Haber Detayı
Mutfaktaki "değişim" ve geleceğin şefleri: Bir Anadolu hikâyesi yazmak
Gastronomi sadece bir lezzet şöleni değil; ülkelerin yumuşak gücü, ekonomik kalkınma modeli, kültürel imzası. Culinary Forum, katılımcısı binlerce genç şef adayı ile Türkiye’yi 80 milyar Euro’luk devler ligine taşıyacak büyük "değişim”i muştuluyordu.
Geçtiğimiz günlerde rotamı bir kez daha (bu sene beşinci kez) Akdeniz’in o insanın ruhunu tazeleyen turkuaz sularına, Antalya’ya çevirdim.
İyi ki de öyle yaptım; çünkü, gastronomi dünyamızın geleceğine dair umutlarım tazelendi.
Nirvana Cosmopolitan Hotel’in ev sahipliğinde düzenlenen 4.
Culinary Forum, bu yıl "Xchange-Değişim" temasıyla kapılarını açtı. 100’ü aşkın üniversiteden gelen, gözleri ışıl ışıl binlerce gencin heyecanına ortak olmak, meslekte ellinci yılına merdiven dayamış bir gazeteci olarak beni sadece heyecanlandırmadı, aynı zamanda duygulandırdı.
Forum’un kurucu ortağı Big Chefs Mutfak Koordinatörü Murat Aslan, her zamanki vizyoner ve enerjik yaklaşımıyla çok önemli bir gerçeğin altını çizdi: Gastronomi artık sadece mutfaktaki tencerenin kaynaması, bir tarifin sadakatle uygulanması değil; ekonomi, kültür, tarih ve markalaşmanın sarmalından oluşan devasa bir stratejik güç.
Forum’un kurucu ortakları Big Chefs Mutfak Koordinatörü Murat Aslan (solda), Akdeniz Üniversitesi Gastronomi Bölümü Öğretim Üyesi Doç.
Dr.
Adem Arman ve gastronomi alanında uzun yıllar kurumsal iletişim çalışmaları yürüten Selcan Karaburun.
Gastronomi ihracatı Dünya sahnesine baktığımızda rakamlar bize çarpıcı bir hikâye anlatıyor.
İtalya, sadece makarna ve pizzayı değil, bir yaşam biçimini ihraç ederek gastronomiyi yaklaşık 70 milyar Euro’luk bir devasa değere dönüştürmüş durumda.
Fransa, mutfak kültürünü devlet politikası haline getirerek 80 milyar Euro’nun üzerinde bir ekonomik mucize yaratıyor.
Japonya ise dünya genelindeki 180 bini aşkın restoranıyla mutfağını küresel bir kültürel imparatorluğa dönüştürdü.
Murat Şef’in paylaştığı bu veriler, bizim için sadece birer istatistik değil, aslında bir "yol haritası".
Türkiye olarak biz de bu ligde "ben de varım" diyoruz.
Ancak Murat Aslan’ın da sık sık vurguladığı gibi, bunun yolu sadece mutfakta en iyi yemeği yapmaktan değil; o yemeği en iyi şekilde hikâyeleştirmekten ve pazarlamaktan geçiyor.
UNESCO Yaratıcı Şehirler ağındaki Gaziantep, Hatay ve Afyonkarahisar gibi gastronomik kalelerimizle gururlanırken, Michelin Yıldızlı restoranlarımızın sayısının artmasıyla çıtayı her geçen gün yukarı taşıyoruz.
Fakat gerçekçi olmalıyız; İtalya’ya her üç turistten biri sadece "yemek" için giderken, bizde bu oranın hâlâ yüzde 15-20 seviyelerinde seyretmesi, önümüzde katedilmesi gereken heyecan verici ve bir o kadar da emek isteyen bir mesafe olduğunu gösteriyor.
Küresel elçilerimiz Forum’da moderatörlüğü üstlendiğim iki panele katıldım.
Etkinlik boyunca beni en çok etkileyen, paneller arasındaki boşluklarda gençlerle yaptığım o kısa ama derin sohbetler oldu.
Deneyimli şefin şu tespiti âdeta bir manifesto niteliğindeydi: "Gençleri sadece iyi birer aşçı olarak değil, mutfağını, ürününü ve hikâyesini dünyaya taşıyabilecek donanımlı temsilciler olarak yetiştirmeliyiz." Gerçekten de öyle...
Bir yemeği sadece reçetesine uygun pişirmek bugünün dünyasında yetmiyor.
O tabağın arkasındaki Anadolu toprağını, bin 806 coğrafi işaretli ürünümüzün benzersiz karakterini ve binlerce yıllık kültürel katmanlarımızı dünyaya bir "hikâye" olarak anlatabilmek gerekiyor.
Eğer bugün Londra’da, New York’ta veya Tokyo’da bir Türk şefin elinden çıkan o eşsiz lezzet, bir yabancı turisti etkileyip "Ben bu lezzetin peşinden Türkiye’ye gitmeliyim" dedirtebiliyorsa; işte o zaman gerçek bir başarıdan bahsedebiliriz.
Bu zincirleme etki; uçak biletinden konaklamaya, çarşıdaki esnaftan tarladaki çiftçiye kadar herkesin sofrasına bereket getiriyor.
Moderatörlüğünü üstlendiğim Yerel Gıda ve Sürdürülebilirlik Bu Kadar Değerliyse, Çiftçi Neden Hayatta Kalamıyor? başlıklı panelde konuklarım (soldan) Dr.
Öğr.
Üyesi Gamze Şanlı Ak, Berker Çiftçi (Tohum Ambarı – Üretici & Saha Perspektifi), Rıza Belenkaya (Midpoint Ar-Ge Şefi – Zincir Restoran Perspektifi) Değişimin getirdiği umut "Xchange-Değişim" sadece bir tema değil, aslında bir zorunluluk.
Gastronomi turizmini; tarihle, arkeolojiyle ve yerel sanatla harmanlayıp bir "deneyim paketi" haline sunmak zorundayız.
Kültür ve Turizm Bakanlığı’mızın bu alandaki çalışmaları, sektörün profesyonelleşmesi ve eğitimli genç iş gücünün sahaya inmesi, bu büyük değişimin en önemli yapı taşları.
Antalya’dan dönerken valizimde sadece güzel anılar ve notlar değil, gastronomi liginde en üst sıralara tırmanmaya kararlı bir Türkiye’nin sarsılmaz umudu vardı.
Bugüne kadar foruma katılan binlerce genç şef adayının o bitmek bilmeyen enerjisi, yerel mutfağımızın küresel bir dile dönüşeceğinin en somut müjdecisiydi.
Bilgiyi deneyimle buluşturan, sürdürülebilirliği merkeze alan ve gelenekten güç alarak geleceği inşa eden bu buluşmalar, mutfağımızın dünyadaki imzasını çok daha belirgin kılacak.
Unutmayalım ki; bir ülkenin kalbine giden yol, biraz da mutfağından geçer.
Bizim mutfağımız ise sadece doyurmuyor, aynı zamanda binlerce yıllık bir kardeşlik hikâyesi anlatıyor.
Kıyılardan sofralara: Muratpaşa’nın gastronomi stratejisiYaşam Keyfi