Haber Detayı
Doğu Akdeniz gemi trafiği bu sistemle denetlenecek
KKTC’de yapımı devam eden Doğu Akdeniz Gemi Trafik Hizmetleri (DAGTH) Sistemi projesinde sona yaklaşıldı. Sistem, Temmuz 2026’da hizmete alınacak.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC)’nde Denizcilik Genel Müdürlüğü tarafından yürütülen ve yükleniciliğini HAVELSAN’ın üstlendiği trafik gözetleme istasyonlarının inşası sürüyor.
KKTC Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Erhan Arıklı, Doğu Akdeniz Gemi Trafik Hizmetleri (DAGTH) Sistemi projesinin tamamlanmak üzere olduğunu ve yakında ülkeye ve bölgeye hizmet vermeye başlayacağını söyledi.
Bakanlık’tan yapılan açıklamaya göre Arıklı, T.C.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Denizcilik Genel Müdürü Ünal Baylan ve beraberindeki heyeti kabul ederek DAGTH Projesi’nde gelinen son aşamayı ele aldı.
Toplantıda ilk sözü alan Denizcilik Genel Müdürü Ünal Baylan, söz konusu projenin zamanında tamamlanabilmesi, işletimine yönelik karşılaşılabilecek muhtemel risklerin giderilmesi ve alınacak kararlara ilişkin hususların ilgili kurumlarla görüşülüp değerlendirilmesi amacıyla ziyareti gerçekleştirdiklerini belirterek Bakan Arıklı’ya teşekkür etti.
Bakan Arıklı ise Doğu Akdeniz Gemi Trafik Hizmetleri (DAGTH) Sistemi’nin KKTC kıyılarına kurulmasına ilişkin protokolün imzalanmasının ardından çalışmaların süratle yürütüldüğünü ve projenin Temmuz 2026’da tamamlanarak hizmete alınmasının planlandığını ifade etti.
Arıklı, DAGTH Projesi’nde gelinen aşamada; Sadrazamköy, Karpaz ve Çayırova Trafik Gözetleme İstasyonları yapım işlerinin kısmen tamamlandığını, uygulama yazılımına yönelik geliştirme çalışmalarının ise devam ettiğini kaydetti.
DENİZ ALAN FARKINDALIĞI AÇISINDAN ÖNEMLİ Bakan Arıklı, Doğu Akdeniz’in enerji taşımacılığı rotası olduğunu, LNG ve petrol tanker trafiğinin yoğunluk gösterdiğini ve jeopolitik açıdan kritik bir bölge olduğunu hatırlattı. “Bu nedenle DAGTH yalnızca sivil trafik yönetimi açısından değil, aynı zamanda deniz alan farkındalığı bakımından da önem taşımaktadır.” diyen Arıklı, projenin uygulamaya girmesiyle KKTC ile Türkiye arasında deniz trafiğini gözlem kapasitesinin artacağını söyledi.
Projenin ayrıca Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti limanlarına yaklaşma güvenliğini artıracağını, kılavuzluk ve römorkaj planlamasının daha etkin yapılmasını sağlayacağını, sigorta risk primlerinde düşüş yaşanabileceğini ve tehlikeli yük taşımacılığının daha kontrollü hâle geleceğini; böylece ticari gemiler için operasyonel öngörülebilirlik sağlanacağını ifade etti.
Arıklı, sistemin en büyük kazanımlarından birinin kaçakçılık ve düzensiz göçün etkin bir şekilde takibinin yapılabilmesi olduğunu belirtirken; buna ek olarak, asimetrik deniz tehditlerinin erken tespiti ve Anamur’dan Geçitköy’e su taşıyan boru hattı gibi kritik altyapının izlenmesinin de mümkün olacağını söyledi.
Arıklı, “Bu proje, pasif radar gözetiminin ötesinde bir durumsal farkındalık ağı oluşturur.” dedi.
Kabulde Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanlığı Müsteşarı Enver Öztürk, Bakanlık Müdürü Mustafa Ambar, Plan Proje Müdürü Ayşe Tosunoğlu da hazır bulundu. ‘MAVİ VATANIMIZDA ÇIKARLARIMIZI KORUYACAĞIZ’ Geçen yıl proje ile ilgili bilgiler paylaşan Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu da kurulacak sistemle birlikte Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de etkinliğini artıracağına dikkati çekerek, “Proje ile Mavi Vatan’ımızda çıkarlarımızı koruyacak, KKTC çevre denizleri ve ülkemiz arasındaki deniz alanında deniz trafiğini izleyebileceğiz.” demişti.
Uraloğlu, şu bilgileri paylaşmıştı: Uraloğlu, inşaat ve altyapı çalışmalarına başlanan trafik gözetleme istasyonlarının radar cihazları, kameralar, haberleşme teçhizatları, meteoroloji algılayıcıları ve modern teknolojinin tüm imkanları kullanılarak 24 saat kesintisiz izleme yapabileceğine dikkati çekerek “Bu sayede herhangi bir gemi anında tespit edilebilecek ve bilgiler anında hem KKTC’de kurulacak merkeze hem de ülkemizde kurulmuş olan merkeze iletilecek.
Gemi kimliklendirilmesi, gemi trafiğinin kesintisiz izlenmesi ve düzenlenmesi, gemilere seyir bilgileri ve genel uyarıların iletilmesi, özellikli alanların kontrol yönetimi, kaçakçılığın önlenmesi, tehlike uyarılarının yapılması, kaza, yangın gibi acil durumlarda ilgililerin bilgilendirilmesi, meteorolojik verilerin gerektiğinde gemilerle paylaşılması gibi işlemleri bu sistemler sayesinde sağlayacağız.” demişti.
İSRAİL VE RUM-YUNAN İKİLİSİ ENDİŞELİ KKTC ve Türkiye’nin bu ortak hamlesi ise Rum-Yunan ikilisini endişelendirdi.
Yunan basınına göre İsrail de bu projeden son derece rahatsız.
Pentapostagma’da yer alan haberde, “Ankara, Doğu Akdeniz’in büyük bir bölümünü kontrol edecek ve bu durum Kıbrıs ve İsrail’de endişe yaratıyor.” denildi.
Gözlem istasyonlarının yanı sıra Türkiye’nin Karpaz bölgesinde dev bir deniz üssü kurmaya hazırlandığı da belirtilen haberde, “Bu üs çeşitli suüstü gemileri ve denizaltılardan oluşacak özel bir ‘hızlı müdahale deniz grubu’ ile desteklenecek.” denildi.
Türkiye’nin gözlem noktaları ve üs çalışmalarıyla ilgili şu değerlendirmelere yer verildi: 1.
Bu üs ve gözlem noktaları, İskenderun’dan Süveyş’e kadar olan bölgeyi kontrol etmektedir.
Bölgedeki doğal gaz sahaları ve Türkiye’nin Suriye’deki askeri planları dikkate alındığında bunun ne anlama geldiği açıktır. 2.
Suriye kıyıları ile ilgili stratejik bir hamle teşkil etmektedir.
Çünkü gelecekte Arap ülkeleri veya İran’dan gelecek petrol ve doğal gaz boru hatlarının son noktası burası olabilir.
Suriye savaşından önce bu tür planlar vardı ve savaşın nedenlerinden birini oluşturuyordu. 3.
Türkiye, Doğu Akdeniz’in yeni mimarisinde daha etkin var olarak NATO hem de Rusya için önemli ve gerekli bir aktör haline gelmeyi hedeflemektedir. 4.
Geçitkale’deki “insansız hava araçları” üssü ile bağlantılıdır ve Türkiye’nin bir yandan Ege’ye, diğer yandan Suriye’ye ve daha geniş Orta Doğu’ya uzanan daha geniş bir ağının parçasıdır. 5.
Marmaris’ten başlayıp İskenderun’da sona eren Türk gölü mantığını güçlendirmektedir.