Haber Detayı

Rapor Üzerine Düşünceler
Yazarlar cumhuriyet.com.tr
21/02/2026 04:00 (1 saat önce)

Rapor Üzerine Düşünceler

TBMM’de kurulan “Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu” 5 Ağustos 2025’ten beri çalışıyordu.

TBMM’de kurulan “Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu” 5 Ağustos 2025’ten beri çalışıyordu.

Komisyon 21 toplantı yaptı. 137 kurum ve uzman dinledi. 4 bin 199 sayfalık bir arşiv oluşturuldu. 4 bin sayfayı aşan bu tutanaklardan çıkarılan 83 sayfalık rapor 18 Şubat 2026 Çarşamba günü açıklandı.

İYİ Parti dışındaki tüm partilerin katıldığı böylesi bir çalışmanın yapılması, eksik ve çelişkili de olsa bir rapora ulaşılması önemlidir.

Ancak bu durum, raporun çelişkilerini ortaya koymamıza engel olmaz.

Konu, MHP Genel Başkanı Bahçeli’nin girişimiyle başladı.

Bahçeli başından itibaren “bebek katili”, “terörist başı” diye tanınan Öcalan’ı “kurucu önder” düzeyine getirdi.

Kuşkusuz 50 bini aşkın vatandaşın ölümüne sebep olan terör hareketini başlatan Öcalan’ın “lider” ve “kurucu önder” konumuna yükseltilmesi “tarifi imkânsız” büyük bir çelişkidir.

Raporda “terör örgütünün silah bırakması” başlığı altındaki paragraf önemlidir.

PKK’nin silah bırakmasının “güvenlik birimlerince tespit ve teyit edilmeden” hiçbir gelişmenin siyasi ve hukuki sonuç doğurmayacağı açıkça belirtilmiştir.

Terörsüz Türkiye sloganı ile başlayan çalışma, barış ve kardeşliğe dayandırılan kavramların ardından “silahların bırakılmasının kesin tespit ve teyit edilmesi” noktasına varılması, aslında PKK’nin henüz tam olarak silah bırakmadığının da açıkça ortaya konmasıdır.

DEM Parti temsilcileri, raporda geçen “terörsüz Türkiye”, “terör örgütü”, “silahlı terör örgütünün varlığı” gibi söylemlere karşı çıktılar.

Bunlar yerine ısrarla raporda “Kürt sorunu”nun yer almasını istediler.

Ancak DEM Parti, bu rapordan ve gelişmelerden memnun görünüyor.

Öcalan’ın “bebek katili”, “terör örgütü başı” kimliklerinden “kurucu önderliğe” terfi etmesi onları çok memnun ediyor.

Komisyonun çalışma süreci içinde İmralı’ya yapılan ziyaretler nedeniyle Öcalan sürekli gündemde kalmayı başardı.

Gerek PKK gerekse kendisi yönünden olumlu imaj yaratma konusunda gayretlerini sürdürdü.

Özellikle vatandaşlık tanımı üzerinde görüşler öne sürdü.

Öcalan, anayasadaki vatandaşlık tanımı yerine “özgür yurttaş” adını verdiği bir tanım öneriyor.

Bu tanımın ne anlama geldiği tam olarak ortaya çıkmış değildir.

Komisyonun çalışma süreci içinde DEM Parti için en önemli amaç, terörün sonlandırılması değil, İmralı’daki Öcalan’ın özgürlüğe kavuşması konusudur.

Rapor, demokratikleşme yönünde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve Anayasa Mahkemesi (AYM) kararlarına uyulması gerektiğini ve uyulacağını belirtiyor.

AİHM ve AYM kararlarını uygulamayan kim?

AKP ve MHP iktidarı üye sayısı nedeniyle komisyonda çoğunluktadır.

Buna karşı iktidar, kendi uymadığı kurallara uyulmasını bekliyor.

Kuşkusuz bir önemli çelişki de budur.

Raporda kabul edilmeyecek nokta, Cumhuriyet rejiminin görmezden gelinmesi, hatta karalanmasıdır.

Rapor, Cumhuriyetin kuruluşunu sağlayan anayasal metinlerin ve uygulamaların Kürtleri dışladığını iddia ediyor.

Burada 1924 Anayasası işaret ediliyor.

Rapor “Kürtlüğün ve Kürtçülüğün yasaklanmasının Kürt isyanlarını ürettiğini” ileri sürüyor.

Böylece Öcalan’ın her fırsatta ileri sürdüğü gibi “Cumhuriyet rejimi bizi inkâr etti, biz de isyan ettik” demek istiyor.

Böylece Kürt isyanları ve son PKK terörist hareketi, Türkiye Cumhuriyeti’nin varlığı üzerine yıkılmak isteniyor.

Cumhuriyet dönemi, Kürtlerin dışlandığı ve inkâr edildiği bir dönem olarak tanımlanıyor.

Raporda Erdoğan’ın sloganı olan “Türk-Kürt-Arap kardeşliği” öne çıkarılıyor.

Böylece, AKP’nin çok sevdiği “Osmanlı modeline” gönderme yapılıyor.

Oysa raporun başlangıç bölümünde yer alan “Türkiye’nin üniter yapısı, toprak bütünlüğü, Türkçenin resmi dil statüsü ve laik Cumhuriyet ilkesi temel değerlerdir” düşüncesi belirtilmişti.

Böylece bu ilkeye de karşı çıkılıyor.

Bu durum kuşkusuz raporun çok önemli bir çelişkisidir.

Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun reddedilmesidir. 100 yıllık Cumhuriyete karşı bir tavırdır.

Bu durum Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti’nin tarihiyle ilgilidir.

Türkiye Cumhuriyeti’nin inkâr edilmesi çok ciddi bir kırılma noktasıdır.

CHP Grup Başkanvekili Murat Emir bu duruma karşı çıkmıştır ancak yeterli değildir.

CHP kendi tarihine sahip çıkmalıdır ve bu duruma çok açık ve sert bir biçimde tavır almalıdır.

Atatürk Cumhuriyeti, önümüzdeki seçimleri kazanmak için her türlü formülü benimseyen AKP ve MHP görüşlerine kurban edilemez.

İlgili Sitenin Haberleri

Vizyon Yazarlar cumhuriyet.com.tr
1 saat önce

Vizyon

NATO 3.0 Yazarlar cumhuriyet.com.tr
1 saat önce

NATO 3.0