Haber Detayı
Camadan Sigorta/Tülay Koçak: Enerji projelerinde sigorta maliyet değil, yatırımın kalkanı
Camadan Sigorta Kurucusu Tülay Koçak, enerji projelerinde sigortanın bir maliyet olarak değil, yatırımların değerini koruyan bir kalkan olarak düşünülmesi gerektiğini söyledi.
Türkiye’de enerji sektörü, 2001 yılında yürürlüğe giren 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu sonrası özel sektör yatırımlarıyla büyük bir dönüşüm yaşadı.
Kurulu güç arttı, finansman modelleri çeşitlendi, yenilenebilir enerji yatırımları hız kazandı.
Ancak yıllar içinde ortaya çıkan tecrübe, enerji yatırımlarının yalnızca üretim ve kapasite hesabı olmadığını gösterdi.
Camadan Sigorta Kurucusu Tülay Koçak, enerji yatırımlarında sigortanın rolüne ilişkin değerlendirmesinde, sektörün en kritik gerçeğine dikkat çekiyor: “Enerji yatırımları en az üretim kadar risk yönetimi işidir.
Doğal koşullara bağımlı, yüksek sermaye gerektiren ve yoğun regülasyona tabi bu yatırımlarda asıl mesele ne kadar gelir elde edileceği değil, belirsizliğin ne kadar yönetilebildiğidir.” “Farkı yaratan iyi senaryolar değil, kötü senaryolara hazırlıktır” Koçak’a göre enerji sektöründe yatırımın başarısını belirleyen unsur, iyimser projeksiyonlar değil; olumsuz senaryolara karşı hazırlık seviyesi.
Türkiye’de bankacılık sektörünün geçmişte enerji portföylerini devralmak zorunda kalmasının da bu gerçeğin bir sonucu olduğunu belirten Koçak, “Finans sektörü enerji riskini sahada yaşayarak öğrendi.
Bugün artık risk yönetimi yatırım kararının merkezinde olmak zorunda” diyor. “Sigorta prim değil, değer koruma mekanizmasıdır” Enerji yatırımlarında sigortanın hâlâ çoğu zaman “gider kalemi” olarak görüldüğünü belirten Koçak, bu algının değişmesi gerektiğini vurguluyor: “Yatırımcı ‘Prim ödüyorum ama hasar olmazsa para boşa gidiyor’ diye düşünüyor.
Oysa enerji sektöründe en büyük risklerin önemli bir kısmı fiziksel hasar yaratmaz; doğrudan gelir kaybına yol açar.” Koçak, burada kritik ayrımı şöyle özetliyor: Tesis ayakta olabilir ama üretim hedefi tutmayabilir.
Rüzgâr santrali çalışır durumdadır ama rüzgâr zayıf esebilir.
GES devrededir ancak verim düşebilir.
HES sağlamdır fakat kuraklık yaşanabilir. “Bunların hiçbiri klasik anlamda hasar değildir.
Ancak yatırımcı açısından doğrudan gelir kaybıdır.
Sigorta getiriyi artırmaz; ama kötü senaryolarda getirinin yok olmasını engeller ve değer kaybını sınırlar.” Üretim sapmaları finansal sürdürülebilirliği tehdit ediyor Uluslararası verilerin yenilenebilir enerji projelerinde yıllık üretim sapmalarının yüzde 10 ila yüzde 25 arasında değişebildiğini gösterdiğine dikkat çeken Koçak, yüzde 25’lik bir sapmanın proje finansman dengelerini ciddi şekilde bozabileceğini belirtiyor. “Bu düzeyde bir sapma, gelir-gider dengesini ateşe atabilir.
Sonuçta yatırımın finansal sürdürülebilirliği tehlikeye girer.
Kredi geri ödeme planları baskı altına girer, nakit akışı kırılganlaşır.” Parametrik sigorta: “Ne oldu?” değil, “Veri ne diyor?” Koçak’a göre bu noktada klasik sigorta modelleri yeterli değil.
Enerji yatırımlarında giderek daha fazla gündeme gelen çözüm ise parametrik sigorta. “Parametrik sigortada ‘Hasar var mı, eksper ne dedi?’ süreci yok.
Önceden belirlenmiş objektif bir parametre var: rüzgâr hızı, güneşlenme süresi, yağış miktarı, sıcaklık gibi.
Eğer bu parametre belirlenen eşiklerin dışına çıkarsa ödeme otomatik olarak tetiklenir.” Koçak, bu yaklaşımı şu sözlerle özetliyor: “Burada soru ‘Ne oldu?’ değil, ‘Ölçüm-veri ne diyor?’ sorusudur.
Süreç hızlanır, belirsizlik azalır, finansal planlama güçlenir.” İklim değişikliği artık bilanço riski Enerji yatırımlarında yeni ve kaçınılmaz gündemin iklim değişikliği olduğunu vurgulayan Koçak, bunun artık yalnızca çevresel bir tartışma başlığı olmadığını belirtiyor: “İklim değişikliği doğrudan bilanço riski oluşturuyor.
Geçmiş 20 yılın meteorolojik ortalamalarına dayanarak yapılan üretim projeksiyonları geleceği temsil etmeyebilir.” Rüzgâr rejimlerinin kaydığını, yağış desenlerinin değiştiğini, aşırı sıcaklık ve ekstrem hava olaylarının sıklığının arttığını ifade eden Koçak, bunun sadece fiziksel hasar riskini değil, üretim oynaklığını ve tahmin hatasını büyüttüğünü söylüyor. “Tahmin hatası arttıkça finansal volatilite artar.
Finansal volatilite arttıkça kredi riski büyür.
Bu nedenle iklim riski artık sadece teknik ekiplerin konusu değil; CFO’nun, risk komitesinin ve kredi komitesinin ajandasında.” “Sigorta artık finansal istikrar mekanizması” Koçak’a göre enerji yatırımlarında sigorta özellikle parametrik çözümlerle birlikte artık yalnızca tazminat aracı değil, finansal istikrar mekanizması haline geliyor: “Enerji yatırımında sigorta bir gider kalemi değildir.
Yatırımın değerini, nakit akışını ve kredi güvenilirliğini koruyan stratejik bir araçtır.
Özellikle iklim belirsizliğinin arttığı bir dünyada, sigorta yatırımın görünmeyen ama en kritik teminatıdır.” Enerji sektöründe yeni dönemin yalnızca megavat değil; megavatın arkasındaki risk mimarisini konuşma dönemi olduğunu belirten Koçak, yatırımcıların artık şu soruyu sorması gerektiğini söylüyor: “Ne kadar üretirim?" değil, “Üretemediğimde ne kadar korunurum?”