkemizin bir gerçeği. 1986 yılından bu yana özelleştirmeler devam ediyor. 1986 ile 2001 yılı arasında 7 buçuk milyar dolarlık bir özelleştirme yapılmış. 2002’den bugüne kadar toplam 66 milyar dolarlık bir özelleştirme yapılmış.

Özelleştirmeler halka anlatılırken şöyle anlatılıyordu: Bu kurumlar hantallaştı, çağı gerisinde kaldı, iyi yönetilemiyor, kamunun üzerinde bir kambur.

Eğer biz bunları satarsak daha fazla istihdam, refah, eğitim ve iş bulma imkânları ortaya çıkar, vergiler azalır dediler.

O günden bugüne kamunun bütün malları neredeyse satıldı.

Güvenlik konusunda sorun yaratacak kurumlarımız dahi satıldı.

Başta telekom, şimdi köprüler, otoyollar… Birçok kurum özelleştirme kapsamına alındı.

Sonra baktık ki büyük bir işsizlik ortaya çıktı, emeğin alım gücü zayıfladı, emeğin millî gelirden aldığı pay aşağılara düştü. “1986’da sendikalı işçi sayısı mevcut işçilerin yüzde 35’i. 2026’da sendikalı işçi sayısı mevcut işçi sayısının yüzde 14’ü.

Toplu iş sözleşmesinden yararlanan işçi sayısı bu rakamın yüzde 10’u kadar.

Mevcut yasadan, örgütlenme ve hukuksal sorunlardan dolayı sendikalı olanlar dahi toplu sözleşmeden yararlanamıyor. 1986’da asgari ücretli çalışan sayısı yüzde 15’ler civarında. 2026’da beyaz yakalılar dâhil mevcut çalışanların yüzde 60’ı asgari ücret veya daha aşağısını alıyor.

Özelleştirme emeği değersizleştirdi.

VERGİLER AZALMADI, İŞSİZLİK BÜYÜDÜ “Vergilerimiz azalmadı.

ÖTV, KDV gibi dolaylı vergiler halkın sırtına daha fazla yüklendi.

Kamu malları elden çıkarılınca istihdam yaratılamadı.

Kamu mallarının yarattığı katma değerlerin yerine yenileri konulamadı.

Muazzam bir işsizlik, vergi yükü, çalışan gelirlerinde gerileme ve refah kaybı ortaya çıktı.

İş kazalarında ve meslek hastalıklarında artış çok yüksek.

Bunlar özelleştirmelerin sonucu.

Memurlarımız da aynı şekilde.

Her geriye gidişte ‘düzenleme yapıyoruz’ derlerken çıkarılan kanunlarla birlikte alım gücümüz daha aşağılara gidiyor.

Sermayenin millî gelirden aldığı pay artıyor.

Emekli maaşlarında da ciddi bir düşüş söz konusu.

Artık bu özelleştirmelerden vazgeçilmeli. ‘ALTIN YUMURTLAYAN TAVUKLAR KAMUDA KALMALI’ “Türkiyemizin incisi iki tane köprü; biri 70’li yıllarda, diğeri 80’li yıllarda yapıldı.

Toplam uzunluğu 1205 km olan yedi otoyolumuzun özelleştirilmesi düşünülüyor.

Özelleştirmelerden ortaya çıkan olumsuz sonuçlar değerlendirilerek bu anlayıştan vazgeçilmeli, kamucu düzene dönülmeli.

En liberal dediğimiz Avrupa’da bile bazı stratejik kurumları özelleştirmemişler.

Güvenliği tehlikeye atacak ve hizmet odaklı kurumlar devletin elinde kalmış. “Bu köprülerimiz ve otoyollarımız gelir açısından muazzam kâr ediyor.

Köprülerimizde 42 lira geçiş ücretiyle 3 milyar 450 milyon lira net kâr var. 15 Temmuz Şehitler ve Fatih Sultan Mehmet Köprüleri’nin 2024 değerleriyle yüzde 96 kârlılık oranı var.

Otoyollarımız da kâr ediyor.

Yanı başımızda yap-işlet-devret modeliyle işletilen otoyollar var.

Mali zorlukların öne sürülerek satılması imkânsız. 2026 bütçesine baktığımızda 2,7 trilyon lira faiz ödemesi var.

Dolar kuruyla 63 milyar dolar sadece bir yılda ödeyeceğimiz faiz.

Tasarruf edilecekse buralardan edilmeli.

Bu kurumlarımız altın yumurtlayan tavuklar.

Güvenlik açısından da önemli; kamunun elinde kalması gerekir.

Köprülerimizi satanlar halkın nezdinde itibar sahibi olamazlar.

FİZBİLİTE VE DEĞER BELİRLEME ÇALIŞMALARI Uçar, Özelleştirme sürecine ilişkin yürütülen çalışmalar hakkında ise şunları söyledi: “Siz bir evinizi satacağınız zaman bir eksper getirirsiniz, bana göre otoyol ve köprülerdeki bu çalışma da bir eksper getirmedir.

Kanunlar otoyol ve köprülerin doğrudan satışına izin vermiyor.

Ancak bu çalışmaların işletme hakkının veya gelir devrinin verilmesi için yapıldığını ifade ediyor.

Duyumlarına göre bu devrin 25 yıl süreyle planlandığını ekliyor.

Fizibilite çalışmalarının ‘Bu yollar ve köprüler kaç para yapar, dünya piyasalarındaki sermayedarlar buna ne kadar verir?’ sorusuna yanıt aramak için yabancı şirketlere yaptırıldığını belirtiyor.

Bunun rutin bir işlem olduğunu söylemek çok doğru değil.

Özelleştirme süreci için devir planları gündemde.” Vergi ve kıdem tazminatı sorunları Ahmet Uçar, vergi dilimlerindeki adaletsizlik, kıdem tazminatı tavanı, arabuluculuk uygulamaları ve taşeron işçilerin güvencesizliği nedeniyle emekçilerin hak kaybı yaşadığını belirterek, kapsamlı yasal düzenleme çağrısı yaptı.

Uçar şu ifadeleri kullandı: “Gelir vergisi sisteminde muazzam bir adaletsizlik var.

Geçmişte yüzde 20’lik dilime geçiş miktarı brüt asgari ücretin 22 katıyken, bugün 5,5 katına düşmüş durumda.

Devlet vergi matrahlarını yükseltmediği için sendikanın ve işçinin direnip aldığı hakkın çoğu gidiyor.

Şu anda yüzde 15’lik vergi dilimi diye bir dilim kalmadı.

Bu kabul edilebilir bir sistem değil.

Vergi dilimi yüzde 15’e sabitlenmeli. “Kıdem tazminatında bir tavan var.

İşçinin 30 günlük brüt ücreti üzerinden hesaplanıyor ama yüksek devlet memurunun emekli ikramiyesini geçemiyor.

Burada toplu iş sözleşmesiyle taçlandırılmış, geliri yüksek olan işçilerde hak mahrumiyeti ortaya çıkıyor. “Arabuluculuk müessesesi de işçinin aleyhine kullanılıyor.

Mahkemeler uzun sürüyor denilerek işçi buraya yönlendiriliyor, ancak işveren işçiyi ‘Ya bu düşük rakamı kabul edersin ya da yıllarca beklersin’ diyerek tehdit ediyor.

Bu sistem tam bir emek sömürüsüdür ve mutlaka kaldırılmalıdır. ’17 BİN TAŞERON İŞÇİ GÜVENCESİZ’ “Karayollarında yaklaşık 17 bin taşeron işçisi çalışıyor.

Bu işçilerin yüzde 99’u asgari ücretle çalışıyor ve hiçbir sosyal hakları yok.

Soyunma yerleri, yemek paraları, yol paraları yok; tam bir kölelik düzeni yaşanıyor.

Bir afet anında (sel, deprem gibi) en iyi organize olan, en nitelikli personel bu kurumlardadır.

Bu sömürünün bitirilmesi ve işçilerin kadroya geçirilmesi gerekiyor.

Taşeronlar örgütlenebiliyor, ancak 6356 sayılı yasadan kaynaklı olarak mahkeme süreçlerinin çok uzun sürmesi ve toplu iş sözleşmesine uymayan taşeron firmaya yaptırımların yeterli olmamasından dolayı süreç bizi çok zorluyor.” ‘İNTİBAK YASASI ÇIKMALI’ Emekli maaşlarının düşüklüğü, Türkiye’nin en öncelikli konularından biridir.

Mutlaka bir intibak yasası çıkarılmalı, gerçekçi enflasyonlar açıklanmalı ve geniş halk kitlelerinin refah seviyeleri artırılmalı.

Birçok devlet memuru şu anda emekli olamıyor.

Çünkü aldıkları, eline geçen maaşın yüzde 60’lık kısmı çeşitli ödenekler adı altında kayıt dışı bir ödeme gibi gözüküyor.

Hem kıdem tazminatları düşük çıkıyor hem de kişilerin emekli maaşlarında çok ciddi bir düşüş oluyor.

Ne olmuştu?

ABD’li medya kuruluşu Bloomberg, İngiliz danışmanlık şirketi Ernst & Young LLP’nin (EY), 15 Temmuz Şehitler Köprüsü ve Fatih Sultan Mehmet Köprüsü ile bazı otoyolların işletme haklarının devri konusunda hükümete danışmanlık yapacağını yazmıştı.

Teknik danışmanlık için de BTY Group ile çalışıldığı belirtilmişti.

Türkiye Gazetesi’ne göre; Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, kamuoyunda “özelleştirme” olarak yansıyan sürecin aslında değer belirleme, finansal analiz ve fizibilite amaçlı danışmanlık hizmeti alımı olduğunu, bunun rutin bir çalışma olduğunu açıklamıştı.

Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı’nın Orta Vadeli Programı’na göre 2026’da 185 milyar lira özelleştirme geliri hedeflenirken, Mehmet Şimşek de 2026 için 10,5 milyar dolarlık gelir beklentisini dile getirmişti. 2012’de de benzer bir satış girişimi gündeme gelmiş, dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açıklamaları sonrası süreç sonuçsuz kalmıştı.

Yol-İş Sendikası Genel Başkanı Ramazan Ağar, geçen günlerde Aydınlık’a yaptığı açıklamalarda yolların devlet tarafından işletilmesi gerektiğini vurgulayarak işçilerin endişeli olduğunu ve süreci yakından izlediklerini belirtti.

İhale sürecinin 2026 sonlarında başlaması planlanıyor.

İlgili Sitenin Haberleri